Komik Anlar..

Cumartesi, Eylül 04, 2010

Başımdan geçen komik olayları anlatma konusunda pek başarılı değilim sanırım. Kendimi bildim bileli başkaları tarafından hep komik bulundum. Bunu kötü anlamda söylemiyorum. Belki de bu yönümü fark ettikleri için onlara teşekkür etmem gerek. Hayatım boyunca birçok şeye tanık oldum.. Hüzne,Acıya,Öfkeye dayanan o kadar çok şey gördüm ki.. Artık neyin ne olduğunu daha iyi anlıyorum.
Ee zaten bir süre sonra insan,neler yaşadığını bilmez mi ? Ya da neler yaptıklarını ? 
Bunun sonuçlarına katlanmayı elbette biliyordur. Çünkü bunu yapmadan önce sonuçlarına katlanmasına gönlü razı olmuştur. Komik anlara başlıyorum..
* Arkadaşımın bir arkadaşı ergenlik dönemine girdiğini yeni yeni farkına varmış.. (Ergenlik dönemine giren kişinin cinsiyeti kız) Okulda yaşanmış bu olay. Öğrenciler koridorlarda koşuşturup,gülerken o kızlar tuvaletinde hiç beklenmeyecek bir davranışta bulunmuş. Evden bir adet hıyar getirmiş. 
Kızlar tuvaletine hıyarı gizli getirmiş. Herkes tuvaletten çıkıp derse girdikten sonra o tek başına kalmış.
Ve hıyarı anüsüne sokmaya başlamış. Yaparken amacı neydi acaba ?  Anüsüne yerleştirdiği hıyarın üstünde tepinmeye başlarken zevk almış. Ancak sonuç kötü bitmiş. Hıyarla zevk alan kız bir süre sonra acı içinde kıvranmaya başlamış. Çünkü hıyar ortadan ikiye ayrılmış. Hıyarın bir kısmı anüsün içinde kalmış. Ambulans çağrılmış ve kızı hastaneye kaldırmışlar. Bu durumu öğrenen arkadaşları resmen kahkaha krizine girmiş.. Hocalar bile hiç beklemiyormuş. Doğal olarak herkes şaşkınlığını gizleyememiş. Bu kadar merak akla zarar be kardeşim 
*Edebiyat Dersindeyiz.. Dersten aşırı sıkılan bizler kendimizi zilin çalmasına hazırlarken arkadaşım birden parmağını kaldırıp,cam açılmasını istedi. Cam tarafında oturan arkadaşım cam açmaya yeltenirken gıcır gıcır sıranın üstüne çıktı
 Arkadaşım 
  - ''Doğukan,bastığın yerleri toprak deyip geçme sakın'' dedi. 
Bunun üzerine Edebiyat Hocam ciddi bir tavırla;
 - Oğlum o bastığı yer toprak değil, sıra sıra.. dedi ve bütün sınıf kendini gülerken buldu. 
* Sosyoloji dersindeyiz. Sosyoloji hocam ,bayan ve doğu anadoluda görev yapmanın bir bayan için ne kadar zor olduğundan bahsederken herkes put gibi kesilmişti. Her sosyoloji dersinde sınıf,adeta bir put kesiliyordu.
Sınıfta sükunet hissedilirken ben dayanamayıp ;
 - Hocam siz kendinizi nasıl koruduz ? diye bir soru sordum
Bunun üzerine kız arkadaşım kısık sesle ;
 - ''Silahı falan vardır belkide.'' dedi 
Bunun üzerine Sosyoloji hocam;
  - Kalaşnikofla yatıyorum her gece.. Kalaşnikofla dağ taş geziyordum.. Töbe yarabbim.. der ve sınıf kendini gülme krizinde bulur. Herkesin güldüğü bi anda hoca da kendini tutamayıp güldü.
*Yıl 2006. Arkadaşım ve Ben Cevahir Avm'e Harry Potter ve Ateş Kadehini izlemeye gidiyoruz. O zamanlar Alışveriş Merkezlerine çocukların alınması uygun görülmüyordu. Çünkü bir AVM'de çocuk ölmüştü.  Önlem niyetine görevliler çocukları almıyorlardı Avm'lere. İçeri girdik. İçeri girerken arkadaşım güvenlik görevlisinin gözüne bakmayarak hızlıca geçti. Bana gülerek ;
 - Mert aldılar bizi..İnanamıyorum ya dedi. Ben de ;
 - Tabiki alacaklar. Biz artık çocuk değiliz ki dedim. Gülerek sinema yerini aramaya başladık
Daha önce hiç Cevahire gelmemiştik. Cevahirin iç krosi öyle karışık ki yönümüzü bile şaşırıyorduk.
İçi gerçekten çok karışıktı. Gittiğimiz her yerde sinema hep karşımızda çıkıyordu ama biz bi türlü bulamıyorduk. Salak falan değildik. Sadece sürekli karşımızda İsmi beliren bir yeri bulamamaktan dolayı şaşkındık. Yemek katına gidip oradan giriş var mı diye kontrol ettik. Ne yazık ki orada da yoktu giriş falan. Yemeklerini yiyen insanlar bize şaşkın şaşkın bakarken,bizim aklımız sinema yerini bulmakla meşguldü. En sonunda sinema mekanını bulduk. Bilet aldık ve sinemaya girdik. Ee sinemaya geliyoruz ama elimizde mısır denen şey yok. Öyle aval aval sinema salonuna giriyoruz. Herkesin elinde mısırlar, kolalar, bizim elimizde de şişe su var. Mısır ve Kola almaya vakit kalmamıştı. Hem film başlayacaktı hem de mısırcıda felaket bir sıra vardı. Arkadaşım ikinci yarıda dayanamayarak;
 - Mert benim canım mısır istiyor. Git al gel. Bak herkes yiyor. Biz gariban gibi kaldık yanlarında
 - Film başlayacak birazdan. Yarıdan izleyemem valla. Hem ilk yarıda yemedik bir şey olmadı.
 -Ama mısır alacak paramız var. 5 dakkada gidip alsan ya ?
-Film başlayınca kapıyı kapatıyorlar gidersem bi daha geri dönemem. Hem filmi kaçırırım. dedikten sonra arkadaşım hüzünlü hüzünlü etrafındaki neşeye baktı. Kaderine isyan edercesine su şişesini sıktı ve filmi su içerek izlemek zorunda kaldı. Ve ben ne zaman sinemada mısırcı görsem aklıma hep bu anı geliyor. Bunları ailemize anlattığımızda çok güldüler. Salak muamelesi yaptı bana annem ama sonradan bu düşüncesi yok oldu. Biz hep bu anımızı hatırladığımızda hala güleriz. Suyla izlenilen bir film ve etrafınızda mısır seslerini çıkaran insanlar.. Ne hoş değil mi ?
*Sıra arkadaşımla sürekli didişip dururuz. Daha çok argo sözler söyleriz birbirimize ama asla kötü niyetimiz yoktur birbirimize karşı. Kalbimiz kırılmaz yani. Öyle der geçeriz. Argoları pek ciddiye almayız. Arkadaşım Her Sanat dersinde hocaya laf atmadan duramazdı. Hoca sınıfa geldiği anda başlardı eleştirmeye ;
 - Şuna bak saçlarını yine elektriğe verip gelmiş. 
 - Kıyafete bak. Bit pazarından almış anlaşılan
 - Giydiği her kıyafet bu kadar rüküş olmak zorunda mı *
Diye uzar gider bu liste. Her söylediği cümleyi bizzat ben duyardım. Her duyduğumda gülerdim. Çok güldüm sayesinde. Bu yüzden onu çok seviyorum. 
*Ananemin Kiracısı harfleri söyleyemiyor. Ağız yapısında problem var sanırım. Kelimeleri tam söyleyemiyor. Dayım anlatmıştı bunu bana. Çok gülmüştük. Kiracımız dayıma ;
  -Burada Tüp var mı [ Dayım dediğini süt olarak algılamış ]
 Dayım;
 - Evet abi. Bakkalda var
 Kiracı bir süre sonra evden çıkmamış ve çıkarken yanına tüpü almış.Dayım şaşkınlıkla ;
 - Abi nereye götürüyorsun tüpü ?
 Kiracı ;
  -Sen dedin ya, Bakkalda tüp var diye. Değiştirmeye gidiyorum. 
 Dayım yarı utangaç ,yarı gülüşle ;
 -Abi ben süt var diye söyledin sandım. O yüzden evet var dedim. Tüp dediğini bilmiyordum dedi.
Bunu anlatırken evdeki her insan kendini gülmekten alamadı..
*Rümeysa Gaziantepe gitmiştir. Gaziantep iken beni aradı. Konuştuk,Güldük bir süre.
Bana ;
 - Mert ben buralardan çok tırsıyorum ya. Yaşlı kadınlar ''seni evlendireceğim oğlumla'' diyor. Kaçsam mı buralardan ?
Ben telefonda kahkaha attıktan sonra ;
 - Saçmalama rü. Onlar sana birşey yapamaz. 
 Rü;
 - Ya bir şey yapamazlar demişken. Katmer verdiler bana. Yedim biraz önce. Karnım çok ağrıyor. Fare zehri falan mı koydular arasına. 
Bir kahkaha daha atttıktan sonra ;
 - Fare zehri atacak kadar vicdansız olacaklarını sanmıyorum rü. Soda iç. Bir süre sonra gider karın ağrın.. dedim ve telefonu kapatırken hala gülüyordum..
*Odama New Moon Posteri astım. Edward,Bella,Jacop var. Annem bunların hiçbirini tanımıyor.
Odalara poster asılmasına da çok karşı. Edward'ı çok sevdi. Aşık oldu resmen. 
 Annem ;
  -Mert bu çocuk kim ?
 Ben sıkıntıyla;
  -Edward o anne. Vampir olan hani
 Annem şaşkınlıkla;
 - Kaç yaşında bu oğlan ?
 Ben yine sıkıntıyla
 - 17 yaşında
Annem;
 - Ne zamandır ?
Ben gülerek 
 - Bir süredir dedim ve gülerken annem şaşkınlığını gizleyemedi..

>> Ya dediğim gibi öyle komik birisi değilim. Sadece gözlemlerim sonucu ortaya çıktı bütün bu anılar. Yazarken hala gülüyorum. Umarım okurken siz de gülmüşsünüzdür.. :)



You Might Also Like

0 kişi benim de tuzum olsun dedi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe