Arkadaş mısın yoksa kan emici bir kene mi?

Perşembe, Aralık 27, 2012

  Birkaç haftadır sinirlerimin yıprandığını hissediyorum. Güne ne zaman güzel başlasam akşam eve sinirlerim bozuk bir şekilde eve dönüyorum. Bazen tam tersi oluyor tabi. Uykumdan taviz vermeyi pek sevmem. Erken kalkmayı hiç sevmem. Sabahları erken kalktığım için çok huysuz oluyorum. O sempatik halimden eser kalmıyor anlayacağın.  İş yerinde çoğu zamana dalgın oluyorum. Özellikle izin günü sonrasında sudan çıkmış balığa dönüyorum. İnsan izin gününden sonra çalışınca bir tuhaf oluyor ya.
   Buraları çok ihmal ettiğimin farkındayım. İstatistiklere bakıyorum da bu yıl fazla yazı yazamamışım. Bu benim için kötü bir şey. Seni ihmal etmemen gerekiyordu. Bunun için özür diliyorum,gerçekten. Bazen sana bir şeyler anlatmayı istiyordum ama her seferinde erteliyordum. Ya yorgun oluyordum ya da sinirlerim bozuk oluyordu. Kafam bu aralar yine karışık. İnsanların acıyan bakışlarını hala hazmedemiyorum. 
  Merak etme ben bıraktığın gibiyim. Yani üzüntü kat sayım her geçen gün artıyor. Bu durumu düzeltmeye çalışsam da düzeltemiyorum. Daha mutsuz birine dönüşüyorum. Artık gülmüyorum. Ekmek yemiyorum ve yemek yerken uzaklara dalıyorum. Daha az konuşuyorum. Daha az tepki veriyorum. Ben her geçen gün içten içe ölüyorum sanırım. Sanki her şey gemici düğümüyle bağlanmış, çözemiyorum. Tam çözdüğümü sandım derken tekrar bir gemici düğümü karşıma çıkıyor ve ben yine onu çözmekle uğraşıyorum.
  Bir gün iş yerinde harıl harıl çalışırken liseden bir arkadaşım olan Doğukan beni aradı. ''Alla alla bu beni niye aradı şimdi?'' diye şaşkınlıkla bir sevinç sardı ruh halimi. Hiç beklemediğim bir anda oldu bu olay. Neyse açtım konuştuk. Telefonu sevinçle açtım ama sonra sevincim balon havası gibi foss diye söndü. 
   Lise diplomasını aldıktan sonra bir kere bile aramayan insan beni işi düşünce arıyor ya. Şaka gibi! İşte en ama en sinir olduğum şey bu. Sen onca ay beni arayıp hatrımı sorma ama işin düşünce şak diye ara. Bide yılışık yılışık bir şey istemesi yok mu deli oldum.
  ''Kanka yaa şu kitaplar sende varsa bana alsana'' gibi cümleler sarf etti. Kitapları bulup fiyatlarını mesaj attım daha da bir şey yazmadım. ''Acaba ne yapsam da şu maldan yararlansam?'' diye düşünmüştür eminim. Resmen beni kullanmaya kalktı. Ve ben bunu hissettim. Hislerimde yanılmadım bu zamana kadar.
  Kendimi kullandırtmayı sevmem. Lisede Gülşah ve Emel yemeklerini bana aldırırdı mesela. Her seferinde onca şeyi taşıyordum milletin gözü içinde. İnsanlar beni aç göz bir inek sanıyorlardı. O zamanlar çok kiloluydum. Kıçımla dağları devirebilecek potansiyeldeydim. Kantinden 3 ekmek, 2 kola falan çıkınca insanların gözleri büyürdü. ''Gidin kendiniz alın'' dediğimde bana küserlerdi. 
   Etrafımda niye mi arkadaşım yok? Çünkü kime güvensem hep beni kullanmaya kalktı. Ben Emel ve Gülşah için her şey yapmaya hazırken onlar gidip Doğukan'ın peşine kuyruk oldular. Benimle bahçeye bir gün bile çıkmayan insan, başkasıyla gönlünü eğlendiriyor, bahçede geziyor. ''Kankaa ya yemek alsana bana'' demesini biliyorlardı ama.
  İşte benim hazmedemediğim olay bu. Ben gözümün içine baka baka salak yerine konulmayı sevmiyorum. Ya benimle yıllık fotoğrafı bile çektirmediler. Düşünebiliyor musun, 4 yıllık arkadaşıyla bir fotoğraf karesine bile girmediler. '' Biz kız kıza çektiricez fotoğraf'' deyip beni başlarından savdılar. O zaman ne kadar üzüldüğümü sen de biliyorsun. Tabi zamanla peşinde koştukları arkadaşları onlarla arkadaşlık ilişkilerini kesince yine bana 
kaldılar.
  Neden mi arkadaşım yok? Çünkü ben sürekli salak yerine konulmaktan sıkıldım. Gülşah ''Kanka şu albümü alıcam bana indirim yapsana'' gibi mesaj attı biraz önce ve benim sinirlerim çok bozuldu. Alnımdaki damar pıt pıt attı. Sen olsan ne hissedersin? Salak yerine konulduğunu hissetmez misin? Bunu bir seferliğine isteseler neyse, sürekli bu tarz isteklerle karşıma çıkıyorlar ve ben bu durumdan sıkıldım artık.
  Ben düşüncelerimi paylaşabileceğim, karşımdakinden birçok bilgi öğrenebileceğim, beraber güleceğim arkadaşlar istiyorum. Beni salak yerine koyup, önemsemeyen arkadaşlar istemiyorum anlatabiliyor muyum? Etrafımda böyle arkadaş olmadıkça ben kimseyle yakın olmuyorum artık. İş arkadaşlarımla sadece iş ortamında arkadaşım. Kimseye fazla güvenmiyorum artık. Çünkü kime güvensem, güvenimi paramparça etti. O kırıkları da ben tek başıma topladım.
   Ama diyeceksin ki ''İnsanlar böyledir Vişnecim'' ama yok canım ben bu olayları artık bünyemde barındıramıyorum. Sinemaya mı gitmek istiyorsun? Tek başına git. Alışverişe mi gitmek istiyorsun? Ailenden birini götür. Ne yaparsan yap kimseye muhtaç kalma der annem. Seni dinlemeyen, seni önemsemeyen, sadece işi düştüğünde yanında beliriveren arkadaşların varsa onları nereye kadar sevebilirsin? İnsanlardan faydalanmak isteyenleri sevmiyorum. Kendini salak yerine konulduğunu bir düşünsene. Düşün ondan sonra empati kur. Kendini benim yerime koy mesela. Bana hak vereceksin.
  Kitapların bana daha çok huzur verdiğini düşünüyorum açıkçası. En azından kitaptan sıkıldığımda kapağını kapatıp gözlerimi dinlendirebiliyorum. Sinirlerimin ne kadar bozuk olduğu ne kadar belli dimi? Esasında sakin bir mizaca sahibim. Ne zaman damarıma basılsa içimdeki canavar uyanıveriyor. Sadece sinirlendiğimde ve sarhoş olunca küfür ederim mesela. Sinirlenince küfür ettiğimi duyan iş arkadaşlarım çok şaşırır mesela. Sarhoş olunca bambaşka birine dönüşüyorum, yılbaşı balosunda neler yaşadığımı biliyorsun.
 Ne kadar çok dolmuşum böyle ya. Sanırım benim en büyük sorunum, insanları içimden affedememek. Dışımdan onları affettiğimi söylüyorum ama içim onları affetmiyor. ''Onlar sana bunu yaptı, seni üzdü sen bunu kendine nasıl yaparsın?'' diye bir ses durmadan kafamın içinde yankılanıyor. İnsanları niye içimde affedemiyorum anlamıyorum.  Bu yılbaşı yazısı olmadı pek ama yılbaşı için de ayrı bir yazı yazacağım mutlaka güzel insan. Çilekli Milka kadar kadar beni hiçbir şey mutlu etmiyor açıkçası. 
Blogger arkadaşlarım reel arkadaşlarımdan bin kat daha samimi. Bunun altını çizerek söylüyorum. İyi ki varlar onlar ya.
Burayı özlemişim. Sana bir şeyler anlatmayı özlemişim. 
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

25 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Biliyor musun Vişne, ben de insanları içimde kolay kolay affedemiyorum. Bazen kendime "Unut, affet." diyorum. Biliyorum, affetsem rahatlayacağım. Öfke taşınması zor bir yük. Ama yapamıyorum. Niye böyleyiz ki sence?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım tepkimizi net bir biçimde ifade edemediğimiz için oluyor bütün bunlar Cessie.
      Bide güçlü bir hafızan varsa işler daha fena oluyor.
      Keşke unutmak söylenildiği kadar kolay olabilse.

      Sil
  2. Yazın bittikten sonra tek istediğim sana çilekli milka almak oldu. alaydım iyiydi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu söylemen bile beni mutlu etti Nora :)
      Düşünmen yeter yahu :)
      Eğer alırsan benim için de ye ^_^

      Sil
  3. daha çok yazmalısın :)
    http://zoomlabakalim.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha çok yazmaya özen göstereceğim.
      Teşekkür ederim :)

      Sil
  4. bence unutmamak en iyisi cunku biz unuttukca onlar da unutuyolar sonra da sen her seyi unuttugun anda pat diye karsina dikilip sen zamaninda soyle yapmistin da konusmamistik bi zaman diyolar cunku unuttun ya sen.. zamanla farkediyosun evet insan her ne kadar sosyal bi varlik olsa da yalnizligin da seni eyliyo onlar kadar ve asla onlar gibi seni kullanmiyo..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Unutmaya çalıştıkça bir metre yol kat edemiyor insan zaten burcu. Çok tuhaf bir durum bu gerçekten. Zamanla üstesinden gelmeye çalışmak gerekiyor ama o duygu bir yerde sinip kalıyor içinde ve gitmek bilmiyor. Gerçekleri yüzüne vurduğunda hangi arkadaş kalıyor ki insanın yanında? Bazı insanlar bunu hazmedemiyor ne yazık ki.
      Keşke böyle şeyler olmasa diyorum bazen ya.
      Dediğin gibi yapmaya çalışacağım.
      Teşekkür ederim :)

      Sil
  5. Ama buraya yazdığın hiçbir seyde affetmeni yada unutmanı gerektirecek bir durum yok. Bu tip insanlar etrafında olacağına bence hiç olmasın daha iyi. Zaten sana böyle yaklasımları varsa bu insanlar senin arkadasın deil ki. Hatta hiç olmamışlar bile. Arkadaşlık dostluk dediğin karşılıklı birbirini kullamak deildir, hayatı paylaşmaktır. Bence böle insanlardan uzak kalmak sana huzur verir. Seni kıranlardan uzak dur. Kendi hayatına seni seven insanlara bak. Önemli olanın kendin olduğunuda hiç bir zaman unutma :) yanlış da anlama akıl verio gb oldum ama öle bir niyetim yok sadece cok sinir oldum yazdıklarına... Mutlu ve sevgiyle dolu bir yıl dilerim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaş görünümlü çıkarcı insanlar demek istiyorsun sanırım, evet kesinlikle öyle. Hayatı paylaşma konusunda pek bir şey yaşadığım söylenemez açıkçası. Sanırım dostluk kavramını bazen unutuyorum.
      Yanlış anlamıyorum tabii ki de. Okuyucuların yorumları benim için çok önemli. Bunun için sana ayrıca teşekkür ederim :) Ben de yazarken sinirle doluydum. Yazıya yansıtmışım azıcık sanırım :D
      2013'te hep mutlu olursun umarım :)

      Sil
  6. Şu ara geçmişini ve kırıldığını insanları "içinden de affetmeyi" öğrenmeye çalışan bir insan olarak sana söyleyebileceğim şey şu Vişne, hafifliyorsun.
    Sen de dene.
    İşe yarıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen nası başardın peki weba. Ben bunu bir türlü beceremiyorum çünkü. Bu işin sırrı nedir acaba?
      Bu konuda yardımına ihtiyacım var :)

      Sil
    2. Vişnecim, bu akşam değil ama yarın akşam sana uzun uzadıya bir mail yazmayı çok isterim.
      Hani öyle mucizevi şeyler bekleme sakın aksine çok gündelik sıradan cümleler ama ben de işe yaradı. Eskiye nazaran biraz daha iyiyim. Sana da seve seve yardım etmek isterim.
      :)

      Sil
    3. Çok sevinirim. Yeni şeyler öğrenmeyi her zaman sevmişimdir. Bana çok yardımın dokunacak inan bana. Çok teşekkür ederim desteğin için weba :)

      Sil
  7. sayın zibidi isminiz zibidi ama hiç de öyle birisi değilsiniz. Lütfen merak etmeyiniz. Öyle insanlar hayatınızda olduğu sürece hep kırıntı toplayacaksınız. O yüzden lütfen atın gitsin. Sizi tamamen anlıyorum. İçinden affedemedikçe insan biraz daha birikiyor sanki. Ama gerçekten affettiğinde her şey bitiyor.. Denemeni ve mümkünse telefon numaranı değiştirmeni tavsiye ederim. Ki onlar sana ulaşamasınlar. Seni sevenler olduğunu da unutmaa derim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın sesszgmi önceden zibiydim sonra vişne çürüğü oldum. Ben kırıntı toplamak istemiyorum artık ya, insan bir süre sonra tıkanıyor çünkü hep aynı şeyi yapmaktan. Ben bunu nası başarabileceğimi bilmiyorum.
      Telefon numaramı değiştirsem hepten bağları koparırım.
      Teşekkür ederim tavsiyelerin için :)

      Sil
    2. önceden takip etmiyordum yeni sayılırım :) sil gitsin derim :) ya da boşver takma :) ricca ederim efenim :)

      Sil
  8. :D ben alıştım artık insanlara ben hep tektim zaten her ne kadar grubum olursa olsun yaa hep önde yaa hep gerideydi senin yaşadıgın olayları senin benim gibi binlerce insan yaşıyor belkide ama sana ögüt vermek istemem çünkü sende as çok akıl edebilirsin ama şunu söyliyebilirim sonuçta geçte olsa sana gelicekler mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. geç de olsa bana geliyorlar evet ama ben bekleyene kadar anam ağlıyor resmen gncblggr. İşte bu bekleme insanı kahrediyor. Niye böyle olmak zorunda ki, neden illa insanlar çıkarcı olmak zorunda. Anlamıyorum.
      Teşekkür ederim okuduğun için :)

      Sil
  9. BU KADAR TAKİP EDENİN VARKEN NEDEN BU KADAR AZ YAZMAK???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan sonra daha sık yazı yazmaya çalışacağım :)

      Sil
  10. Aynısını bana da yapıyorlar.Geçen gün arkadaş sınıfta kitaplarını unuttu.O günde ödev vardı.Yapmazsa öğretmen dövecek + 0 verecekti sınavından kaç alırsa alsın.Önemli bir ödevdi çünkü.Kitaplarını yetiştirebilmek için baya koştum.Otobüse yetiştim.Otobüsten el hareketi çekti bana.Daha sonra kitaplar bana kaldı tabi.Almadı inipde kitapları, hayvan.Koskoca 7 sayfa yazıyı ben yazdım.Ellerim uyuştu yazmaktan.Yazarken çalışma masamın başında uyuya kalmışım.Safım ya ben.Kullanıyorlar beni.Ertesi gün getirdim ödevlerini.Bir teşekkür bile etmedi.O kadar gereksiz başı boş biri.Kırıldım falan da çaktırmadım işte.Bir kaç gün sonra geldi yanıma nasılsın Ece iyi misin falan vs sohbeti bağladı.Aslında konuşmazdım ama kalbini kırmak istemedim.Bana olsa aynısı kırılırdım.Kendimi onun yerine koydum bir an. geçen gün için özür diledi falan konuyu kapattık sanıyor.Herkesi kendim gibi sanıyorum.Ne yapsam bilmiyorum.Ne kadar doğru olur bilmiyorum ama sorucam nasılsa ben senden oldukça küçüğüm.Böylelerine nasıl davranmalıyım ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sana diyeceğim tek şey o kızı hayatından çıkarmak. O tip insanlar sadece insanları kullanmasını bilirler. Dostlukmuş arkadaşlıkmış pek bilmezler anlayacağın. İnsanlar senin gibi değil, ve senin gibi olamazlar. Sen teksin, sana benzeyen kimse yok unutma. O insanlar bir süre sonra hayatından çıkıyor zaten istemeden de olsa.
      Seni kullanmalarına izin verme, tek söyleyebileceğim bu. :)

      Sil
  11. Şey iyide o kız değil ki erkek sgfd :D Bazen bende yapıyorum sırf bana yapıyorlar diye.Biliyorum çok mantıksız bu ama yapıyorum işte.

    YanıtlaSil
  12. Karakter olarak biraz benzettim kendime. Kullanma meselesini pek yaşamadım lisede.
    Herkesin eli ayağı var sonuçta gidip alabilirler. Sen fazla toleranslı davranmışsın.
    Geçmişe dönüp baktığımda en büyük hatamın belirli kişilere takılıp kalmak olduğunu görüyorum.
    Hala da öyleyim. Degişemiyorum.
    Üzülme dua et, karşılığını bulacaksın inşallah.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe