Ben kendi kaderimle baş başa bırakıldım..

Pazartesi, Şubat 04, 2013

  Son birkaç hafta ortalıkta ruh gibi dolaşıyorum resmen. Uykusuzluk mutsuzlukla birleşince böyle oluyorum nedense. Aslında sana anlatacağım çok şey var ve nereden başlayacağımı hiç bilmiyorum. En iyisi toplantı gününden başlayayım anlatmaya.
 Toplantı çarşamba günü oldu. Salı günü bayat patates kızartması yediğim için bağırsaklarım bozuldu. Çalışırken resmen kıvranıyorum. Karnım nasıl ağrıyor, midemden nası guurrrr gurrr sesler geliyor anlatamam. İzin alıp gidemiyorum da. Çünkü her zaman izin verme şansları yok yöneticilerin.
 Ben bu toplantıya günler öncesinden hazırlanmıştım. Yani provasını falan yapıyordum. Son yazdığım yazıdaki düşüncelerimi nasıl doğru bir şekilde ifade edebileceğimi düşünüyordum kara kara. 
  Çarşamba sabahı sorumlum fırça atmasın diye 15 dakika erken gittim mağazaya. Sonuç? Her zaman ki gibi geç kaldılar. Resmen 15 dakika bekledik ya. Üstelik karnım felaket bir şekilde ağrıyor. O kadar çay içtim, patates yedim yok anacım düzelmiyor. 
  Toplantı çok vasat bi şekilde başladı. Herkesin bildiği şeyleri söyledi müdür. Tabii bu sırada karnım gurr gurr ses çıkarıyor. Yanımdaki arkadaşım kıs kıs gülüyor. Nasıl utanıyorum var ya. En sonunda bize söz hakkı verilince ben parmağımı kaldırdım. '' Ben motivasyonumu düşürecek söylemleri duymaktan rahatsız oluyorum. Bir sorumlunun görevi çalışanını işinden soğutmak değil, işini sevdirmektir. Ben işimi severek yapıyorum ama bana ve bir arkadaşıma yapılan davranışlardan rahatsız oluyorum. Evet, hepimiz stresli bir iş yapıyoruz ama böyle kötü davranılacak bir şey de yapmıyoruz'' diye fevri bir çıkışta bulundum. 
   Herkes şaşkınlık içerisindeydi tabii. Ben normalde sakin bir insanım. Düşüncelerimi ifade ederken tavrımı değiştiriyorum. Sinirliyken bambaşka birine dönüşebiliyorum. Bu sözlerim sorumluları rahatsız etti. 
  Toplantıdan sonra ispiyoncu sorumlum yine her zamanki gibi benim sözlerimi gitmiş üst kademedeki sorumluya yetiştirmiş. Karı gibi dedikodumu yapmış anlayacağın. ''Vişne toplantıda bunları söyledi'' tarzında arkamdan konuştu resmen. Adam toplantıdaki olayları resmen aktarmış ya.
 Kısa boylu olan sorumluyla toplantıdan sonra tartıştık. ''Bir sorunun varsa gelip benimle konuş, toplantıda söylemen yanlış'' tarzında fırça attı her zamanki gibi. Bende '' Böyle düşünen bir tek ben değilim. Ben düşüncemi dile getirdim. Kimseye saygısızlık yapmak istemiyorum'' dedim. 
 Ne kadar sinirim bozuldu tahmin bile edemezsin. İş yeri değil dedikodu kazanı resmen ya. O üst kademedeki adamda gitmiş hemen onun hakkında konuştuğumu söylemiş. Ağızlarında bakla ıslanmıyor lan resmen. Ya ben böyle insanlar görmedim yemin ediyorum. Hal böyle olunca güvenim onlara karşı yok oldu. Artık kimseye güvenmiyorum. İşimi yapıp siktir olup gitmek istiyorum sadece. Tek amacım bu.
 Çünkü söylediğim her bir cümleyi bana koz olarak kullanıyorlar. Öğlen arkadaşım, sorumlu ve ben uzun uzun konuştuk. İkimiz de aynı şeylerden şikayet ediyorduk. 7 kişi kitapçıyız sadece ikimize laf söylüyorlar. Diğerlerine hiçbir laf söylemiyorlar. Ulan ilkokulda bile bu kadar çok uyarılmadım ya.
 ''Ben size karşı böyle davranmak zorundayım, işim gereği sert olmam gerekiyor yoksa disiplini sağlayamam. Kişisel bir sorunum yok sizinle, iş gereği böyle şeyler oluyor. Kişisel sakın algılamayın.'' cart curt diye birkaç şey geveledi. Ya diğer kitapçılara nasılsın falan diyor bana gelince mahkeme duvarı gibi oluyor. Adam kayırıyor abi. Bildiğin diğer kitapçılara daha çok değer veriyor.
  Belli ki benimle çalışmayı sevmiyor. Ya da davranışlarımı sevmiyor, bilmiyorum. Ama ben istenmediğimi düşünüyorum. Sanırım kademe farkı var. Ben onların gözünde yeniyim galiba. Bu kadar soğuk davranmalarının başka bir sebebi olamaz. Bu kahvaltı olayını çok abartıyorum belki biliyorum ama burada da karşıma çıktı. Kahvaltı yapmak mesele değil, gerçekten. Sorun; Düşüncesizce davranmaları.
  Müzik bölümünde çalışan kız arkadaşım var, kitaptakilerle kahvaltıya gitmek için plan yapmışlar mesela ama benim sonradan haberim oluyor nedense. Ya ben anlamıyorum. Zorla  kendimi davet ettirmiyorum elbette. Ama bu resmen dışlanmışlığın simgesi gibi bir şey. 
  Bir tane çocuk kitaplarından sorumlu kadın var. Ne kadar sinir bozucu anlatamam. Ukala, soğuk ve suratsız. Soru soruyorum burnunun ucuyla cevap veriyor sürtük. Ya iş ortamındakileri gerçekten anlamıyorum.
  Tek amacım Ağustosa kadar çalışıp üniversite paramı biriktirip siktir olup gitmek. O yüzden sabretmeye çalışıyorum ama bir yerden sonra tıkanıyorum. Toplantıdan sonra herkes bana karşı tavrını değiştirdi. Bazı şeyler içimde kalmamalı diye düşündüm. Çünkü ne kadar içime atarsam atayım hep ben yaralanıyorum. Bazı şeyler söylenmeli mi söylenmemeli mi kestiremiyorsun o an. 
  İyi ki söylemişim ile keşke söylemeseydim arasında gidip geliyorum. Baksana tek bir cümle bile seni dışlamalarına sebep olabiliyor. Müzik bölümünde çalışan kızla çok iyi anlaşıyorum, aynı yaştayız üstelik. Ama o başkasına kur yapıyor. En sinir olduğum şey de bu ya. Yanımdayken başka bir erkeğe kur yapılması. Ben orda göt gibi ortada kalıyorum. 
  İki erkek bir kız düşün. Kız diğer erkeğe şakalar, komiklikler yapıyor. Üçüncü kişi n'apıyor? Ortama fransız kalıyor nolucak. İşte ortama fransız kalan şahıs benim. Son çare olarak benimle konuşuyor gibi hissediyorum bazen. Zaten kimi sevsem karşılık bulamadım.
  Cuma günü gece çalışması var dendi. Benim moralim bozuldu tabi. 8 saat ayaktayım bide gece çalışmasına kalıp yardım edecektim. Kabul etmedim tabii ama dinlemedi o uyuz müdür. Bir saat kalmak zorunda kaldım. Bir saat kırk beş dakika sonra izin alıp gittim. Zaten yalı kazığı gibi dikilmekten başka bir şey yapmıyordum. Ya benim evim çok uzak diyorum anlamıyor. Zaten zayıf bir bünyeye sahibim. Üstüne yorgunluk eklenince iyice şaftım kayıyor. Yaptığım her hareket batıyor iş yerinde. Durmadan beni gözetliyorlar. Ne yapsam da şu Vişneyi ispiklesem diye düşünüyordur eminim sorumlum. İstifa edip kafamı dinlemeye çok ihtiyacım var ama yapamam. Çünkü aileme karşı sorumluyum. Çünkü buna Mecburum. Çünkü ne hissettiğimin hiçbir önemi yok. Onların gözünde para makinesiyim.
  Arkadaşsızlığa alışmaya çalışmak berbat bir şey. Blog arkadaşlarım dışında arkadaşım yok. İş yerindekiler de beni sevmiyor. Yani o kadar değer vermiyorlar. Herkesten giderek uzaklaşıyorum ve bu benim canımı çok sıkıyor. Oysa hiçbir şey yapmıyorum. Beni dışladıklarını bildiğim halde hiç bozuntuya vermiyorum. Ama içimden ne kadar bozulduğumu tahmin bile edemezsin. 
  Bugün Emel ziyaret etti beni hiç beklemediğim bir anda. Ne kadar mutlu oldum anlatamam. Birine sarılmanın ne demek olduğunu bile unuttum biliyor musun. O derece kötüyüm işte. Sarılabileceğin ya da gözlerine bakıp derdini anlatabileceğin kimsenin olmadığını düşün. İşte şimdi benim gibisin.
 Özge ve Emreyle çiğköfte yiyecektik ama yiyemedik. Çünkü aramadılar. Çünkü önemsemediler. Ben mesaj atamadım çünkü kontörüm yoktu. Sanırım büyüyünce bazı şeyleri de yitiriyor insan. Arkadaşlık gibi.. 
  Annem üzülmeme daha çok üzüldü tabi. Bugün Emel çok zayıfladığımı söyledi. Beni gören her arkadaşım zayıfladığımı söylüyor. Üzüntüden yemek yiyemediğimi bu yüzden zayıfladığımı söylemek istiyorum ama söyleyemiyorum.
Ders çalışacak motivasyonu bile bulamıyorum artık.
O kadar çalışıp çabalıyorum sonra yine göt gibi ortada kalıyorum. Bütün arkadaşlarım mezun olacak ben hala üniversiteye bile giremedim. Bugün Emel finallerden bahsederken nasıl üzüldüm anlatamam.
Kendi kaderimle baş başa bırakıldım ve canım çok acıyor. 
Ben bunu hak etmiyorum ya. 
Gerçekten hak etmiyorum.
Kendi enkazımın altında kaldım. Mutsuzluk enkazımın. Ve elimi tutup beni kurtaracak kimse yok. Kendi kendime çıkmaya çalışıyorum ama taşlar çok büyük. 
Yapamıyorum.
Bu da şarkımız olsun.

You Might Also Like

31 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Vişneeee :(
    Dolmuşsun sen, hatta yazılarında argo kullanacak kadar dolmuşsun :) Ama iyidir bazen, rahatlatır insanı, bu konuda aynen devam rahatlat kendini...

    Diğer söyleyeceğim ise, takılma o insanlara, sadece konuşmak zorunda olduğun zaman konuş, onun dışında sabret ve işini yap sadece. O işten gelen parayla üniversite kapıları aralanacak sana, bunu düşün ve mutlu ol...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Melooo :(
      Ben sadece sinirlendiğimde böyle argo konuşuyorum. Normalde küfür kullanmam. Gereksiz buluyorum.
      Ama bu durumda sakin olamıyorum. Bu kadar çok dolmamın sebebi bunları anlatacağım kimsenin olmaması.
      Çünkü iş arkadaşlarıma böyle şeyler söylesem arkamdan konuşacaklarını adım gibi biliyorum.
      Bazen buraya böyle şeyler yazarak okuyucuları üzdüğümü biliyorum ama tek çarem bu.
      Buraya anlatarak kendimi iyi hissedebiliyorum.
      İnşallah öyle olur melo ya :(
      Çok istiyorum.

      Sil
  2. kötü davranılmayı hak etmiyoruz denen insanın dönüp kötü davranması, onun asla iflah olmayacak bir gerizekalının tam da kendisi olduğunu gösterir. tam ağzının ortasına çakılası. ama melo'nun da dediği gibi, o işten gelecek para senin geleceğinin basamağı olacak. umarım herşey gönlünce olur, en yakın zamanda çarklar tersine döner, mutsuzluk enkazını he-man yumruğuyla tepeye doğru itikler, o mutsuzluğa sebep olanların tepesine basa basa çıkarsın. çok mu ütopik oldu? o zaman sadece mutlu ol ya..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahammül etmeye çalışıyorum bu yüzden semmma. Bazen o kadar çok üzerime geliyorlar ki sinirden uyumadığım zamanlar oluyor. İnşallah dediğin gibi olur. Çok güzel bir söylemde bulunmuşsun bak, çok teşekkür ederim :D Hayır hiç ütopik değil. Sadece içinde bulunduğum durumdan nasıl çıkacağımı anlatmışsın güzel cümlelerinle.
      Desteğin için teşekkür ederim :)

      Sil
  3. Ah Vişne'm ya.
    Toplantıda yaptığın konuşmanın hemen hemen aynısını bankada çalışırken yapmıştım. Toplantıya kadar benimle aynı şeyleri konuşan, bunu toplantıda dile getirmeliyiz diyordu tüm arkadaşlar. Kimsenin gazına gelmedim tabii ki ama ortada bir sorun varsa dile getirmekten bir an öne halledilmesinden yana bir tarafım vardır her zaman. Neyse. Toplantıda konuyu aynen senin gibi pat diye söyleyince günah keçisi ben oldum. Bölge müdürü tüm toplantı salonuna dönüp "arkadaşınıza katılanları görebilir miyim?" diye sorduğu an kimsenin ses çıkarmaması da cabası. Herkes kendi götünü kollama derdinde. Konu o kadar uzamıştı ki o kadar olur.
    Şimdi senin yazdıklarını okuyunca aklıma geldi de bunlar bak gene sinir oldum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de işte o durumdayım şu an Weba. Günah keçisi gibi ortalıkta dolaşıyorum resmen ya.
      Düşüncelerimi dile getirmenin bu tür bir sonuç doğuracağını hiç tahmin etmiyordum açıkçası. Umursamamaya çalışıyorum olabildiğince.
      Kesinlikle öyle, götleri sağlam olsun da ne olursa olsun. Benim yüzümden geçmişte yaşadıklarını hatırlamana üzüldüm. Böyle bir şey yaşadığını inan hiç bilmiyordum.
      Aynı şeyleri yaşamışız baksana, hayat tesadüflerle dolu :)

      Sil
  4. Vişne, oralarda olsam sürekli gelirdim ben seni görmeye, arkadaş olurduk *.* O salaklara aldırış etme. Koca insanlar, hala dışlama mı olurmuş? İlkokul talebesi misiniz?! -.-

    Düzelecek ama. Bu azminin, çalışkanlığının karşılığını alacaksın, inanıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cessie çalıştığım yer lisedeki arkadaşlarımın evlerine çok yakın ama hiç gelmiyorlar. Gelmelerini çok istiyorum ama gelmiyorlar sık sık. Sanırım zaman geçtikçe böyle oluyor. Sen olsaydın kitaplar konusunda epey konuşurduk bak. Çünkü sen de benim gibi bir kitap kurdusun :D Ne güzel olurdu ya.
      Sanırım umursamamayı öğreneceğim bu gidişle.
      Başka türlü devam edemem ki. İnşallah dediğin gibi olur :)

      Sil
  5. İş yerinle ilgili okuduğum 2 yazın ve 2. şikayetin.. Nedir arkadaş bu böyle? Bombalayasım geldi iş yerini....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ben de aynı şeyi düşünüyorum ama düşünmekle kalıyor her şey. :D Sinir bozucu bir ortamda çalışmanın kötü yanı da bu sanırım; sinirli sinirli yazı yazmak.
      Bu anlattıklarımı iş yerindeki birine anlatsam başkasına yetiştireceğini adım gibi biliyorum. Bu yüzden nefretimi buraya kusuyorum. Bazen bunu abartabiliyorum tabii ama insan içindeki nefreti kusacak yer arıyor.

      Sil
    2. Anlat anlat, dök içini buraya. Burası o yüzden var... ;)

      Sil
  6. herkes mi hepimiz mi iğrenç dönemler yaşıyoruz? Hayır tanıdıgım sevdigim kim varsa bu ara sıkıntılı, mutsuz. ben de dahil :( artık bir şeyler değişmeli

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım kış döneminin depresif etkisi de var Kızılgın. Ben hiç ilkbaharda bu kadar mutsuz olmam. Daha az mutsuz olurum yani. İlkbahar bana hep mutluluk vermiştir. İnsanlar artık çabalamaktan sıkıldı sanırım. Aynı şeyleri yapmaktan ya da sevgisizlikten mutsuz olabiliyor son zamanlarda. Etrafımızdaki insanların %85'i mutsuz. Bazıları küçük mutsuzluklar bazılarıysa derin mutsuzluklar.
      Sen mutsuz olma e mi :)

      Sil
  7. Kim lan bu ispiyoncu dingil ! Adres ver döner bıçaklarıyla dalalım abi :D
    Yazını okuyunca takımını savunan taraftar gibi hissediyorum her an saldırmaya hazırım :D Sende fazla sıkma canını bi iş yerinde herkes mal olamaz heralde elbet kafadengin biri çıkar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sinirliyken yazı yazdığım için oluyor bütün bunlar akatriel :D Ne kadar sinirlenmişsin baksana :D
      Çok teşekkür ederim beni desteklediğin için. Bu bana güç veriyor. Sabretmeye çalışıyorum. Eninde sonunda mutlu olurum herhalde diye düşünüyorum. :)

      Sil
  8. merhabalar vişne..uzun zamandır takibimdeymişsin ama nedense ben yeni fark ediyorum.yazının uzunluğunu görünce tam çıkacaktımki dur dedim yaa bukadar ne yazmış acaba bi göz atim dedim ve içimdende bi ses sonuna kadar oku dedi..yaşın kaç bilmiyorum ama şu yazdıklarını defalarca en acı haliyle yaşadım..sana nasihat değil sadece biraz umut olur diye yazıyorum ne yap et ve gir o üniversiteye hangi bölüm olursa olsun yeterki o diplomayı al ..yok sa iş hayatında bu durumlarla çoook karşılaşırsın..aynısı başıma geldi daha lise mezunuyken girdim kurt gibi insanların içine 1 yıl sonra bu böyle olmaz dedim ve ne yapıp edip lisans eğitimimi bitirdim ve iş hayatına geri döndüm.toplantıya gelince mal gibi ortada kaldığım toplantı sayısını hatırlamıyorum..tam 5 yıl iş hayatında dürüst ve açık sözlü olma savını savundum ve hep şeffaf oldum.ama sonuç:sorun çıkaran,problemli,kavgacı oldu adım.şimdimi...susmayı sonunda öğrendim ve daha iyi bir konuma geldim sevmediğm insanlara canım demeyi onlara kahvaltı ısmarlamayı bunları yapmanın önümü açacağının sonunda farkına vardım."el öpmekle dudak aşınmaz"sözünü miğdem bulana bulana kabul ettim.şu anda herşey yolunda.yani okadar üzülmeye hastalanmaya değmezmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bu kadar uzun yazmamaya çalışıyorum ama böyle dolup taşınca yazasım geliyor uzun uzun. Daha kısa yazmaya çalışıyorum ama o zamanda içme sinmiyor. 19 yaşındayım ben. Nisanda 20 yaşıma gireceğim. Bunun için uğraşıyorum tabii ama insan destek yüzü görmeyince ne yapacağını bilemiyor bir süre sonra. Blog arkadaşlarım dışında beni önemseyen yok ne yazık ki. Sanırım ne demek istediğini çok iyi anlıyorum. Diplomamım olması bana epey avantaj sağlayacak. Senin kötü şeyler yaşamana üzüldüm. Kimse kötü davranılmayı hak etmiyor bence ya. Bu çok saçma.
      Sanırım boşvermeyi öğrenmişsin. Keşke ben de boşverebilsem ya.

      Sil
  9. Bazen içimizi dökecek kimse olmuyor yanımızda. Olsa bile anlamıyor kimse o daha acı aslında. Böyle anlarda yapılabilecek en iyi şey yazmak bence... Sen de bunu yap. Boşver kimse anlamasın seni, burada seni anlayan senle aynı duyguları paylaşan o kadar çok insan var ki. Bunu hatırla ve mutlu ol lütfen.
    Sevgiler
    ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor zamanlarımda yazmak iyi geliyor bana. En azından içimde bir şey birikmiyor.Bu yüzden çok şanslı olduğumu hissediyorum valla. En azından beni dinleyen birileri var. Bu benim için çok önemli bir şey. Bazen bunun için kendimi çok mutlu hissediyorum :)

      Sil
  10. Bu blogu çok seviyorum. Her zaman bakamıyorum, ama yine de böyle bir blogun olması hoşuma gidiyor. Sakın kimsenin sizi üzmesine izin vermeyin.
    Şansınız bol olsun! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Bu cümleler beni çok sevindirdi :D
      Daha sık yazılar yazmaya çalışacağım. Üzülmemeye de gayret edeceğim.
      Senin de şansın bol olsun Mert :)

      Sil
  11. İspikleyen o kadinin/adamin agzina bi tane vurasin var yeminle!o tipler her yerde var yani nereye gidersen git bi tane iki tane illa ki goruceksin buna emin olabilirsin..tam olarak isini anlayamadim onceki yazilarini okumadim acikcasi ama sunu soyleyebilirim musterilerle birebir diyalogtaysan onlar seni sever hatta onlar sevse aranan biri olsan yeter..bunun icin de cabalamadan kendin olsan sohbet etsen yeter,baskalarinin aradigi samimiyet sadece. Sıkma canini,yoksa kendini yersin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artık ona da güvenmiyorum. Çünkü her hareketimi gidip ispikliyor ya. Adamla bir şey paylaşmamaya çalışıyorum olabildiğince. Kitabevinde çalışıyorum ben. Müşterilerin bazıları çok iyi bazıları sinir bozucu olabiliyor. Tam kıvamını tutturan biri olmadı henüz :D Kendimi yeme noktasına geldim geçenlerde sonra geçti tabii. Sinirden uyuyamıştım ya. Şaka gibi.
      Bloguma hoşgeldin bu arada :)

      Sil
  12. Söylemek istediğin şeyleri söylemediğin zaman daha çok dert oluyor içine.O zaman "keşke zamanında söyleseydim" diye düşünüyorsun.O yüzden bence söylemen iyi olmuş.Elinden geldiği kadar onların yaptığı şeyleri takmamaya çalış.Hatta umursamadığını onların burnuna burnuna sok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baksana tek bir cümle bir neler yaptı ortama.
      Bazen iyi ki söylemişim diyorum bazense keşke söylemeseydim diye. Ama tabi olan bana oluyor. Her seferinde yaralanan ben oluyorum Liss.

      Sil
  13. Blogu bu yüzden çok seviyorum. Bazen her şeyden uzaklaşıp, şuraya bir iki cümle karalayıp içimizi döküyoruz, sonra bir bakıyoruz ki yalnız değiliz. hiçbir şey için kendini üzme. sonra sağlığımızdan oluyoruz :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu yüzden buraya ikinci ailem diyorum. Çünkü hiçbir yeri burayı sevdiğim kadar sevmiyorum. Kesinlikle bizimle aynı hissi hisseden insanlar var. Yalnız olmadığını hissetmek bir bakıma iyi bir şey aslında. İnsanı güçlü kılıyor. Üzülmemeye çalışacağım. Teşekkür ederim desteğin için :)

      Sil
  14. Eğer bir insanla ortamlar ayrılmışsa zaman zaman koparsın.
    Lisedeki arkadaşlarınla , ilkokul arkadaşlarınla, mahallendeki arkadaşlarla... Hepsiyle. O zaman hangi ortamda isen odur senin çevren.
    Lise arkadaşlarının seni ihmal ediyor oluşu falan.. Yani tek sen yaşamıyorsun bunları.
    Yaşadım bende , sende. Yaşıyorlar.
    Ben ne yaptım biliyor musun Vişne? Yalnızlığa kucak açtım. Sarıldım!
    Ve ondan sonra ne oldu biliyor musun? Yalnızlığım geçti.
    Bir sürü insan oldu çevremde. Arada herkes kendi içine kapanıyor. Yaşadıkları sıkıntılara gömülüp beni yalnız bırakıyorlar. Ve artık acımıyor. Çünkü ben yalnızlığıma kucak açtım.
    Elimdekiler yetindim sadece.
    Şu an ki çevren ne senin? İş yeri, evin ve blog. İş yerini geç. Diğer ikisine kucak aç. Yeter bana de. Olmadı sadece birine kucak aç.
    Yalnızlığında bir tadı var Vişne ve sen ondan öyle çok korkmuşsun ki o tadı alamıyorsun.
    Kendini bu kadar sıkma. Bırak olsun ne olacaksa.
    Batacaksan da bat en dibe. İnan oradan yukarı çıkması daha kolay.
    Ayrıca bir önceki postta yaptığım şakaydı. Alınmadım. Bana kısa boy yakışıyor ;)

    YanıtlaSil
  15. Vişne, blogunu uzun zamandan beri takip ediyorum ama böyle yorum yazmaya cesaret edememiştim açıkçası :) Kitapları çok seven biri olarak ben de bir kitabevinde çalışmak isterdim. Gerçi hala istiyorum ama anlattıklarını okudukça insanlardan soğumaya başladım. Orda çalışanları takmamaya çalış, bırak ne halleri varsa görsünler. Umarım her şey çok daha iyi olur :) Bu arada, çalıştığın yeri ziyaret etmeyi çok isterim. Bakarsın, dertlerine derman olurum :)

    YanıtlaSil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  17. Sevgili vişne.. Blogumu bırakmıştım bir süreliğine ama dedim ki şimdi bu yazıya yorum yapmadan olmaz. En kötüsü de ne biliyor musun? SEninle konuşuyorlar ama asla yakınlıkları yok. Varmış da yokmuş gibi. Çok yaşadım. Liseliyim. Hala yaşıyorum. O kadar çok şey öğrenmişsin ki.. Bazı kimseler bunu bile öğrenemeyebiliyor. Çok şanslı olduğunu düşünüyorum bu konuda.
    Bir söz var onun bir kısmını yazacağım sana çok uzun değil iki cümlecik..
    ''Güçlü olmayı mı istedin.
    Sana zorluk gönderdi.''
    Daha iyi günlerinin olacağına eminim. :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe