Titanic..

Pazar, Ekim 17, 2010

Tanrı bile batıramaz demişlerdi insanlar bu gemi için. Ama yanıldıklarını her şeylerini kaybettikten sonra anladı insanlar.. Geçenlerde Dvd koleksiyonuma bir göz atayım dedim. Sürekli test çözmekten,konu çalışmaktan sıkılan bünyem,değişikliğe yöneldi. Benim film arşivimin vardır ayıptır söylemesi. Sevdiğim filmlerin dvd'sini alıp evimde izlerim mutlaka. Bu bende bir bağımlılık haline geldi. Sıkıntıdan patlamak üzereydim bugün. Dedim ki ''film izlemek en iyisi''.
Bu fikir aklıma yattı. Açtım koleksiyonumu,onu mu seçsem,bunu mu izlesem karar veremedim. Gözüm böyle tarayıcı gibi bir o yana bir bu yana dönerken,Titanic yazısı gözüme dank etti.'' Ne zamandır izlemiyordum ben bu filmi,izlemek gerek'' dedim ve Dvd Player'a taktım.
Film konusunda oldukça titiz bir insanım ben. Cd ve Dvd'nin üzerinde herhangi bir çizik olmayacak,orjinalliğinden ödün vermeyecek. Filmlerimi herkesle paylaşmam. Hayır,bencil falan değilim. Sadece onlar benim yavrularım gibidir. Kıyamam başkalarına vermeye. Film verdim de n'oldu ? Sınıf arkadaşım buz devrini istedi benden. İyi niyetimle ''Tabi Can,getiririm'' dedim. Sonuç: Film onda kaldı. Söylese ona yenisi alır, hediye ederdim ben.O konuda asla bencil olmadım hani. İnsanlara yardım etmeyi,yüzlerini gülümsetmeyi severim. Çünkü bu beni mutlu eder.
 Harry Potter arşivimi izlemek geldi içimden sonra vazgeçtim. Biraz duygusal takılmakta fayda var.. Aslında Harry Potter izlememe annem izin vermedi. O seride oluşan filmlerdeki bütün replikleri ezbere biliyorum. Çünkü her filmini en az 10 kere izledim.'' Sıkılmadın mı lan '' demeyin,sıkılmadım. İzlerken keyif aldığım bir seridir. Bir nevi profesyonellik alanım.Ben replikleri söyleyince Annem çileden çıkıyor tabi. ''Yeter ama ! Ya kapat şunu, ya da sus'' demişti bana kızgınlıkla. Bende sinirden kendimi mısır yemeğe vermiştim..
Titanic 3 saat sürdü. Sıkılmadan izlediğim ender filmlerden birisi. O kadar iyi bir hikayesi var ki,beni benden alıyor. Çoğunuz izlemiştir mutlaka bu filmi. Ben izlemedim diyorsanız izlemenizi tavsiye ederim. Hadi izlediniz diyelim tekrar izlemelisiniz bi ara. Manevi dünyanız rahata eriyor..
Rose ve Jack ikilisinin birbirine duyduğu aşk, bu zamanda karşılabilir türden değil hani. Bu zamanda böyle bir aşka rastlamadım ben açıkçası.. Filmdeki o sınıf ayrımcılığını esefle kınadım. İnsanlara çifte standart yapılması uygun bir davranış değil.. Aşağılayıcı bir hareketten başka bir şey ifade etmiyor. Hele o dolaştırılan köpeklere ayrı uyuz oldum. Jack,Rose gördüğünde gözlerinin nasıl parladığını gördünüz mü? Aşkın ilk kıvılcımları bunlar sanırım.
O kaptanın allah belasını versin. Adamlar ''kaptan,uyarı alıyoruz.Buz dağları var'' diyorlar. Ama hiç tınlamıyor. Sen dınlamazsan böyle,o kamarada boğulursun abicim. Gerçi öldüğü sahnede çok üzülmüştüm. Keman sesi eşliğinde vefat etti. Filmde karakter analizleri çok doğru bir biçimde yapılmış. Karakterleri canlandıran oyuncularda cuk oturmuş hani. Rose ile Jack tanışıyorlar. Kaynaşıyorlar bir süre. Rose'un sevgilisi Jack'i yemeğe çağırıyor. Çağırmasındaki temel amaç; Jack'i zenginlere rezil etmekti. Ama avcunu yaladı. Jack ondan daha cool görünüyordu. Rose deseniz bir içim su. Yemekten sonra Jack, Rose'u 3.sınıfların eğlendiği yere götürdü. Eğlendiler doyasıya. Filmin en eğlenceli sahnelerinden biriydi bence. Yaşlanmış Rose kendi resmini yıllar sonra görünce içi gitti. O resmi çizdirdiği anı hatırladı.. Filmin bitmeden benim mısırım bitti. Az yapmıştım zaten. Fazla yağ insan sağlığına zararlı. Metabolizmanın düzenli işleyişini bozabiliyor. Filmin en heyecanlı sahnesi tabikide geminin buz dağına çarpmasıydı.. Geminin alttan su alması,felaket çanlarının çaldığının habercisiydi. Durumun ciddiyetini anlayan gemi tasarımcısı(gemiyi oluşturan adam varya hani) olaya müdahale etti. Yolcuları kurtarma telaşına düştü herkes. Öncelik kimdeydi ? Zenginlerde. Zenginleri birer birer filikalara yerleştirildi. Bi güzel kurtuldu onlar. Geriye 3.sınıf yolcular kaldı. Zavallılar kurtulmak için tepiniyorlar resmen. Hele bir anne ile 2 tane yavrusu olan bir aile vardı ya, onlara içim acıdı. Uyuyarak öldüler garipler.. Gel de üzülme..
 Gemi ortadan ikiye ayrılmak üzere. Herkes kendini kurtarma çapasında. Rose ve Jack oradan oraya koşuyorlar. Kah geminin altında bir çocuğu kurtarıyorlar,kah geminin kıçında demirlere sıkıca tutunuyorlar.
İşin en ilginç tarafı,o telaşta bile birbirine duydukları sevgi hiç eksilmiyor. Ee bu gerçek aşk değil de nedir ?
Gemi ortadan ikiye ayrılıyor..
İnsanlar birer birer aşağı sürükleniyor. Bir taraf batarken bir taraf yüzeyde kalıyor. Geminin kıçı havaya kalkıyor,aşağı inerken altındaki insanları acımasızca eziyor. Ne fena bir ölüm şeklidir bu. Düşünsenize tepenize pervane düşerek ölüyorsunuz.. Ne acı.
Geminin en arkadasında yaşama savaşı devam ediyor. Kıç tarafının batmasına ramak kaldı..
Gemi batarken bile birbirlerini sevgi sözcükleri söylüyorlar.. Ve battılar.. Denizin sıcaklığı 2-3 derece. O soğukta buz kesilir insan. Birbirlerini aramaya geldi sıra. Onca insan denizin içinde can çekişiyor. O zenginler ise onları film seyreder gibi izliyorlar. Bu mudur adelet? Hani nerde insanlık ? İşte insanlar buna adalet diyor..
Herkes öldükten sonra kurtarıcı filikalar geliyor. Tek tek insanları kontrol ediyorlar. Gördükleri tek şey,donmuş insan bedenleri. Her şey iş işten geçtikten sonra anlaşılıyor yani.
İşte filmin en etkileyici sahnesi resimde görünüyor. Bu sahneyi izlerken gözyaşlarıma hakim olamadım resmen. Keşke biraz daha yer olsaydıda iki çift yaşayabilseydi. Jack'in bu fedakarlığı takdire şayan bir davranış. Sevmek böyle bir şey sanırım. Sevmek fedakarlık ister. Ve Çocukta dayanma gücü kalmadı. Rose titrek sesiyle ''dayan Jack,kurtulucaz'' dese bile çocuk titremekten önünü bile göremez duruma geldi. En sonunda Jack,Rose'un ellerinin arasından ayrılarak Okyanusun derinliklerine doğru sürüklendi. Filmin can alıcı noktası buydu belkide.
Rose hayatta kalmak için yanındaki görevlinin düdüğünü çaldı. Duydular bu sesi görevliler ve kurtardılar kızı. Jack ise Okyanusun o buz kesmiş sularında kalmıştı.. Rose bu durumu atlatamadı bence.
Sevdiğin birini kaybetmek insanın canını yakar. Hele böyle bir durumdaysan,durum daha kötü. İşte bu yüzden Okyanusun kalbi sözü geçtiğinde Rose heyecanlandı. Çünkü okyanus, ona Jack'i hatırlatıyordu.
Ne duygusal bir filmmiş bu ya.. İnsanlara aşkın hayattaki en anlamlı bir duygu olduğunu hatırlattı..
Ve sevdiklerinin değerini bilmek gerektiğini ifade etti diyebilirim.
Film gerçekten güzel değil mi ?
Farkındayım..Beğenilesi bir film..
Ölmeden önce tekrar izleyin derim.
''Lan ben o zaman ölümle can çekişiyorum ne filmi ?'' diyorsanız orası başka..

You Might Also Like

3 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Şu filmden iğrenirim. Neden? dersen :

    Bu film vizyona girdiğinde sanırım yıl 1998 idi. O zamanlar ortaokula son sınıfa gidiyordum. Ben o zamanlar çıtır cerez delikanlıyım. İlk sevgilim o zaman olmuştu.Zaten ilk sevgilim elim ayağım titriyor ergen bir gencim. 2 kız 2 erkek sinemeya gitmiştik.

    oturma sırası böyleydi.

    benim hatun - öteki hatun - benim arkadaş - ben

    gel de çıldırma :D

    YanıtlaSil
  2. Sen de kötü bir hatıra olarak kalmış :D
    Karşılaştığın durum kötüymüş..
    Erkek erkeğe romantik bir film yan yana izlenmez ki. Keşke ilk sevgilinle yan yana izleseydin.Belki O zaman Filmi daha çok severdin. :)

    YanıtlaSil
  3. ehh işte o aralar çocuğuz daha...
    benim hoşlandığım hatunun itliği hemde öteki hatunun itliği. sonuçta sene 1997/98 mi ne o zamanlar böyleydi. :D

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe