Bu sene okuduğum leziz kitaplar..

Perşembe, Ekim 31, 2013

1) Hakan Günday - Az: Bu kitabın ilk çıktığını öğrendimde deli gibi koşup almak istemiştim. Sevdiğim yazarlardan biri kitap çıkardığı zaman hemen gidip almak isterim. Ama çoğu zaman bunu yapamam. Ya param olmaz ya da okuyacak zamanım. Hakan Günday'ı Kinyas ve Kayra romanından sonra sevdim. Kitabevlerinde kitaplarının arka kapaklarını hep çekinerek inceliyordum. ''Ya beklediğim gibi değilse?'' diye düşündüğüm zamanlar oldu kitaplarına bakarken. Bu kitabı için böyle şeyler düşünmedim. Çünkü kitabın çok sağlam bir yapıya sahip olduğunu hissetmiştim. Bazı kitaplar böyledir, okumadan ne kadar kaliteli olduklarını size hissettirirler. Az romanı da onlardan biriydi. Kazandığım maaşla almıştım bu kitabı. Kendi paramla aldığım kitaplar benim için daha değerli sanki. Tuhaf bir gurura kapılıyorum. Kitap sizi bambaşka olaylara sürüklüyor. Derda ve Derdâ adlı iki karakterin etrafında şekillenen bir yapıya sahip roman. Okurken kendinizi kaptırıyorsunuz zaten kitaba. Okurken '' Ne ara bu kadar sayfa okumuşum'' dediğiniz anlar olacaktır. Çünkü hikaye sizi kendisine çekiyor. Çok nadir kitaplar bunu yapabilir. Ben böyle hissettiğim kitapların başından ayrılamam bitirene kadar okumak isterim. Karakterlerin analizleri çok sağlam bir şekilde yapılmış. Derda çarşafa büründürülüp İngiltere'ye esir hayatı yaşamaya gidiyor ve başından kötü olaylar geçiyor. Kitabı okuduktan sonra çarşaflı bir kadın gördüğünüzde ''Acaba bu kadın da o kitaptaki kadın gibi acı çekiyor mudur böyle bir hayata sahip olduğu için?'' diye soru sorup empati yaparken bulabilirsiniz kendinizi. Kitabın sevdiğim bir diğer yönü Oğuz Atayın kitapta bahsedilmesi. Karakter, Oğuz Atayı o kadar seviyor ki onun yapmak istediğini yapmaya çalışıyor. O satırları okurken hayretler içerisindeydim. Zaten o satırlarda heyecan durmak bilmiyor. Edebi açıdan son derece kaliteli, sürükleyici bir roman. Bitirdikten sonra ''İyi ki okumuşum ya'' dediklerinize bir yenisini daha ekliyorsunuz.
2) Buket Uzuner - Kumral Ada Mavi Tuna: Teyzemin kütüphanesini usul usul karıştırırken bu kitabı gördüğümde içimden '' Ben bu kitabı ne olursa olsun okumalıyım'' demiştim. O sırada okuduğum kitabı bitirip teyzemden bu kitabı istemiştim ödünç vermesi için. Kitabı yol kitabı yapmıştım. Hani otobüste, molalarda okumak için yanımızda taşıdığımız kitaplar vardır ya, ondan işte. O 15 dakikalık molalarda gözlerimi kırpmadan bu kitabı okurdum hevesle. Roman o kadar kaliteli ki istemeden de olsa seviyorsunuz. Ada ve Tuna'nın dostluğunu çok sevdim. Tuna'nın abisiyle Ada'nın yaşadığı aşkı kıskanırken kendinizi Tunaya üzülürken buluyorsunuz. Ben kitabı okurken kendimi Tunaya benzettim. Çocuk resmen benim gibiydi ya. Adaya karşı hissettiği duyguları ben hep platonik olduğum kızlara karşı hissetmiştim. Kitap iki ana olaydan oluşuyor. Birinci olayda Tuna'nın savaş psikolojisine karşı olan direnci anlatılırken, ikincisinde Tuna'nın çocukluk anıları anlatılıyor. Ben daha çok çocukluk anılarının olduğu bölümleri sevdim. Zaten romanda bu iki olaylar harmanlanarak anlatılmış. Ama dediğim gibi olaylar bu iki unsurun etrafında gerçekleşiyor. Ada karakterini çok sevdim. Onun samimiyetini, dostluğunu okurken hissettim valla. Kütüphanenizde bulundurmanızı tavsiye edebileceğim bir kitap. Okuduğunuza pişman olmayacağınız türden bir kitaptır kendisi..
3) Jean Teule - İntihar Dükkanı: Bu kitabı okuduğum bir edebiyat dergisinde tanıdım. Daha önce adını hiç duymamıştım. Sel yayınevinden ilk defa kaliteli bir kitap okuduğuma seviniyorum doğrusu. Dergideki yazıyı okuduktan sonra merak ettim, okuyayım dedim. Bahsettikleri kadar varmış gerçekten. Kitapta intihar etmek isteyen insanlara öldürücü eşyalar satan bir ailenin yaşam hikayesi anlatılıyor. Örneğin, kendini asmak isteyen bir adama ip satıyorlar. Kitapta Alan diye bir çocuk var. O kadar tatlı ki onun cümlelerini okuduğunuzda üzüntülerinizin saçma olduğunu düşünüyorsunuz. Hatta karakterlerden biri şöyle diyor: '' Alan! N'apıyorsun, senin mutsuz olman gerekiyor. Senin yüzünden müşteriler buraya gelmiyor!'' Çocuk bu durumu çok hoş karşılıyor. Kitabı okuduktan sonra bakış açınız değiştiriyor. Hayata farklı bakmak isteyenler için önerimdir. Hem akıcı, hem kolay okunabilen bir yapısı var. Okurken sizi sıkmıyor. Hatta bazı yerlerde gülümsemenize bile sebep olabiliyor. Okunulası bir kitaptır kendisi.
4) Ümit Yaşar Oğuzcan - Aşka Dair Nesirler: Aşık mısınız? İçinizde adını koyamadığınız duygular mı var? Güzel cümleler okuyup mest olmak mı istiyorsunuz? O zaman Aşka dair nesirleri büyük bir keyifle okursunuz. Kitap şiir ve mektuplardan oluşuyor. Şiirleri okurken '' Ya adam bu şiirleri nasıl yazmış, nereden ilham almış da bu kadar muhteşem bir uyum sergilemiş dizelerinde'' diyebilirsiniz. Cemal Süreya'dan sonra sevdiğim şairdir kendisi. Kalemini çok kaliteli buluyorum. Bu kitaba para verirken hiç acımadım valla. Hani bazı kitaplar vardır aldığınıza pişman olursunuz ya, işte bu kitap onlardan değil. Aksine gurur duyuyorsunuz iyi ki aldım diye. Mektupların güzelliği sizi kitaba daha çok çekecek. Zaman zaman sıkıldığınızı hissedeceksiniz belki ama o mektupları okuduktan sonra aşkın ne kadar kudretli, kıymetli bir şey olduğunu anlıyorsunuz. Şimdi elinizdeki Kahraman Tazeoğlu, Ahmet Batman kitaplarını bırakın, Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirlerine, mektuplarına sarılın. Gerçek aşkı en iyi anlatan şairlerden biridir. Bu kitabı okuduktan sonra Ahmet Batman'ın yazdığı cümleler kıymık tadında geliyor bana açıkçası. 
5) Ayşe Kulin - Gizli Anların Yolcusu: Bu zaman kadar Ayşe Kulin hiç okumadım. Bu geri kalmışlık olarak algılayıp algılamamak tamamen size kalmış bir şey. Ama ben çok büyük şeyler kaçırdığımı düşünmüyorum. İlk defa okuyacağım için bu kitabı alıp almamak arasında tereddüt yaşamıştım. Ama aldığıma pişman değilim. Kitabın akıcılığı sayesinde kısa zamanda bitirdim. Ayşe Kulin eşcinsellerin ne kadar zor bir hayat yaşadığını anlatmaya çalışmış. Bir erkeğin bir erkekten hoşlanmasının gayet normal olduğunu ifade etmeye çalışmış. Böyle bir önermeyi savunmasına rağmen eşcinsel karakterin ''Ben bu yolun yolcusuyum artık'' demesi önermesinin değerini düşünüyor bence. ''Ya sen nasıl olur da eşcinseller için böyle küçük düşürücü bir cümle kullanırsın kadın!'' diyesim geldi kitabı okuduktan sonra. Bir de eşcinsel ilişkileri çok kısa anlatmış sanki. Oysa kadınla erkek arasında olan cinsel ilişkileri gayet uzun uzun anlatmış. Bu durum yine savunduğu önermenin sağlamlığını zedeleyen bir unsur. Penise bile kamış demiş ya. Hangi yüzyılda yaşıyoruz diyesim geldi o satırları okurken. Savunduğu fikir hoş ancak anlatma konusunda yeterli değil bence. Keşke daha fazla gözlem yapıp, daha fazla araştırma yapsaydı. Kalemi çok iyi. Üslubu, kurgusu, olaylara yön verme şekli çok yerinde ama konusunun derinliğine aykırı cümleler savurması biraz okuyucuyu tereddüde düşürüyor. Okunmalı mı? Evet okunmalı. Ama öyle büyük umutlar besleyerek okunmamalı. Kitabın kapağını olaylarla çok iyi bağdaştırdığını da es geçmemek gerekir.
6) Ahmet Ümit - Sultanı Öldürmek: Efendim Ahmet Ümit Beyoğlu Rapsodisi romanından sonra gözümden düşmüştü. Beyoğlu Rapsodisi gibi şahane bir romanın sonunu bağlamamayı nasıl başardı çok merak ediyorum. Sen bu kadar güzel bir roman yaz ama sonunu bağlama. Olacak iş değil! Zaten o kitabı okuduktan sonra ''Ben bunun için mi okudum lan'' dedim şaşkınlıkla. ''Oğlum Vişne ön yargılı olma, belki bu kitabı güzeldir. Hadi bir oku bakalım'' dedikten sonra bu kitabı okumaya başladım. Kitabın kasvetli havası yer yer okuyucuyu boğsa da romanın genel anlamdaki çizgisi çok derece başarılı. Fatihi, İstanbul'un fethinin olduğu bölümleri çok iyi anlatmış. Müştak'ın iç sesi bana Suç ve Cezadaki Raskolnikovu hatırlattı. Adam düşündükçe düşünüyor, bana afakanlar basmıştı valla okurken. Roman Müştak'ın kıymetli arkadaşı olan Nüzhet'in garip bir şekilde öldürülmesiyle başlıyor. Polisiye bir roman değil. Daha çok psikolojik tahlillerin yer aldığı tarihi romandır kendisi. Romanın sonunda polisiye damarı kendini gösteriyor. İstanbul'un fethini daha iyi anlamak açısından okunmalı bence. Ben bu kitabı okuduktan sonra İstanbul'un fethi kafamda daha net belirginleşti. Kışın keyifle okunan bir yapısı var. Tam kış kitabı bence. Bu romanın sonu da havada bırakılmış. Allahım bu adam kitaplarının sonunu yazmayı bir türlü beceremeyecek bence. Tarihi seviyorsanız, bilginize bilgi katmak istiyorsanız bu kitap tam size göre.
7) Şebnem İşigüzel - Kirpiklerimin Gölgesinde: Bir kitap insanı ne kadar etkileyebilir? Bir kitabı okuduktan sonra etkisi ne kadar sürer? Ben bu kitabı okuduktan sonra okuduğum haftayı bu kitabı düşünerek geçirdim. Bu kitabı büyük bir hevesle almıştım. Kitabevindeki arkadaşım tavsiye etmişti. Okurken bir an olsun gözlerimi kırpmadım ya. Bir kitap bu kadar mı sürükleyici olur. Kitap bir genç kızın etrafında şekillenen talihsiz olayları anlatıyor. O bu olayları yaşarken siz de onunla birlikte yaşıyorsunuz aynı zamanda. O kadar etkileyici ki sonunu iple çekerek okuyorsunuz. Kütüphanemin demirbaşlarından biridir kendisi. Bazı bölümler kitabı fırlatıp atmanıza neden olabilir ancak kitabın geneli size kendisini sevdirecek nitelikte. ''Bu kadın böyle bir şeyi nasıl yazmış, hangi kafayla yazmış?'' diye sormadan edemedim kitabı okuduktan sonra. Bir kızın başına hiç mi iyi bir şey gelmez ya. Hep kötü olaylarla karşılaşıyor karakterimiz. Okurken onun adına çok üzüldüm valla. Ben çok sevdim. İnsan psikolojisini çok iyi anlatan bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kurgu, karakterler, olaylar çok sağlam ele alınmış. Başarıyı kesinlikle hak ediyor.
8) Barış Bıçakçı - Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra: Barış Bıçakçıyı bu sene kitabevinde çalışırken tanıdım. Daha önce ismini duymamıştım. Yazarın kelimeleri seçişi o kadar güzel ki cümlelere cuk diye oturuyor. Her şeyi yerli yerine koyup öylece hikayesini anlatıyor her seferinde. Bu kitabında Başak adlı karakterin neden intihar ettiğini, onu intihara sürükleyen şeyin ne olduğunu anlatmaya çalışmış yazar. Bölümlerin kısa oluşu kitabı daha rahat okumanızı sağlıyor. Karakterlerin samimiyeti zaman zaman içinizi ısıtıyor. Ben Canan karakterini çok sevdim mesela. Telefonla Başak'ın taklidini yaparken onunla birlikte üzülmüştüm. Olaylar daha sonra birleşiyor bir bütün haline geliyor. Bu kitabın sevdiğim bir diğer yanı da bu sanırım. Barış Bıçakçı çok derece sağlam bir yazar. Tek kötü yani kitaplarının kısa oluşu. Tam böyle keyif alarak okumaya başlıyorsunuz kitap hoop bitiyor. Daha uzun yazmalı bence. Yazarın diğer kitapları da okunmalı bence. Ben en çok bu kitabını ve Aramızdaki En Kısa Mesafe kitabını sevdim. Neden bilmiyorum çok sempatik bir yazar gibi geliyor bana Bıçakçı. İyi ki böyle bir kitabı yazmış. 
9) Antoine de Saint-Exupéry - Küçük Prens: Yazarın adını ezbere bilmiyorum. O kadar uzun ki aklımda tutamıyorum valla o yüzden Google'dan bulup yazdım. Bu kitabı kitabevinde çalışırken molalarda okumuştum gizli gizli. Molalarda depoda öyle kitap okumak yasaktı. Ama ben bu yasağa aldırmadan bu kitabı okumaya çalışıyordum. İşin gerçek tarafı ne biliyor musunuz? Bu kitaba 17 lira vermek istemedim. ''Ya 96 sayfalık bir kitaba 17 lira nasıl vereyim olm ben?'' diye söylenmiştim kitapları raflara dizerken. Açıkçası bu kitaba bu fiyat çok. Bu kitaba bu kadar çok para verilmemeli. En fazla 10-12 lira tutar. Kasaların yanına koyup satmaya çalışıyor çoğu kitabevi. Yayınevi zaten bu kitaplar değirmenini döndürüyor. Almış telif hakkını, koymuş fiyatı insanlarda alıyor tabii paşa paşa. Ben öğrenciyim bu kitaba bu kadar çok para veremem. Kinyas ve Kayraya 27 lira verdiğimde annem burnumdan getirmişti çok iyi hatırlıyorum. Bu yüzden bu kitabı mağazada okudum. Kitaptaki çizimler güzeldi. Küçük prensin güllerini çok sevdim. Küçük prensin yaptığı yolculuklarda konuştuğu insanlar aslında hayatın gerçek yüzlerinden birkaçı. Hem çocuklara, hem yetişkinlere hitaben yazılmış bir eser. Gezegenini sevdim. Çizilen bir koyunla bile mutlu olabilen birisinden ne kötülük gelebilir ki? Artık geceleri yıldızlara baktığımda ''Acaba Küçük Prens de orada mı'' diye sorup içli içli düşünüyorum. Okuduktan sonra etkisi büyük olan bir kitaptır kendisi.
10) Oğuz Atay - Tutunamayanlar: Ve böylesine leziz bir kitaptan bahsetmemek olmaz herhalde. Edebiyatın en kaliteli eseri bana göre Tutunamayanlar. Biricik hanım sayesinde okudum bu kitabı. Eğer Oğuz Atay'ın kalemine karşı bir içtenlik duymuyorsanız bu kitabı okurken çok sıkılırsınız. Ben bu kitabı hevesle okudum. Çünkü Oğuz Atay gibi önemli bir edebiyatçının bu eserini merak ediyordum.  Kitabı okurken zorlandım mı? Zaman zaman zorlandım. Özellikle noktalama işareti olmayan 100 sayfalık bölümde çok zorlandım. Çok fazla dikkat istiyor. Bir anlık dikkat dağınıklığı kitaptan kopmanıza neden oluyor. Bu kitabı iki günde okuyamazsınız. Yazılanları sindirmeniz gerekiyor. Okuyup kafanızda yorum yapmanız gerekiyor. Ha deyince okumuyor yani. Emek istiyor. Ben 55 günde okudum kitabı. Burada önemli olan anlatılanları doğru anlayabilmek. Ben Selim Işık'ın hayatını kendi hayatıma benzettim mesela. Hele günlükleri tıpkı benim eski günlüklerimde yazdıklarımın aynısı gibiydi. Bu kitabı okuduktan sonra hayata olan bakış açınız tamamen değişiyor. Eskisi gibi bakamıyorsunuz çevrenize, arkadaşlarınıza. Zaman zaman bu durumun eksilerini yaşadım. Bir insana baktığınızda onun neden sizin yanınızda olduğunu anlayabilmenizi sağlıyor bu kitap. Bu anlama özelliğini size veriyor. Daha detaylı düşünmenizi sağlıyor. Turgut Özben - Selim Işık dostluğunu çok sevdim. Turgut'un hayata olan bakış açısını sevdim. Çok depresif bir kitap. Selim'in yazdığı şiiri, eski Türkçe kelimelerin olduğu bölümleri anlamayabilirsiniz. Yine de okumaktan vazgeçmeyin. Çünkü kitabı okuduktan sonra size çok şey kattığını göreceksiniz. 

Bu sene okuduğum leziz kitapların ilk 10 sıralaması böyle.  Bu kitaplar akıcı, kendini sevdiren bir yapıya sahip. Okuduktan sonra pişmanlık duymayacağınız edebi niteliği olan kitaplardır bunlar. Ben bu kitapları okurken çok keyif aldım.
Bu sene içerisinde şu ana kadar 44 tane kitap okudum. Çok az bence. 
Bir ara okumaktan pişmanlık duyduğum kitaplarla ilgili yazı yazacağım.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.



You Might Also Like

11 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Çok güzel bir yazı olmuş eline sağlık... Bahsettiğin kitapların bazılarını okudum mesela Hakan Günday-AZ gibi, Tutunamayanlar gibi, Kumral Ada Mavi Tuna gibi... Beğendiğim kitaplardandır üçü de...
    "Gizli Anların Yolcusu" kütüphanemde okunmayı bekliyor onu biraz sonraya ertelemeye karar verdim.
    Ve bahsettiklerinin arasında bende en çok merak uyandıran kitap "Kirpiklerimin Gölgesinde". Onu alışveriş sepetime eklemeliyim hemen...
    "Bir Süre Yere Paralel Gittikten Sonra" da daha önce adını duyduğum bir kitap. Onu da yakın zamanda listeme ekleyebilirim.
    Ve "İntihar Dükkanı"... Ona karşı da acayip bir merak uyandı içimde... Sanki konusu tiyatro oyunu olarak sahnelemeye çok uygunmuş gibi geldi bana. Onu da okuyup değerledirmek istedim :)

    Yani kısacası bana çok şey katan, güzel, keyifli bir yazı olmuş...

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Vakit ayırıp okuduğun içi asıl ben teşekkür ederim. :)
    Kirpiklerimin gölgesinde kitabı bende büyük bir etki yarattı valla. Eğer üslubunu seversen severek okursun bu kitabı. Barış Bıçakçı'nın kitapları çok samimidir. Seveceğini umuyorum. İntihar dükkanın aynı zamanda filmi de vardır. Çok eğlenceli bir kitap benim çok hoşuma gitti ^_^

    YanıtlaSil
  3. Küçük prens güzeldir ve hala ilk sayfadaki fil benzetmeli resim aklımda kaldı. Tutunamayanlar kitabı.. Bu kitaba baya bir ön yargıyla yaklaştım çok öneren vardı muhtemelen bu yüzden kaçtım ama ve ama çok güzel bir kitap. En uzun soluklu anlayabilmek için yavaş yavaş okuduğum kitaplardan biri. Listenden Kumral ada mavi tuna ve Ayşe Kulin kitaplarını seçtim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet o fil benzetmesi, şapka sanılması gerçekten zekiceydi. Ben de korkuyla yaklaştım ama aklımdan hep okumak geçiyordu, sonunda okudum. Okuduktan sonra çok farklı etkiler bırakıyor insanda. Kumral Ada Mavi Tuna kitabına öncelik ver derim. Daha kaliteli bir romandır kendisi. :)

      Sil
  4. Barış Bıçakçı... Hiç duymamıştım böyle bir isim. Ama güzele benziyor. İsmi de ilginç zaten. :)
    Ahmet Ümit. Nedense ben de pek sevemedim o adamı. Çok mesaj veriyor yazdıkları. Ben de pek sevmem açıkçası mesaj veren kitapları...
    Şebnem İşigüzel.. Ne kadar duyulmadık bir isim yine. Merak ettim Vişne hepsini bak şimdi. :)
    Veeee Oğuz Atay... O kitabı okuyacak olgunluğa eriştiğimi düşünmüyorum açıkçası. Ama bir gün mutlaka okuyacağım.
    Sevgiyle kal Vişnecim. :)
    Çok teşekkür ederim kitaplar için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Barış Bıçakçı bana göre çok kaliteli bir yazar Şair. Yani daha fazla yazsa bıkmadan okursun. Ben cümlelerindeki sadeliği seviyorum sanırım Bıçakçı'nın. Ahmet Ümit çok iyi bir yazar ama kitaplarının sonunu yazmayı beceremiyor bence. Şebnem İşigüzel kesinlikle okumalısın. Çok farklı bir üslubu var ya. Ben çok sevdim. Bence o olgunlukta birisin, çok rahat okuyabilirsin. Ben 2 kere daha okumayı düşünüyorum. Çünkü her okuyuşta farklı anlamlar çıkıyormuş.
      Sen de sevgiyle kal Şair. Rica ederim ne demek :D Asıl vakit ayırıp okuduğun için ben teşekkür ederim sana ^_^

      Sil
  5. ahh vişnecim!

    hakan günday'cı arkadaşım benim ne güzel kitap zevklerin.
    bu tür yazılarını çok seviyorum. çok özenle yazıyorsun :)

    ayrıca mavi ada kumral tuna romanının adına aşığım ben!
    küçük prens de vazgeçilmezimdir..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Miaa ^_^
      Valla özenle ve büyük bir hevesle yazmaya çalıştım. Olabildiğince açık anlatmaya çalıştığım. Beğenmene çok sevindim. Ben de Küçük Prensi seviyorum. Kumral Ada Mavi Tuna kitabı başucu kitabı resmen ya. O derece kaliteli. :)

      Sil
  6. Kumral Ada Mavi Tuna'yı 4 yıl önce ben de teyzemin kütüphanesinden almıştım ve kendi kitaplığımda yerini koruyor. Çok sevdiğim, bayıldığım ve bir süre araştırdığım kitaplardan biriydi. Hakan Günday'ı bir türlü okumaya başlayamadım. Çok tuhaf. En ufak bir fikrim yok bu yazar hakkında. Artık okumalıyım sanki, bilemiyorum. Ayşe Kulin'in neredeyse tüm kitaplarını okuyorum, birçok kitabından sonra kızıyorum, hep bir şeyleri yarım bırakmışlık var ama çok iyi bir kalem kullanıyor. Kaleminden dolayı okuduğum ama hikayedeki bıraktığı yarımlıklar yüzünden de sitem ettiğim bir yazar. Bu arada o kitabın ikincisi olan Bora'nın Kitabı'nı da okumanı tavsiye ederim.

    Cuma günü Tüyap'a gideceğim ve ilk alacağım kitap Kirpiklerimin Gölgesinde olacak. Çok merak ettim doğrusu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mabel çikolatalarını bile çok güzel anlatmış ya. İnsanın hafızasına çok iyi yer edinebiliyor bu kitap. Ben okuduktan sonra bu kitabı hep gülümseyerek hatırlıyorum. Eğer Hakan Günday'a başlamak istiyorsan Az kitabıyla başlamanı öneririm. Çünkü Kinyas ve Kayra seni boğabilir. Çok ağır bir kitap çünkü. Bana ağır gelmedi ama çoğu okuyucu depresif buldu kitabı. Evet Ayşe Kulin'in kalemini ben de beğendim. Bora'nın kitabını da okudum bu arada ama ilk kitap daha iyiydi sanki. Valla Kirpiklerimin Gölgesini ben çok beğendim. Okuduğuma pişman değilim. Kime tavsiye ettiysem çok beğendi. Umarım kitap hoşuna gider. Okuduktan sonra yorumunu almak isterim. ^_^

      Sil
  7. gerçekten kumral ada mavi tuna'da çocukluk anıları çok güzeldi ya. bir de altı çizilecek çok güzel konuşmalar vardı Ada ile Tuna arasında

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe