Sevgini hak edene ver..

Pazar, Mayıs 01, 2011

 Zaman çok çabuk geçiyor ve ben onun hızına yetişemiyorum. Blog yasağının kalkmasına sevindim doğrusu. Sevdiğim insanları okuma fırsatı bulamıyordum. Ya zaten nereye kadar yasaklanabilirdi ki? Burada o kadar çok kişiyi susturmak mümkün mü? Hepinizle gurur duydum valla. Emeğinize sahip çıkmanız beni mutlu etti..
 Taslaklarda kaydettiğim bir sürü yazı var ama çoğunu yayınlamıyorum. Eksik kalıyor hep. Ben eksik yazmayı sevmem. Bu ay hikaye ayı olacak bilesiniz. Ayrılık sonrası kadın ve erkek psikolojisini anlatan 2 hikaye yazmayı düşünüyorum. Aslında yazacağım çok şey var. Doğum gününümden sonra o kadar çok şey yaşadım ki..
Doğum günümü kutlayanlara tekrar teşekkür ediyorum.. Sayenizde mutlu bir gün geçirdim.. Bu yüzden blog alemini çok seviyorum.
Bi ara yaşayan ölü gibi oldum resmen. Hep aynı şeyleri yapıyordum. Sabahları aynı şarkıları dinliyor, aynı yollarda aynı ritimleri tutuyordum.. Sonra hep aynı şeylerle karşılaşıyordum işte.. Monotonluğun esiri haline gelmiştim. Etrafımdaki insanların davranışları bana çok saçma geliyor bazen. Mesela sınıfımdaki bazı insanların zeka yaşı ana okulundaki çocuklarınki gibi.. Bu duruma sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. İnsanlardan benim gibi olmalarını beklemiyorum ki. Tek istediğim anlayışlı ve güleryüzlü olmaları. Tamam güleryüzlü olmayabilirsin. Bazen hayat seni de yoruyor biliyorum ama en azından anlayışlı ol. Ben sana bir şey diyeyim mi ? Benim gibi birini hayatlarında bir daha göremeyecekler.. Egoistsin deme bana sevgili okuyucu ben egoist bir insan olmadım hiç.. Ben kimseden sevgimi esirgememiştim başlangıçta. Herkesi kendim gibi sanmıştım ama yanılmışım. En büyük aptallığı da burda yapıyorum zaten. İnsan neden herkesi kendisi gibi sanıyor ? Benim gibi olmadıklarını öğrenince tek tek hayatlarımdan çıkardım onları.. Sevgiyi hak edene vermek gerek.. 
  Sınıfta konuştuğum 7-8 kişi var işte.. Çok yakın olduğum insanlarla daha çok vakit geçiyorum. Daha mantıklı. Herkesle arkadaş olmak saçma. Çünkü her insan seni sevmez. Bazıları seni istemez anlatabiliyor muyum ? Ne diyordum? Ha okulda her şey çok sıradan. Bu hafta okulda son günüm. Kurtuluyorum bu işkenceden ama bir yandan da üzülüyorum. Onları bir daha göremeyeceğim..
  Ayrılık olayını hiçbir zaman sevemedim zaten. İnsanın yaşam enerjisini kalbinden söküp alıyor.. Cuma günü bununla ilgili bir yazı yazıcam canım merak etme. Büyük ihtimalle üzgün olacağım.
 Gülşah korayın askerden gelmesi için gün sayıyor. Pazar günü burada. Sabırsızlanıyor.. Asker yolu gözlemek zordur. Dayımdan biliyorum. Teyzelerim onun için günlerce ağlamıştı.. Çok küçüktüm daha ama hatırlıyorum o günleri.. Mesela otobüse bindiği andan itibaren ananem ağlamaya başlamıştı. O zaman bütün neşem kaçmıştı. Ben ağlayan insan görmeye dayanamam. En büyük zaafım bu sanırım.. Ama şu bir gerçek ki Fatmagül hiç güzel ağlayamıyor abi.. 
Emel spora yazıldı.. Yaza daha iyi bir kiloyla açılış yapmak istiyor.. Sanırım spor salonunda ona bakan erkek çokmuş. Bok var sanki bakıyorlar ya. Kızı rahatsız ediyor piçler. Geçen gene gülşahla metroya bindik. Elbise giymiş gülşah. Bi baktım erkekler kızın bacaklarına bakıyor. Nası sinirlendim varya.. Dişlerimi sıkarak ''Çantanı dizlerinin üstüne koy Gülşah'' dedim. Sonra bakmayı kestiler.. Onların bacıları, ablaları yok mu ya? Nasıl bir abazalıktır bu abi?
  Bak sana diyorum anlatacağım çok şey var. Ee biriktirdim tabii yaşadıklarımı. Bundan sonra evdeyim. Rahat rahat yazarım artık. O değil de sana bir şeyler anlatmayı çok özlemişim. Hiçbir şey senin yerini tutmuyor..  Aa dur ben sana Konferans maceramı anlatayım..
 Biz geçen hafta Gülşahla Konferansa gittik. Konferans çok boktandı. Bi ara öleceğim sandım abi.. Şimdi bütün sınıf ikinci dil anlatım sınavından zayıf aldı.. Hoca sınavı iptal etmedi. O kadar da itiraz ettik ama boşuna yani. Bu durumu telafi etmek için bizi konferansa götürdü. 2 grup olarak gittik işte. Malum bizim sınıfta 2 grup var. Ben kendi grubumla gittim işte. Onlar cuma günü gitti biz cumartesi günü gittik. Taksimdeydi bu konferans. İlk önce yemek yedik Ramizde. Salatamızı aldık. Yemekleri sipariş ettik. Yan masadan şişko abla gülşaha çok baktı. Tatlı yiyecektik ama yemedik. Gülşah Sütişten yemek istedi ama ben profiterol yiyelim diye tutturunca tatlı olayı olmadı. Yemekleri yedik. Aşağıya hesap ödemeye gittik. Gülşahın telefonu kayboldu. Meğerse kasanın yanındaymış. Yukarı bakmaya gitti. Masamıza. Yoktu tabii. Tam aşağıya doğru giderken bi düşmüş. Kızın bütün sinirleri bozuldu. O şişko teyze nazar etti kızı resmen. Çorabı kaçan gülşah beni iç çamaşırı satan bi dükkana götürdü. Çorabını değiştirdikten sonra  bir daha ramize gitmemeye karar verdi.
  Konferansın yapılacağı yere gittik. 20-30 Kişi vardı herhalde. Dillerin Modernleşmesi konulu konferans güzel başladı ama bi ara gerçekten çok sıkıldık biz. Ben etrafıma bakıyorum. Yan pencereye bi baktım mezarlık. Gülşaha gösterdim korktu kız. Biz gülmeye başladık. Bi ara uyuyacaktık ama zor tuttuk kendimizi. 1,30 saat sonra konferanstan çıktık ve eve geldik işte. Şöyle bir gerçek var biz konferansı daha fazla dinlemeye tahammül edemedik. Çıktıktan sonra gülşahın direk tepkisi '' Ohh bee!'' oldu..
 Meralla aramız iyi. O gerçekten çok iyi biri ve ben ondan ayrılacağım için çok üzülüyorum. Onunla gülmeyi çok özleyeceğim.. Büşrayla aramız bozuldu gibi. Cuma günü bankta oturup otobüs bekliyoruz. Sırtını bana doğru dönüp Meral ve Erkanla konuşuyor. Otobüste de aynı şeyi yapıyor. Mesela ineceği zaman bana bi görüşürüz bile demiyor. Sırtını neden dönüyor ben onu anlamıyorum? Yaptığı çok büyük bi saygısızlık.. Gerçekten öyle. Erkan böyle şeyler yapmıyor ama bazen merali benden kıskanıyor. Paylaşmak istemiyor. İşte ben bunu anlamıyorum. Paylaşamamak niye ?
 Dün yeni kitap ve filmler aldım. Keyfim yerine geldi. Alışveriş gerçekten insana çok iyi geliyor. Moralimin çok bozuk olduğu bir günde mahalle arkadaşımın yanına gittim. Birlikte ders çalışıp konuştuk. Eski günlerden bahsettik. Birlikte çok güldük. Bu bana çok iyi geldi. Hala bir şeyleri gülerek hatırlıyorsam mutluyum demektir..
 Babam eve geri geldi.. Yeniden aile olabilmek beni mutlu etti.. En azından bir yanım eksik hissetmiyorum. Öyle işte.. Mimlendiğim konuları da en kısa zamanda yazmayı düşünüyorum. Daha fazla seni sıkmak istemiyorum doğrusu..
Hayat öyle ya da böyle devam ediyor..
Yaşamaya devam ediyorsun işte..
Bu da şarkımız olsun..

You Might Also Like

8 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Severken hakeder mi düşünmezsin ama...Sadece seversin...

    YanıtlaSil
  2. Evet ama bir süre sonra verdiğin değerin karşılığını alamıyorsan, ona verdiğin değerin manasız olduğunu anlarsın.. Bu yüzden sadece seni sevene değer vermelisin Üsturupsuzum Yazarım

    YanıtlaSil
  3. "Sen elmayı seviyorsun diye elma da seni sevmek zorunda değil" demiş Usta.O hesap,sevgi bu,karşılık görmeden de sevebilirsin...

    YanıtlaSil
  4. Karşılıksız sevmek insanın canını acıtır bir süre sonra.. Eğer elma seni sevmiyorsa elmayı hayatından çıkar diyorum. Bu kadar basit olay

    YanıtlaSil
  5. herkesin senin gibi düşünmediğini anlaman iyi olmuş bence :)

    YanıtlaSil
  6. Keşke dediğin kadar kolay olsa...
    Yine de sen bildiğin gibi yap,umarım öyle yapman gerekmez.

    YanıtlaSil
  7. benimde sınıfımda aynı olay. çok zor.

    sevgiyi kesinlikle hak edene vereceksin. yoksa sonunda üzülen bizler oluyoruz.
    başta bir seviyosun ama hak etmediğini görüyosun, ister istemez soğuyorsun sana sonun kadar katılıyorum mert

    YanıtlaSil
  8. @Memento Mori..#
    Zararın neresinden dönersen kardır Memento.. :)

    @Üsturupsuz Yazar
    Ben hep böyle yapıyorum canım. Yapabileceğim başka bir şey yok ki.. :)

    @Bendiss
    Kesinlikle öyle Bendiss. Ben de o yüzden yavaş yavaş soğuyorum onlardan.. Yani beni sevenlere sevgimi vermek bana daha mantıklı geliyor.. :)
    Sınıfın için üzüldüm.. Kötü bir şey bu.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe