Can'ın Hikayesi..

Pazartesi, Şubat 07, 2011

   Adım Can. 24 Yaşındayım. Bu satırları sana hastaneden yazıyorum. Ölmeme ramak kalmasına rağmen sana hayatımı anlatmak istiyorum. Belki bunlar benim son sözlerim kim bilir.. 3 Haftadır hastanedeyim ve yanımda kimse yok. Terk edilmişliğin eşiğindeyim. Sana hayat hikayemden bahsedeyim.. Her şeyin başladığı o güne, 18 yaşımdaki halimden başlayarak anlatayım başımdan geçenleri..
 Aslen Antepliyim. Sonradan İstanbul'a geldim. Bizim oralarda benim gibi biri hayatta yaşayamazdı. Ben de kaçtım. Ailem benim eşcinsel olduğumu, arka sokakta İbrahimle öpüşürken öğrendi. Bunu ilk gören babamdı. O zamanlar henüz 18 yaşındaydım. Mahallenin delikanlısı gözleriyle sürekli beni kesiyordu. Ben de ona karşılık veriyordum tabii. O gün yine beni yanına çağırdı. Konuştuk ettik bi süre. Sonra beni öpmeye yeltendi. Bende karşılık verdim. Onu öpmek istiyordum sonuçta. Arka mahallenin ıssızlığından faydalanarak öpüşmemizi sürdürdük. Biz tam öpüşürken babam bizi gördü. Tepkisi çok şiddetli oldu tabi.
-Ulan benim haysiyetimi iki paralık et diye mi büyüttüm ben seni pezevenk! Yürü, doğruca eve gidiyoruz.
-Ama baba..
-Aması maması yok. Sen iyice yoldan çıktın. dedi sesini yükselterek. Bakışları İbrahime kaydı. Ona;
-Defol git burdan, gözüm seni görmesin. Seni puşt seni.. diyerek ona bi tokat attı. Beni mahallenin ortasında kıyafetimi çekiştire çekiştire eve getirdi. Annem ne olduğunu dahi anlamayan bakışlarla bize baktı. Korkmuştum. İlk deneyimim başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Oysa ben böyle hayal etmiyordum. Babam küfürler savurarak odama kadar sürükledi beni. Ben de kollarımı başıma siper etmiş bi şekilde bu anın bitmesi için dua ediyordum allaha. Babam odamda beni bir süre dövdükten sonra salona geçti. Annem babamın beni dövmesine engel olamadı. Gözünden yaşlar geliyordu ben babamdan dayak yerken. Odamdan çıktıktan sonra Anneme;
- Hep sen yüz verdin bu çocuğa, hepsi senin yüzünden.
-Gücün el kadar çocuğa yetiyor tabii. Ne günahı var?
- Daha ne olsun, elin erkekleriyle arka sokaklarda öpüşürken yakaladım. Ne günah işledim de bunlar başıma geliyor bilmiyorum ki. Elin herifleri kızları sever, bizimkisi oğlanları seviyor
- Biraz daha anlayışlı olsana bey. Bak çocuk da üzgün.
- Aman bırak şunu. Anlayış göstersek ne olacak, yine aynı şeyleri yapmaya devam edecek. Bundan bi halt olmaz. Evlenemez de. Torunsuz mezara gireceğiz..
Bu sözlerin ardından annem odama geldi. Yanıma yanaşıp başımı göğsüne yasladı. Beraber ağladık sadece. Dakikalarca ağladık üstelik. Küçükken diğerlerinden farklı olduğumu anlamıştım zaten. Amcam sürekli benimle yıkanırdı mesela. İlkokulda arkadaşım Kerem sürekli elimi tutup ''Beni arkadaşsız bırakma lütfen Can'' derdi. Şimdiyse odamda annemle ağlıyordum usul usul. Abim bu durumu öğrendikten sonra üzerime geldi. Babamdan sonra bir de o beni dövdü. Dövülmeyi istememiştim ben. Annem yaralarıma pansuman yaparken;
-Üzülme yavrum. Ben seni her halinle seviyorum kınalı kuzum. dedi. Gözümden yine yaş geldi. Onu utandırmak istememiştim aslında.
Babam dışarı çıkmamı yasakladı. Odamda dizlerimi karnıma çekmiş düşünüyordum. Yapabileceğim başka bir şey yoktu. Annemi üzmüştüm, babamın canını sıkmıştım. Oysa televizyondakiler hiç böyle değildi. Hep mutluydu. Ben de öyle olmak istiyordum. Mutlu olmam gerekirken üzüntünün kuyusunda boğuluyorum..
İbrahim o günden sonra pek aramadı. Öpüştüğümüz anı düşündükçe garip garip gülüyorum bazen.
Birkaç gün sonra telefonuma ''Seni merak ettim'' diye mesaj atmış. Ben de yaşadıklarımı bir bir anlattım ona. Üzgün olduğunu söyledi. ''Seni bu durumdan kurtarmam için bana şans ver. Gel beraber kaçalım'' dediği anda başıma ne geleceğini kestirememiştim. Büyük bi hevesle ''İnan bu, bana yapacağın en büyük iyilik olur'' dedim. Gece yarısından sonra buluşacaktık ve ilk otobüsle İstanbul'a gidecektik. Onun birkaç tanıdığı varmış. Orada yaşarız herhalde. Ben eşyalarımı sessiz sessiz toplarken ailem uyuyordu. Anneme mektup yazdım. Onu ne kadar çok sevdiğimi ve bi gün geri geleceğimi söyledim. Mektupu aynamın kenarına bıraktıktan sonra sessizce odamın kapısını açıp salona doğru yöneldim. Abim her zamanki gibi televizyonu açık bırakmış. Şu iddia yüzünden  maç hastası oldu. Televizyonu kapattıktan sonra evin kapısındaki kilitleri tek tek açtım ve dışarı çıktım. Kapıyı kapattıktan sonra evime baktım. Belki bir daha buraya gelemeyecektim.. Derin bir iç çektikten sonra merdivenleri tek tek indim.. 18 Yaşımda ailemden ayrılıp yeni bi hayata atıldım. Yaşamak zorundaydım. Kimliğimi gizleyerek yaşamak yeterince canımı sıkıyordu.
O yıl, İbrahim ile birlikte Arka Mahallede buluştuktan sonra otogara gittik. Biletlerimizi aldıktan sonra bir süre bekledik. Otobüsün gelmesine yarım saat gibi bir şey vardı. Kollarımı sararak titredim bi an. Hava bugün çok soğuktu. Bana telaşlı bir bakış atarak;
- Üşüyor musun yoksa? Hava o kadar soğuk değil Can.. dedi gülümseyerek. Gülümsemesi içimin titremesini alıp götürmüştü. Ona gevrek gevrek bakarak;
- Şimdi daha iyiyim. Sen yanımda olunca üşümem geçiyor İbrahim dedim utanarak. Canlı bir gülümsemeyle bana baktı ve onu bir kez daha sevmemi sağladı. Otobüsümüz geldi. Yan yana oturmanın verdiği sevinçle yolcuğumuza başladık. Omuzuma başını koyup uyudu. Ben de tatlı bir huzurla ve sızlayan yaralarımın rahatsızlığı ile uyumaya çalıştım. Artık mutluydum. Annemi geride bıraktığım için üzgündüm ama orada yaşayamazdım. Yaşasaydım ölürdüm. Çünkü her gün dövüyorlardı beni. Annem, ben dövülürken feryat ediyordu. Canından can gidiyordu sanki.. Şimdi Antebi geride bırakarak yeni bi hayatın kollarına gidiyordum..
  İstanbula vardığımızda hava karanlıktı. İbrahimin yakını bizi görünce el salladı. Onlarla görüştükten sonra eve gittik. 4 kişiydiler. 2 tane kız çocukları vardı. Evlerine geldikten sonra yorgunluğum biraz olsun azalmıştı. Anne dışında aile bizi sevgiyle kucaklamıştı. Karısının bana olan bakışlarından hoşlanmamıştım. Beni sevmedi anlaşılan. İbrahim ile birlikte olmamı yadırgadı sanırım. Bu önyargı denen şey hiç değişmez mi?  Yorgunluk bizi uykuya yöneltti. İbrahim koltukta ben yerde yatıyordum. Gözlerimi tavana dikip yaşadıklarımı düşündüm. Bunların hiçbirini hak etmiyordum. İbrahim yüz ifademden üzüldüğümü anladı sanırım. Bana bakarak;
- Üzülme, bütün bunları unutturucam sana canım dedi.. Böyle söylemesi içime su serpmişti doğrusu..
Bir süre sonra Evin hanımı bizim varlığımızdan şikayetçi olmuştu. Kocasına sürekli bizim gitmemizi söylüyordu.
Hatırlarım, bir gece tam uykuya dalacakken sesleri gelirdi salona. Karısı huysuz bir ses tonuyla ;
- Mahalle bize cephe aldı bey. Bunların bizim evimizde daha fazla kalması olanaksız. Karı kılıklı bi adamla aynı çatıda bulunmak bile geriyor beni. Yarın kahvaltıda artık onların burada kalamayacaklarını söyle. Ya onlar ya da ben. Tercihini yap İsmail..!! diyerek yorganı başına çekti. İsmail ne yapacağını bilemeden aynadaki aksine baktı sadece..
  Sabah sessiz bi kahvaltı vardı ortada. İsmail telaşlı bi tavırla çayını içiyordu. Karısı kaş-göz işareti yaparak kocasına akşam söylemesi gerekenleri hatırlatmaya çalışıyordu. İsmail karısının işaretini anladıktan sonra başını salladı ve İbrahime;
- Bak İbrahim, seni severim. Geleli çok olmadı ama mahalleli şimdiden laf etmeye başlamış. Sizlerin burada olmasını pek tasvip etmiyorlar. O yüzden senden ricam kahvaltınızı yaptıktan sonra eşyalarınızla birlikte buradan ayrılmak. Ne olur yanlış anlama ama benim de bi ailem var. Kızlarıma kötü örnek olmanızı istemiyorum. Karısı söze girerek ;
- Bu kadar baktığımız onlara çok bile. Çoluğum çoğuma bakamazken siz geldiniz tepemize. Bu kadar misafirlik size çok bile. Bir an önce gitseniz iyi ederseniz. Yoksa huzur denen şey ailemizde tükenecek. Belki ayrılma eşiğine kadar gidebiliriz.
 Yediğim lokmalar boğazıma dizilmişti resmen.. Bu sözleri işittikten sonra başımı öne eğip ağlamamaya çalıştım. İbrahim üzülerek;
- Peki abi, sen öyle diyorsan öyle olsun. Bizi evinizin kapılarını açtınız Allah razı olsun.. Kahvaltıdan sonra Can ile birlikte eşyalarımızı toplayıp gideceğiz..
 Kadının yüzünde sinsi bi gülüş beliriverdi ve İbrahime;
- Hah şöyle, yola gelin. İsmail bir daha böyle karı kılıklı adamları eve çağırma. Fena bozuşuruz sonra diyerek çayını yudumladı.
  Sinirden yüzümdeki damar belirgin bi hal aldı. Bakışlarım sertleşti ve elimdeki bardağı sert bi şekilde sofraya koydum.
- Alın evinizi başınıza çalın. Bizim sizin gibilere ihtiyacımız yok. Adam sandık yardım istedik. Başımıza kaktınız her yaptığınızı. Yürü İbrahim, eşyalarımızı toplayalım.
 Eşyalarımızı topladıktan sonra sokağa çıktık. Hava güzeldi. Güneşin en tepede olduğu vakitte sokağın çocuk cıvıltısına aldırmadan yola çıktık..
Yanımızda fazla para yoktu..
İbrahim ve ben ne yapacağımızı bilmiyorduk..
Peki şimdi biz ne yapacağız ??
...
Bilgisayarı kapatıp kemoterapiye gitmem gerek. Aslında bilgisayarı elime almam bile yasak. Doktorlar ''Can, sağlığınla oynuyorsun yapma'' dese de ben onları dinlemiyordum. Kemoterapi seansımdan sonra sana anlatacaklarıma devam edeceğim.
Kemoterapi seasıma giderken en sevdiğim şarkıyı da dinlemeni isterim Dinle
Seanstan sonra görüşürüz..

HAMİŞ: Bu hikaye tamamen hayal ürünüdür. Benimle hiçbir alakası yoktur. 

You Might Also Like

34 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. şey şeyy.. bilmem yanlışmı düşündüm ama.. ilk okuduğumda aklıma "güneşi gördüm" filmi geldi..

    YanıtlaSil
  2. senin gerçek hikayeni merak ettim:( gerçekten kemoterapi görüyormusun?

    YanıtlaSil
  3. yuhanna :) vişne çürüğü mü? Resmen çitimin blogu sandım sorguya çektim. Bu kadar da olmaz yha! :)

    YanıtlaSil
  4. ilk okuduğum yazın.
    sanırım gerçek olaylar temelinde kurgulamışsın.
    sanırım hüzünlü bir hikaye olacak devamı.

    bikaç yazına göz attım.

    yazıların çok fazla uzun.
    ya biraz kısaltsana.
    ne bileyim, örneğin bir A4 kağıdı uzunluğunda filan olsun.
    öğüt veya eleştiri filan değil.
    bloglarda uzun yazı pek gitmiyor.

    yani bikaç bölümde devam edebilirsin belki :)

    YanıtlaSil
  5. ilginç, etkileyici, sürükleyici..

    Nyks

    YanıtlaSil
  6. Kim bilir sokakta görsek ne yaparız değil mi?
    Ama hiç sormuyoruz neden demiyoruz sadece kendi kendimize verdiğimiz cevaplar neticesinde hareket ediyoruz..
    Yazık gerçekten cok yazık..

    Gerçek bir olay değil mi?

    YanıtlaSil
  7. Mertim çok seviyorum senin yazılarını söylemiş miydim... İnşallah bir gün hepsini toplayıp yayınlama şansın olur kuzum. Eline sağlık.

    YanıtlaSil
  8. @Memento Mori..#
    Aslında genel anlamda bakarsan bi nebze benziyor ama hikayenin akışı değişecek ikinci bölümde :)

    @Gece Kedisi
    Bloguma hoş geldin :) Bu benim hikayem değil. Bu kurmaca bi hikaye. Benimle alakası yok yani :)

    @JG
    Beğendin sanırım. Ve okurken üzüldün diye tahmin ediyorum.

    YanıtlaSil
  9. @Mel'Jones
    Çit o blogu yazmayı bırakmış sanırım. Bir süredir post girmiyor Mel. Prenseslik benim neyime bloguyla devam ediyor yazılarına sanırım :)

    @Deep
    Haklısın Deep. Yani bu kadar uzun yazmamam gerek. Bir süre sonra sıkıyor izleyiciyi. Daha kısa yazmaya çalışacağım bundan sonra. Ayrıca okuduğun için teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  10. @hemera - nyks
    Çok teşekkür ederim :) Beğenmene sevindim :)

    @Efendisiz
    Bloguma hoş geldin :) Bütün bunlar insanların önyargılarından kaynaklanıyor sanırım. Ayrıca Gerçek değil. Kurmaca bir hikaye bu. :)

    @Kırmızı Çizmeli Kedi
    Teşekkür ederim Kırmızı Çizmelim. Valla elimden geldiğince yazıyorum ama umarım bi gün o fırsat bulur beni. Umarım okurken sıkılmamışsındır :D

    YanıtlaSil
  11. Çok güzel olmuş herşeyden önce sürükleyici bu yüzden uzuncada olsa ben keyifle okudum :)))
    Devamını merakla bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  12. @Nah a Perfect Day
    Teşekkür ederim Naha ^^ İkinci kısmı bu kadar uzun yazmayacağım. Beğenmene sevindim :)

    YanıtlaSil
  13. Bir solukta okudum.. Devamınıda merakla bekliyorum (:

    YanıtlaSil
  14. @Bug@
    Teşekkür ederim :) Devamı çok yakın bi zamanda gelecek.. :)

    YanıtlaSil
  15. ben de normalde birkaç istisna dışında çok uzun yazıları okurken sıkılım ama yazın oldukça sürükleyiciydi. hatta bittiğine üzüldüm bile diyebilirim. çok hoş bir yazı olmuş. tebrik ederim.

    YanıtlaSil
  16. Vişne'm ellerine sağlık çok güzel olmuş :)) Okurken bi an gerçek mi lan bu dedirtti . Devamını merak ediyorum :))

    YanıtlaSil
  17. şeytan tüyü var senin yazılarında, yine döktürmüşsün. çok sevdim :) sonunu merak ediyorum :)

    YanıtlaSil
  18. Visneyi seviyorum:)

    mimlendin:*

    YanıtlaSil
  19. :)

    Hep olur böyle. Bilir misin, haklarında önyargıları kırmak için en çok uğraşılan kesim kadınlar olduğu halde; önyargıyı çoğunlukla onlar yaratır.

    Keşke herkesin gerçek anlamda istediği gibi yaşadığı bir dünya olsa.

    Çok güzel yazmışsın. Eline sağlık :)

    YanıtlaSil
  20. Tam da şimdi ne olacak dediğimde kestin yazıyı, ellerine sağlık.
    Merak ettim bu hikayelerin, yazmaya başlayınca mı devamı geliyor, yoksa önce uzun uzun düşünüp sonra mı yazıyorsun:)

    YanıtlaSil
  21. @kitap gibi kız
    Teşekkür ederim :) Aslında bu kadar uzun olmasını planlamamıştım. Sıkılmadan okuduğunuz için de ayrı bi mutlu oldum :)

    @ArıBoku
    Sağol canım :) Ya gerçek değil. Kurmaca bi hikaye bu. Gerçeklik duygusunu yansıttıysam ne mutlu bana :)

    @Zennube
    İlk defa biri bana böyle söyledi valla ne diyeceğimi bilemedim. Çok teşekkür ederim Zennube. Canımsın.^^

    YanıtlaSil
  22. @Rory
    Bakıyorum hemen Rory. Teşekkür ederim. Ben de Rory'i seviyorum^^

    @Francesca
    Keşke önyargı denen şeyi kolayca yıkabilse insanoğlu kendi içinde.. Teşekkür ederim Francescam :)

    @Deep
    Anam bir mim daha :D Teşekkür ederim Deep. Bakıyorum hemen.

    @Funda
    Ya aslında yazarken hikayenin akışını belirliyorum. Önceden planladığım tek şey fotoğraf ve karakter isimleri. Gerisi kendiliğinden geliyor. Teşekkür ederim Funda :)

    YanıtlaSil
  23. Bende öyle düşünmüştüm zaten, sen hep yaz:)

    YanıtlaSil
  24. Okuduğum ilk yazın. İçimde bir yan tiksiniyor böylesi ön yargılardan. Kötü çocuk, kötü kız gibi yaftalamalardan. Eşcinselliğe bulaşıcı bir hastalık gibi bakılmasıda cabası.
    Devamını merak ettim.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  25. Doğru tahmin etmişsin. Üzücü bi' hikaye ama anlatım tarzını sevdim:)

    YanıtlaSil
  26. @Funda
    Siz var olduğunuz sürece ben yazmaya devam edeceğim Funda :)

    @K.C.S
    Bloguma hoş geldin :) Okurken sıkılmadıysan ne mutlu bana. Dediğim gibi tabuları yıkmak kolay değildir K.C.S

    @Kırmızı Çizmeli Kedim
    Canıım. Teşekkür ederim. Bakıyorum hemen. ^^

    @JG
    Tarzımı geliştirmeye çalışıyorum bu hikayeler sayesinde. Teşekkür ederim JG :)

    YanıtlaSil
  27. hikaye çok sürükleyici , ellerine sağlık..

    YanıtlaSil
  28. Blogunu yeni takip etmeye başladım ve yazılarını çok başarılı buldum. Tarzın da hoşuma gitti, umarım benim blogum da bi gün seninki gibi olur :)

    YanıtlaSil
  29. Bende blogundan ilk bu yazıyı okudum çok başarılısın tarz olarak dil olarak her şey süper, devamı var mı acabası? :)

    YanıtlaSil
  30. çook beğendim, süper yazıydı blogunu yeni fark ettim süper yazılar yazmışsın. :D

    YanıtlaSil
  31. Cok duygulandım okurken. Gercek mi bu hikaye peki?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe