Piknik Faciası: Ne umdum ne buldum..

Cuma, Haziran 15, 2012

  Dershanem çok şükür bitti. Acısıyla tatlısıyla koca 9 ayı geride bıraktık. Böyle söyleyince aklıma Öncü biber salçasının jeneriği geliyor. Zaman ne kadar çabuk geçiyor yahu. Ben daha dün dershaneye başlamıştım oysa. Çoğu arkadaşımla doğru düzgün vedalaşamadım. Özellikle Çikilopla vedalaşamamak canımı sıkıyor. 
  O benim çok sevdiğim sıra arkadaşım. Birlikte çok şey paylaştık sonuçta. Onun hikayesi beni çok etkiledi açıkçası. Hayatım boyunca unutmayacağım insanlardan birisi olacak Tuğba. Onu hep gülerek hatırlayacağım. Hatırlarsan Dershane'nin düzenlediği bir piknik vardı hani. 

  Geçen hafta çarşamba günü pikniğe gittik. Piknik öncesinde birçok entrikaya şahit oldum. Ben, Aslı, Çikilop ve birkaç arkadaşım sınıfça piknik yapmak istedik ancak Tansu karşı çıkarak kendi arkadaşlarıyla piknik yapmak istedi. Sınıf hocamız bu duruma pek tepki göstermedi. Sınıfça yapamadık çünkü sınıfta çok ergen var. Organize olmasını bilmiyorlar. Dolayısıyla  sınıf ikiye bölündü. Herkes Tansu'nun grubuna gitti. Biz kaldık 5 kişi. Neler götüreceğimizi konuştuk, kim ne yapabilir onu ayarladık. 
  Tansu kendi yanına insan çekmeye çalıştı. Bu tabloda Aslıyla Tansu arasındaki çekememezlik bariz belli yani. Ben aslında gitmek istemiyordum. Başıma gelecek şeyleri biliyordum çünkü. Önceden olacak şeyleri az çok doğru tahmin edebiliyorum. Çikilopsuz bir pikniğin ne kadar sıkıcı olacağını önceden tahmin etmiştim.
  Her şey hazırlandı, gerekli alışveriş yapıldı. Sabah aslıyı tam 40 dakika bekledim. Beklemeyi hiç sevmem. Aslıyı beklerken gözüme sabah kahvaltısına cafeye gelen çocuklu  aile çarptı. ''Keşke ben de ailemle böyle dışarda kahvaltı yapabilsem'' dedim içimden. Bir süre bekledikten sonra buluştuk. Grubumuz 5 kişiydi. 2 erkek 3 kız. 
  Tansuların grubu 10-12 kişi vardı sanırım. Servise binip yola koyulduk. Serviste temsilci hoca kimdi tahmin et? O uyuz tarihçiydi kim olacak başka. Dersime giren tarih hocası değil, başka bir tarih hocası bu. Aşırı laubali birisi, herkesle kanka olmaya çalışıyor aklınca. Ben hiçbir şekilde yüz vermedim tabii ki. Banane abi onunla kanka olmak zorunda değilim ki.
  Yol boyunca Demet Akalın çaldı. İşkence gibiydi ya o yolculuk. ''Aşk sihrini bozduysan eğer cezalısın, artık sabıkalısınnn'' diye herkes hep birlikte söylüyordu bir de. '' Dayan Vişne bu işkencenin bitmesine az kaldı'' diyorum içimden. Aslı yanımda oturmadı. Diğer erkek arkadaşımla oturdum. Nasıl sıkıldım nasıl sıkıldım anlatamam. Konuşacak bir tek ortak noktamız bile yok ya. Sıkıntılı bakışlarımı Aslıya yönelttim. Gözleriyle bana sabretmemi söylüyordu, gülümsedim.
  Tam bir buçuk saat yolda vakit harcadık. Dershane'nin organizasyonu sıfır resmen. Ayakta giden öğrenciler vardı düşünün. Ayrıca şoför yolunu kaybedince iyice dayanılmaz boyutlara ulaştı yolculuk. Allahım oynatmaya az kaldı yeminle. '' Gerizekalı Vişne ne diye geldin ki, şu an ne güzel yatıyordun kendi yatağında.'' dedi içimdeki ses.
  Ben bir ara Dejavu yaşadım. Bazen çok dejavu yaşıyorum biliyor musun. Ve sanki bu hayatımı daha önce yaşamış gibiyim. Hiçbir şey öyle kolay kolay şaşırmıtıyor beni. Acaba birinin reenkarnasyonu muyum lan? Tek söyleyebildiğim fazlasıyla dejavu yaşadığım. İnsan kendini garip hissediyor yahu.
  En sonunda piknik alanına vardık. Ben Türkçe hocamı gördüm, gittim sarıldım. Ne kadar iyi biri bir bilsen. Biz gittiğimizde diğer gruplar çoktan varmıştı alana. Mangal yapmaya başlıyorlardı. Biz daha kahvaltı bile yapamamıştık. 
  Yer seçimi sorun oldu. Hocalardan uzak bir yerde kafamı dinlemek istemiştim ama Aslılar sınıf hocasının yanına gitti. Karşı masa 10 kişi biz 5 kişiyiz. Şaka gibi! Aslı dışında diğerleriyle fazla samimi değilim. Kahvaltı yaparken hocalardan bazıları geldi. '' Siz niye az kişisiniz?'' diye sorduklarında böyle olması gerektiğini söyledik. Gariban konumunda gibi hissettim kendimi bir anda. Hocalar teker teker yanımıza gelip aynı soruyu soruyordu çünkü. 
  Aslı dışındaki kızların ikisi türbanlı. Çok iyi insanlar ama bazı şeylerde kafa yapılarımız uyuşmuyor. Kahvaltı yaptıktan sonra çocuk parkında salıncağa ve tahterevalliye bindik. Ardından voleybol oynadık. Voleybol konusunda benim ne kadar yetenekli olduğumu söylediler. Sevindim tabii hemen. Ayrıca Tişörtümü de beğendiler. '' Aa Tişörtün ne güzelmiş, yakışmış doğrusu'' dedi Aslı.
  Oyunları hep kızlara erkek oynadık. Tabuyu da öyle. Türbanlı kızlar bizimle olmak istemedi. Pişti oynuyoruz mesela. '' Biz o masaya oturmayız, kağıt oynuyorsunuz, haram o'' dediler. Ne kadar şaşırdım anlatamam. Bir şeyine oynasak amenna ama eğlencesine oynuyorduk. Böyle düşünmeleri canımı sıktı. 
  Hocalarla birlikte dost kazığı diye bir kart oyunu oynadık. Çok zevkliydi, hepimiz keyif aldık diyebilirim. Voleybol topu patladı. Tansu ve Cansu yanımıza geldi. Cansuya sarıldım, bana gülümsedi. Tansuların grubu daha çok eğlenceliydi, bizim grup daha sakindi. Doğru düzgün eğlenemedim açıkçası. 
  Kızların yaptığı yemekler leziz değildi. İsteyerek yapmadıkları bariz belliydi. '' Sevginizi katsaydınız böyle olmazdı'' dedim. Yemek hazırlarken '' Bak Vişne gülüyoruz, sevgimizi katıyoruz gördün mü'' dediler. Güldük birlikte. Bir milföy böreği yapmışlar pişmemiş resmen. Makarna Salatasında mayonez yoktu. Yaprak sarması tuzsuzdu.
  Mangal yakmaya geldi sıra. Mangal yakmasını bilmemek kötü bir şey. Ben daha çok yemeye odaklandığım için bu zamana kadar hiç mangal yakmamıştım. Bu piknikte mangal yaktım ama boşa gitti. Çünkü neye el atsam mahvediyorum. Etleri yaktım. Daha doğrusu iyi hazırlanmamıştı etler o yüzden yandı. Canım tavuk kanatları yandı resmen ya, yiyemedik. Etleri yakınca devreye hocalar girdi, köfteleri ve sucukları onlar pişirdi. Afiyetle yedik.
  Doğru düzgün oyun oynayamadık çünkü yeterli sayıda arkadaş yoktu. Kızlı erkekli ayrımcılığı da hiç sevmem ben. Oynadığımız oyunlardan -kağıt oyunu dışında- fazla zevk alamadım. Tansuların yanına gittik, oyun oynadık. Orada oyun oynarken daha çok keyif aldım diyebilirim. Tansu beni gördü ve koşarak yanıma gelip bana sarıldı ve ardından '' Ne kadar güzel sarılıyorsun'' dedi. Fotoğraf çektiremedik.
  Cips, çekirdek, çubuk kraker yerken aslı birden '' Aklıma Tuğba geldi ya, o çubuk krakeri çok severdi.'' demesin mi? O sırada da telefonda duygusal şarkı dinliyorduk .Allahım o kadar moralim bozuldu ki anlatamam. Ağlayacaktım neredeyse. Gözlerim doldu ama belli etmedim. Aslı durumumu fark edince '' Aa üzülme ya. Görmeye gideriz onu, canını sıkma'' dedi.
  Dönüş yolunda Aslı'nın yanında oturdum. Yol boyunca birlikte şarkı söyledik. İndiğimizde coğrafya hocasına '' Hocam bize kahve sözünüz vardı bi ara yapacaktık hani'' dedim, demez olaydım. Şom ağzım yine başıma iş açtı! Adam ciddiye aldı. Cafe Neroya gittik. Berbat bir yer! Hiç memnun kalmadım. Starbucks ve Kahve Dünyası bin kat daha güzel yeminle.Aslı'nın da fazla parası yoktu benim de öyle. Parasızlık çok kötü bir şey ya, gerçekten. Aslı filtre kahve içti ben de Türk kahvesi içtim. En ucuzları onlardı çünkü. Başka şansımız yoktu.
  Hayal ettiğim gibi bir piknik değildi. Beklentilerim boşa çıktı diyebilirim. Beklentiler sadece üzer diye boşuna dememişler. Çikilobun yeri aşırı belli oluyordu. Türbanlı arkadaşlarımın tutumları hoşuma gitmedi. Ben sana demedim mi figüran rolünü oynarım diye. Al işte piknikte figüran rolünü oynadım yine. Kaderim hiç değişmeyecek sanırım! Tansuların grubunda olsaydım daha çok eğlenirdim ama o zaman da aklım Aslıda kalırdı. Kısacası pek sevmedim piknik olayını. Hiçbir şey umduğum gibi çıkmadı. Buruk bir gülümsemeyle geçirdim günü. Fazla keyif alamadım. Sanırım ben eğlenmesini bilmiyorum.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran..  

You Might Also Like

7 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. piknik een sevdiğim şeydiiiiirrr!!

    ayrıca mayonezsiz makarna salatası düşünemiyorum ayyy ben de olsma hüzünlenirdim sonra eve gelir kendim yapar afiyetle yerdim nam nam :)

    YanıtlaSil
  2. @Mia Wallace
    Ben de çok severiiim! Ama sevdiğim insanlar yanımda olmayınca tadı olmadı pek Mia ya. Ahahahaha :D Hiç böyle düşünmemiştim. Güzel bir öneri valla. Mayonezsiz makarna salatası mı olur allasen ya. Bu kızlar bilmiyor bu işi Mia :D

    YanıtlaSil
  3. o diğil de ben "neden benim bu kadar okuyucum yooook" diye çatlamaktan yazıya konsantre olamadım.. ne çirkefim ben ya :D

    YanıtlaSil
  4. fiziktir'in hemen sağ üst köşesinde 468*60 boyutunda 1 aylık reklamınızı yapmak istiyorum. Tabi hepinizin değil, seçeceğim bir blog sayfası bunu hak edecek. Ancak bunu yapabilmek için nasıl bir eleme yöntemi geliştirmem gerektiği konusunda sıkıntılar yaşıyorum. Şöyle düşünüyorum ben yani şöyle yapalım;

    Siz bana Blogger ve Blog Yazarlığı konusunda 1 makale yazın, ben hem bu yazıyı sizin adınıza Fiziktir'de yayınlayayım, hem de gelen yazılardan en ideal olanı seçip sahibine 1 aylık reklam hediyesi vereyim. Üstüne bir de onun sayfasını karşılıksız olarak tanıtayım... Ne dersiniz?

    Not: Reklamınız flash banner ile artistik bir şekilde ve her ay 1 blog değişimli olarak yayınlanacaktır...

    Yazılarınızı https://www.facebook.com/recep.cetiner1 facebook adresim üzerinden mesaj olarak gönderebilirsiniz.

    ayrıntılı bilgi: http://fiziktir.blogspot.com/2012/06/ucretsiz-reklamnz-yaynlamam-ister.html

    YanıtlaSil
  5. paylaşım için teşekkürler, oldukça bilgi edindik, sitemiz modüler kabin olarak çalışmalarınızda başarılar.

    YanıtlaSil
  6. Merhaba
    Blogunu yeni keşfettim ve hemen izle kısmını tıkladım.İzlemekteyim:))
    Seni de benimkine beklerim.
    komirra.blogspot.com

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe