Kafa dinlemek insana mutluluğu getiriyormuş..

Cuma, Mayıs 17, 2013

 Hani bazen insan uzaklara gidip kafasını dinlemek ister ya, işte ben de bu aralar kafamı dinlemek istiyorum. Her günüm diğerinin aynısı resmen. Hiç mi değişiklik olmaz abi bir günde ya. 
  Pazartesi günü evde en sevdiğim köşemde oturmuş ders çalışıyordum. Sonra içimden bir ses ''Kalk Vişne kalk, oturma artık şu koltukta. Sinemaya mı gidersin, kendini sokaklara mı atarsın bilmiyorum ama şu evden uzaklaş hemen'' dedi. Sonra bıraktım elimdeki kitabı üstümü değiştirip annemden biraz para alıp evden çıktım. Yanımda da kitabım ve kulaklığım vardı. Yoldayken Erkanı aradım. Buluşmak istediğimi söyledim. Kursu olduğu için buluşamadık. Sonra Gülşahı aradım. Birlikte buluşup sohbet ettik bir güzel. Tabii her zaman olduğu gibi yine beni bekletti.
  Onca ay geçti hiç değişmedi bizim Gülşah. Hala aynı içtenlikle sarılıyoruz birbirimize. Bu benim için çok önemli bir şey. Birbirimizi dinliyoruz, yargılamıyoruz ve en önemlisi birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. Bu yüzden onun dostluğunu çok seviyorum. 
  Liseden beri gittiğimiz bir mekanda buluştuk. Bana bunca zamandır neler yaptığını anlattı. Onu sıkılmadan dinledim. Bazen gözleri uzaklara daldı, bazen gülümsedi. Onunla birlikte gülmeyi çok özlemişim. Ne fark ettim biliyor musun, Gülşah beni olduğum gibi seviyor. O gün bunu fark ettim ve ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha fark ettim.
 Fotoğraf makinesi almış bir güzel. O gün fotoğraf çektirdik. Bir nevi terapi gibi bir şeydi ikimiz için. Ayrıldıktan sonra daha huzurlu hissettim kendimi. Aslında evden çıktığımda kafamda sinemaya gitmek vardı ama sonra arkadaşlarımla buluşmak daha mantıklı geldi. 
  Pazartesi günü tek başıma bir şeyler yapmayı benimsedim ve bundan gocunmadım. Demek ki tek başıma şahane şeyler yapabiliyormuşum. Önceki yazımda ne kadar üzgün olduğumu tahmin etmişsindir. O yazıyı yazarken kendimi hiç iyi hissetmiyordum zaten. Şimdi biraz daha iyiyim.
  Salı günü Buketle buluştum. Bana doğum günü hediyesi verdi. Çok istediğim bir şey aldı bana. Anhk kolye aldı bana. Anhk benim için önemlidir. Bu sembolü oldum olası seviyorum. İş arkadaşlarım bunu haç sandı ilk gördüklerinde. Durumu açıkladıktan sonra daha iyi anladılar sembolü. Kolyeyi gördükten sonra yüzümün mutluluktan nasıl bir hal aldığını anlatamam. 
  O gün Bukete sarılamadım çünkü sevgilisi yanındaydı. Ben sevdiğim insanlara sarılmayı çok severim ama nedense artık insanlara sarılamıyorum. Çünkü sevdiklerime sarılınca kendimi daha huzurlu hissediyorum. Neyse işte normalde Buketle buluşacaktım ama bir baktım sevgilisi de yanında gelmiş. İlk başta nasıl şok oldum anlatamam. Bu şaşkınlığı olabildiğince hızlı toparladım ve sevgilisiyle tanıştık. Gayet olgun birisi. Üstelik çok yakışıyorlar. Buketi uzun zaman sonra ilk defa bu kadar çok mutlu gördüm. Onun adına ne kadar çok seviniyorum anlatamam. O mutluluğu çoktan hak etmişti zaten.
 Neden şaşırdığıma gelecek olursam; biz Buketle buluştuğumuzda her yeri dolaşır, insanları gözlemler ve yorum yaparız onlar hakkında. Sonra komik bir şey olduğunda güleriz. O da benim gibi çok meraklı. Sevgilisi geldiği için bunları yapamadık tabii. Ben biraz kendimi geri çekmek durumunda kaldım. Benim yüzümden aralarında sorun çıksın istemedim.
 Ama o gün ona sarılmayı çok istedim. Bana Hobbit posteri almış. İşin ilginç tarafı bu posteri ben rüyamda görmüştüm. Posteri rüyamda asıyordum. Abi rüyalarım çıkıyor ya, gerçekten. Bu işte bir iş var valla.
 Posteri büyük bir sevinçle duvarıma astım, boynumdaki kolyeye dokunup gülümsedim. Yolda giderken poşetin içinde bir şeyin olduğunu fark ettim. Meğer Buket gizlice poşetin içine film koymuş. Fark edince nasıl sevindim anlatamam. Düşünceli bir dosta sahip olduğum için çok şanslıyım.
  İş yerindekilerle aram iyi sayılır. Eskisi kadar çok üzerinde durmuyorum bu konunun. Ağustosa kadar çalışmayı düşünüyorum, daha erken olursa da şaşırma sakın. Bazen o noktaya  gelebiliyorum biliyorsun. Geçen hafta Mavişle konuşurken büyük pot kırdım. Maviş bu hafta nişanlanıyor. Babası vefat etmiş uzun yıllar önce. Nişanda yanında olmasını istediğini anlıyorum ona her baktığımda.  Ben de bir akşam ''Babanın yanında olmasını istiyorsun biliyorum, ben yüzünden anlıyorum her şeyi. Keşke böyle olmasaydı ya'' dedim. Sonra o da bana hüzünlü bir ses tonuyla ''Dünya bir düzen içerisinde kurulu Vişne. Böyle olması gerekiyormuş demek ki'' dedi. 
 Bu sözden sonra bende film koptu. O bir şeyler anlatıyor ama ben duymuyorum. Gözlerim doluyor konuştukça. Yukarıya doğru bakıyorum ağlamamak için ama o kadar çok dolmuşum ki birden ağlayıverdim. ''Noldu sana, niye ağlıyorsun'' diye sorarken sarıldım ona sıkıca. Ağlarken ''Ama bu haksızlık Maviş, böyle olması mı gerekiyordu.'' diye sayıklıyorum. Nasıl bir koyvermişsem kendimi, yüzüm gözyaşı olmuş hep. 
 Ağlaya ağlaya depoya gittim o da arkamdan geldi. Sonra ağlamaya ara verip derin derin nefes aldım. '' İyi misin, sinirlerin mi bozuldu?'' diye sordu bana. Bende ''Bilmiyorum galiba onun gibi bir şey.'' diye bir şeyler geveledim. Nasıl üzücü bir tablo bu ya. Su içerken bana bakıyordu bir yandan. 
 ''Keşke ben de senin gibi ağlayabilsem Vişne, ama artık ağlayamıyorum'' dediğinde içimin nasıl yandığını anlatamam. Bir süre sakinleştikten sonra işe geri döndüm. Yaşadığım o anı hiç unutmayacağım. 
  Hobiciyle aramız hala düzelmedi. Bu sabah ne kadar mutlu bir rüya gördüm ya. Rüyamda Maviş, o ve ben bir otobüsün en arkasında yolculuk ediyorduk ve hepimiz gülüyorduk. Bana eskisi gibi gülümsüyordu Hobici. Çok güzel bir rüyaydı benim için. Sonra telefonun zili çaldı ve ben gerçek dünyaya döndüm. İş yerinde soğuk bakışlar altında çalışıyoruz işte. Aramıza soğukluk girdi. Bir kere sarılsak her şey düzelecek aslında ama o adımı atmıyoruz.
 Oyuncu arkadaşımla dün gece çiğköfte yemeğe gittik. O ve iş yerindeki birkaç iş arkadaşımla şahane bir çiğköfteciye gittik. Ayıptır söylemesi çok güzeldi. Elini omzuma koyup bana gülümsediğinde artık bana kızmadığını anladım. Çiğköfteyi çok beğendi. Ona sarılıp onu kaybetmek istediğimi söyleyeceğim yakın zamanda. 
 Hobiciye de bunu yapmak istiyorum ama bir türlü doğru anı bulamıyorum. Onun arkadaşlığını özlüyorum. Buket gibi onunla da vakit geçirmeyi seviyordum. Allah beni sevdiğim insanlara sarılmamakla sınıyor şu sıralar. Ne kötü bir şey tarif edemem. 
 Yanında duruyor ama sen ona sarılamıyorsun. Eskisi gibi konuşamıyorsunuz. Öyle tuhaf bir şey ki bunu ifade edemiyorsun. Zaman insanı çok değiştiriyor azizim. Keşke böyle şeyler yaşamasak ya. Ne bileyim insan artık üzüntüyü kaldıramıyor. Sorumlumla artık atışmıyoruz. Sanırım birbirimizi anlıyoruz.
  Gerçi diğer kitapçılarla konuştuğu gibi konuşmuyor benimle. Birlikte gülelim istiyorum ama bana talimat veriyor anca. Sanırım beni onlar kadar çok sevmiyor. Bir kere bana gülümsese ortada sorun kalmayacak aslında. Niye böyle yaptığını anlamıyorum. Elektrik meselesi deyip geçiştirmekle yetiniyorum kendimce.
  Erkek arkadaşlarımla vakit geçiriyorum şu sıralar. Çoğu zaman askerlik hakkında konuşuyorlar. ''Askerde çok çekeceğin var oğlum'' diyor bana bir arkadaşım, aldırış etmiyorum. Böyle sürekli askerlik hakkında konuşmalarından sıkılıyorum. Onlar böyle konuştukça daha çok endişeleniyorum. İnsan bir yerde korkuyor. Ne bileyim başka bir şey ya asker olmak. Futbol hakkında konuşuyorlar mesela. Ben eskisi kadar ilgilenmiyorum futbolla. Hiçbir şeyle doğru düzgün ilgilenemiyorum. Baksana sana bile doğru düzgün bir şeyler anlatamıyorum. Hal böyle olunca otomatik olarak susma eylemine geçiyorum. İstediğim gibi davranamıyorum. İstediğim gibi davranmaya başladığımda insanlar uzaklaşıyor benden. O yüzden susmayı tercih ediyorum. Susuyorum ve ''Ne olacaksa olsun ben üstesinden gelirim'' diyorum. Kendimi törpülüyorum anlayacağın. Susarak yapıyorum bunu. 
  Kendime şu sıralar bütün bunların son bulacağını, yine eskisi gibi bir hayat süreceğimi hatırlatıyorum. Yemek molasında salata yemek beni daha enerjik yapıyormuş. Hamburgerden uzaklaşmak bünyeme iyi geliyormuş. Ve en önemlisi geceleri çiğköfte yemek insana inanılmaz bir mutluluk aşılıyormuş.
Sana son olarak şunu söylemek istiyorum.
Sarılabildiğin insanları sakın hayatından çıkarma.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran..

You Might Also Like

3 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. slm Vişne. sanırım herşey düzelmiş senin için sevindim. herkesi sevemeyiz. herkeste bizi sevmeyebilir. bunu unutma :)
    sen hep güzel bak hayata. içindeki çocuğu kaybetme.

    YanıtlaSil
  2. Heh şöylee :)) gülümseyerek okuyacağım başka yazılar da istiyorum :)

    YanıtlaSil
  3. He şöylee. Biraz iyi şeyler yaşamaya bak :)
    Çiğ köfte yemek çok şükela bir şey ya vazgeçemiyorum resmen :)
    Arkadaşlarınla buluşmaların hep böyle mutlu olsun inaşllah Vişne..:)
    Sevgiyle, gülümsemeyle kal! :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe