Kazdıkça altın değil, bok buluyorum.

Salı, Mart 12, 2013

Bazen kendime olan inancımı yitiriyorum. Şu yaşadıklarım keşke uzun, acı dolu bir kabus olsa da uyansam diyorum. Gerçek hayatta bulamadığım mutluluğu rüyalarda buluyorum.
 Nedense rüyalarımda hep gülümsüyorum ve hiç üzülmüyorum. Yanımda sevdiğim insanlar oluyor ve mutluluk dışında hiçbir şey hissetmiyorum. Sanki asıl yaşadığım dünya orasıymış gibi, huzur dolu. Bu nasıl bir şey anlamadım. Ne zaman uyansam '' Öff yine mi aynı şeyler ya'' diye söyleniyorum içimden. Birkaç gündür doğru düzgün uyuyamıyorum. Sanırım uyku düzenimi yitirdim. Pek çok şeyi yitirdiğim gibi.
  İş ortamı beni fazlasıyla yıpratıyor. Bugün normalde izinliydim ama o gerizekalı mağaza müdürü sırf fazla eleman çalıştırmak adına iznimi iptal ettirdi. '' İzin yapan personel çok fazla bunları aza indirgeyin. Vişne'nin iznini iptal edin'' demiş. Bana da uyuz sorumlum söyledi.
Ya ben neden bu kadar kas kafalıyım anlamıyorum. Ankaraya gidip misler gibi okumak varken niye aptalca şeylerle kendimi oyalıyorum? Eskiden işimi büyük bir keyifle yapardım. Ama şimdi gözlerimden umutsuzluk akıyor resmen. Saçımı kaç aydır kestirmiyorum mesela. Niye? Çünkü berberim aramız iyi olduğu halde adımı bile bilmiyor. Bozuldum haliyle. 
 Hobi bölümünde çalışan kız arkadaşım var. Onunla çok iyi anlaşıyoruz. İş sırasında hem gülüyoruz hem eğleniyoruz. Bu durum sorumlumun canını sıkıyor. Öyle ki ona da bana da tavırla yaklaşıyor. 
  Benim dışımdaki herkesle o kadar iyi anlaşıyor ki anlatamam sana. Benimle konuşmaya başladığında adeta içinden sinir makinesi çıkıyor. '' Niye böyle yapıyorsun? Orta kısımda dur demedim mi sana!'' gibi şeyler söyleyip moralimi bozuyor. Onunla tartıştığımı söylemiştim sana. Aramız hala düzelmedi. Ben düzeltmek için çaba sarf ediyorum ama o konuşurken yüzüme bile bakmıyor. En nefret ettiğim şeyde bu: Konuşurken insanların yüzüme bakmaması.
  Benim dışımda 5 kitapçı var. Biz toplamda 7 kişiyiz. Herkesle iyi anlaşıyorum hemen hemen. Dergiciyle konuşmazsam mağazada konuşmadığım insan yok sorumlumla birlikte. Bana karşı niye böyle davranıyor anlamıyorum. Gerekli olmadıkça konuşmuyorum artık. Bu hafta 4 kere akşamcı yazdı beni ya. Bu resmen işkence gibi bir şey. Garezi var galiba bana bilmiyorum. Tek bildiğim her şeyin gittikçe boka batması.
  Bu sabah işe hazırlanırken hobici arkadaşım beni aradı. '' Ben senin yanındayım, üzülme. Onlar Bowlinge bizi davet etmedi biz de başka zaman gideriz. Bak aklım sende kalıyor boşver takma kafana.'' dedi. Kendimi daha iyi hissettim. Önemsendiğimi düşündüm. Ve işe daha iyi başladım bugün.
  Yaşadığım bu durumu diğer sorumluma söyledim. ''Buradan çıktıktan sonra bütün bunlara kıçınla güleceksin Vişne, boşver. Sana söyleneni yap, gerekirse konuşma abi. Onunla mı arkadaş olacaksın. Görmüyor musun sevdiği insanlar dışında kimseye yüz vermiyor. Sana tavsiyem okuyup buradan gitmen. Yoksa işin işinden çıkamazsın.'' dedi. 
  Bu tartıştığım sorumlu olacak kız, mağazadaki çalışan kadınlarla bowlinge gidebilmek için  mesai saatlerimi değiştirdi ya. Niye? İşine öyle geliyor da ondan. Nasılsa sorumlu ya kimseye hesap vermek zorunda değil. Ben robotum tabi köle gibi çalışırım, işim ne. Hobici arkadaşıma bunu söyledim işte. Ona da öyle davranıyor. O da benim gibi hissediyor.
  Hayatımda iyi olarak adlandırabileceğim hiçbir şey yok. Ve bu canımı çok sıkıyor. Değişmeye, kendimi yenilemeye çalışıyorum ama olmuyor. Bir yerde bir tıkanıklık oluşuyor ve bunun sebebini çözemiyorum. Geçen hafta lisedeki arkadaşlarım geldi ziyarete. Birlikte yemek yedik. Onca ay sonra beni unutmadıkları için kendimi pek mutlu hissettim. Lisedeki arkadaşlarımla eskisi gibi görüşemiyorum çünkü değiştiler. Ben de değiştim. Tanıdığım gibi değiller artık. O samimi bağı hissedemiyorum. Bağı hissettiğim birkaç kişi var işte. Erkanla hala eskisi gibiyiz mesela. Ya da sıra arkadaşım motor gizemle. Sanırım beni en çok önemseyen o. Ee 2 sene aynı sırada oturduk. Çok şey paylaştık. Haliyle değer veriyoruz birbirimize. 
  Bu ygs stresi ayrı bir şey. İş stresiyle birleşince kaosa dönüştü. İş yerinde bulamadığım huzuru evde bulmaya çalışıyorum ama onu da bulamıyorum. Annem durmadan yemek yemediğim için şikayette bulunuyor. Ağladığını üzüldüğünü söylüyor. Yemek yiyecek hal mi var bende allasen. 
 O uyuz sorumlumun mağazadaki diğer arkadaşlarla iyi anlaştığını görünce moralim bozuluyor. Demek ki benimle bir şeyler paylaşmak istemiyor. Bende karar verdim artık konuşmayacağım. Bu elbetteki kalıcı bir çözüm değil ama üzüntümü aza indirgiyor. Hobici kız çok fedakar. Geçen gün bana mayonezini verdi. Onu o an daha çok sevdim.
  Mağazadaki çoğu insanın annesi ya da babası vefat etmiş. Geçen gün hobici kız Ahmet Kayayı sevmediğini söyledi. Bende ''Yeteri kadar acı çekmemişsen Ahmet Kaya'nın şarkılarını sevemezsin.'' dedim. O da tokat gibi cevap verdi bana göt gibi kaldım. '' Ne alakası var Vişne. Ben babamı kaybettim. Bundan öte acı var mı. Kaç hafta ağladım, kendimi hırpaladım. Değdi mi? Değmedi. Geri gelmedikten sonra üzülmenin manası yok. Alıştım hem'' dedi. Kendimi nasıl kötü hissettim anlatamam. Niye her seferinde pot kırıyorum anlamıyorum.
 Ankaraya gitseydim orada da mutsuz olacağımı adım gibi biliyorum. Her iki açıdan mutsuz olacağımı biliyordum zaten. Özge ''Sen Ankara'da yapamazsın. Öyle yapabilirim demekle olmuyor, çok zor tek başına yaşamak'' demişti tercih zamanında. Babamsa '' Özel yazma bak o kadar para veremem. Biz o kadar zengin değiliz'' demişti. İş görüşmesine giderken otobüs durağındaki geleceğinizi çöpe atmayın reklamını hala unutamıyorum ya. Ne kadar ağlamıştım o gece.
  Hafta sonu hava çok güzeldi. Sahilde insanlar yürüyüp havanın tadını çıkarıyorlardı. Otobüste onlara bakarken resmen imrendim ya. ''Keşke şu an işim olmasa da havanın tadını çıkarabilseydim'' diye hayıflandım. Ya ben hayatımı mahvediyorum sanırım, bilmiyorum. Dünyaya acı çekmek için gönderilmiş gibi hissediyorum bazen. 
Artık gökyüzüne bakarken gülümseyemiyorum.
Bu da şarkımız olsun.
Sen bu yazdıklarım için kendini üzme lütfen. Ben senin yerine üzülürüm.
Ve kendine iyi davran.

You Might Also Like

31 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Kadın milletini yönetici yaptın mı duygularıyla yönetiyor işte mantığıyla değil. Ben de benim yöneticinin moduna göre az kepaze olmadım. Erkek yöneticiyi bundan seviyorum adam düz mantık çünkü. Kadın erkek eşitliğinin de içine ettim bu yorumumda ama yiğidi öldürcen hakkını yemicen de mi Vişnecan. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten öyle Leah ya. Kadınlar iş konusunda biraz daha duygusal yaklaşıyor sanki.
      Sevdiği elemanlarına daha ılımlı yaklaşıyor mesela. Bu da ayrımcılığa neden oluyor. Bu ayrımcılık da benim canımı sıkıyor valla.
      Bence erkek yöneticiler bu konuda daha deneyimli.
      Mağazadaki erkek yöneticiler çok daha başarılı kesinlikle, bu konuda haklısın Leahcan :)

      Sil
  2. ah vişne.. okurken çok ama çok garip hissettim.
    mutsuzluğun beni çok üzdü. :(

    ben senin mutlu olmanı, gülmeni istiyorum. umarım seneye hepsi olucak!

    yahu insanlar neden diğer bi insanı üzer ki? onları anlamak zor o yüzden anlamaya çalışmak saçma.
    en iyisi sen hobici arkadaşınla takılmaya devam et. yöneticiler hep böyle sanırım.

    seneye buralarda durma oku vişne. o zaman burası güzel anılarla dolucak bak gör!

    ayrıca teman çok hoş olmuşşşş!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mia ya yazarken çok üzgündüm. Uykusuz uykusuz bunları yazıverdim anca.
      İzinsiz çalışınca böyle afakanlar basıyor bana. Kendimi dinlenmiş hissedemiyorum. Ben de çok istiyorum ama bu gidişle olmayacak gibi. Kendimi motive etmeye çalışıyorum elbette ancak zaman ne gösterecek bilmiyorum.
      Hobici arkadaşım bana karşı çok iyi. Onun arkadaşlığını çok sevdim. Sanırım onunla konuşmak bana iyi geliyor. Beni yargılamak yerine anlıyor. Bu benim için çok önemli.
      Allah söyletti valla Miaa. İnşallah olur.
      Çok teşekkür ederim ^^

      Sil
  3. Yazılarını birkaç haftadır takip ediyorum. Seni çok tanıyamadım, fakat kendini çok hırpalıyorsun. Buradan üzülme, her şey düzelir şeklinde yorum yapmayacağım. Düzelmez çünkü biliyorum. Senin yapacağın sadece yaşadığın bu sıkıntıları minimize etmek, biraz daha zevkli hale getirmek, umursamamak. Hassas bir yapın var gibi, çok çabuk üzülüp etkileniyorsun. Çevrendeki sana değer vermeyen insanları umursama. Umursama ki bir de onlar zihninde, ruhunda yük olmasınlar. Umursamayarak, önemsemeyerek sen onları sinir edersin emin ol. Senin yoğunlaşacağın şey işin ve sınavın. İşini, görevini layıkıyla yerine getirirsin, sonra sınavına hazırlanırsın. Bana kalırsa işini bırak diyeceğim, ama insanların maddi durumunu bilemem. Belki biraz çok çalışman gerekecek, çünkü düzenli saatleri yok işinin galiba. Derslerini de ona göre ayarlayacaksın mecburen. Ruhen iyi olduğunda her şey daha güzel gözükecek gözüne. Ben de iş karar aşamasındayım. Akademisyenliği kazandım. Sözleşme şartlarını okudum az önce. Kabul etmeyeceğim, çünkü akademisyen değil köle arıyor bunlar. Bunu neden yazdım, okumanın da çözüm olmadığını bil diye. Bu ülke de insanlara pek önem verilmiyor çünkü. Yani diyeceğim o ki hepimiz zengini, fakiri, kadını, erkeği.... hayatımız boyunca çeşitli zorluklarla karşılaşacağız. Karşılaşmamak el de değil, sıkıntıya girip üzüleceğiz ; ama anının tadını çıkarmayı, gülmeyi unutmamak gerek. Üzül, ağla, bağır, sinirlen ama gülümsemeyi de unutma. Hadi şimdi biraz gülümse bakayım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bazen kendimi tanıyamıyorum Anarşi, ama bunu aşmaya çalışıyorum olabildiğince. Evet düzelmiyor, düzelmemeye de devam ediyor nedense. Ben bu yapıya nasıl sahip oldum anlamadım ya. Eskiden dergicinin benimle konuşmamasına üzülürdüm ama artık üzülmüyorum. Eskisi kadar canımı sıkmıyor bu durum. Olsa da olur olmasa da olur yani. Ya aslında ben de bırakmak istiyorum çünkü çok bunaldım atmosferinden. Her gün aynı şeyi yapıyoruz. Ağustosa kadar sabretmeye çalışıyorum. Ağustostan sonra kazanırsam üniversiteye gideceğim. Bravo bu arada. Ne kadar iyi bir başarın varmış öyle ya. İnsanlar seni kullanmak için bu tarz sözleşmeleri önüne atıyor. Hepimizin hayat enerjisini sömürüyorlar. Ben eskiden daha neşeliydim misal ama artık gülemiyorum bile. Hissizleştim sanırım, bilmiyorum. Kesinliklikle değer verilmiyor. Yorumunu okuduktan sonra gülümsedim birazcık. Bunun için teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Vişne, sen orda mutsuz oluyorsun başka bir iş bulsana. ben eskiden öyle yapardım gençkene :) (şimdi 30um)
    işyerinde moralim bozunca kaçardım. gidip başka bir iş bulurdum :)
    birde detaylara çok takılma. biliyorum elinde değil. ama detaylara takıldıkça daha çok üzülürsün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bazen bunu düşünmüyor değilim Selma. Ama kitapçılıktan başka ne iş yapabilirim ki. Kendimi en iyi bu alanda görüyorum. Bu iş dışında başka bir iş yapamam herhalde. Hem kitaplar bana huzur veriyor. Sorun insanlarda, kitaplarda değil anlacağın. İşimi yapıp gitmek istiyorum sadece. Gerçekten bazen hiç gitmek istemiyorum. Düşünmemeye çalışacağım. :)

      Sil
  5. Eğri oturalım doğru konuşalım mı? Olayın erkek-kadın gibi bir sorunu yok. Zamanında eziyet çekmiş birine azıcık yetki verdinmi direk altındakileri ezmeye, gruplamaya, ayrımcılığa başlar. Ee popo ağrısı bu kolay değil, tertipçilik yapacak ki egosunu tatmin etsin. Yoksa ne anlamı var sorumlu olmanın:) O da kıçıkırık sorumlu ha:) Sorsan ve anlatsa işini, ayağının altında ezip çenesini kapatacağın onlarca cümle yakalarsın, ama bunu yapabilmek için azıcık "saf acımasızlık" gerek:) Bu sende var mı bilmem Vişne, tanımam seni o yüzden yorum yapamam:)

    Diğer sorumlunun dediği doğru, yap işini, bitti mi? Dönüp bakmadan ardına çık. Ukalalık olsun diye demiyorum, 1 yıl olmuş çalışmaya başlayalı. Bende 17li yaşlardaydım ilk başladığımda. Önceleri zor, ukalalıklar, ezmeye çalışmalar, ince alaylar, dışlanmalar... Sonra alışıyorsun ve karşı koyuyorsun. Hatta bazen öyle soyutluyorsun kendini ki başka bir dünya kuruyorsun kendine. Hatta şaşırıyorlar diyebilirim.

    Demem o ki bir amacın var, bir hedefin var. Yani, deyim yerindeyse, "ot gibi" yaşamıyorsun. Zevklerin var, yapmayı sevdiğin şeyler var.... Hedefine ulaşana kadar elinden geleni yap, kim sana ne derse desin, ne yaparsa yapsın ya boşver ve sallama ya da öyle laflar et ki bulaşamasın sana. Hakaret değil ama, haklıyı haksız eder o:)Daha kolayı ise başka bir iş bulmak:) Tercih senin ama hiçbir işyeri bu kadar mutsuzluğu unutmanı sağlayacak kadar maaş vermez ve gideceğin hiçbir işyeri bundan uzakara farklı olmaz:)

    Önünde büyük bir hayat var, boşa harcama onu. Her ruh boşa harcanmayacak kadar değerlidir.
    Al, bu da benden olsun
    http://www.youtube.com/watch?v=Sv6dMFF_yts

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Zamanında onu da çok ezdikleri için o da hırsını benden alıyor. Dikkat ediyorum nedense bu tür davranışlarını hep benim üzerime yoğunlaştırmış. Ben işimi çok seviyordum ama bu tür davranışlar iş ortamından soğumama neden oldu. Soğuk nevale birine dönüştüm valla abi ya. Ego onun büyük parçası zaten. Ben hayatımda bu kadar egoist insan görmedim. Bu saf acımasızlık bende yok sanırım ya, tam olarak kestiremiyorum açıkçası ama kimseye öyle kötü davranamıyorum.
      Artık öyle yapıyorum. Gerekli olmadıkça konuşmuyorum. O da benimle konuşmuyor. Birbirimize karşı tavır aldık anlayacağın. Bu durum hoşuma gitmiyor ama davranışlarına dikkat etmesi gerekiyor. Şu an aynı şeyi ben yaşıyorum. O kadar ağır şeyler ki nasıl altından kalkacağımı bile bilmiyorum. Sanırım kendine dünya kurmak sözünü daha iyi anlıyorum. Rüyalarımda kendime ait bir dünyam var ve orada kendimi daha huzurlu hissediyorum.
      Başka bir iş bulamam sanırım. O kadar vasfım yok ki. Kitapçılık dışında ne iş yapabileceğimi bile bilmiyorum. Orası da var tabi. Her ne kadar şikayet etsem de oradaki ortamı seviyorum. Teşekkür ederim bu güzel sözlerin için.
      Şarkı için ayrıca teşekkür ederim :)

      Sil
  6. Çok klasik bi laftır ama bazı şeyleri başarabilmek için zorluklardan geçmek gerekir. Ezileceksin, yorulacaksın ama bunlar kulağına küpe olacaktır. Deneyim denen şeyin yediğimiz kazıklar olduğunu unutma.. Sorumlulun dediği gibi gün gelecek olan bitene sadece güleceksin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün bunlar bittiğinde yüzümde gülümseme mi oluşacak yoksa rahatlama hissi mi bilmiyorum abi. Ama artık ne yapacağımı şaşırdım ya. Meğer deneyim kazanmak ne kadar zormuş ya. İşini hakkıyla yapan insanları ezmek aptallıktan başka bir şey değil. Bu resmen egodur abi. Ego ya.
      Ve ben egoist insanlardan nefret ediyorum.
      İnşallah dediğin gibi olur da gülümserim :)

      Sil
  7. İş yerinde ki ortam kötüyse insanın günü mahvoluyoruz resmen. Çok iyi bilirim. Ama dert etme Vişne. Hepimizin payına düşen iyi şeyler de var ve bu yaşadıklarımız, tırmanmak zorunda olduğumuz basamaklar işte. Geçicek. Her şey yoluna girecek inan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O basamakları çıkarken bir yandan da düşürülmeye çalışılıyoruz bence Erdi. En güzeli sanırım basamakları bitirdikten sonra hissettiğin başarmışlık hissi. O değil de niye böyle iş yerindeki ortamlar. İnşallah dediğin gibi olur da bir an önce bu kaos son bulur :)

      Sil
  8. Yeni tema fotoğrafına bayıldımmm çok tatlı aynı sen gibi =) Benimde böyle bir yöneticim vardı itin teki erkekti böyle tipler her yerde var takma demicem çünkü takma desem mi bile takıcaksın geçicek bunlar mertcim :D bak sana bie söz söyliyim '' Üstün başın pislenmiş toz toprak içinde olabilirsin ama o kafanın üzerinde masmavi bir gökyüzü olduğu gerçeğini degiştirmez'' Unutma seninde mutlu günlerin gelicek inşallah =)O hobici kızla takıl gez dolaş sinemaya falan git işte =) düşünme düşündükçe daha çok batarsın bataklık gibi fighhtingggg :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Risa, evet bana benzeten insanlar oldu valla. Bana çok benziyor gerçekten bu tema fotoğrafı. :) Böyle tiplerle katlanmak zorunda kalmasak keşke ya. Sırf egoları yüzünden bu durumdayız sen de biliyorsun. Ego denen şey olmasa daha mutlu olurduk bence. Söylediğin söz güzelmiş bak. Bunu hatırlatacağım kendime zaman zaman.
      Haftasonu evde durmamayı düşünüyorum. Evden uzaklaşmam gerek.

      Sil
  9. Biraz özlet insanlara kendini.. Kaç ne bileyim bir yerlere... Uzaklaş seni bunaltan yerlerden.. KAfanı dinle..
    Umarım YGS iyi geçer.. İkimiz için de... YGS'den sonra kaç mesela... Bir iki gün ya da bi hafta. İzin al iş yerinden. Ama kimseye söyleme gittiğini. Biraz rahatlarsın.
    O kız için fena pot kırmışsın.. Üzüldüm kıza...
    Ama bir arkadaşın var. Çok da yalnız değilsin.. Gez toz eğlen işte.. :)
    Gülümse Vişne gülümseeee :) biraz daha iyi oluyor hayat..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kafamı dinleyince de bu sefer düşünceler beynimi kemiriyor. Ama tabi sessizlik bazen iyi geliyor. Esasında kaçıp kurtulmak istiyorum her şeyden ama ayak bileklerimde mecburiyet denilen zincirler var, kaçamıyorum.
      Sorma ya nasıl utandım anlatamam. Eğer bilseydim kesinlikle böyle bir şey yapmazdım. Bu konuda hiç şaka falan yapmam.
      Yorumunu okuduktan sonra gülümsedim. Teşekkür ederim :)

      Sil
  10. Gidip başka bir kitapçıda da çalışabilirsin mesela..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok eğer bunu yapamam çünkü şartları en iyi kitapçıda çalışıyorum :)

      Sil
  11. Alakasız olacak ama hobici arkadaşın için çok fedakar mayonezini vermişsin demişsin ya hani. Bence bu cümle bile senin çok küçük ayrıntılardan mutlu olabilecek bir insan olduğunu gösteriyor. Allah gönlüne göre versin. Sınava mı hazırlanıyorsun yeniden yoksa ankarada sanat tarihiydi galiba o kazandığın bölüme mi gideceksin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu detayı yakalamana sevindim. Evet bu tip küçük şeyler insanın az da olsa karakterini ele veriyor bence. Hobici arkadaşım çok fedakar ve onun bu davranışını çok sevdim. Sınava tekrar gireceğim. Sanat tarihi bölümünü kazandım. Şimdi başka bir bölüm okumak için tekrar sınava gireceğim. Anlayacağın giderek sarpa sarıyor işler. Ne yapacağım hiç bilmiyorum.

      Sil
  12. Hayat bu ara hepimize zorluk çıkarıyor anlaşılan.Takma boşver diyecem ama ben bunu kendim başaramıyorum , umarım sen üstesinden gelirsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üstesinden gelmeye çalışıyorum işte ama bazen üstesinden gelemediğimde buraya içimi döküyorum. Takmayarak nereye varacağız çok merak ediyorum valla :)

      Sil
  13. o ahmet kaya dinlemeyen kıza söyle,demek ki babasını yeteri kadar sevmiyormuş veya yeteri kadar acı çekmemiş. GERÇEK ACI ÇEKEN HERKES AHMET KAYA DİNLER. Ankara konusuna gelince, Belki orada yepyeni bir başlangıç yapma düşüncesiyle gidersen,belki daha mutlu bir hayatın olur. Mutluluğu düşünmeye başlamalısın. ve mutluluk elde etmek istiyorsan gerçekten çaba sarfetmelisin. Mutluluk insana gökten düşmüyor. :) Vişnem benim üzülme. Tak umursa ama üzülme. :) sen çok yoğun duygulu ve çok ince düşünen bir insansın ve bu iyi birşey. tamam bazı zorlukları var ama ileride o kadar çok işine yarayacak ki sen bile şaşacaksın. :) İçtenlikle öpüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zevk meselesi bu Melikecim, belli ki kız sevmiyor adamı üstelememek gerek bence. Ben de öyle söyledim ama acı kavramlarımız farklı sanırım onunla. Saygı duymak gerek kraliçem. Teşekkür ederim güzel sözlerin için canım. Mutluluğa ulaşma çabasındayım ama bazı engeller düşürüyor beni, ne yapacağıma karar veremiyorum. Üzülmemeye çalışacağım. Ben de içtenlikle öpüyorum ^_^

      Sil
  14. herkes bu aralar kendiyle baş başa ve kendiyle mutsuz. yanlış mı gözlemliyorum acaba. o uyku düzeni beni mahvediyor. güzel ve büyük şeyler arıyor gözlerimiz. aşılamayacak şeyler değil sanırım yaşafıklarımız fakat biraz da içinde oldugumuz durumu seviyoruz sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben de anladım niye herkes bu kadar mutsuz? Bence bahar yorgunluğundan ama bahar da daha tam gelmedi ki. Doğru gözlemliyorsun :) Uyku düzeni bir bağlamda önemli gerçekten. Ben uykumu alamadığımda malağa dönüşüyorum. Bazen seviyorum bazen de nefret ediyorum. Bu arada kalmışlık hissi beni deli ediyor açıkçası.

      Sil
  15. Merhaba blognu çok beğendim hemen izlemeye aldım.İnsan bazen kendini üzecek sudan sebebler arıyor bence ama hayat bir an bile üzülmeye değmeyecek kadar kısa.Bu gün olanları unut haftaya tam bir enerjiyle başla ve kimsenin seni üzmesine izin verme.Bir işin olduğu içinde asla hayıflanma çünkü olmasaydı daha çok hayıflanacaktın.Bende seni blogma bekliyorum umarım kırmaz bize katılırsın sevgiler:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, bloguma hoşgeldin :)
      Portakal suyu içince enerjik hissediyorum kendimi ara ara portakal suyu içsem hiç fena olmaz bence. Kesinlikle olmasaydı daha kötü olurdum, doğru söylüyorsun. Blogunuza baktım da temekleriniz ne güzel duruyor öyle ya canım çekti valla.
      Hamarat yemek bloggerlarını hep sevmişimdir. ^_^

      Sil
  16. Sana sarılmak istiyorum.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe