Neşeli Günler..

Pazar, Eylül 11, 2011

 Son iki gün pek neşeliyim. Bugün evde izlemediğim filmleri izledim. Sonra Zülfü Livaneli'nin son kitabını okudum kahve yudumlayarak. Daha bitmedi tabii kitap. Çok sürükleyici bir anlatımı var. Kısa sürede bitirebileceğimi düşünüyorum. Bu kitabı gerçekten çok iyi kurgulanmış. Karakterler hoşuma gitti doğrusu. Çok içten ve akıcı bir anlatımı var. 
  Bir yandan da test çözüyorum hani. Konu çalışıp test çözüyorum. Paragraf sorularıyla kanka olduk resmen. Coğrafyanın ilk konuları ne kadar kötüymüş. Meridyenler, paraleller, saat hesaplama vs. o kadar zevkli konular değilmiş lan. Son iki gündür neler yaptığımı anlatayım size.
  Mahalle arkadaşım Özge.. Beni sevgilisine satan dostum. Beni sattığı günlerde çok mutluydu eski sevgilisiyle ama sonra ayrıldılar. Hayatta tahammül edemediğim listesinin başında bir dost tarafından satılmak vardır. Ne olursa olsun arkadaşım beni sevgilisine satmamalı. Ayrılıktan bir süre sonra pişman oldu tabii. 1 ay önce evine gittiğimde ondan kitap almıştım. Birlikte eski sevgilisinden kalan hatıraları birlikte yırttık. Özge geçen hafta ayağından ameliyat oldu. Özgenin ayağında fazladan kemik varmış, yürümesini zorlaştırıyormuş. Oda ameliyat oldu işte. Ameliyat anını anlattı bana. Ameliyathanede çok üşümüş. Kalp ritimlerini görmüş ekranda. Narkozla uyanmak çok kötüymüş. Ağlayarak uyanmış. Şimdi ben ameliyat olsam yanarım kesin. Panik atağım şak diye coşar. Heyecana kapılırım. Bide çıplakmış ameliyat masasında. Aboo ben çok utanırım valla. Cuma günü evlerine gidip bir güzel sohbet ettik akşama kadar. Çok mutlu hissettim kendimi. Özge, Emre, Kadriye ve ben oturup eski günleri konuştuk. 
  Bir ay sonra okulu açılacakmış. O zamana kadar sargısı çıkacakmış. Koltuk değnekleriyle yürüyor şu an. Bu sınav konusunda bana destek olan ilk kişi oydu. Özgenin evinde çiğköfte yedik. Fotoğraf çektirdik. Bak bu sefer ben ısrar etmedim fotoğraf çekinelim diye. Çiğköfte çok güzeldi ya. Normalde yemem pek ama birlikte yenilen yemekler leziz olur derlerdi de inanmazdım. 
  Çiğköfteleri bir güzel yedikten sonra eski günlerden bahsettik. Katıla katıla güldük yaptığımız salaklıklara. Mesela Özgeyle ben flüt çalardık. O kapıda flüt çalmaya başladığında ben flüt çala çala evlerine gelirdim. Dört arkadaş oyuncaklarımızı bir araya getirir satış yapardık aklımızca. Zengin aile yaşıyor bizim mahallede. Onun scooterı vardı. O zamanlar scooter da çok moda. Ee bizim de scooterımız yok. Çalıp binerdik sırayla. Raketimiz olmadığı için elimizi raket biçimde tutup tenisçilik oynardık. 
  Oyunlarda ebe hep ben seçilirdim. Bu duruma sinir olurdum ve oynamazdım. Bizim çocukluğumuz çok eğlenceliydi. Bilgisayar başında geçmemişti o yıllarımız. Bilgisayar vardı elbette ama sadece oyun için vardı. Mahalledeki oyunlar daha güzeldi. Futbol, voleybol,basketbol, saklambaç hepsi çok eğlenceliydi..
   Sonra kavgalardan bahsettik. Suratım düştü birden. Çocukluğum güzel olmasına rağmen kötü anılarla da doluydu. O anılar aklıma geldi o gün. Sinirlerim bozuldu. Benim bir özelliğim var. Bana söylenen iyi ya da kötü. şeyleri asla unutmam. Zamanın çok çabuk geçtiğini fark ettik bunları konuşurken.. Büyüyorduk.. Değişiyorduk.. Hayatımız değişiyordu..
   Bir süre sonra bahçeye çıktık fotoğraf çektirdik. O an keşke zaman dursa dedim. Öyle güzeldi ki onlarla tekrar bir araya gelmek. Aramızdaki bağın kopmaması beni ayrıca mutlu eden şeydi. Evlerinden mutlu bir şekilde ayrıldım. Bu minik buluşma bana ilaç gibi geldi yahu. Böyle arkadaşlara sahip olduğum için şanslı hissettim kendimi..
   Cumartesi günü Ezgi,Buse,ablası ve ben Taksimdeki sahaf festivaline gittik. İlk önce yemek yedik bir güzel. Aç olunca kafam çalışmıyor valla. Aç ayı oynamaz derler ya hani benimkisi de o hesap abicim. Yemek yedikten sonra festival alanına gittik. Alanın hemen yanında Fashion Week defileleri yapılıyordu. Belki Pink Freud'u görürüm diye umutlandım gözlerim onu aradı etrafta ama o yoktu. Keşke görebilseydim.
   Sahaf festivalindeki yoğunluğu sevdim. İnsanların kitaplara olan sevgisini görmek keyif verici. Kitapların kalitesini beğenmedim. Yani ortalığa kitabı atmışlar, insanlar kitapları eşeleyerek buluyorlar. Bu pazardaki kadınların elbise çekiştirmesine benzedi gözümde. Çok eski kitaplar vardı. Aradığım yazarların kitaplarını bulamadım. Hakan Gündayın, Elif Şafağın kitabı hiç yoktu mesela. Yıllar sonra plak sesi duydum. Eski şarkılar ne kadar güzelmiş öyle yahu.
   Ezgi genetik dergisi aldı, ablası Erdal Öz'ün Gülün solduğu akşam kitabını aldı. Ben ve Buse kitap alamadık. Sahaflardan sonra sokak sokak gezdik. Cihangir sokaklarının birinde bir duvar var. O duvarda ''Kaldırım taşlarının altında kumsal var'' yazısı yazıyor. Ben o yazının olduğu yeri bir türlü bulamadım. Onu bulmaya çalıştım dün ama yoktu. Siz biliyor musunuz o yeri? Allah aşkına bildiğinizi söyleyin. Bu yazı cihangirin hangi sokağında yazıyor ya ?! Yazıyı bulamadık tabii Cafeye gidelim dedik. Bir Cafe'ye gidip Türk kahvesi içtik. Kahve içmeyi pek sevmem ama büyüdükçe huylarım değişiyor. Kahveyi çok sevdim. Hoşuma gitti. Ezgiyle birlikte kahvelerimizi içtik sonra bir güzel kapattık. Ezgi'nin ablası'nın arkadaşı bize fal baktı. Her şeyi de bildi ha. Şok olduk biz. Çıkışta sahafta alamadığım kitap sevincini D&R'dan aldığım kitapla yaşadım. Oradan kitap veya film alınca kendimi çok mutlu hissediyorum. Benim için birer ilaç gibidir kitap ve filmler..
   Eve geldiğimde çok yorgundum. İstanbul'un trafiği çok yormuştu beni. İstanbul adamı gerçekten çok yoruyor. İstanbul'da yaşıyorsan sabırlı olmak zorundasın, açlığını umursamayacaksın, trafiğe karşı dirençli olman gerek. Eğer böyle olmazsa insan sinir krizi geçiyor. Yeni kitabım, birlikte çekilen fotoğraflar, yenilen çiğköfte, yol boyunca dinlenen şarkılar öyle güzel geldi ki kendimi hiç olmadığım kadar mutlu ve huzurlu hissettim.. Keşke hep böyle kalsam. Hep neşeli günlere uyansam. Ne güzel olurdu dimi?
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran..

You Might Also Like

10 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. 7 defa ameliyat olmuş biri olarak o ameliyathanelerin soğuğunu çok iyi bilirim. çeneler takur tukur birbirine çarpar. (ama sadece soğuktan değil)

    ne güzel bi gün geçirmişsin. hep mutlu olursun umarım

    YanıtlaSil
  2. Yazıyı bitirince bana pek olmaz ama bir sıcaklık hissettim. Sanki sen bütün yazıyı yazarken yüzünde bir gülümseme varmış gibi. Neyse.

    Coğrafyanın kendisi iğrenç ama hocamı seviyorum. Balım o benim. Bizimkiler de bugün sahaf festivaline gittiler ama benim param kalmamıştı oturdum evde Lost in Translation ve Anatomy of a Murder ı izledim.

    Eski arkadaşlarla eeski günlerden konuşmak her zaman çok keyifli ama bazen sendeki "onları kaybetme korkusu"nun onlarda olmadığını farkediyorsun. O zaman her zamankinden çok üzülebiliyorsun işte. Sanırım bugün biraz duygusalım. Sen de kendine iyi davran =)

    YanıtlaSil
  3. Anam sen iyi olunca ben seni nasıl çok seviyorum ama negatif olunca üzülüyorum,gencecik yürekle böyle sinirli olman...Geçmişi unut canııım!

    Ve afiyet olsun.
    Hı bi de sıkıştığın konularda bana gönder gelsin soruları,beraber çözeriz;)

    Dipnot: O ilk konulardan çok soru gelmiyor,asıl konular sonraları ama onlara kas,çabuk unutulur.

    YanıtlaSil
  4. @Kırmızı Başlıklı Pollyanna
    7 defa mı ? Geçmiş olsun ya. Ameliyathanelerin ürkütücü yanlarından biri de soğuk olması anlaşılan. Bu kadar çok ameliyat olmana üzüldüm bak şimdi. Bir daha o masaya oturmazsın umarım. Teşekkür ederim :) Sen de hep mutlu olursun umarım sevdiklerinle :)

    @Aylak Kadın
    Evet doğru bildin valla yazarken çok mutluydum. :D Yazıma yansımasına sevindim. Benim de lisedeki coğrafya hocam dünya tatlısı bir kadındı. Bu konuda sana katılıyorum. Festivale gitmeni öneririm. O kadar pahalı şeyler yok bak. Kitaplar 3-5-10 lira en fazla. Plaklar ve Posterler çok pahalı sadece. Onlarda gerçekten kaybetme korkusunu yoktu. Bunu nasıl fark edebildin şaşırdım valla. Üzüldüm bunu fark ettiğimde.

    @Üsturupsuz Yazar
    Teşekkür ederim cano. Ya bazen içimdeki depresif duygular harekete geçiyor ve beni nakavt ediyor. Şimdi daha iyiyim. Geçmişi unutuyorum ama bazen kendini hatırlıyor haylaz şey. Konuları yetiştirmeye çalışıyorum işte. Dersaneye başlayacağım ya avantaj sağlamaya çalışıyorum :D

    YanıtlaSil
  5. Sen hep kötü olduğunu falan yazıyorsun ya bak ne güzel bir gün geçirmişsin.Hep böyle güzel günler geçirirsin umarım.
    Yanlız ben hiç ameliyat olmadım, fena tırsıyorum.
    Bu arada türk kahvesi sevmene şaşırmadım değil.

    YanıtlaSil
  6. Geçirdiğin güzel günü okuyunca ben de mutlu oldum :D Hep böyle güzel günler geçirirsin umarım :)
    O 9. sınıf konuları berbat, o kadar konuyu nasıl tekrardan çalışıcaz hiç bi fikrim yok :/

    YanıtlaSil
  7. ah canım nasıl kahve istedi! :)

    hep mutlu ol, ne güzel bir gün geçirmişsin canım.

    eski şarkılar çok güzeller çok! :)

    YanıtlaSil
  8. çocukluk arkadaşlarımı ben de çok arıyorum. Ama büyüdükçe imkan bile olmuyor görüşmeye. Senin adına sevindim eski arkadaşlarınla görüştüğün için :)

    YanıtlaSil
  9. ay ben o dokuzuncu sınıf konularını yeni gördüm hehe ne kadar iğrenç olduklarını biliyorum :P bende ameliyat olmuştum bilincim yerinde olduğu için kalp atışını gösteren makineyle oynamıştım, nefes alışımı hızlandırıp düşürerek o ritim bozuluyordu :P vee günün içinde sonunda kitap alabilmene çok sevindim!! hep böyle güzel günler geçirmen dileğiyle :)

    YanıtlaSil
  10. mim'in var bende :)

    http://cemrecetem.blogspot.com/2011/09/blogdan-kalbe-blogger-dedikodusu-mimi.html

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe