Sürgün edildim..

Çarşamba, Mayıs 29, 2013

Hayatımın en kötü günlerini yaşıyorum. Bir haftada resmen hayatım alt üst oldu ve ben bu duruma nasıl ayak uyduracağımı bilmiyorum. Çok mutsuzum. Cumartesi gününden beri bir türlü moralim düzelmedi. Cumartesi mağaza toplantısı vardı. Hobiciyle kahvaltı yapacağım için gitmek durumunda kaldım bende. Yoksa o saatte hayatta kalkmazdım, hiç gitmezdim. Toplantıda her zamanki gibi aynı şeyler söylendi. ''Satış yapın, daha fazla ilgilenin müşteriyle'' diye ötüp durdu tepemizde müdür. Ben tabii uykusuz bir şekilde  koltuğa oturmuş öylece dinliyorum. Önceki toplantıdaki gibi konuşup ortalığı ayağa kaldırmadım. Zaten ne geldiyse başıma şu çenemden geldi. 
  Toplantı bittikten sonra hobiciyle kahvaltıya gittik. O kadar sevinçliydim ki o an anlatamam. Hayallerimdeki gibi en sevdiğim arkadaşımla kahvaltı yapıyordum. Manzarası kıyak bir yere oturup siparişimizi verdik. Sonra iş hakkında konuştuk bir süre. Onu ne kadar çok özlediğimi fark ettim konuşurken. 1 saate yakın orada kaldık. Güzelce kahvaltımızı ettik. Ben onun zeytinlerini yedim. O da benim haşlanmış yumurtamı yedi. Böyle güle oynaya ettik kahvaltımızı. Benim için çok güzel bir andı. 
 Cumartesi Beyoğlundaydım. Bir süre mağazaya desteğe gittim. Oradaki ortam bambaşkaydı. Personelleri çok sıcakkanlı bir kere. Şahane insanlar tanıdım. Ve ne fark ettim biliyor musun? Oradaki insanlar asla dışlamıyorlar birbirlerini. O derece samimiler. Yemeğe davet ediyorlar mesela. ''Biz birlikte yemeğe çıkarız. Gelenektir bu'' demişti bir arkadaşım. Salı gününe kadar oradaydım. Gelen müşterilerle ilgilenip mağazadaki düzenle ilgilendim.
  Çoğu insan beni ve çalışmamı sevdi. Hatta kasiyer arkadaşım ''Gitme ya seni buraya alalım biz seni çok sevdik'' dedi. İlk defa birisi bana bunu söyledi. Teşekkür edip herkes kendi mağazasına yakışır dedim gülerek. Çok rahat insanlar ya. Hiç strese sokmuyorlar kendilerini. 
  Dün üst düzey yönetici beni aradı. ''Vişne yarın başka yerdesin. Oraya kalıcı olarak gideceksin haberin olsun'' dedi. Telefon ahizesi elimden düşecekti nerdeyse. O kadar üzüldüm ki anlatamam sana. ''Ama ben kendi mağazamda kalmak istiyorum. Orası bana hem yakın hem de sevdiğim bir yer.'' dedim. Kendimi yeteri kadar savunamadım. Kalıcı olduğumu duyduktan sonra söylediklerini doğru düzgün dinleyemedim.
  Aklım başka yerdeydi çünkü. ''Ben orada n'apıcam? Acaba oradaki düzen nasıl?'' gibi sorular geçip durdu kafamın içinden. Kendimi o an çok sahipsiz hissettim biliyor musun. Ortalık orospusuna çevirdiler beni. Baksana oradan oraya sürükleniyorum. 
  Ee yaşın küçük olunca bir de yeni eleman olunca ne düşündüğünün bir önemi kalmıyor işte. Hep o pislik sorumlum yüzümden. Aramızdaki uyumsuzluğu ispikledi. '' Vişneyle sorun yaşıyoruz.Yemek yüzünden bana sesini yükselti geçen gün. Buna bir çare bulun, gönderin gitsin.'' dedi kesin. Hakkımı helal etmiyorum ama. Resmen ayağımı kaydırdılar ya.
  Oysa ben ne kadar severek yapıyordum işimi. Şimdi oradan nasıl çıkacağımı düşünüyorum kara kara. Bugün hayatımın en kötü günlerinden birini yaşadım diyebilirim. Sabah kötü haberle uyandım. Müdür yardımcısı '' Vişne şu mağazadasın, oraya gitmen gerekiyor hemen'' diye aradı. Daha yeni uyanmışım düşün bak, bu haberle nasıl günümün güzel geçmesini bekleyebilirsin ki?
  Yeni mağazam biraz daha küçük. Hatta bayağı küçük. 4 kişi falan çalışıyor bak düşün. Benle birlikte 5 kişi oldular. Mağaza müdürü gelir gelmez ''Burası küçük bir mağaza herkes her işi yapıyor. Kasa biliyor musun?'' diye sordu. Bende afallayarak '' Geldiğim mağazada kasaya karışmıyorduk biz. Ben kitap bölümüyle ilgileniyorum daha çok.'' dedim. Oda bana '' Öyleyse kasayı öğreneceksin. Zamanla öğrenirsin zaten'' dedi. Biraz despot bir tavrı sezdim onda. 
  Personeller gayet samimi insanlar. Pozitif bir uyum içerisinde çalışıyoruz. ''Burası rahat bir yer ya, o kadar iş olmuyor'' dedi kasa sorumlusu. Çok güleryüzlü biri, sempatik. Diğer kız intizara benziyor biraz. Ama işi sağlam biliyor. Ben kitapçıyım biliyorsun. Kasaya bir bakayım dedim. Anaam! Ne kadar karışık dedim ya. Zamanla alışırsın dediler.
  Geldiğimde '' Ulan pislikler siz beni sürdünüz, Allah da size aynısını yaşatır inşallah'' diye kendi kendime sövüyordum. Nasıl sinirliydim anlatamam. Kendi mağazamda sorun yaşıyordum elbette ama böyle sürüldüğünü bilmek çok koyuyor adama. İstenmeyen çocuk gibi hissettim. Hani bazen insan öyle hisseder ya işte öyle bir şey.
   Üst düzey yöneticiye ''Böyle olacaksa ben istifa ederim haberiniz olsun'' dedim. Oda bana ''Merkez bana bunu söylüyor ben de yapıyorum.'' diyor. ''Başka birini gönderin'' diyorum. ''En uygun sensin'' diyor. Tabii kendi adamlarına toz kondurur mu hiç. Aynı yerde oturduğumuz adamı değil de beni gönderiyor. Niye? Yaşım küçük. Niye? Ona göre uyumsuzum - ki değilim- 
 ''Ulan Vişne kafana sıçayım. Şimdi okusaydın böyle sürülmezdin oraya buraya. Müstahak sana gerizekalı!'' diyor içimdeki ses. Hak veriyorum ona. İşin kötü tarafı hobici dışında kimse beni aramadı biliyor musun. Dün kitaptan biriyle konuştum. ''Haa başka mağazaya mı gidiyorsun Vişne'' diye keyifle konuşuyordu benimle. Abi nasıl sinir oldum anlatamam. Kasayı 2-3 saat sonra öğrendim. Yani işlem alabiliyorum. Da o raporlar falan çok karışık. Yok Z raporu yok X raporu derken benim kafa çorba oldu iyice. 
  Abi ben öğrenmeye açık biriyim ama benim yeteneğim belli ya. Kitap üzerine şekillenmiş bir yeteneğim var. Niye kasacı oluyorum ki ben? Üstelik müşterilere acemi olduğumu sezdiriyorum. Fişleri kontrol ediyorlar ürünleri aldıktan sonra. Olaya bakar mısın. Bir bok olmaz bu firmadan.
  Bugün rafların arasında gezerken şunu söyledim kendime: '' Vişne senin miladın doldu burada. Al maaşını, ay başında istifanı ver. 15 gün çalış sonra ne bok yerlerse yesinler. Madem ki seni böyle kullanıp atıyorlar bir kenara. Sen de bunu yaparak kurtul onlardan. Nasılsa başka enayi bulurlar.'' Bir hafta içerisinde hayatım bir derece daha mahvoldu ya. 
   İçinde bulunduğum durumu sevmeye çalışıyorum. Ama sürüldüğümü bilmek beni çileden çıkarıyor. O moralle nasıl çalıştığımı sen düşün. Mağaza gayet iyi. İnsanları da öyle. Kızlar güleryüzlü. Ama ben oraya ait hissetmiyorum kendimi. Sorun orada. Bide çok yıprandım ya. Sen de biliyorsun. ''İşten çıksan daha mı güzel olacak her şey?'' diye sorusun eminim bana. En azından kafamı dinleyeceğim rahat bir şekilde. 
    En kötüsü ne biliyor musun? Önceki mağazamdaki arkadaşlarım hiç beni aramadı. 10 aydır ordayım hobici dışında arayıp '' Vişne nasılsın, neler yapıyorsun'' diye sormadı, benim için kimse ''Vişne burada kalsın. Onu çok seviyorum göndermeyin'' demedi bile. O derece nefret ediyorlarmış benden. O derece istemiyorlarmış baksana.
Ben artık eski mağazama ne giderim ne de onları ararım. 
Kemikleşmiş gruplarında takılsınlar onlar. Elbet sıra onlara da gelecek.
Ve sana şunu da söyleyim. Bu dünyada ne yaparsan yap onunla karşılaşıyorsun. İyilik mi yaptın? İyilikle karşılaşıyorsun. Kötülük mü yaptın? Kötülükle karşılaşıyorsun. Kime haksızlık yaparsan er ya da geç sana da haksızlık yapılacaktır unutma. 
Bana bu durumu yaşatan insanların allah belasını versin. Başka da bir şey demiyorum.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.

You Might Also Like

19 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Herkesin yaptığını gördüğünü düşünmüyorum. Bu dünyada adalet diye birşey yok. Bence magazanın degişmesi iyi olmuş, ortamın iyi olduğunu sen söylüyorsun. Orayı zaten sevmiyordun, çünkü dışlanıyordun. Ama hala orayı düşünüyorsun hala seni umursamalarını istiyorsun. İstediğin deveye hendek attırmaktan daha zor birşey farkındasındır umarım. Geçmişe takılıp kalma boşver sen degil onlar kaybetti. Senin gibi yüreği güzel harika bir insanı kaybettiler. Bırak biraz da onlar düşünsün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir bağlamda adalet yok gerçekten. Ama ne yaşatırsan onu yaşarsın felsefesinden yola çıkarak onları söyledim ben Lily. Ya benden bu kadar kolay vazgeçmelerine sinir oluyorum sadece. 10 aydır oradasın ya düşün, bir sürü anıya şahit oldun ama kimse dur gitme demiyor. Şaka gibi ya, gerçekten!
      Bir daha oraya adımımı atmayacağım. Dediğin çok doğru. Pişman olacaklar. Teşekkür ederim güzel sözlerin için.

      Sil
  2. Yaaa vişne ben bundan bi önceki yazına misler gibi upuzun bi yorum yazdım tam yayınla butonuna tıkladım pırr uçuverdi güzelim yorumum:/ Meğer bağlantım kopmuş ben burda destan yazarken ayy bi daha da o kadar uzun yazmaya üşendim ne yalan söylim:( Du bakalım umarım bu yorumumun başına bi şey gelmez:)

    Öncelikle özlemişim ben seni yaa canım Vişnem burda yoktum ama yazılarını okudum tek tek:)Geçen yazına yazdığım yorumda iyisi mi ben senin çalıştığın mağazaya müşteri olarak gelip şu sorumlunun sana çektirdiklerini burnundan bir bir getireyim yazmıştım.Çirkeflikte sınır tanımam ne de olsa kimse benim küçük kardeşim Vişneyi üzemez:)Ama bak gerek kalmamış kurtulmuşsun o gıcıklardan ben sevindim valla kuzum.Her işte bi hayır vardır derler ya bak en sıkıldığın anda başka bir şubeye transfer olmanda da vardır bi hayır bence.Gün doğmadan neler doğar dur bakalım belki burda çok güzel arkadaşlıklar kuracaksın,kasa deneyiminin olması ilerde başka iş başvurularında işine yarayabilir böyle düşün.O kasa işini de büyütme o kadar gözünde ne aptallar öğreniyor benim zeki Vişnecim mi öğrenemeyecekmiş hıhh:)
    Bol bol gül,hayatın tadını zorlaya zorlaya da olsa çıkar.Kocaman öpüldün

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekimoza hoşgeldin ^_^
      Ben de özledim güzel yorumlarını okumayı. İyi ki geldin valla. Ahaha gelseydin fark eder miydin acaba beni. O sorumluya bir şey olmaz merak etme. Ne kadar şikayet edersen et onun arkası sağlam. Baksana ne çoraplar ördü başıma. Belki böylesi daha hayırlıdır ne bileyim ama içime sinmiyor ya. Sınıfta kalmış gibi hissediyorum. Çok tuhaf bir durum. Bir bakmışsın Taksimdesin bir bakmışsın başka bir yerdesin. İnsanoğlu işte, kuş misali ekimoza. Ama geldiğim yeri çok özlüyorum. Depodaki arkadaşlarım mesela. Çok iyi insanlardı. Valla 2 saatte öğrendim kasayı. Onlar da çok şaşırdı. '' Aa valla bravo hemen kaptın işi'' dediler. Benden böyle bir şey beklemiyorlardı hiç. :D
      Söylediklerini uygulamaya çalışacağım elimden geldiğince. Teşekkür ederim Ekimoza.

      Sil

  3. özgür hissetmek gerekirken yenilmişlik duygusudur aslında böyle durumlarda insanın içini kemiren. ama neden onlar senin için hayatlarının geri kalanında bir an bile huzursuz olmayacakken(ve şimdiye kadar olmamışken) sen onları sırtında taşımaya devam edeceksin? Bu kadar mı değerliler? Senden de mi?
    katıldığım bir seminerdeki affetme meditasyonunu hatırladım şimdi. Kolay kolay odaklanamam ben. Anlatılan şekliyle imgelemeye, uygulamaya çalışıyorum. Bir mahkeme salonu. Ben de hakim. Bunca yıl beni üzen, haksızlık eden herkes önüme geliyor soruyorum, dinliyorum, söylüyorum içimdekileri vs. kuyruk muazzam! Geçiştiriyorum. Herkesi affettim güya! Salondan çıkyorum. Tam kapıya geldim karşımda minik bir kız çocuğu, otuz yıl önceki halim. Göz göze geldiğimiz anı ömrümün sonuna kadar unutamayacağım herhalde ve her seferinde bogazım düğümlenecek tıpkı şimdi olduğu gibi. Öylece bakakaldım gözlerine. Bana bunları yapmalarına nasıl izin verdin diyordu! Hesap verme sırası bana gelmişti!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bu cümlelerinden sonra ne diyeceğimi şaşırdım açıkçası. Benden değerli değiller tabii ama dediğin gibi o yenilmişlik hissine fazla alışık değilim sadece. Geri bırakılmayı hiçbir zaman sevemedim sanırım ondan kaynaklanıyor. Mahkeme salonu olayı iyi fikir aslında ama her seferinde haklı çıkıyorsun. Ben affedemiyorum. İçimdeki ses boş ver diyor ama ötekisi hayır unutma, affetme sakın. Onlar sana neler yaptı hatırla. Hiçbirini affetme diyor. Ve ben affedemiyorum. Deniyorum ama olmuyor. Küçüklüğün sana doğru olanı söylüyor. Onları affetmemelisin.

      Sil
    2. hemen bir düzeltme yapayım:) bende affedemiyorum.. ama doğru olanın bu olmadığını biliyorum. çünkü o küçük kız gözlerime bakarken beni suçluyordu. onları affetmeyerek onun minicik omuzlarına yük ettiğim için!!! lütfen bir kez daha düşün bunu.
      tebdili mekanda ferahlık vardır, hayırlı olsun:) yürek dolusu sevgiler:)

      Sil
  4. Mert senden bence ilerde iyi birşeyler olucak bak o zaman hani geçmişi hüzünlerle dolu yıldızlar varya onlar gibi ne biliyim ulan etraf tecavüzler ayyaşlar,seri katillerden geçilmiyor onlar topluma kazandıralım diye iki saat zırvalarlar senin gibi beyefendi aklı başında ,kendi bilen karakter sahibi her kızın ilişki kurmak isteyeceği birini resmen toplumdan koparıyorlar sinirim zıpladı ya etrafımda o kadar pislik tipler varki diyorum ya mert gibi kitap okumayı seven adam akıllı muhabbeti olanlar çok olsa keşke diye yakınırken bu salaklar bulmuşda bunuyorlar ayy çok sinirlendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte ben de buna anlam veremiyorum Lisa. Ben işimi gayet mis gibi yapıyorum, gerçekten. Şu ana kadar hiçbir müşteriden şikayet dahi almadım. İşimi tam yapıyorum. Ama gel gör ki başkalarının çıkarlarına kurban gidiyorum. Görüyorsun kuyumu kazıyor karaktersiz insanlar. Kendimi savunmada yetersiz kalıyorum. Benim değerim öldüğümde anlaşılacak Risa. Ben öyle düşünüyorum. Çünkü insan kaybettiğinde özlüyor sevdiğini. Beni kaybettiklerinde, öldüğümde iş işten geçmiş olacak. Benim suçum bu mu? İyi karakter sahibi olmak suç galiba. Baksana başıma gelenlere. Anlam veremiyorum Risa. Anlam veremiyorum.

      Sil
  5. Çoooook uzun zamandır izleyicinim Vişne ve bu ilk yorumum. Aslında daha önceki yazılarında da çok şey söylemek istedim, kesinlikle kötü niyetli değil ama seni tuttuğum zamanlar da oldu sana nasihat etmek istediğim zamanlar da.. Yazılarını okudukça çok hassas (ve bazen biraz alıngan-ki ben de öyleyimdir!) olduğunu gördüm ve bir şey yazmak istemedim. Ama bu durumun için yazmak istedim. Çünkü çok büyük ihtimalle bu olayların o kadar içerisindesin ki dışarıdan bakamadığın için dışardan görüneni senle paylaşmak istedim. Seni sevmeyen insanların olduğu seni mutsuz eden bir yerde çalışıyordun.. Belki teknik olarak orada seni sevmeyen adamlar yüzünden başka bir şubeye gönderildin, ama aslında seni sevmeyen negatif bir ortamdan uzaklaştırıldın, ki bu aslında sana yapılan bir iyilik. Hayatta her zaman her türlü gruplaşma göreceksin belki de çoğunlukla bunların dışında kalacaksın ama önemli değil çünkü sana geriye kalan insan sayısı az bile olsa öz olacak. Kasa işi zordur ama öğrenilmeyecek bir şey değildir ve bunu öğrenmek sana ancak yarar sağlar. Hayatta her zaman en iyi olduğumuz işleri yapamıyoruz, yapamayacağız, bunu hayatın ilerledikçe göreceksin. Belki ilerde istediğin bir bölümü kazanacaksın ama mezun olunca iş bulamadığını göreceksin. Veya iş bulacaksın ama orda aslında istediğin gibi çalışamadığını göreceksin. Şu anda burada yaşadıkların geçisi... sen önüne bak. Senin hedefin üniversiteyi kazanmak ve bu iş senin için sadece "araç" olarak kalsın. O seni kullanmasın, üzmesin, yıpratmasın, sen onu kullan! Bunu öğrenince çok daha rahat yaşadığını göreceksin. Ve asla assssla seni sevmeyen insanların ilgisini bekleme. Sen de onları sevmiyordun ki zaten...!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Casey hoşgeldin. Ne iyi ettin gelmekle ^_^
      Evet öyleyim ve bu durumu aşmaya çalışıyorum. Çünkü hassas olmaya çalıştıkça her şey gözüne daha çok batıyor. Bu durumdan kurtulmaya çalışıyorum. Bir bağlamda öyle aslında. Şu an kafam daha rahat. Arada sırada orası aklıma geliyor. Sonra sinirleniyorum oradakilere. Sonra öfkem diniyor. Çok tuhaf ruh haline bürünüyorum bütün bunları düşünürken. Oha ben bunları hiç düşünmemiştim ya. Cümlelerin ne kadar doğru. Kesinlikle öyle. Bir an önce okula gitmek istiyorum. Çok sıkıldım bu durumdan. Ne olacaksa olsun artık. Ne bileyim çimlere uzanıp hayal kurmak istiyorum ben. İnşallah o günleri görebiliriz Casey. Bu güzel cümlelerin için sana teşekkür ederim :)

      Sil
  6. Bence iyi ki değiştirildin senin tabirinle sürgün edildin...
    Çünkü orada daha fazla üzülüyordun. yani hem senin için iyi oldu.. Sevmediğin insanlardan kurtuldun. Sevdiğin insanlar elbeete olacak ama burada da olacak. Buna eminim. Eski şubendekilerin seni mahvetmesine izin vermemelisin Vişne'cim..
    İyi bak kendine.
    Kötü düşünme.
    İyi olacağına inanıyorum :)
    Gülümse Vişne! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun önüne geçmeye çalışıyorum. Bazen aklıma geliyor öyle ama sonra unutuyorum. Bu kadar kolay unutulmak üzüyor sadece beni. Ne bileyim tuhaf ya Şair. 10 aya yakındır oradayım ve bir anda bağım koptu. İnsan garipsiyor. Ama alışıyor en nihayetinde. Pozitif düşünmeye çalışacağım.
      Teşekkür ederim desteğin için :)

      Sil
  7. Vişnecim bu habere sen sevinmesende ben çok sevindim. boşver şu eski mağazayı. bak ne güzel yeni bir yerdesin, yeni arkadaşlar, yeni müşteriler. yeni bir ortam değişiklik her zaman iyidir. bu bi fırsat. unutma eski mağaza da ne kadar mutsuzdun. iyi tarafından bak. gıcık sorumludan da kurtuldun.
    sürüldüm falan diye de düşünme. böylesi daha iyi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ailem de sevindi bu duruma. En azından kafan rahat olur oğlum dediler. Ortam çok değişik ya. Kültürlü, kibar insanlar geliyor hep. Bu açıdan şanslıyım aslında Selma. O gıcıklık yapacak başka birini bulur. Gün gelir devran döner Selma. Onun da başı elbet böyle şeylere bulaşır. Keşke göndermeseydik dediklerinde o zaman pişman olacaklar. Bakalım bundan sonra ne olacak. Şimdilik iyi gidiyor :)

      Sil
  8. ya vişnem :(

    ben de ordaki çalışanları hiç sevmemiştim anlatmalarından. belki de bu küçük ve az çalışanlı yerde daha mutlu olucaksın öyle düşün. peki nerdesin artık? yakınsam gelirim.

    üzülme lütfen. hobici arkadaşınla görüşmeye devam et ama iyi biri o :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım daha az insanla huzuru daha çok elde ediyorsun Mia. Ben bunu öğrendim. Nerde çokluk orada bokluk diye boşuna dememişler valla. Daha huzurluyum şu an. Sana çok uzak ya. Bana da uzak zaten. Dün çok zor buldum yeri. :D
      Hobiciyle akşam konuştum. Beni çok özlemiş ^_^

      Sil
  9. Doktor Vişneye sorar; ayağını mı keselim kolunu mu? diye.
    Ayağın hastaydı kangren vücuduna yayılmak üzereydi fakat sen buna rağmen ayağından kurtulmak yerine, suçu kolunda arayıp kolunu kestirmek istiyordun. Ayağından kurtulmana sevindim, hobiciden uzak durma.

    YanıtlaSil
  10. vefasızlar çok be vişne ciğim 10 ay olmuş orda çalışalı ve hobiciden başka arayan olmamış,demek ordakiler hep sahtekar,yolda görsen bile muhattap olma,insan sorar ne yaptın nasıl durumlar diye..yok anacım insanlık bitmiş...burda daha az kişisin ve digerine göre daha küçük yer hem çalışanlarıda güleryüzlüymüş,biraz daha zamana ihiyacın var tatlım...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe