Mutsuzum ama keyfim yerinde..

Çarşamba, Ekim 16, 2013

  Bayram havasından mıdır bilmiyorum ama kendimi çok hafiflemiş hissediyorum. Yani gözüme batan üzüntülerim sanırım dinlenmeye çekildi. Gerçi her gece bu üzüntülerim beni yoklamaya geliyorlar ama alıştım artık. Onlardan kurtulmanın bir yolunu buldum. Kısa yolu onları daha az düşünmek. Çünkü sen düşünmeye başladıkça daha çok çıkıyor tepene, boyunu geçiyor. 
  Keşke günlük üzülme limiti olsa. ''Bugün yeterince üzüldünüz, üzüntü limitinizi doldurdunuz. Artık bunu kullanamazsınız. Lütfen bu hakkınızı ertesi gün deneyin'' gibi uyarılar alsak keşke. Bayram yüzünden çalışma masama bir gün bile oturmadım ya. Bendeki bu miskinlik Garfield da bile yok sanırım. Üniversitenin kütüphanesinden Pınar Selek'in kitabını ve iki tane filmi aldım. Hafta sonu aldığım filmleri izledim. Bayram süresince de kitabı okumaya devam ediyorum.
  Karanlığın elli tonunu okulda okuyamıyorum. Çünkü bir erkek olarak dışarda erotik roman okumak kötü bakışlara maruz kalmama sebep olabilir. Yanlış anlaşılmak istemediğim için evimde kahvemle birlikte okuyorum sakin sakin. Okulda o kitabı okusam kim bilir arkamdan neler derler. Kitabevine çalıştığım zamanlarda bu kitabı çok sorarlardı. Kitapçı arkadaşlarımla uzun bir süre makarasını yapmıştık. Edebi açıdan sıfır ya. Tek özelliği sürükleyici olması. Seriyi bitirdikten sonra daha net yorumlar yapacağım.
  Dün bayram ziyareti için dedemin yanına gittim. ''Hayırsız, aradığın sorduğun yok'' diyerek lafa girdi hemen. Ya o bayram ziyareti hevesimi kursağımda bıraktı resmen. Ne güzel çikolatamı almışım, hevesli hevesli gelmişim yanına niye keyfimi kaçırıyorsun be adam! Her zaman ki gibi ağırlığıyla yerini almıştı salonda. Onu görmeyi özlemişim. Aksi maksi ama çok esaslı bir adamdır. İnsanlar onunla konuşurken iki kere düşünüyor. Çünkü aksiliği tutabiliyor. Bu yüzden biz de fazla konuşmuyoruz yanında. 
  Nurgül Teyzemi kandırıp taksime gittik. Kafa dağıtmak, içinde bulunduğum durumu güzelleştirmek için farklı yerlere gitmem gerektiğini düşündüm. Hayatımda en güvendiğim insanı alarak düştüm yollara. Güvendiğin insanın yanında olması insanı direk mutluluğa götürüyor bence. 
  Birlikte yemek yedik. O kadar yiyorum ama kilo almıyorum ya. Midem küçüldü sanırım, ne yesem fayda etmiyor. 63 kiloda takılıp kaldım, ne yükseliyor ne düşüyor kilom. Emel zayıf oluşumu beğeniyor. Ben de beğeniyorum aslında. Kıyafetler üzerimde daha güzel duruyor. Ama eski kıyafetlerim üzerimde çuval gibi duruyor. Hele bir tane mavi kazağım var. Giydiğimde dedemin dedesi gibi duruyorum. O kadar bol ki kollarını yukarı çekmekten imanım gevriyor. Hal böyle olunca giymiyorum tabii. Montlarım, kazaklarım üzerime çok bol geliyor. 
   Yemek yedikten sonra bir süre istiklalin tadını çıkardım. İstiklal hakkında her zaman değişik düşüncelerim var. Ne bileyim ben sefa içinde istiklalde yürürken Akbank'ın Atm'sinde yatan iki adam açlıktan hayata küfrediyordur belkide. Hayatın ne kadar acımasız olduğunu en çok istiklalde anlıyorum. Çünkü gerçeklerin olduğu yerlerden birisi de burası. Yoksulu da burada zengini de. Atm'deki adamları o halde görünce tadım kaçtı biraz. Hayatın adaletsiz oluşunu hiçbir zaman sevemedim.
  Bir süre teyzemle mağaza mağaza dolaştık. Sonra onu Salt İstanbul'a götürdüm. Bienal kapsamında bir sergi var şimdilerde. Sanattan anlamıyor anacım, yok yani. Bienal'e geldik dolaşıyoruz. Konuşmamız şu şekilde;
    Teyzem: Ya allah aşkına beni nereye getirdin böyle. Şuna bak bu şimdi sanat mı?
    Ben: Teyze niye öyle söylüyorsun ya. Durup düşünmen, esere yorum yapman lazım. Öyle ha deyince anlayamazsın. Fikir yürütmen lazım.
    Teyzem: Bırak Vişne ya, adamlar toplamış midye kabuklarını, cansız mankenin bacağına yapıştırmışlar al sana sanat demişler. Şu vücudu tamamen kıllı olan manken neyi anlatıyor? Çöp kokuyor burası ııyy. Bu ne şimdi, bu şişeler ne böyle sanat mı şimdi bu? 
    Ben: Ya öyle üstün körü bakarsan hiçbir şey anlamazsın. Yorum yapmadan incelemeye çalış. Bak şurada sessiz sinema oynatılıyor gel bakalım.
    Teyzem: Ya koltuklarda yayılmak için geliyorlar bence. Hani sessiz sinemaya oynamıyor. Öyle aval aval bakıyorlar, ben gidiyorum. Para verseler çalışmam burada. Şuraya bak pet şişe kapaklarını biriktirip etrafa saçmışlar. Bu mu sanat allasen?
    Ben: Yürü yürü, bir sanat zevkimiz vardı onun da içine ettin. 
  Böyle söylene söylene dışarıya attık kendimizi. Bayram olmasına rağmen epey kalabalıktı. Sonra Bowling oynamaya gittik. Ben formumu koruduğum için ona bir ders vermek istedim. Bowlingin B'sini bile bilmeyen Vişne Çürüğü, teyzesini 2-0 yendi. Gerçekten 2 sene öncesinde bilmiyordum. Nurgül teyzem sağ olsun öğretmişti bana. Daha çok teknik yönünü anlatıp, bana öğretmeye çalışıyordu bowlingi. Onun sayesinde bir çok bowling turnuvalarında arkadaşlarımı yendim. Beni tanıyanlar bowlingde ne kadar iyi olduğumu bilirler.
   2-0 galibiyet, 3 kere üst üste strike yapışım beni havalara uçurdu. Salondan çıkarken elimi omzuna atıp ''Ee ne derler bilirsin, boynuz kulağı geçermiş'' dedim. Bu konuda giderek iyi olduğumu söyledi. Zaten salonda yanımızda oynayan kızlar atışlarımı çok beğendi. Onların 1 oyunda kazandığı puanı ben 3. seferde elde ettim. Beğenildiğimi hissettiğim için ayrıca mutluydum o an.
  Bowlingden sonra kafa dağıtmak için Nevizadeye gittik. Son zamanlarda katlanılmaz mutsuzluğumu örtbas etmeye çalışıyorum. Cuma günü okul çıkışı dershaneden arkadaşım olan aslıyla gelmiştim buraya. Bayramda yine geldim. Alkolik birisi değilim aslında. Sadece bazı zamanlarda ihtiyaç duyuyorum. Düşünmemi engelliyor, beni üzüntülerimden uzaklaştırıyor. Üzüntüye dair hiçbir şey hissetmiyorum çünkü beynimin ışıklarını kapatıyor. Bana umursamazlık bahşediyor. Kendimi daha özgür hissediyorum böyle zamanlarda. İçimdeki katmer katmer üzüntüyü böyle görünmez kılmaya çalışıyorum. 
  Bazen yazı yazarak bunu halletmeye çalışıyorum. Alkol aldığımı söylediğimde insanların bana şaşırarak bakmasına anlam veremiyorum. Ben de insanım. Benim de sıkıntılarım oluyor, kafamı dağıtmak istediğim zamanlar oluyor. Bunda garip olan ne bilmiyorum. İnek profili çizdiğim için insanların garibine gidiyor sanırım. Sonuç olarak zaman zaman bu yola başvuruyorum. Böyle zamanlarda kendimi daha rahat hissediyorum. Bir 50'lik bir 33'lükten sonra dünya daha güzel bir yer oldu benim için.
   Her ne kadar otokontrol konusunda zaman zaman sıkıntı çeksem de beyefendi çizgimi her zaman korudum. Mephisto'da karikatür dergisi alırken gayet aklı başımda hareket ettim. Götümle içmiyorum yani içkiyi. 20 yaşımdayım sonuçta 15 yaşındaki ergen değilim. Ya da parfüm alırken anormal davranışlar sergilemedim. 
  Eve geldiğimde bir güzel yemek yedim. Tavuklu pilav iyi ki var. Bunu geçen sene dershane zamanlarımda tavuk pilavcıya gittiğimde daha çok söylerdim. Anneannemlerde kaldım dün. Bir süre maç izledikten sonra uyumaya karar verdim. Türkiye'nin Hollandaya yenilmesi çok kötü oldu. Keşke yenilmeseydik.
  Sen olayı bilmiyorsun. Ben rüyamda Orhan Pamuk'u gördüm. Abi şaka gibiydi ya. Görmeyi de çok istiyordum kısmet dün geceymiş. Rüyayı gördükten sonra nasıl sevindim anlatamam. Orhan Pamuk'a hal hatır soruyorum. Gayet ılımlı cevaplar veriyor:
   Vişne: Orhan bey kitaplarınızı çok beğeniyorum. Kara kitap ve Kar romanlarınızı çok merak ediyorum. Fırsatım olursa okuyacağım. 
   Orhan Pamuk: Teşekkür ederim. Acelesi yok okursunuz.
   Vişne: Bu arada Sessiz Ev ve Masumiyet Müzesi romanlarınız çok başarılı. Özellikle Sessiz Ev romanınızı çok beğendiğimi söylemek isterim. Yeni kitabınız ne zaman çıkıyor?
  Orhan Pamuk: En son aldığın kitabımda ne yazıyor?
  Vişne: Ee son kitabınızda yeni kitabınızdan bir bölüm var. 2014'de yayınlanacağını yazmış.
  Orhan Pamuk: Madem öyle neden bana soruyorsun o zaman! 
  Dedi ve kayboldu. Ben öyle aksi Orhan Pamuk silüetinin yok oluşunu izledim bir süre. Bence bu bana evrenin ''Anca rüyanda görürsün kezo!'' deme şekliydi. Yani Orhan Pamuk bağımlısı biri değilim. Sadece romanlarındaki o mistik havayı seviyorum. Edebi yönünü örnek alıyorum diyeyim ben sana. Sonra sanat okulu gibi bir yere gittim. Kocaman asansörlere binip kalabalık sınıflara giriyorum. Hocayı söylediği cümleleri yazamadığım ve cümleleri takip edemediğim için sınıf bana gülüyordu. Çok kalabalıktı. Sonra yeşil bir alan gördüm. Sanki parti havası vardı. Lisedeki arkadaşlarımla bir masada oturmuş öylece sohbet ediyordum. Sonra uyandım, bir baktım içerde misafir var. Bir şaşkınlık ifadesiyle içerideki sesleri duymaya çalışıyordum. Cırtlak sesiyle konuşuyordu kadın. 
  Keşke bayramlarda görünmez olma cihazını bulsa bilim adamları ya. Ben zaten sıradan çinko karbon pil gibi ortalıkta dolaşıyorum bir de Heidi olup gülücük mü dağıtacağım allasen. Teyzelerim dışındaki akrabaları sevmiyorum, sevemiyorum. Yolda gördüğümde görmemezlikten geliyorum. Eve geldiklerinde odadan çıkmıyorum. 
  Bayramların eski havası kalmadı. Çikolataları, şekerleri ben yiyorum. Hem artık büyüdüm diye harçlık da vermiyorlar. Parasızlık çok kötü bir şey. Bunu dün daha iyi anladım. Keşke para hiç var olmasaydı dünyada. Geçen seneki sorunu yeniden yaşıyorum: Parasızlık. İşe başlamadan önce parasızdım şimdi yine parasızım. İncesaz konserine gitmek istiyorum ama çok pahalı. Sumru Yavrucuk'un oynadığı tiyatro oyununa gitmek istiyorum o da pahalı. Her şey para be azizim. Oradan bana ''Ne çektin be Vişne'' dediğini duyabiliyorum. Benim için kendini üzme, boş ver.
   Her şeye alıştım ben. Arkadaşsızlığa, sevgisizliğe. Bir beklenti olmadan yaşıyorum artık. Çünkü beklenti içerisinde girdikçe daha çok hayal kırıklığı yaşıyorum. Bu yüzden akışına bıraktım, elimden başka bir şey gelmiyor. Üzül üzül içim şişti valla. Vademin dolmasını bekliyorum. Sevgisiz büyümek çok kötü. Eğer seçme hakkım olsaydı bu hayatı yaşamak istemezdim. İşte seçme hakkı sunulmuyor. Kabullenmek zorunda kalıyorsun bir yerde. 
Bayramda bol bol çikolata ye ve seni mutlu eden anıları aklına getirip gülümse. 
Ben öyle yapıyorum. Daha doğrusu yapmaya çalışıyorum.
Kurban Bayramın neşeyle geçsin. Bayramın kutlu olsun.
Bu da şarkımız olsun.
Kendine iyi davran.

You Might Also Like

4 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. bienal muhabbetine bayıldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O an o yorumları yaparken çok tatlıydı ya teyzem :D

      Sil
  2. sonunu okumadan yazmışım. vadesini beklemek ne demek ya. sen daha çok gençsin. sevgisiz büyümeyi nerden çıkardın. annen seviyo seni babanda, pek belli edemese de mutlaka seviyo.
    güzel şeyler düşün Vişne. seni mutsuz eden iç sesi dinleme...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum bazen böyle düşünürken buluyorum kendimi. İç sesimden başka beni dinleyen yok sanki Selma. Keşke böyle olmasaydı.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe