Sahildeyim..

Cuma, Temmuz 19, 2013

  Hayatımdaki boşlukları doldurmayı çoktan bıraktım. Bir iş çıkışı otobüse atlayıp iki durak önce otobüsten inip sahilde yürüdüm. Kulağımda en sevdiğim şarkı çalıyordu ve ben gökyüzüne bakıp sabır diliyordum Allah'tan.
  Her gün aynı sıkıcılıkla yoğrulan hayatıma bir gün daha ekliyordum. Bırakayım da rüzgar essin biraz yüzüme demiştim sahilde yürürken. Yanımda vitamin kokan eski sırt çantam var. Hani geçen sene dolapta bakıp bakıp içlendiğim o çantam. Onu bir köşeye fırlatıp atamadım hiçbir zaman. Babamdan gizlice almıştık. Annemle birlikte bir marka mağazasına gidip almıştık. Alırken yüzüne bakmıştım ''Ya babam kızarsa?'' diye. O da ''Bir şey olmaz, teyzen aldı deriz'' demişti hayattan bıkmış bir ses tonuyla.   Otobüsten inip yol boyunca yürüyorum. Güneş batmaya hazırlanıyordu. İnsanlar evlerine gitmek için koşuşturuyordu ortalıkta. Ben telaşa kapılmıyordum. Hiçbir şey için heyecan duymuyorum artık. Hiçbir şey heyecanlandırmıyor beni öyle kolay kolay. Sağ tarafımda deniz bütün ihtişamıyla gözümü doyururken sol tarafımdaki araba kornaları beynime işliyordu. Kollarımı birbirine bağlamış öylece yürüyordum. Bir amacım olmadan yavaş yavaş, hayatıma anlam ararken öylece yürüyordum.

 Ben üzgünken yürümeyi daha çok severim. Çünkü bilirim ki yürümek bana iyi gelecektir. Deniz beni görür görmez sevindi. Ona bakıp onu sevdiğimi söyledim. Sanırım sahilin verdiği huzuru hiçbir yerde bulamayacağım hayatımda.  Sol tarafımdan bir sürü araba geçiyor. Rüzgar saçlarımı savuruyor. Suratıma çarpan serinlik bana huzur veriyor. Hafiflemiş gibi hissediyorum. Bir balıkçı teknesini boyuyor. Boya kokusu çalınıyor burnuma. Küçükken evi boya badana yaparken boya kokusu sinerdi eve. Boyalı odaya girdiğimde ufak çaplı bir sevince kapılırdım. Bu sefer öyle olmadı. Boya kokusunu aldığımda geçmişe götürdü beni aklım. Bir ailemin olduğu aklıma geldi. Parçalanmış ve son demlerini yaşayan bir ailem. Parçalanarak büyümek nedir bilir misin sen?
  Bir balıkçı ağlarını onarmaya çalışıyor. Ötekisi arkadaşlarıyla tuttuğu balığı pişirip rakıyla alem yapıyordu kendi çapında. Hayat bazıları için ne kadar da güzel. Ben mi? Ben yürüyordum sadece. Yürüyor ve dinlediğim müzik eşliğinde hayatımı sorguluyordum.  Bir arkadaşım olsa mutlu olurdum. Bir arkadaşım olsa başımı omzuna koyardım ve her şey çok farklı olurdu diye sayıklıyorum içimden. Etrafımdaki insanların beni gerçekten sevdiğine inanmıyorum. İnanmayı bir zamanlar çok istedim ama artık inanmıyorum. Olabilir diyorum, insanlık halidir diyorum. Demek ki yeterince sevmiyorlarmış diyorum. Vazgeçiyorum, susuyorum, boş veriyorum ya da boş vermiş gibi yapıyorum. 
  Gittiğim her yerde dışlanmaktan o kadar sıkıldım ki artık insanların arasında olmak istemiyorum. Sevilmediğini bilmek o kadar kötü bir şey ki bazen her şeyin bu kadar farkında olmasam diyorum. Birazdan karşıya geçip cüzdanımda kalan son paramla anneme tatlı alacağım. Ama önce şarkının bitmesini beklemeliyim. Önce sahilde yürümenin tadını çıkarmalıyım. Sahilde yürürken ağlamışlığım vardır. Arada kafam eser, otobüsten iner yürürüm. Neden insanlar beni kaybetmekten korkmuyor? Neden insanlar benden kolayca vazgeçiyor? Anlamıyorum.  Bir şeylere alışmak, sabretmek, beklemek o kadar zor ki hayatımın %80'i bunlarla baş ederek geçiyor. Sürekli mutlu olacağım günü hayal edip duruyorum. Ya o gün gelmezse? Sırça bir fanustan bakıyorum sanki dışarıya. İş yerindeyken vitrinden dışarıdaki insanlara bakıyorum her gün. Hepsi telaş içinde, hepsi arkadaşlarıyla öğle yemeğini yemeye gidiyor. Hepsinin yüzünde bir mutluluk maskesi var. Ben öylece izliyorum. Yüzlerine bakıyorum hepsinin. Hayatlarının nasıl olduğunu anlamaya çalışıyorum. O kalabalığı izlemek o kadar güzel ki bazen hiç bitmesin istiyorum. 
  Yol boyunca çok şey düşündüm biliyor musun. Üniversiteyi, oradaki arkadaşlarımı, eski arkadaşlarımı, kaybettiğim dostluk değerlerini. Bazı insanların kaderi değişmiyormuş. Ben de onlardanım sanırım, bilmiyorum. Tek bildiğim dışlanmaktan yorulduğum.  Anneme en sevdiği tatlıyı alıp eve geldim. Beni mutlulukla karşıladı. Hayatta insana en çok ne huzur verir diye sorsalar onlara kendi paranızla eve yiyecek bir şeyler alıp ailenizi gururlandırmak derdim. Her günüm aynı. Sahildeyken yalnız olduğumu daha iyi anladım ve kendi gerçeğimle yüzleştim. ''Bak gerizekalı, senin hayatın böyle. Sen yalnızsın, nereye gidersen git aynı şeyle karşışacaksın. Dışlanacaksın, unutulacaksın. Kabul et bunu. İnsanlara muhtaç değilsin, onlar çekip gider. Bırak bütün bunları düşünmeyi. Sen bunları düşünmeye başlarsan hayatı yaşamayı unutursun. Acını kabullen ve yola devam et.'' dedim kendi kendime.
   Geçen hafta Özgeyle tercih yaparken benden uzaklaştığını fark ettim. Eskiden birlikte saçma sapan şeylere gülerdik. Şimdiyse kuru bir sessizlik var aramızda. Bak bunlar hissedilen şeyler. Hissetmeden bilemezsin. Niye böyle olmak zorunda? Yoksa ben Turgut Özben'in kayıp kardeşi miyim? Meğer ben Tutunamayanlar'ı ne çok sevmişim.  Sahilde yürürken yanımdan birlikte süt mısır yiyen aile geçti. Onların ne kadar mutlu olduklarını görüyorum. Karşı taraftan geliyorlar. Mutluluğu birkaç metreden fark ediliyordu zaten. Nasıl imrendim anlatamam. Şimdi babam olsa ''Mısır çok pahalı, ne gereği var'' diye söylenir hevesimi kursağımda bırakırdı. Ama yanımda yok. Zaten ne zaman yanımda oldu ki. Ben anca mutluluk tablolarını uzaktan izler, kendi hayatımla yetinmeyi bilirim sadece. Karşılaştığım en kötü tablo neydi biliyor musun? Otobüsteyken bir baba küçük oğlunu kucağına almış inmek için düğmeye basıyordu. O sırada otobüsün durağa gelip kapıların açılmasını beklerken oğluna sarılıp onu öpüyordu. Benim babam beni hiç kucağına alıp öyle sarılıp öpmedi. Onlara bakarken gözlerim doldu. 
Otobüsten inip hızlı hızlı yürüdüm.
Ve o an dedim ki; Bu dünyanın amına koyayım.
Şarkımız olsun.

You Might Also Like

13 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Vişne, ben seni çok eskiden beri tanımıyorum, çok iyi de takip etmiyorum. Biliyorsun zaten. Ama illa ki blogdan, iyi anlaştığın birileri vardır. Bu insanlarla, bizlerle de arkadaşlık kurabilirsin. Benim böyle derdimi açtığım, derdini dinlediğim mektup arkadaşlarım, internet arkadaşlarım var. Bazen bazı arkadaşlarla aramızda kocaman mesafeler oluyor, başımızı omuzlarına yaslayamıyoruz ama varlıklarını bilmek bile bize güç veriyor. Eğer çevrende seni enlamayan insanlar varsa, yapayalnızsan ve bundan mutsuzsan sana uzak olan ama yakın hissettiğin insanlarla arkadaşlıklar kur? olmaz mı?

    YanıtlaSil
  2. Yürümek evet birçok şeyi daha da derinlemesine düşündürüyor. Ancak bu kadar umutsuz olmayı hak etmiyoruz. Hiç kimse umutlarının bu kadar kırılmasını hak edecek bir şey yapmamıştır. Bu yüzden umutlarıan sahip çıkmalısın.

    YanıtlaSil
  3. Yalnızlığını hissettirmeyeceksin kimseye vişne. Bunu hissettikleri an ensene çökerler.

    YanıtlaSil
  4. Vişne neden böyle düşünüyorsun. neden kimse seni sevmesin. eminim seviyorlardır. annen baban, arkadaşların seviyordur.
    mesela kız arkadaşım erkek arkadaşım bana niye sarılmıyo beni sevmiyo deme. bizde öyle bi sevgi anlayışı yok bence. işte bir kızın erkekten arkadaşı olmaz. ya da erkek erkeği öpmez vs. bu tür düşünceler var.
    hayata pozitif bak. hep iyi, güzel şeyler düşün.

    YanıtlaSil
  5. bir yerlerde bizi anlayan birileri var ama onlara ulaşmak için engellerimiz var.Gün gelicek bütün engelleri aşmış olacağız inanıyorum.ne nolur sen de inan...

    YanıtlaSil
  6. Boğazım düğümlendi yine vişne...

    YanıtlaSil
  7. Kendi içinde mutlu olayı başardığın anda insanlarla olan diyalogun da iyi olacak. Ben buna inanıyorum. Böyle yapıldığını biliyorum özetle. Önce kendinle kavganı bir bitir, önce bir kendini sev, önce bir yalnızlığını sevmeyi öğren. Sonra gerisi çorap söküğü gibi gelir. Bunları yapıyorum olmuyor deme, yapmadığını biliyorum, yapıldığında olduğunu biliyorum. Yapılabildiğinin en büyük kanıtıyım biliyorsun. Bir mutlu ol, bir şu an ki haline şükret. Her şey daha iyi olacak.

    YanıtlaSil
  8. Seni anlayabilecek, sana kendini iyi hissettirebilecek insanlar elbette olucaktır. Umudu hiçbir zaman tavsiye etmedim; fakat bu kez çıkış yolu o gibi sanki. Bir şeylere inan dostum :) Biz blogırlar zaten yanındayız, unutma sakın :)

    YanıtlaSil
  9. İlk defa şöyle yorumlarını inceledim de aslında yalnız değilsin vişne. Biz varız. Bende yalnız olduğumu düşünüp duruyorum. Çünkü okul ortamındaki hiçbir insanla anlaşamıyorum. Ama yalnız olduğum için üzülmemeye gayret ediyorum. Sende böyle yap.
    Hem istersen mailleşebiliriz. Ayrıca seni neden sevmiyorlar hala anlamıyorum. Bence sen çok iyi bir arkadaşsın. Sorun çevrede. Baksana blogunda herkes seni seviyor. :)
    Blog olmasa sevildiğimizi hissetmeyeceğiz. Seni seviyorum Vişneee. :)))

    YanıtlaSil
  10. Merhabalar,
    Ellerinize emeğinize sağlık. Bloğunuzu çok beğendim ve izlemeye aldım. Bana da bekliyorum. Güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle. Sevgilerimi bıraktımmmm…..:))

    YanıtlaSil
  11. Vişne ya biz seni seviyoruz bırak değersiz insanları :)
    Şu yorumlara bi bak allah aşkına, benden çok sevenin var. Teessüf ediyorum! :D

    YanıtlaSil
  12. Akıl vermek gibi olmasın ama bazen hayatta insanları duymayıp geçmek gerekir ve bence kendini en yalnız hissetdiğinde çık dışarı uzaklaş herşey aklını boşlalt ve kitap oku ona kaptır kendini ve şunu unutma kimse yalnız değildir sadece sen o dostunu bulamamış yada görmüyorsundur hı bide hayata gülümsemezsen o seni daha daha ve hada fazla üzer o nedenle gülümse herşeye kim ne derse desin sadece gülümse mutlu olmak senin elinde ..

    YanıtlaSil
  13. Vişne neden insanları bu kadar takıyorsun ki.Belki de Allah daha iyisini karşına çıkartacağı için uzaklaştırıyordur senden bazı insanları.Maalesef baba konusunda bende mustaribim.))):

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe