İşin sırrı kabullenmekte..

Çarşamba, Ekim 23, 2013

  Hayatı olduğu gibi kabul etmeyip sürekli hatalarımı karalayıp, olduğum yerde tepinip durdum bu zamana kadar. Peşime hep neden sorusu takıldı. Ve arkası kesilmedi. Geceleri en çok kapımı çalan hep bu soru oldu, kaçamadım. 
  Yastığımın kenarına ilişmiş ''Neden hiç arkadaşın yok? Neden insanlar seni kullanıyor? Neden böyle bir hayata sahipsin? Neden geçmişi kafanda bitiremiyorsun?'' gibi sorular sorarak huzurumu kaçırıyor. Onu duymamazlıktan gelerek bakışlarımı duvara çeviriyorum. O duvarda hayalini kurduğum hayatın bir parçasını oynatıyorum. 
  İşten eve gelmiş, en sevdiğim plağı pikaba yerleştirip derin bir nefes aldığımın hayalini kuruyorum. Ya da sevdiğim kadının bana sarıldığını hayal ediyorum. El ele tutuşarak caddeleri dolaşıp gülüyoruz. Ve uykuya daldığımda dudağımdan şu cümle çıkıyor; ''Bir gün istediğim hayata sahip olacağım. Şimdi değil ama bir gün o anları yaşayacağım.'' Sonrası derin bir karanlık.
  Bir süredir gördüğüm rüyaları hatırlamıyorum. Uyanır uyanmaz ait olduğum gerçekliğe dönmek bazen moralimi bozuyor. Çünkü rüyalarımda çok huzurluyum, çünkü rüyalarımda istediğim her şeyi yapabiliyorum. 
  Okulla ilgili olan sorunlarımı rafa kaldırmaya karar verdim. Çünkü ben o sorunlarla karşı karşıya geldikçe daha kötü hissediyorum. Düşünmemeye çalışıyorum çoğu şeyi. Üzerinde çok durmuyorum artık. Kader deyip geçmek lazım bazen.
  Ben arkadaşsızlığı kabullenememiştim oldum olası. Benden uzaktaki arkadaşlarımın yanımda olmasını isterdim. Neden benim sevdiğim insanlar benden uzakta olmak zorunda diyerek isyan ederdim ben, hala ediyorum. Uzakta bir yerde seni düşünen biri olması kadar güzel bir şey yok. Ama yetmiyor işte. Doğum günlerimde yanımda olmalarını istiyordum mesela. Ama her istediğim olmuyor.
  Kampüsün içindeki sandalyelerde oturup bir şeyler anlatan ve hemen ardından gülümseyen insanları gördükçe peşimden ayrılmayan neden sorusu burada da karşıma çıktı. Dersliğin olduğu blok kapısının girişinde iki elini beline koymuş bana bakıyordu: ''Neden?'', ''Neden senin de öyle arkadaşların yok?'' gibi sorular sorup moralimi bozmaya çalışıyordu. Ona umursamaz bir şekilde omuz silkip ''Çünkü böyle olması gerekiyor. Kaderin ne zaman ne getireceğini bilemezsin ki.'' diyorum. Suratını asıp sırtını dönüyor bana sonra da buharlaşıyor.
  Artık bütün bu saçmalıklarla kafamı doldurmaya bir son verdim. İnsanoğlu bir şeyleri kabullenmekte zorluk çeker. Mesela bir eşcinsel, eşcinsel olduğunu ilk anladığında bunu kabullenemez. Ya da çok çalıştığı halde beklediği notu alamayan öğrenci düşük not aldığını kabullenemez. Bu yüzden kabullenmek zor gelir insana. ''Hayır ya böyle olmamalıydı. Benim istediğim şey bu değildi'' gibi cümleler savurur ortalığa ama hiçbir faydası yoktur.
  Kendine biçilen kaderi kabullendiğinde sırtındaki yük biraz daha hafifliyor. Eskiden üzülüyordum ama artık üzülmenin, kıçını yırtmanın bir yararı olmadığını gördüm. Nedenler peşini bırakmadıkça huzurlu olamıyorsun. Bu aynı kendini boşluğa atmak gibi bir şey. Kendini o boşluğa attığında kafandaki o nedenlerin aslında ne kadar gereksiz olduğunu anlıyorsun. Ama her şey için çok geç oluyor tabii.
   Demek istediğim sahip olduğun her ne ise onu kabullen. Neden diye sorma. Çünkü bu seni daha çok dibe çekiyor. Ben düşünmekten uyuyamadığım geceleri bilirim. Sarhoş olduğumda ağzıma takılırdı bu neden, daha çok yapışırdı yamacıma o zaman kerata kurtulamazdım. ''Böyle olması gerekiyorsa böyle olsun'' gibi cümlelerle kendimi motive etmeye çalışıyorum. Arkadaşsızlık dünyanın sonu değil. Ama insan o ortamda şahane bir grubu olsun istiyor. Bu durum tamamen içinde bulunduğun psikolojiyle alakalı. 
   Lise ortamından bıkmış birisi, lisedeki ortamın ne kadar samimi olduğunu anlamaz ilk başta. Mezun olduktan sonra aklına o anılar geldiğinde pişmanlık duyar. Keşkeler diline dolanır. ''Keşke onlarla daha çok vakit geçirebilseydim. Keşke bu kadar kısa sürmeseydi.'' gibi cümleler dökülür ağızlarından. İş işten geçmiş olsun tabii.
   Bu tamamen zamana endeksli bir şey. Ben ilkokuldaki halimi hiç özlemem mesela. Çünkü ne zaman o yıllar aklıma gelse tarifsiz bir mutsuzluk kaplar içimi. Annesinin elini tutup okulan gelen çocukları gördükçe hayattan nefret edişlerim aklıma gelir. Dışlanışım aklıma gelir. 
  Hayatımın her döneminde dışlandım. Hala da dışlanmaya devam ediyorum. Erkek olduğum için, anlayışlı olduğum için, çalışkan olduğum için birçok arkadaş grubu tarafından dışlandım. Kimse benim içimdeki samimiyeti anlamak istemedi. İnek etiketi yapıştırıp devam ettiler, önemsemediler. Sonra ben etiketin acısıyla yoğruldum, kendimi üzdüm. İnsanlar böyledir. Seni bir etikete dönüştürürler, kendini tanıyamaz olursun.
  Hal böyle olunca insanlardan uzaklaşma kararı aldım. Kimseyle uzun uzadıya konuşmuyorum. Günde konuştuğum insan sayısı bir elin parmakları kadar. Vaktimin çoğunu müzik dinleyip kitap okuyarak geçiriyorum. Şarkılar benim eroinim gibi. Müzik bağımlılığı eroin bağımlılığından daha beter bir şey. Bir gün şarkı dinlemezsem delirecekmiş gibi oluyorum.
  İçinde bulunduğun durumu kabullenip yaşama devam etmekten başka seçeneğin yok bu hayatta. Ne kadar tepinirsen tepin aynı bokun laciverdiyiz sonuçta. Birinin gelip seni bu hayattan kurtarmasını bekliyorsun. Ama o beklediğin kişi gelmeyecek. Sen kendi hikayeni kendin yazıyorsun, kendi kurtarcın da sensin. Kendi gerçekliğini kabul edip yoluna devam etmen gerekiyor. 
   Eskiden tek bir türde müzik dinlerdim. Bunun yanlış olduğunu yeni şarkılar keşfedince anladım. Her tarzda şarkı dinlemek gerekiyor. Bir de benim ruh değişmelerim çok fazla son zamanlarda. Şu an Buika dinliyorum yazıyı yazarken şarkı bittikten sonra hoop Ahmet Kaya dinliyorum. Sonra Zeki Müren. Sonra Sezen Aksu öyle gidiyor bu sıralama.  Dedim de anlık duygusal değişimlerime ayak uyduramıyorum. 
  Artık kabullenmeye başlayıp hayatımın rotasını çizmem gerek. Nedenleri arkamda bırakmam gerek. Geçmişi düşünmemem gerek. Güzel anılara sahip değilsen geçmiş kadar acı verici bir şey olmadığını, geçmişin adeta bir zehir olduğunu anlarsın. Her şeyi akışına bırakmak bazen en mantıklısı. Bende böyle yapmaya karar verdim. Bu su bizi nereye götürür bilmiyorum. Bazen bu bilinmezlik insanı deli edebiliyor. Eğer huzursuzluğa yapılıyorsan kitap ve şarkılarla vakit geçir. Eninde sonunda hafiflediğini, acılarının eskisi kadar canını yakmadığını anlayacaksın. Her acı geçiyor, sadece iz bırakıyor. Bazıları biraz hafif, bazıları biraz derin. Her şeyi kontrol etmekten vazgeç. Bırak ne olacaksa olsun.
  Siminyayı severim. Blogunun sağ köşesinde güzel bir paragraf var. Sözlerime Siminya'nın o güzel paragrafıyla son veriyorum.: ''Kimsenin benimle ilgilenmediğini anladığım zaman 16 yaşındaydım. Hayatımda ilk kez bir şeyi doğru anlamıştım. İnan bana seninle de ilgilenmiyorlar. Başına gelenler sana ceza ya da ödül olsun diye değil. Hepimiz öleceğiz ve cehenneme gideceğiz. İskender dünyayı aldı ve şimdi tek hatırlanan gay olduğu. Marie Cruie laboratuarda çürüdü. Ne geliyor gözünün önüne firijit bir bakire, hayır aslında evliydi. Kimin umrunda? Demeye çalıştığım da bu zaten. Bırak ansiklopediler senden bahsetmesin, popüler olma, 2150 yılında Google’da adın çıkmasın, üst geçide ismini yazmasınlar. Ah ne gam!

Beş sene önce hayal ettiğin durumda mısın? Ya da beş sene sonra hayallerin gerçek olur mu sence? Önemsiz olduğunu kabullen, mızıldamayı bırak!''

Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran. 

You Might Also Like

9 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. slm Vişnecim bazen seninle o kadar çok ortak noktamız oluyor ki. benim de hiç arkadaşım yok sadece 1 tane var. işyerinde hiç dostum yok. her gün müzik dinleyip hayatı eğlenceli hale getirmeye çalışıyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Selma.
      Böyle ortak noktamızın olması bir bağlamda iyi aslında. Demek ki farklı ortamlarda aynı şeyleri hisseden insanlar var bu dünyada. Yalnız olmadığımızı anlıyoruz. İş yerindeki arkadaşlar çok samimiyetsiz. Müzik kadar iyileştirici, huzur verici bir liman yok bence. Kendini üzme. Yalnız değilsin. ^_^

      Sil
    2. insan olarak acılarımız sevinçlerimiz ortak. yani sende kendini üzme. mesela arkadaşım yok diye. bak benim de yok. yalnız değilsin bu konuda :))

      Sil
  2. Vişneee ağlattın beni ya. Benim anlatamadığım her şeyi sen anlatıyorsun. Ben hala kabullenemiyorum senin yazdıklarını. Hala çabalamaya çalışıyorum ama zor işte. Aslında çok haklısın. Kabullensem hayatım belki bir nebze olsun çekilebilir olur. Senin yaşadıklarının aynılarını bende yaşıyorum. Hiç güvenebileceğim, yanında rahat edebileceğim bir arkadaşım yok. Artık iki çift laf bile edemiyorum insanlarla. Müzik bu durumların en iyi kurtarıcısı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Spotty ağlama lütfen ya. Sen zaten yeteri kadar üzülüyorsun bir de benim yazdıklarım yüzünden kendini üzme lütfen. Ben de aynı hissi senin yazılarını okurken hissediyorum. Mekan ve kişiler farklı ama yaşanılan şeyler aynı. Bunu kabul ettiğin zaman daha kolay taşıyorsun o içindeki sıkıntıları. Alışıyorsun yani. Yine de ben bu durumu yaşamaktan nefret ediyorum. Sorun bende galiba Spoty. Aptalın teki gibi görünüyorum sanırım dışardan.

      Sil
  3. Şu anda telefonuma gelen bir twitter mesajı: en çok da acıtan ne biliyor musun? Samimiyetsiz samiyetler...
    Eğer böyle olacaksa hiç olmasın diyor insan...
    İsyan etmek daha da çıkmaza sokuyor insanı. Etme...
    Şarkılar ve kitaplar... Yalnızlığın mükemmel ikilisi. Yalnız olmasan da mükemmeller ama yalnız olunca tadı bi farklı oluyor. Üniversitede arkadaş bulamamaktan çok korkmuştum. Ama bulunuyor. Sadece insanların bazı şeylerini görmezden gelmelisin. Ben inanıyorum. Mutlu olacaksın. Şimdi olmasa da bir gün.
    İyi bak kendine Vişne. Her şeye rağmen gülümse ruhunla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Samimiyetsizlik kulağa hoş gelmiyor mu sence de? Ben bu durumla her seferinde karşılaşıyorum biliyor musun. Acaba ben mi çok ılımlı davranıyorum ne bileyim anlamıyorum. Bir süredir ediyordum ama artık etmiyorum Şair. Kabullendikten sonra o isyan etme potansiyeli düşüyor. İnşallah o günleri görmek nasip olur Şair. Ben de sakin bir yaklaşımla bakmaya çalışıyorum olaylara. Bu yol beni nereye götürür bilmiyorum. Gülümsemeye çalışacağım. Teşekkür ederim :)

      Sil
  4. Umarım yeni kararlarınla daha mutlu olursun Vişne:)
    İlk defa yorum yazıyorum ama takipteyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Farklı stratejilerle yoluma devam etmeye çalışıyorum işte.
      Bloguma hoş geldin bu arada ^_^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe