Saklambaç..

Çarşamba, Ağustos 15, 2012

  Geçen hafta bir çarşamba gecesi, sıkıntı içerisinde televizyon kanallarını bir bir zaplarken birden Emre'den mesaj geldi. Beni sohbet etmeye çağırdı evine. Özge, Kadriye, Emre ve ben birlikte çekirdek yiyerek koyu bir sohbete kapıldık. Aradan geçen zamanın üzerimizdeki etkisini gözlemledik. Ne kadar çok değişmişiz. Zamanın bizi değiştirmesine izin vermiş sanki. Zaman mı insanı değiştirir yoksa insan mı zamanla değişir? Bu sorunun bir türlü cevabını bulamıyorum. Neyse ki eski masumluğumuz hala yerinde duruyor..
 ''Hadi saklambaç oynayalım'' diye atılıverdi birden Özge. Ben oynamak istemedim. Çünkü küçükken saklambaç oynadığımızda hep ben ebe seçilirdim. Erkekler hep beni seçerdi. Durmadan yumardım. Sayıları sinirle sayardım, onlar kahkaha içinde koşardı. Bir keresinde sinirlenip '' Yeter artık daha fazla ebe olmayacağım'' diyerek eve gittim. ''Lan çocuğa haksızlık ettik galiba'' demişlerdi ben eve doğru giderken. 
    Bir keresinde ebe ben seçilmemiştim.  O zaman da eve saklanmaya gitmiştim. Çocuk aklı işte, ne yaparsın. Saatlerce beni aramışlar yolda. Bense annemin yaptığı keki yiyordum. Şimdi bunu hatırladığımızda hepimiz kahkahalara boğuluyoruz. ''Hatırlıyor musun bir kere eve saklanmaya gitmiştin'' demişti Kadriye gülerek. Ne kadar saf bir çocukluk geçirdiğimi o zaman fark etmiştim.
    Gece yarısı oynadık saklambacı. O saklambacın verdiği keyif hiçbir şeyde yok aslında. Yarı heyecanlı yarı sabırsız bir şekilde sobelemeyi bekliyorsun. Sobeledikten sonra yaşadığın o mutluluğu tatmak istiyorsun. Tatlı bir zaferle coşmak istiyor insan. Bir de kara kedi olayı vardı. Bir parmak seçerek kaderimizi belirliyorduk resmen. O zamanlar en büyük endişem seçtiğim parmağın ebe tarafından seçilmesiydi. Arkadaşlarımın '' Yine ebe sensin yum hadi'' diye gülüşmelerini hala duyar gibiyim.
   Sohbet sırasında '' Sen hep oynamak istemezdin, hatırlıyor musun?'' demişti Özge. Başımı sallayarak '' Hatırlamaz mıyım, hep ben ebe seçilirdim nedense'' demiştim gülerek. O zamanlar mahalleye yeni gelmiştim. Ben 10 yaşıma kadar anneannemlerde kaldım. Annem ve babam çalışıyordu o zamanlar. Ailem olmadan büyüdüm anlayacağın. Mahalledeki arkadaşlarıma uyum sağlamaya çalıştım. Zaman zaman uyum konusunda sıkıntılar yaşadım tabii. 
   Birçok kez tartıştık. Aylarca küs kaldık ama sonunda barışmasını bildik. Küçükken tartıştığımızda birbirimize savurduğumuz cümleleri hala hatırlıyorum mesela. Bazen bunları unutamadığım için kendime kızıyorum. Geçmiş bazen insana acı veriyor sanki. Çocukluğumda interneti neredeyse hiç kullanmazdım. Günün büyük kısmını arkadaşlarımla geçirirdim. 
   Hayatımın en güzel yıllarıydı.. Saklambaç oynamayı hala sevmiyorum. Ne zaman saklambaç oynayan bir çocuk grubunu görsem gözlerim dalıp gider uzaklara. Neden ebe seçildiğimi bir türlü anlamazdım o dönemlerde. Sanırım mahalleye gelmenin dezavantajını yaşıyordum.
Çekirdek yiyerek eski günleri konuşuyorduk. Teknoloji çok etkiliyor insanları. Hepsi ellerinde telefonla Twitter'a giriyordu. Hal böyle olunca konuşmalarımız kesik kesik oluyordu. Hasret giderme hevesim kursağımda kaldı resmen.
   Issız sokakta çekirdek seslerinin eşliğinde geceyi dinliyordum. Kimse varlığımı önemsemiyordu bile. Görünmezmişim gibi davrandıklarını düşünüyorum bazen. Sanırım kendimi ifade edemiyorum insanlara karşı. Özge işinden bahsediyor, ne kadar çok yorulduğunu anlatıyordu. Bense zamanın bizi değiştirmesine üzülüyordum. Bazı şeyler eskisi gibi olmaz derler ya hani işte öyle bir şey. Artık eskisi gibi görüşemiyoruz bile. Onlarla bir yere gitmek istediğim ya işleri olur ya da müsait olmazlar. Ne zaman yolda bir grup genç görsem üzülürken buluyorum kendimi. Tek istediğim bir arkadaş grubuna sahip olmaktı. Bir zamanlar vardı. O da zamanla eriyen bir buz kütlesi gibi dağıldı. Keşke böyle olmasaydı.
Keşke çocukluğumuzdaki gibi olsak. O zamanlar mutsuzluk nedir hiç bilmezdim. Çünkü yalnız değildim. Akşamları sokağa çıktığımda konuşacağım birileri olurdu. Şimdiyse kimse yok. İnsan büyürken bir yandan da yalnızlaşıyor bence istemeden de olsa. Oysa ben kalabalık bir ortamda olup kahkaha atmak istemiştim..
   Bu arada Blogum 2 yaşına girdi bugün. 2 sene önce tam bugün büyük bir hevesle gelmiştim buralara. O zamanlar çok acemiydim. Zamanla alıştım her şeye. Bu ortamı çok seviyorum. Bana çok şey katıyorlar. Bu beni ne kadar mutlu ediyor bir bilsen. Bir sürü insan tanıdım burada. Çoğu zaman mutsuz yazılar yazdım. Adeta bir ağlama duvarı gibi oldu blogum lan. Mutlu olduğum zamanlarda ise tam bir şölen alanı gibiydi benim için burası. İyi ki burada yazı yazıyorum. Benimle birlikte kah üzülüp kah sevinen okuyucularımı çok seviyorum. Günün birinde bir gazete köşesinde yazı yazmak en büyük hayalim. 
Belki bir gün gazete köşesinde karşılaşırız.. Kim bilir..
Blogumun 2 yaşına girmesinin şerefine güzel bir şarkıyla sonlandırıyorum yazımı.
Bu da şarkımız olsun.
Kendine iyi davran.

You Might Also Like

16 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. 2. yılın kutlu mutlu olsun vişnee:)

    YanıtlaSil
  2. @Rapunzeliçe
    Teşekkür ederim Rapunzeliçe :)

    YanıtlaSil
  3. Nice yillara diyorum blogun icin,:)
    Ve insani elinde olmadan zamanda degistitiriyor,gecmisi özledigin vakit gec kaldigini anliyor insan...

    YanıtlaSil
  4. blog'unun 2. senesi kutlu olsun :). nice yıllara.... Eve saklanma işini ben de bi kere yapmıştım. Kurnaz bi arkadaşım vardı 10-15 dk beni aradıktan sonra benim evde olabileceğimi düşünmüş gelip çağırmıştı :) çocukluk güzeldi...

    YanıtlaSil
  5. Ben de sevmezdim saklambaç oynamayı. Herkes bir deliğe girer dakikalarca çıkmazdı, sonra ara dur bakalım. Çok sıkıcı.
    Bir de bloğunun 2. yaşı kutlu olsun. :)

    YanıtlaSil
  6. daha nice yillara visne:))

    gazete koseni sabirsizlikla bekliyorum bak:))

    YanıtlaSil
  7. @Cadı Kazanı
    Teşekkür ederim Cadı Kazanı :) Doğru söylüyorsun ama neden bu kadar hızlı değiştiriyor zaman insanı ben bunu anlamıyorum. Keşke çocukluğumuzdaki gibi kalabilseydik. :)

    @Tuvalet Kağıdı
    Aynen öyle valla. Ara ara sanki samanlıkta iğne arıyoruz. Hayır bir de sürekli ebe olunca insanın canına tak ediyor biliyor musun Tuvalet Kağıdı. O yüzden artık hiç oynamıyorum. Teşekkür ederim :)

    @Agresif Prenses
    Teşekkür ederim Prenses. Valla bir gün köşe yazarı olacak mıyım çok merak ediyorum. Tek bildiğim, çok istediğim :)

    YanıtlaSil
  8. @Bencil Aşık
    Ahahahha :D Benim gibi sen de eve saklanmaya gitmişsin :D Ben bunu yalnızca kendim yaptım sanıyordum. Yalnız olmadığıma sevindim doğrusu. Çocukluk bir insanın en güzel yılları bence. Hep de güzel kalacak kadar saf yıllardır çocukluk yılları.. :)

    YanıtlaSil
  9. Kendi blogum dışında takip ettiğim ve hatta yorum yaptığım blog neredeyse hiç yok; ama bu blogla ve bu yazıyla karşılaşınca kayıtsız kalmak istemedim. Güzel bir yazı olmuş, benim de eklemek istediğim bazı şeyler var: Herkes marifetmiş gibi hayatının her saniyesinde Facebook ve Twitter'da bir şeyler paylaşma derdinde... "Bakın ben burdayım, şimdi şurdayım, şimdi de hapşırdım!" Tamam, teknoloji gelişiyor ve çağ değişiyor, çok güzel; zaten şu anda bu yazıyı bize sunan da internet, ama bir şey hayatın içine bu kadar müdahale edince, tadı kaçıyor gibi geliyor bana. Yüz yüze iletişimi unuttuk ve bu korkunç bir olay! Telefonundan girenler, hani su geçirmezleri icat edilse banyo yaparken de bir yandan Twitter'a yazacaklar! :)

    Blogunuzun yeni yaşını kutlarım. Bu arada benim blogum da 20 Eylül'de 4 yaşına giriyor.

    Ve bu arada, benim adım da Mert. Ve sanırım yaşlarımız da sizinle yakın. Ve yine sanırım (birkaç yazıya göz attım da) zevklerimiz de.

    Blogu bugün keşfettim ve blog dünyasında sık gezinen biri olmamama rağmen genel olarak hoşuma gitti. Ben de bloguma girmenizi, yorumlar yapmanızı beklerim.

    Sevgilerimle! :)

    YanıtlaSil
  10. Uzun süredir girmiyordum Blogger'a, girdiğim iyi oldu. :)
    Biz küçükken ben eve değil apartman içine saklanırdım. Onlar evdemiyim diye bakmaya gelince de sessizce yukarıya çıkardım. Ev de güzelmiş ama. :)
    Zaman konusunu biz de geçen gün arkadaşla tartıştık. Eskiden her şey daha bir masum, daha bir şekerdi sanki. Zaman mı insanı değiştirir yoksa insan mı zamanla değişir demişsin. İkisi de sanırım. İnsan bir süre sonra farkedemiyor. Ama her haliyle de kötü bir şey değil değişim. İyi yönleri de var.
    Bloguma beklerim. :)

    YanıtlaSil
  11. Eger cocuklugundaki gibi kalsaydin yada kalsaydik hayata karsi iyi yahut kötü tecrubelerimiz olmazdi birde bu yönden bakmayi denemelisin bence,ama itiraf etmem gerekirki cocuklugumu bende özluyorum bazen offff!! Niye buyuduk neden yapiyorum oysaki cocuklugumuzda en buyuk hayalimiz hemen buyumek degilmiydi??
    Gun gelicek bundan on yil sonrayi dusun mesela sen mukemmel bir köse yazari olucaksin annen senle iftihar etcek v.s kisaca demek istedigim su aslinda insan hep gecmiste yasadigindan bugunun farkina bile varmiyor..
    Gecmisteki guzel hatiralarini yahut kötu anilarini yanina al ..
    Ama artik bugun ve gelecegin icin yatirim yap;);)
    Sevgilerle:);)

    YanıtlaSil
  12. Vişneeee! :)

    çncelikle 2. yılın kutlu olsun. ay ne güzel zamanlar geçirdik şu blogda di mi..

    iyi ki birbirimizi tanıdık ve bu blogu açtık! nice yazı dolu yıllara :)

    umarım bir gün gazetede yazarsın. senden çok mutlu olurum inan..

    saklambaç oyununu ben de pek sevmezdim ama arkadaş ortamında internet yasaklanmalı!

    YanıtlaSil
  13. blogunun 2. yılı kutlu olsun :)

    benim küçüklüğümden geriye kalan kimse yok maalesef :( sokak arkadaşlarım yok. hiç sokağa çıkmayan asosyal çocuğun tekiyimişim ben :)

    aynen! o sobe derkenki his hiç bir yerde yok :) inşaatta oynaması ayrı zevki - baya zor bulunuyorduk :D

    YanıtlaSil
  14. @Mert'in Gezegeni
    Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Aynı adı taşıyor olmamız beni sevindirdi. Adaş bir bloggerla karşılaşmamıştım hiç :D Teknoloji bir bakıma arkadaşlık ilişkilerini köreltiyor bence. Ben bu durumu hiç tasvip etmiyorum. Ayda yılda bir görüşüyoruz o da yarım yamalak. Ee ne anladım ben bu işten o zaman? Yakında su geçirmez telefonlarla Twitter'a girerler bence hiç şüpheniz olmasın :D İnterneti fazla kullanmanın zararları bence bu. Gerektiği kadar kullansak bu kadar hayatımızın merkezinde olmazdı Twitter ya da Facebook. Bloguzun 4. yıl dönümü kutlu olsun şimdiden. Benden daha eskisiniz buralarda, ne güzel :) Sağlıcakla kalın :)

    @Cimcime Şeytan
    Apartmanın içine saklanmak hiç aklıma gelmezdi o zamanlar ya :D Benim gibi siz de eve saklanmışsınız ya ahaha :D Zaman iyi ya da kötü yönde etkiliyor bence insanı. Ama benim gibi depresif insanlar nedense geçmişin mutlu dolu günlerini daha çok özlüyoruz. Bu özlem de geleceği şekillendirmemize bir nevi engel oluşturuyor diye düşünüyorum. İnsan zamana karşı direnemiyor istemeden de olsa değişiyor bence bir şekilde :)

    @Cadı Kazanı
    Hangimiz çocukluğumuzu özlemiyoruz ki :) Edip Cansever çocukluk için şöyle der; '' Gökyüzü gibi şu çocukluk hiçbir yere gitmiyor.'' Ne kadar güzel söylemiş ya. Aslında bir bakıma haklısınız. Eğer büyümeseydik tecrübelerimiz olmazdı. 10 yıl sonra o günleri yaşamayı çok istiyorum da o günleri görmek nasip olacak mı acaba :D Çok merak ediyorum :)

    YanıtlaSil
  15. @Mia Wallace
    Miaa :)
    Teşekkür ederim sevgili arkadaşım ^_^ Hep birlikte nice seneler görürüz inşallah. İyi ki buradayız gerçekten. Ben burada olmaktan büyük keyif alıyorum. İnşallah bir gün gazete köşesinde yazar olarak karşına çıkabilirim. :D

    @BiDüşün
    Teşekkür ederim Bidüşün :) Asosyal deme kendine ya, asosyal değildin sen. Sadece etrafındakiler senin değerini bilmiyorlarmış. Çok kızdım şimdi onlara! Evet, sobelemek çok eğlenceli bence. Ben hiç inşaatta oynamadım. İnşaatta oynamak tehlikeli görünürdü gözüme :)

    YanıtlaSil
  16. 2.yılın kutlu olsunnn o zaman :D
    ben de küçükken sitede geceye kadar saklambac oynardık.aynı sekilde o arkadaslarımla eskisi gibi değiliz.Çok değiştik hepimiz.kimse aynı kalmıyor ki biz her ne kadar çok değiştiysek onlar da o kadar çok değişti ^_^

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe