İyimser ve Kötümsere soralım: Vişne neden böyle?

Pazar, Mayıs 12, 2013

  Merhaba ben Vişne'nin iyimser tarafıyım. Vişneyi çok severim. Ben onun bir parçasıyım. Çoğu zaman beni hayatından uzaklaştırmayı tercih etse de ben onu bazen yakasından tutup kendine getiriyorum. Bazen benimle birlikte hayat sürmek için çok çabalıyor. Yanımda kalsın istiyorum ama düşünceleri çok bulanık. Kendisinde manik depresiflik seziyorum. Çünkü bir hareketi ötekini tutmuyor. Bir an gözlerinin için gülüyor, bir süre sonra bakıyorsun ki adamın yüzünden mutsuzluk okunuyor. 
  Çocuğun kafası çok karışık bir kere. Onu ayakta tutan benim aslında. Benim telkinlerim sayesinde biraz daha iyi hissediyor kendini. Çikolatayla bile mutlu olabilecek biri o. Gelin görün ki kendini hırpalamaktan vazgeçmiyor. Bütün bunların boş olduğunu, her şeyin bir gün son bulacağını söylüyorum her gün ama benim söylediklerim bir kulağından girip bir kulağından çıkıyor. Hayatının yarısı mutsuzluk içerisinde geçmiş. Mutlu olduğu anlar o kadar az ki bazen bu anları hatırlayıp gülümsüyor. Keşke gülümserken onu görebilseniz. Şimdilerde gülmeyi unuttu. Aynaya öyle mal mal bakıp neden diyor soruyor her defasında. Her şeyi çok sorguluyor. Her bir ayrıntıyı tek tek düşünüyor. Mesela insanlarla konuşurken yüzlerindeki her mimiğe dikkat ediyor. En küçük ters bir mimik fark ettiğinde, karşısındaki insandan biraz daha uzaklaşıyor.
  ''Bir evin, bir annen ve baban, sağlıklı bir bedenin var. Seni olduğun gibi kabul etmeyen insanları hayatından çıkarıver boşver. Neden kabuğuna çekiliyorsun anlamıyorum. Sen şahane bir insansın. Anlara takılıp kafanı allak bullak etme. Bırak ne olduysa orada olsun ve bitsin. Bunu ileriye taşıma.'' diye her gün söylüyorum ona. Her seferinde bana hak veriyor ama onu ikna edemiyorum. Çok inatçı bir yapısı var. Bu inadı yüzünden bir sürü şeyini kaybetti. Bunlardan biri de hobici arkadaşı mesela. Aralarına soğukluk girdi ve bir daha düzelmeyecek gibi görünüyor.
  Hobiciye sarılıp onunla konuşmayı çok istiyor aslında ama yapamıyor. Çünkü gururu buna el vermiyor. Her şeyden çabuk vazgeçen bir yapısı var. Yemek yeme bozukluğu, uykusuzluk, stres bir araya gelince mutsuz bir birey çıkıyor karşınıza.
  Kimseyle konuşmak istemiyor. ''Neden böyle yapıyorsun? Bırak insanların hakkında ne söylediğini, yaşama odakla sen kendini'' diyorum ara sıra ama dinlemiyor. Geçmişte yaşadığı şeyleri unutamıyor. Mesela ne zaman Özgeyi görse, aklına ona küfür ettiği an geliyor ve konuşası gelmiyor Vişne'nin. Öyle bir hafızası var ki hiçbir şeyi unutmuyor salak. Özge buna küfür etmişti küçükken, tartışmışlardı. Ne zaman onunla konuşsa aklına bu anı geliyor ve kendini kötü hissediyor.
  Ben hep onun için savaştım, gerçekten. İyi olması için hala çok uğraşıyorum ama o kafasının dikine gidiyor. Kitap oku dedim mesela. Kitaplar yalnızlığı unutturur, seni huzurlu kılar dedim. Müzik dinle mesela dedim. Müzik seni hayata bağlar dedim. Bu dediklerimi yerine getirdi. Kendisini biraz daha huzurlu hissediyor ama hala kötümserin peşinden ayrılmıyor salak. Her gün salak gibi saatin 2 olmasını bekliyor. Doğru düzgün bir şey yemiyor. Ve en önemlisi etrafındaki insanları sevmiyor. Eskiden daha hayat doluydu inanın bana. Ama zaman onu çok değiştirdi. Eskiden gülümsemeden bir gün bile geçirmezdi. Banyo yaparken şarkı söylerdi. Şimdi sadece suyun vücudundaki akışını izliyor. Delirdiğini düşünüyor bazen. Onu ben ayakta tutuyorum. En çok annesinin ona kahve getirdiği zamanı seviyor. Anneannesine sarıldığı an bütün üzüntüsü gidiveriyor. Anneannesine ciğerim, meleğim gibi sözler sarf ediyor. Bana sorarsınız bu çocuk hayatında iki kişiyi seviyor. Biri anneannesi biri de annesi. Ara sıra telefonundaki mesajlarını okutuyorum ona. Ya da fotoğraflarına baktırtıyorum. Fotoğraflara bakınca daha bir seviniyor. Ama tabii her gece mutsuz uyuyor. Bu yüzden sabahları uyanmak istemiyor. Keşke sabahları mutlu uyanabilse.. Davranışları yüzünden etrafındaki insanlar ona karşı yabancılaştı. Vişne'nin tek istediği birazcık anlayıştı.
  Merhaba ben Vişne'nin kötümser tarafıyım. Bu çocuk oldum olası benim yanımda. Ara sıra o iyimser bozuntusu yanımda çekip alsa da çoğu zaman benimle takılıyor. Bu çocuk her şeyini kaybetti. Okula gitmiyor mesela. Bu onun için çok büyük bir kayıp. Şu an bir enkaz altında ve kendini kurtarmaya çalışıyor. Okula gidemediği için yemekten kesildi bir süre. Etrafında hiç arkadaşı kalmadı. Birkaç tane var sadece. Ona değer veren insan çok az. Ara sıra bloguna girip zırvalıyor. Hep o salak iyimser yüzünden. Durmadan '' Yazı yazmak sana iyi gelecektir, yaz'' diyor. Hayır, yazınca da geçmiyor ki acısı. 
  Her şeyden çok çabuk uzaklaşıyor. İnsanlara bağlanma sorunu var. Önüne gelen herkese şak diye bağlanıyor. Sonra o insanlar onu yarı yolda bırakınca göt gibi ortada kalıyor. Yine geliyor benim yamacıma. Bu çocuk kötümser olmasın da kim olsun allah aşkına? Baksanıza davranışları yüzünden dışlanıyor. 3-4 saat önce Maviş ona feminen davranışlar takıntığını, bunun Vişneye zarar vereceğini söyledi. Hatta erkeklerden hoşlanıp hoşlanmadığını bile sordu. Bizim salak yine üzüldü tabii. ''Ben böyleyim, ben buyum, değişemiyorum Maviş, değişmeye çalıştım ama olmadı.'' dedi saf saf. Maviş ona acıyarak baktı. Davranışları yüzünden etrafındaki insanlar ona karşı yabancılaştı. Vişne her gece neden böyle olduğunu sorup duruyor. Bazen Allahla konuştuğuna şahit oluyorum. Ona da aynı şeyi soruyor: ''Neden?'' Bunun cevabını bulamıyor Vişne. Kendi kendine konuştuğu zamanlarda daha sinirli oluyor. Böyle zamanlarda benim yanıma daha çok ilişiyor. ''Baksana hayatım giderek boka sarıyor'' diyor. Ben de ona ''Salak mısın, bunlar senin daha iyi günlerin'' diyorum. Hayatını yoluna koymak için çok uğraştı ama yapamadı. Bu yüzden beni tercih etti. Çünkü ben gerçekçiydim. Çünkü haklı olan bendim. Tek başına bir şey yapmayı hiç sevmiyor. Böyle zamanlarda kendini daha çok kötü hissediyor. Kafası çok karışık. Kendini kitaplara veriyor salak. Sanki bir haltı düzeltiyor kitaplar. Vişne kendini kandırıyor. Hayatı, kendini kandırmaktan ibaret. 
 Küçüklüğünden beri böyle bu salak. Herkesi dinlerdi bıkmadan. İnsanlar ona mutlu oldukları anları anlatırdı. O da iç geçirerek dinlerdi bütün anlatılanları. Ve sorardı kendine ''Neden ben böyle şeyler yaşamıyorum?'' Cevabı bulamazdı çoğu zaman. Vişne anlatılanları sabırla dinlerdi. Hayatımdan gördüğüm en sabırlı insan diyebilirim. Sabırlı ve inatçı biri. Ölesiye bir sabır var onda. Ha bir de içindeki nefretten bahsetmek isterim. İçinde hem kendisine hem de insanlara karşı büyük bir öfke var. Bazen birini öldürmesinden korkuyorum. İçindeki öfke onu boğabilecek kadar yoğun. Ve bunu dizginleyemiyor. Bazen öfkesini annesine kusuyor sonra pişman olup ona sarılıyor. Vişne hayata karşı nefret içerisinde aslında. 
  İş yerini artık sevmiyor. Sevmesi için bir neden yok artık. Ona bunu söylüyorum. ''Neden burdasın? Seni kaybetmekten korkmuyorlar bile baksana. Görmüyor musun ne kadar ikiyüzlü ve samimiyetsizler. Bu insanlar hayat enerjini sömürüyor anlasana.'' diye söylüyorum ona iş yerindeyken. Başıyla onaylıyor beni. İstifa etmeyi düşünüyor ama annesinin dırdırını çekmek istemiyor. Çünkü başına gelecekleri biliyor. Annesi dırdır edip başının etini yiyecek bütün gün. Geçen sene yaz aylarında her gün bu durumu yaşadı. İnsanlara orospu pazarlıyormuş gibi sunardı oğlunu. ''Benim oğlumu da soksannız işe ne iyi olurdu'' diye herkese söylüyordu. Vişne kendisini bayatlamış bir bisküvi, eskimiş bir eşya gibi hissederdi böyle anlarda ve annesine çok kızardı. 
  Ben onun gerçekçi yanıyım. Onu gerçeklerle yüzleştirmek zorundayım. Bir şeylerin kafasına dank etmesi lazım çünkü. Hayal dünyasında yaşamak bir halta yaramıyor. Neyin ne olduğunu bilmesi gerekiyor. Hiçbir şeyi unutmaması gerekiyor. Benimle yaşamaya alışmak zorunda. Çünkü ben katıyım, benim görevim bu. Onu düşünmeye yönlendiren benim. Bu yüzden gününün yarısını bir şeyleri düşünmekle geçiyor. Uykusuz bırakıyorum çünkü uyumak ona fayda sağlamıyor. Ben onun kötümser tarafıyım. Vişne hayatında hiçbir şeyi doğru düzgün yapamamış birisi. Üstelik sakar. Durmadan bir yerlere çarpıyor. İnsanlardan uzaklaşıp kabuğuna çekilmeli. Kendine duvar örmesini sağlıyorum. Benim görevim bu. Onu yalnızlığıyla boğup terk etmek. Ne kadar yalnız bir görseniz. Artık tek başına yemek yiyor salak. Sırf bu yüzden yediği yemekten haz alamıyor. Anlamıyor musunuz ben onun gölgesiyim. O nereye giderse bende oraya gidiyorum. Zaman zaman ağlatıyorum. Bu gidişle yanımdan ayrılmayacağına benziyor. Zaman ne gösterir bilmiyorum ama Vişne akıllanmayacak gibi görünüyor.
Bu da şarkımız olsun
Kendinize iyi davranın.

You Might Also Like

18 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Aglattın vişne gece gece! :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa yapma bak böyle. Ben zaten yazarken üzülüyorum bir de sen üzme kendini lütfen Lily

      Sil
  2. Çok üzülüyorum sen böyle yazılar yazdıkça... Yardımcı olabileceğimiz bir şeylerin olmasını istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım benim sınavım da bu Moria. Keşke kendimi bu kadar çaresiz hissetmesem. Bu yorumunla bile çok yardımda bulunuyorsun inan bana.

      Sil
  3. vişne iş adresini verir misin ? seni dövücemdeee

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu Ölüm fermanımı imzalamak gibi bir şey olur herhalde ahahaa :D

      Sil
  4. Vişne...
    Yapma böyle.
    Artık kötümser tarafınla iyi tarafını dengeler misin???
    Baskın çıkmasın kötümser yanın. Farkında mısın bilmiyorum ama kötülük seni mahvediyor. Kötü hiç bir zaman iyi yapmaz seni. Ne seni ne de başkasını.
    Önce duvar örmeyi bırak kendine. Değişmek zorunda mısın? Biraz evet. O da ne biliyor musun. Kötümser tarafını törpüle biraz.
    Ve şunu unutma. Yalnız değilsin. Hem de hiç değilsin!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dengeleme işinde iyi değilim sanırım Şair. Bu yazıyı yazarken çok ama çok üzgündüm. O yüzden dengeleme konusunda sıkıntı yaşadım diyebilirim. Kendimi bildim bileli böyleyim ama kötümserliği nasıl törpüleyeceğimi bilmiyorum. Sorun orada.
      Teşekkür ederim. Bunu bilmek beni sevindiriyor :)

      Sil
  5. üzülmeyi bırak üzülmek hiçbir şeyi degiştirmiyo sadece insanı yıpratıyo yoruyo hem bizleride üzmüş oluyosun. Çünkü bizde senin mutlu olman için bir şey yapamamış oluyoruz. hem bak bu gidişle dayağı yiceksin galiba k.i.b. biz buralardayz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yüzden çok yıprandım,gerçekten. İşe girdikten sonra daha çok yıprandığımı hissediyorum. Teşekkür ederim desteğin için Kübraa :)

      Sil
  6. Vişne Çürüğü hem neşeli hem üzgün! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım iyimserin sözleri doğru Mert. Manik Depresiflik böyle bir şey sanırım. Bir neşeli, hem üzgün :)

      Sil
  7. yazılarında kendimden parçalar buluyorum hep. iyimserin peşini bırakma. güzel şeyler düşün Vişne... çünkü kötü şeyler düşününce onları çağırmış oluyormuşsun.
    hayat böyledir bazen acıdır, bazen tatlıdır. mutluluk biraz da iç dünyamızla ilgili bence. mesela ben, bir işim var. bir evim var, evliyim. mutlu olmam lazım aslında. biraz borcum var. hep bunu kafama takıyorum. ve mutsuz oluyorum. eşimi de mutsuz ediyorum.
    yani hep iyi ve güzel şeyler düşün. dua et ve iste. mutlaka olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazılarımda kendinden bir şeyler bulmak beni sevindirdi. Demek ki benimle aynı hisleri paylaşan birileri var. Pozitif düşün, pozitif olsun diyorsun yani :) İsteye isteye bir hal oldum valla Selma. Sanırım yeterince sesimi duyuramıyorum Allaha. İyi şeyler olsun istiyorum artık Selma.

      Sil
  8. Yanıtlar
    1. Bazen parmak uçlarım kanar, dert etme alıştım artık.

      Sil
  9. Okurken gözyaşlarımı tutamadım, sanki bana bir ayna tutmuşsun gibi geldi. Bir insan bu durumdan nasıl kurtulur bilmiyorum çünkü bilsem ben çıkardım işin içinden. Ama yine de yazılarını okuyarak bile yanında olduğumuzu bil ve yalnız hissetme sevgili vişne:)

    YanıtlaSil
  10. Ya sen aynı benim gibisin.eski bi post ama daha ilk.kez okuyorum yazılarını.beni tanıyanlar bu yazıları okusalar ben zannederler.ama ben böyle yazıya dokemiyorum içimi.neyse yine de yazılarında kendimi bulduğum için sevindim.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe