Araf..

Perşembe, Ağustos 29, 2013

  Orta Doğu ve Balkanların en depresif bloggerı Vişne Çürüğünüz geldi bayanlar baylar. Bakıyorum da en depresif blogger seçilmişim. Valla içimden gelenleri yazıyorum ben. Benim özüm bu. Kah gülüyorum ya üzülüyorum. Duygularımın bir dengesi yok ki..
   ''Bu çocuk üniversiteli oldu buraları unuttu kerata'' diyenler vardır eminim. Ben sizi hiç unutur muyum ya. Hayatımdaki en anlamlı şeylerden birisi bu blog sanırım. Eğer burası olmasaydı kafayı yerdim. Hoş, bazen kafayı yiyecekmiş gibi oluyorum ama yazmak beni mutlu kılıyor. Bu yüzden yazabildiğim kadarıyla çok yazı yazmak istiyorum. Yazmak kadar iyileştirici bir şey yok bence. 
  Sayılı gün çabuk geçer diye boşuna demiyorlar. Ayın başında istifamı verdikten sonra günleri sayar olmuştum. Her sabah kahvaltı yaparken kendi kendime kalan günlerimi söylüyordum. 5,4,3 gibi rakamlar söyleyerek sona yaklaştığımı hissediyordum bir yandan.
  Mesela sinirli bir şekilde çöp atmaya giderken ''Dayan oğlum şurada 2 günün kaldı. Sonra bu cehennemden gideceksin'' diye kendimi teselli edişim aklıma geliyor. İş yerindeyken çok garip duygular içerisindeydim. Sinirden başım ağrırdı ya da gülmekten çenem yorulurdu. İş stresi yüzünden sağlıklı düşünemediğim günler olurdu. 
  Çarşamba günü işteki son günümdü. İşe gitmeden önce göz doktoruna gidip göz kontrolü yaptım ailemle birlikte. Bence bu hayatta asıl önemli olan ne biliyor musun? Senin yanında olan bir ailenin olması. Bu bağlamda kendimi şanslı hissediyorum. Yeri geliyor babamın davranışları sinirime dokunuyor. Ama hayatımda var olmaları bana güç katıyor. 
  Göz tansiyonuma bakılırken gözüme üflenen o havadan nefret ettim. Birden üfleyince panik oldum haliyle. Bendeki o entelektüel karizma yerlerdeydi o an. Muayenede gözlük numaramın giderek arttığını öğrenmiş oldum. Bir derece artmış. Gözlüklerimi değiştirdim. Lazer ameliyat olamıyormuşum. Göz tansiyonum yüksekmiş doktora göre. Aslında tam teşekküllü bir hastaneye başvurmam gerekiyor bunun için.
   Dünya Göz çok iyi ilgileniyor. Ama fiyatları çok yüksek. Profesörlerle çalıştıkları için biraz tuzlu sanırım. Bir de teknolojik aletleri epey güzel. Doktordan çıkıp gözlükçüye gittim. Bir güzel kemik çerçeveli gözlüğüm oldu. Tam Clark Kent olacağım bu gidişle. 
  Son iş günümde çalışırken kendimi kötü hissettim. Kitaplarımla vedalaşmak kötü oldu. Raflarda duran kitaplarıma '' Benden sonraki kitapçınıza iyi davranın. Sizi benim kadar çok sevemeyecek. Kendinize iyi bakın. Siz benim gözümde daima muhteşem olarak kalacaksınız.'' dedim sessizce. 1 yıla aşkın onlarla birlikteydim sonuçta. İnsan garip oluyor ama aşıyor en nihayetinde.
  Vedalaşmaları hiç sevmem bilirsin. İş arkadaşlarım vedalaşma konusunda pek samimi gelmedi bana. Sıradan biriymişim gibi tokalaşıp vedalaştık. Oysa hobici arkadaşım beni görünce sevinçten çığlık atıp bana sarılırdı. Sanırım kendi mağazamdaki arkadaşlarım bu konuda daha samimiler. Mesela dolabını benimle paylaşan abim beni görünce birden gülüp ve bana sıkı sarılmıştı. Demek ki insandan insana fark var.
  Ha müdürün bana söylediklerini anlatmadım ben sana. Giderayak ayar verdi anlayacağın. Ne mi dedi? ''Sen çok egoistsin. Çok meraklısın. Merak iyi güzel ama fazlası başına iş açabilir. Bunu törpülemen lazım. Bakış açını değiştirmen lazım. Empati yeteneğini geliştirmen lazım. Empati kuramıyorsun. Sen kendini insanlara kapatıyorsun. Seni tanımamıza izin vermedin. Kendini sakladın bizden. İş konusunda hakkını yiyemem bana çok yardımcı oldun. Alanında çok iyisin. Bir de her şeyi çok sorguluyorsun. Bu iyi bir şey değil. Önyargıların çok var. Bunları aşman gerek.'' gibi cümleler kurdu. Onu dinlerken moralim bozuldu. Ben bu muyum şimdi diye sordum içimden. Günlerce söylediklerini düşündüm. Ben gereksiz şeyleri düşünmekle ünlüyümdür, bilirsin.
  Sonra, bütün bunları boş verdim. Günleri saydım ve çarşamba günü görevim bitti. Vedalaştıktan sonra durakta otobüs beklerken ne hissedeceğimi bilemez oldum. Bir yanım Mezdeke eşliğinde göbek atıyor. Bir yanım Sezen Aksu eşliğinde acı çekiyor. Duygusal bir araftaydım anlayacağın. Gökyüzüne bakıyordum. Akşam olmak üzereydi. Gökyüzü lacivert ceketini giymek üzereydi. ''Bundan sonra başka bir hayat başlıyor senin için Vişne Efendi. Geçmişi arkanda bırak'' dedim içimden. Ne çok mutluydum ne de çok mutsuzum. 
  Okul kaydı için fotoğrafçıda fotoğraf çektirirken o kocaman ışıklara karşı poz verirken kocaman gülümsedim. Flashlar patladı art arda. ''Gülümse Vişne, artık yeni bir hayatın var. Ancak gülümseyerek yeni bir hayatın kapılarını açabilirsin.'' dedi içimdeki ses. Fotoğrafçıya bakıp gülümsedim bende. Yaşadığım onca olumsuzlukları çöpe atıp gülümsedim ve yoluma devam ettim. 
  Bugün okul kaydı vardı. Babamla okul kaydına gittik. Metrobüste yer kapma teknikleri konusunda uzmanlaşmam gerek. Yoksa bütün sene ayakta gideceğim. Çoğu insan bu konuda çok cahil. Hurra diye gidiyor otobüse. Metroda hiç böyle sorun yok. İnsanlar beklemesini biliyor. Metrobüste böyle bir şey yok. İngilizler sıra bekleme konusunda çok iyiylermiş. Keşke aynı durum bizim ülkemiz için de geçerli olsaydı. Ahıra girer gibi giriyorlar ya. İnsanlıktan utandım. Bu yüzden Metroyu her zaman daha çok sevdim. Bana her zaman iyi gelir metro.
  Okul bir kere çok uzak. Bu durumla baş edebileceğimi umuyorum. Gülü seven dikenine katlanır misali. Gide gele alışırım herhalde. Okulun bahçesi çok güzel, geniş. O hoşuma gitti. Okları takip ederek binaya ulaştık. Kayıt için sıra bekledik. Bilgilerimizi aldılar. Banka sözleşmesi yaptılar. Sonra parayı yatırdık, sonra öğrenci kimliğimi aldık.
  Görevli memur anne ve babamın eğitim durumunu sorunca duruldum. İlkokul dedim. Sonra onlardan utanmamam gerektiğini anladım. İmkanı olsaydı babamdan çok iyi mühendis olurdu. Matematiği benden çok iyi. Her şeyden önce bunu kafamda oturttum. Altını büyük puntolarla çizerek ''Asla ama asla ailenden utanma. İyi ya da kötü bir ailen var, şükret.'' dedim kendime. Sonra eğitim durumlarını söyledim çekinmeden. Onlar o kadar tecrübeye sahip ki benim bu sene yaşadığım iş stresim onlar için sinek ısırığı gibi bir şey.
  Kendi kendimle çok konuşuyorum. Kendi kendimle konuşurak olayları kafamda daha belirginleştiriyorum. Kayıttan sonra babamın yüzünde oluşan ifadeyi hiçbir zaman unutmayacağım. ''Ben bu kadar parayı nasıl öderim 4 sene'' bakışıydı bu. Acaba hayallerimi gerçekleştireceğim derken hata mı ettim? Bir gün akşam yemeğinde yine düşünceli bir şekilde yemeğimi yerken annem '' Sen bu aralar çok düşünür oldun her şeyi. Bu para mevzuları dert etme. Elbette öderiz. Her şeyin çaresi vardır.'' dedi sakince. Yüzümdeki ''Napıcam lan ben?'' ifadesini silip salatamı yedim usulca.
   Babamın benimle gurur duymasını çok istemiştim. Gözlükçüde ''Oğlum deli gibi kitap okuyor. Yemiyor içmiyor kitap okuyor. Parasını kitaba veriyor.'' dediğinde sevinmiştim. Ama bu okul mevzusunda ''Neden Mimar Sinan Edebiyatı ön sıraya yazmadın? Mis gibi okurdun'' dediğinde ''İyi de baba ben edebiyat bölümüne aşina değilim. Osmanlıca hiç sevmiyorum. Mutsuz bir bölümde okumak istemedim. Sevmediğim bir bölümde başarılı olamam ki. Üniversiteden keyif alamam.'' dedim.
   Arkadaşlarım da bu konuda aynı şeyleri düşünüyor. Kazandığım okulu söylediğimde ifadesiz bir şekilde yüzüme bakıyorlar. Devlet olsaydı böyle bakmazlardı yüzüme herhalde. Ben sadece sevdiğim bir bölümde okumak istedim. İnsanlara kazandığım bölümü söyleyince mutlu oluyorsam gerisi benim için önemli değil aslında. Sadece bu %50 burslu olayını söyleyince tavırlarını değiştiriyorlar. Tebrik edenler de var. Bölümümü beğenen komşuları annemden duydukça keyfim yerine geliyor.
   Acaba hayallerimi gerçekleştireceğim derken bir avuç dolusu inciri berbat mı ettim? Erkan da özel üniversitede okuyor. O da benim gibi şeyler yaşıyor. Bir keresinde ''Çok boş geliyor bana Mert. O kadar çalışıp proje hazırlıyorsun, geçmek için çabalıyorsun ama elin zengin çocuğu hiçbir şey yapmadan seninle aynı bölümde okuyor. Haksızlıkmış gibi geliyor bana bütün bunlar.'' demişti. Onunla bu kaderimiz aynı. Sanırım bu konuda onunla daha sık konuşmam gerek. O benden daha tecrübeli çünkü.
  Moralimizi bozmak yok. Yolumuza devam edeceğiz. Bazen üzüleceğiz, bazen sevineceğiz ama ne olursa olsun yolumuza devam edeceğiz. Etmek zorundayız. Geçmişi arkamda bırakıp yoluma devam etmem gerek. Ancak böyle yaparak bir şeylerin üstesinden gelebilirim. Murathan Mungan'ın içinde bulunduğum durumlar ilgili  çok sevdiğim bir cümlesi var. '' Yürüyüp geçeceksin, hep yürüyüp geçeceksin. Ben öyle yaptım. Hep yürüdüm. Herkesin her şeyi anlamasını bekleyemezsin. Sen yürüyüp gideceksin. Anlayan anlayacak, anlamayan anlamayacak; dünyanın hepsine yetişemezsin ki! Bilirsin ben iyi yürürüm.''
Başarabileceğime inanıyorum.  
Daha köşe yazılarımı okuyacaksın. Daha Ayşe Arman'ı görüp onunla röportaj yapacağım. Hiçbir şey bitmedi. 
Her şey yeni başlıyor.. 
Nefes alıyorsak umut var demektir..
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

12 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Okul kaydın erken olduğuna göre aynı üniversiteye yerleşmiş olabiliriz. Üniversiteyi kötülüyorlar mı? benim içimde de bi kuşku oluyor bazen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ösym kayıt tarihlerini değiştirdiği için erkenden yapalım kaydı dedik. Kayıt Rehberinde eylülün ilk haftası diyordu. Ondan sonra babamı arayıp kayıt tarihlerinin değiştiğini söylediler. Üniversiteyi kötülemiyorlar sadece vakıf üniversite olmasını pek benimseyemediler. Bölümüm konusunda kötü bir şey duymadım. Sadece ''Devlet iyidir'' yargısıyla düşünen arkadaşlarımın böyle davranmalarına anlam veremedim. ''Hıı hayırlı olsun canım'' cümlesini mi duymak istersin '' Oha çok güzel, tebrik ederim canım'' cümlesini mi?

      Sil
    2. Konu üniversite olunca kimse çok içten tebrik etmiyor nedense. İki arkadaşım vardı 50 burslu okuyan ikisi de çok iyi devlet üniversitelerine yatay geçiş yaptı. Sadece bir yıl para ödediler. Önemli olan devlet üniversitesi olması değil iyi bir devlet üniversitesi olmalı. Çok çalışıp fırsatları değerlendirebiliriz umarım.

      Sil
  2. Devlet üniversitesi mezunu biri olarak diyebilirim ki en iyisini yapmışsın. Ben mezun olalı yıllar olmasına rağmen hala pişmanım. "Puanıma yazık ettim." der dururum. Kara tahta önünde geçen 4 koca yıl. Lisede bile daha iyi eğitim almıştım. Vakıf üniversitelerinin imkanları çok daha iyidir. Umarım hayal kırıklığı yaşamazsın ve üniversite boyunca çok mutlu olursun. Hayırlı olsun :))

    YanıtlaSil
  3. canım benim tebrik ederim üniversite kazandığından haberim yoktu :) kaçırmışım demekki ..
    herşey gönlünce olsun
    sen insanlara bakma hep aynı yorum hep bir uyuzluk !
    ha 2 yıllık ha devlet okulu ha özel okul burada bir çaba var bir heves var !
    sımsıkı sarıldım ben sana ve okul hayatında başarılar diliyorum.
    üniversite çok güzel bir yer :)

    YanıtlaSil
  4. Vişnecim çok sevindim senin adına. bak göreceksin herşey çok güzel olacak. yeni okul, yeni arkadaşlar sana iyi gelecek.

    YanıtlaSil
  5. "Bu çocuk bizi unuttu ya." dememiştim daha. Ama bir iki gün sonra derdim. Yazını görünce çok sevindim. :)
    Dert etme kimseyi. Bence adam seni hiç mi hiç tanımamış. Kesinlikle öyle biri değilsin. :)
    Bence istediğin bölüm olduğu sürece ha özel ha devlet. Bence hiçbir fark yok. Sonuçta istediğin bölümdesin. Tabi özel üniversitelerde tip tip insanlar oluyor ama aynıları devlet okullarında da var. Sen hepsini alt edersin. :)
    Aile konusunda bende seninle aynı fikirdeyim. Onlar olmasaydı kendimi düşünemiyorum. Bu konuda şanslıyız. :)
    Yeni yazılarını heyecanla bekliyorum. Artık senin de üniversite anılarını okuyacağız. Şimdiden heyecanlandım bak. :)

    YanıtlaSil
  6. Ben de nefret ediyorum o havadan. Ve oldum olası da maruz kalıyorum.
    Hayallerinin peşinden git. Umut her zaman vardır. Çok mutlu oldum ben senin adına inan. Çok içten yazmışsın duygularını. Umarım ailen de maddi açıdan rahat ödemenin bir yolunu bulur. Sevdiğin bölümü seçerek de en iyisini yapmışsın. Başarılı olacağına inanıyorum :)

    YanıtlaSil
  7. Tebrik ederim. İstediğin bölümde okumak en güzel keyiftir ve tadını çıkarmaya bak.

    YanıtlaSil
  8. Senin için en iyisi neyse o olsun Vişne. İlk başlarda yıpratıcı olabilir ama kısa bir sürede toparlayacağını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  9. müdürünün söylediği söz moralini bozmasın.
    Yaptığı hareket çok güzel geldi bana. Dikkate al.
    Üzülme. Hatanı görürsen eğer hemen düzeltme girişiminde bulun.

    Bende çok yapıyorum. Sanki her şeyi ben biliyormuşum gibi davranıyorum. Ama sonra yıllar yıllar önce söylenen bir söz geliyor aklıma ve o zaman dinlemediğim için pişman oluyorum.

    Çok mutlu olursun inşallah :)

    YanıtlaSil
  10. Bende kazandıgım üniversiteyi söylemek istemiyorum çoğu zaman. Burun kıvırıyorlar çünkü. Özel diye.
    Müdürünün söyledigi söz, sanki bana söyleniyormuş gibi hissettim, ne bilim tuhaftı..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe