Özgürüm Ama Mecburiyet Var..

Çarşamba, Haziran 19, 2013

  Ne istediğimi bilmediğim bir dönemden geçiyorum. Kafam her zaman olduğu gibi çok karışık. Umut etmeyi hayatımdan çıkardım diyebilirim. Çünkü ben beklenti içerisine girdiğim zaman o beklentim başıma yıkılıyor, altında eziliveriyorum.
  Kaç haftadır yokum burada insan bir mesaj falan atar ''Ya bizim Vişne nerelerde öldü mü kaldı mı hiç sesi soluğu çıkmıyor'' der ama nerde. Ölsem ruhun duymayacak valla. En son sürgün edilmemden bahsetmiştim sana. O sürgün edilme olayından sonra neler oldu bir bilsen. 
   Mağazayı sevmeye başladım diyebilirim. Ben ki matematik özürlüsü insan kasa alıyorum bak düşün. Birkaç gün geçtikten sonra işi daha iyi anladım. Mağazanın müşteri profili çok düşük. Hepsinin suratı asık böyle. Hayat dolu birkaç insan var. En sinir olduğum nokta da zırt pırt poşet istemeleri. Tamam çok acil bir durumda ihtiyacın olur veririz elbette ama ikidir poşet istemek de neyin nesi? Bildiğin enayi yerine koyuyorlar bizi. Karşı çıkmamıza rağmen müdür bir şey demiyor. Abi insanda azıcık utanma olur ya. Ar damarı çatlamış bunları yemin ederim.
  Diyorum ki okumuş etmiş insanlar azıcık kültürlüdür belki ama yok. Kültür anlayışları sıfır. ''Aa Dan Brown yeni kitap çıkarmış, çok satanda hem baksana kızım. Kesin güzeldir hadi alıp okuyalım'' dedi yanımda kadın ya. Böyle zihniyete sahip insanla sen nasıl edebiyat konuşabilirsin? Popüler kültürün esiri olmuşlar resmen. İnsanda bir edebi zevk olur ama dimi. Yok anacım yok en çok ne satıyorsa şak onu alıyorlar. Sonra ''Ben çok kitap okuyorum taam mı'' diyorlar. Sen böyle içi popülariteyle şişmiş kitapları okusan nolur okumasan nolur ablacım?
  Çalıştığım yerde hep bankacılar var. Adım atsan bankacı çıkıyor karşına.Bide X-Ray cihazları var. Allahım her seferinde ötüyorum. Kulaklığmın demiri bile öttü ya. Yok artık dedim. Sanki bomba patlıcam mağazada. Alt tarafı 2-3 tane koli aldım lan otoparktan ne bu  hassasiyet! Ötünce kendimi daha kötü hissediyorum. Sanki suçluymuşum gibi. Bozuk paralarım bile öttü. İçimden nasıl küfür ediyorum var ya. 
    Bankacılar aşırı havalı. Hediye paketi yapıyorsun beğenmiyor bazı moronlar. O hediye paketini suratına fırlatıp siktiri çekmek istiyorum ama yapamıyorum haliyle. İnsanı sinir krizine sokar bu andavallar. Bide onları gördükçe ''Lan şunlara bak ne güzel meslekleri var. Okumuş etmişler, sense burada sürünüyorsun'' diyorum kendime bazen. İnsanı tuhaf bir üzüntü hissi sarıyor. Onlar bir yere gelmiş sense bir yere gelememişsin. Olduğun yerde sayıklıyorsun. Ne acı ama!
  İş arkadaşlarım benimle aynı yaşta. Anlaşmak daha kolay oluyor valla. Hamile bir kasiyer ablam var. Dünyalar tatlısı. Ben hayatımda bu kadar iyi kalpli birini görmedim ya. İçinde hiç kötülük yok. Pozitif birisi. Onunla konuşmayı çok seviyorum. Egosu hiç yok resmen. En sevdiğim insan modeli. İntizar desen çok matrak. Kız yunan dili okuyor. Geçen gün ''Yunanca 'Cacık istiyorum' ne demek''' diye sordum. Cevap verdi tabii ama çok garip bir tınısı var bu Yunancanın ya. Ne bileyim Japonca daha tatlı bir dil mesela. Şirinlik katıyor insana konuşurken.
 Bir tane iş arkadaşım var. Benim evrimleşmiş halim sanki. Saç, tip, konuşma aynı. Yok artık. Benden daha yakışıklı tabii. Üstelik daha zeki. Bide hediye paketini benden daha iyi yapıyor. Kimseyi kendimle kıyaslamam normalde ama böyle iş arkadaşın olunca gerçeklerden kaçamıyorsun. Yine de kendime olan güvenimi yitirmemeye çalışıyorum. 
  Bir tane dombili var durmadan yemek yiyor. Ben hayatımda annemden sonra bu kadar yemek yiyen birini görmedim ya. Adam ayaklı çöp makinesi gibi. Ne varsa indiriyor mideye. Bugün fanta şişesini kafasına dikiyordu depoda. Dün bir kutu makarnayla bir kutu yoğurdu tek başına mideye indirdi. Doymuyor üstelik. Azıcık da kaba. Yemek kültürü verilmediğinden olsa gerek. Yemek yedikten sonra geğiriyor misal. Hayatta en tahammül edemediğim şeylerden birisi de bu. Nasıl tiksinç bir şeydir öyle ya. Uyardım tabii canım. Babam da yemek yerken şapırtıyor mesela. Kulaklarımı tıkıyorum ve anneme bakıyorum. Annem gözlerini açıp yemeğe devam etmemi söylüyor. Bazen o şapırtı sesine katlanamıyorum. 
   Müdüre alıştım sayılır. İlk geldiğimde daha sinir bozucuydu. Şimdi daha ılımlı biri olarak görüyorum onu. Mağazadaki müdürle depodaki müdür çok farklı. İlk zamanlarda onunla konuşamıyordum. Yeni tanıştığım insanlarla öyle kolayca iletişim kuramıyorum. Tıkanıyorum. Mehmet Ali Birand'a bağlayıp ıı, ee falan diyorum. Neyse ki bu durumu aştım. Daha rahatım. 
   Geçen gün istifa verme girişiminde bulundum. Senin bu Salak Vişnen istifa etmeyi bile beceremiyor anacım. İstifa dilekçemi verdiğimde müdürle yaşadığımız kısa diyalog şöyleydi:
  Müdür: Bu ne Vişne?
  Vişne: İstifa dilekçem
  Müdür: Sebep? Sorun nedir?
  Vişne: Birden fazla iş yapınca bünyem kaldırmıyor. Bir de kendimi yetersiz hissetmeme neden oluyor burası.  Küçük mağaza olunca her şeyi bilmek gerekiyor. Ben sadece kitap konusunda uzmanım. Diğerleri konusunda yeteri kadar bilgi sahibi değilim. Hem ben ruhen ve fiziken çok yoruldum. İşe yaramadığımı hissediyorum. 
  Müdür: Olur mu öyle şey sen bana kitap konusunda çok yardımcı oluyorsun. Buradaki müşterinin çoğu kitap alıyor. Kitap konusunda yardımların sayesinde satışlarımız arttı.
  Vişne: Öğrenmeye çalışıyorum ama bazen müşteri şak diye sorunda kendimi kötü hissediyorum.
  Müdür: Ben buradaki herkese eşit davranıyorum. Madem bilmiyorsun öyleyse araştır, reyonlardaki sanatçıları öğrenmeye çalış. Bu yaptığın çok gereksiz bir şey. Yeni bir iş buldun mu? Bulmadın. Ee çıktıktan sonra napıcaksın, asalak gibi ailenin elinden ekmek mi bekleyeceksin? Çalışmak zorundasın, katlanmak zorundasın. Buna mecbursun. İş hayatı kolay bir şey değil. Yeri gelecek küfür yiyeceksin ama alışacaksın. Para kazanmak zorundasın. Hayatının sonuna kadar ailen yanında olmayacak Vişne. 
  Vişne: Haklısınız, ben de ailemi düşünüyorum. İşten çıkarsam onları da zor durumda bırakabilirim. 
  Müdür: Bu istifanı kabul etmiyorum. Okul açılana kadar buradasın bilmiş ol. Bir daha da sıkıntın varsa gelip benimle konuş, istifa vermek bir çözüm değil. Bir kaçıştır unutma dedi 

   Hayatımda bu kadar güzel göt edildiğimi hatırlamıyorum. O nasıl bir ayardı öyle ya, lafı ağzıma tıktı resmen. Müdürün söylediklerine hak veriyorum aslında ama psikolojim o kadar bozuldu ki hangi günde olduğumuzu bile hatırlamaz hale geldim. Ee küçük yaşta bu kadar yükü kaldırırsan böyle olur Vişne efendi. Altında kaldın işte!
  Bu arada cumartesi günkü sınavım bok gibi geçti. En sevdiğim üniversitede girdim sınava. Ne güzel hayaller kurdum. ''Burası benim okulummuş. Vakti zamanında kayıt olamadığım eğitimim yanmış. Ama şimdi tekrar burada olmak için sınava giriyorum'' gibi salak salak hayaller kuruyordum o sabah. Ne kadar güzel başlamıştı o gün. Tarihin ilk soruları kolaydı. Çok rahat yaptım 10 soru. Sonra bilgi sorularına gelince aha dedim Vişne sıçtın. Unuttuğum o kadar çok şey vardı ki anlatamam sana. Ne bok yiyeceğimi şaşırdım sınavda. Bir yanda da  saate bakıyorum. Elimden geldiğince cevapladım tarih sorularını ama beklediğim sonuca ulaşamadım. Coğrafya soruları desen ışık hızıyla önümden geçti. Ne ara o 14 soruyu çözdüm hatırlamıyorum. Görevli ''30 dakikanız var'' dedikten sonra sınav benim için taramalı tüfek tadında geçti. Ne ara okudum, ne ara anlayıp işaretledim hiç hatırlamıyorum. Neyse ki coğrafyadan fazla yanlışım çıkmadı.
   Felsefe bölümünde en sevdiğim kısım psikoloji ve sosyoloji sorularıydı. Cevaplarken çok keyif aldım. Mantık ve din tam anlamıyla kabus. Hele din soruları, sırf yanlış yapalım diye konulmuş resmen bariz belli. Cins cins sorular sormuşlar. Ygs'de de aynı şeyi yapmışlardı.
   Genel anlamda sınavım istediğim gibi geçmedi. Hatta kötü geçti de diyebilirim. Ne bok yiyeceğim bilmiyorum. Aynı hataları tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar elde edeceğini sanmak ahmaklıktır diye boşuna dememiş Einstein abimiz. Salaklık konusunda bir dünya markası olduğumu düşünüyorum bazen.
  Sınavın ertesi günü Özgeye mesaj attım. ''Saçmalama daha edebiyat sınavı var. Hem her şey bitmiş değil, umudunu yitirme'' dedi. O mesajı saklayacağım. Benim mesaj saklama alışkanlığım var. Böyle zor zamanlarda düşünüldüğünü hissetmek insana çok iyi geliyor. 
Teyzelerime işten çıkacağımı söylediğimde aynı müdür gibi konuştular. Mecburiyetler yüzünden gençliğimi yaşayamıyorum ya. Ben gezmek istiyorum. Ben arkadaşlarımla güneşin tadını çıkarmak deniz havası almak istiyorum. Ben saate bakmadan istediğim kadar bir yerde oturmak istiyorum.  Bu yaşlarda hayatın tadını çıkaramayacaksam ne zaman çıkaracağım allasen? 
Kaybetmiş gibi hissediyorum anlıyor musun?
Etrafımdaki her şeyi, herkesi kaybetmiş gibi hissediyorum.
Her şey için çok geçmiş gibi hissediyorum.
Vapurun son seferini kaçırmış gibi, öyle ortada dımdızlak kaldım sanki.
''Destan yazsaydın canım'' sözlerini duyar gibiyim. Ee uzun zaman yazmayınca böyle oluyor işte gülüm.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.

Hamiş: Bir ara mutlaka ama mutlaka gezi parkı ile ilgili yazı yazacağım!
   
  

You Might Also Like

13 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Bir daha geç gelmeye kalkarsan seni mail yağmuruna tutarım o zaman. :D Aslında her gün senin blogunu kontrol ettim ama hiç yorum yazmadım. "Hangi cehennemde bu çocuk?" demeden geçmedim. Ah keşke yazsaymışım. :)

    Ahh lütfen herkesin sınavı kötü geçmiş zaten. Bu yüzden moralini düzgün tut da edebiyat sınavın iyi geçsin. :) Sınav bitimi de buraya yaz da merakta kalmayayım. Dualarım seninle. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enee Spoty ^_^
      Bunu bilmek beni yazmaya daha çok teşvik etti biliyor musun. Vakit ayırıp okuduğun için sana çok teşekkür ederim. Benim de bazen vaktim olmuyor işte. Dedim şimdi vakit varken bir yazı yazayım. Bunlar çıktı kalemimden Spoty. :)
      Evet çoğu arkadaşımın sınavı istediği gibi geçmemiş. Bu durumda şanslı mıyım şanssız mıyım tam olarak kestiremiyorum. Tek bildiğim her şeyin kötüye gitmesi. Ve ben bu durumun üstesinden nasıl geleceğimi bilmiyorum. Tabii yazarım. Hem Cumartesi benim için olaylı geçecek. Yazmazsam çatlarım :D

      Sil
  2. içimden üzülme demek gelmiyor mert kötüler ne kadar mutlu yada bazı insanlar ne kadar mutlu aileden şansımız yok bair egitimden olaydı hayat adil degil be mert anlıyorum seni ne diyelim işte ayrıca gezi parkı eylemlerindeki gençlerin birçoguda bizim gibi patladılar sonunda insan gibi egitim görmek insan gibi bir egitim sistemimizin olasını istemek suç mu ya vergi deniliyorsa verginin kıralını biz veriyoruz bir çok ülkede bir çok şey bedava misal kanadada ülke içi telefonlar ücretsiz fransa da kitaplar 5 tl yi geçmiyor Ablam danimarkada yaşıyor özel hastane nedir bilmiyor o ülke özel hastane yasakmış herkes devlet hastanesine gidiyor e oda ücretsiz bir hırsızlık olayı olmuştu magazasına hırsız girmişti bunu yaralamıştı hafif birşey ama devlet özür için türk parasıyla 50 bin tl verdi ya bir malulen emekli de olabilir alt üstü omzuna şişeyle vurmuş bu halam avusturyada 6 çocugu hiç biri çalışmıyor senin yaşındalar belki daha büyükler neden devlet para yardımı yapıyor biz ise köpek gibi sürünüyoruz yazık bize ya çok yazık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aa inanmıyorum! Neler olmuş öyle ablana ya. Geçmiş olsun Risa. Umarım şimdi iyidir. Yani Gezi parkı olaylarında insanların haykırışlarına ben de destek veriyorum. Kesinlikle haklı bir söylem içerisindeler. Adillik konusunda da haklısın. Dünya hiç adil bir yer değil baksana. Avusturyada o çocuklar çalışmadan hayatlarını sürdürebiliyor. Bizse otobüs parasını verebilmek ya da kitap alabilmek için para kazanmak zorundayız. Zor şartlar altında çalışıyoruz Risa. Kimsenin hayatı istediği gibi değil sanırım Risa. Bizim sınavımız da buymuş. Kader deyip geçmek gerekiyor bazen. En çok da böyle zamanlarda insanın canı acıyor biliyor musun.

      Sil
  3. ...çok mutlu bir gelecek diliyorum sana mert

    YanıtlaSil
  4. Hayat zor be vişne!
    Benim sınavımda çok kötü geçti.
    Ve sanırım bende işe gireceğim, girebilirsem tabi.
    Kimseye söyleyemiyorum ama kazanacağıma bile inanmıyorum.
    Ne bok bir duygu bu böyle!..
    Hayatımda hiç çalışmadım ve şimdi çalışmak zorundayım.
    Biliyorum çalışmak kötü bir şey degil ama kuzenlerim tatilin tadını çıkarırken ben yazın sıcağında iki kuruş için çalışacağım. Tatil nedir onu bile unuttum.
    Yakında umursamayı da unutacağım, çok güzel olacak. :)

    YanıtlaSil
  5. Kaybetmiş gibi hissetmek için daha çok genciz. Çok yıpratılmış, çok fazla sorumluluk üstlenmek zorunda kalmışız, ailelerimizin yaptığı hataların bedelini ödemek zorunda bırakılmışız ama kaybetmiş sayılmayız. Daha yolun başındayız. Ne kadar kötü bir dönemden geçiyor olsan da umut ederek atlatmalısın bunları. Kalbin çok temiz. İstediğin her şeye sahip olacak güçte bir insansın. Yazdığın satırlardan anlaşılıyor bu. Sen de kendine inan biraz. Hiçbir şey için geç değil. :)

    YanıtlaSil
  6. bende bende :))) ama hala umudum var...

    YanıtlaSil
  7. Sınavı kötü geçenlerden biri de benim. 2 saatte iki senelik emeğim çöpe gitti. O kadar büyük dertlerim var ki bunun yanında... Hangisini düşüneyim hangisine yanayım. Delireceğim yakında. Keşke bir işim olsaydı çalışmak istiyorum okuyan dershaneye giden kardeşlerim var. Babam çalışmamı istemiyor ben de tüm sorumluluğu ona yüklemek istemiyorum. Tanımadığı kişiye anlatinca daha çok rahatliyor insan. Umut etmek istiyorum ama gücüm kalmadı. bizim için de iyi şeyler olsun artık

    YanıtlaSil
  8. ben henüz sınava girmedim ama deneyimlerinizden yararlanmak isterim izlemeye aldım ben de beklerim :) http://dirdircikiz.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  9. Sınavlar sınavlar. Hep berbattılar..
    Umarım üniversite olur da doya doya gençliğini yaşarsın Vişne...:)
    Sevgiylee :)

    YanıtlaSil
  10. destanda olsa okuruz bee vişne :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe