Tüyap Kitap Fuarı Rezilliği..

Cumartesi, Kasım 09, 2013

  Bu seneki Tüyap Kitap Fuarına sonunda dün gittim, gitmez olaydım. Gitmeden önce çok hevesliydim. Yeni kitaplar göreceğim, yeni şeylerle karşılaşacağım diyerek kendimi oyalamaya çalıştım yol boyunca. 
  Fuara gitmeden önce derslere girip yeni bilgiler öğrendim. Üniversite ortamı çok güzel bence. Yani o olumsuz yargımı yavaş yavaş siliyorum galiba kafamdan. Yani arkadaşsız da çok keyifli olabiliyormuş. Cuma günü sabahın köründe kalktığım için bütün gün zombi gibi dolaşmakla geçiyor günüm. Dün öyle olmadı tabii. Sabah 6'da yola çıktım sekizdeki derse yetişebilmek için. Eğer derse yetişmek istiyorsan bir saat erken çıkmak zorundasın. O bir saat yolda geçiyor zaten. Okulum uzak olduğu için haliyle erken çıkıyorum.
  Gazetecilik dersinde bir tane çocuk sakız gibi yapıştı bana. Kitap okuyorum sıramda, gelmiş bana saçma sapan şeyler söylüyor. Kibirli olmayayım, ukala gibi davranmayayım dedim kitabımı kapattım onu dinledim bir süre. Çocuğun ciddi sorunları vardı bence. Ders arasında konuşurken hikaye kitabı olarak incili okuduğunu söyledi bana. Ben kahkahayı patlattım tabi. Ailesi tarafından baskı gördüğünü söyledi. Ben de ailesine karşı bir tavır alması gerektiğini söyledim. Özünde iyi birisi ama ''Parmaklarımdan damlalar akıyordu benim, yazın ellerimden buhar çıkıyordu.'' deyince sohbetinin giderek saçmaladığını hissettim. Ders dinlerken bile sürekli bir şeyler söylemeye çalışıyordu. Ona kulak vermeyip dersi dinlemeye çalıştım. Anlatıkları bir süre mantık çizgisini aştı gitti. Dersten sonra peşimden ayrılmadı. Kütüphaneye gidip kitap incelemeye başladım. Sonra danışmanlığa kitap sordum. O sırada istediğim kitabı buldum. Kitabı aldım ve çıktım. Bir şekilde atlattım anlayacağın. 
   Ya ne anlattığını bile bilmeyen biriyle sağlıklı ne konuşabilirim ki? İnsanca sohbet edip, onu dinledim. Ama bir süre sonra saçmalamaya başlayınca dinlemeye son verdim. Sabahki İngilizce dersinde tanıdığım bir arkadaşımın yanına oturdum. Kızla sohbet ettim, sonra bu arkadaşlarını gördü. Arkadaşları onu gördüğü halde günaydın bile demediler. Sonra sohbet sırasında pat diye ''Ben öne tarafa geçeyim'' demesin mi? Ben tabi orada kaldım öyle. Kız beni sattı ama kendisi de aynı şeyi yaşadı. Arkadaşları onunla ilgilenmeyip dışlayınca başına montunu geçirip müzik dinledi. Ne demek ki neymiş? Ne ekersen onu biçiyormuşsun.
  Ders aralarında kraker yeyip kitap okumaktan çok keyif aldım dün. Dün kendimle ilgili çok güzel şeyler keşfettim aslında. Okuldaki insanların aslında o kadar önemli olmadığını anladım. İlişkileri yüzeysel tutmak gerekiyor sanırım. Ben ne kadar derinlik aramaya çalışırsam o derinliğin içine gömülürken buluyorum kendimi. Bu yüzden etrafımdaki insanlarda derinlik aramamaya karar verdim. Bir süre böyle bir yol izleyeceğim. Bakalım nereye kadar gidebileceğim. 
  Tüyap rezilliğinden bahsedeyim biraz. Bu seneki fuarı hiç ama hiç beğenmedim. Daha önceki senelerde daha kaliteliydi. Yıllar geçtikçe kalitesi giderek düşüyor. Bu seneki fuarı neden mi beğenmedim?

  •  Yemek yenilecek yerler yok bir kere. Tüyabın içerisinde var ama oradaki alanlar da çok kısıtlı. Mc Donalt's var oraya gideyim dedim gitmez olaydım. Hayatımda gördüğüm en kötü Mc Donalt's şubesiydi. Bizim insanımız temizlik nedir bilmiyor. Yemek yeme kültürü diye bir şey yok. Yerlere dökülen kolalar mı dersiniz, patates kızartmaları mı dersiniz, yarım bırakılmış hamburgerlerin yere atılması mı dersiniz. İnsan bu manzara karşısında yemek bile yiyemiyor. Ayakkabılarımın altı yapış yapış oldu. Masaların üstü rezalet bir kirlilikte. Elemanlar temizlemeye çalışıyor ama o ergenler mekanı mahvetmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir süre hamburger yemeyi düşünmüyorum. Dün sırf fuarda aç gezmemek için orada yemek yedim. Yoksa yemek yeme taraftarı değildim. Gördüğüm manzara karşısında resmen ne yapacağımı şaşırdım ya. Bu kadar mı pis bir milletiz anlamıyorum. Ayrıca o puşt şube fiyatlarda oyun oynamış. 8 liralık bir hamburgeri 12 liradan sattılar. Verdiğim paraya da acıdım. Yediğime bile değmedi.
  • Normalde Mc Donalt'sı beğenirim. Hamburgerleri Burger King'den daha iyi. Ama bu fırsatçılığı gözümden düşmelerine sebep oldu. Sırf daha fazla para almak için fiyatları yükselttiler ya. Fuar var diye kurnazlık yapmaya çalışıyorlar işte. Bir süre hamburger yememe kararı aldım. Çoğunluğu ergenlerin oluşturduğu bu topluluk temizliğin t'sini bile bilmiyor valla. Ailelerinden yemek kültürü almamışlar. Alsalar yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu bilirlerdi. Bu kültüre uyan çok az ergen vardı. Yazık ya. Okuldan aldıkları o eğitime yazık. Bana göre çoğu boşuna okuyor.
  • Ulaşım çok zor sağlanıyor. Metrobüsle gitmek bile bir işkence. Ben okuldan çıktıktan sonra tek seferde oraya vardım. Ama o kalabalıkta o yolculuk çekilmiyor. Keşke yine eskisi gibi Taksimden servis kaldırsalar. İlk gittiğimde servisle gitmiştim. Babamla Pucca'nın imza gününe gitmiştik. Hatta pembe saçlı bir kızı Siminya sanmıştım. O sene çok saftım anlayacağın. Şimdi Metrobüsle çok kolay bir şekilde gidebiliyorsun ama nasıl gidiyorsun? Mumyalanmış firavun gibi yolculuk ediyorsun. Bir sürü durak geçiyorsun, git git bitmiyor anam. Keşke daha yakın yerlere yapsalardı şu fuarı. Eskiden Taksimdeymiş sonra yayınevleri çoğalınca daha büyük alana taşınmışlar.
  • Küçük çocukların çoğunluğu beni rahatsız etti. Gerçekten kitapları merak ettikleri için geldiklerini hiç düşünmüyorum. Okul götürüyor diye gelmiş çoğu. Kitaplar, yayınevleri hakkında bir bilgileri bile yok. Neyi incelediklerini bile bilmiyor. Kuru kalabalık yapıyorlar anlayacağın. Gürültü yapıp, birbirleriyle fuarın içinde yol üzerinde sertçe şakalaşmaları bana hiç doğru gelmedi. Demek istediğim çocuklar orada isteyerek gitmiyorlar. Test kitabı almaya gidiyorlar daha çok. Ya orada o kadar çok yayınevi, o kadar şahane kitaplar varken niye test kitabı alıyorlar anlamıyorum. Hadi almayı geçtim gerçekten çözmek için almıyorlar, sorun orada. ''Kankaa yaa test kitabı aldım işte napiiimm'' diye sözcükleri uzata uzata konuşuyorlar. Bu kitap fuarın yapısına uyuyor mu sence? Eve bir şeyler götürmek için alıyorlar daha çok. 
  • Bence bir yaş sınırı olmalı. İlkokul çocuklarının çoğu fuarın içinde yerlere oturup yemek yemeye çalışıyorlardı o kalabalık alanda. Sence bu ne kadar uygun bir durum? O çocukların daha iyi koşullar altında yemek yemesi gerekiyor, yerlerde değil. Ben içlerinde hiç edebiyata tutkun birini görmedim gözlemlediğim kadarıyla. Kitabı hiç incelemeden sırf 'ucuz' diye kitabı satın alan insanlar gördüm daha çok.
  • Ne fark ettim biliyor musun? Orada sistemin çarklarının döndüğünü fark ettim. Yani senin bilinçsizce kitap almanı sağlıyorlar. Sırf kötü diye kitapları 4 liradan satın yayınevleri var. Bir kitap neden 4 liraya satılır? Çünkü kitap berbattır ve yayınevi bu kitapları stoklarında eritebilmek için 4 liraya satar. Can yayınevinin her sene yaptığı da budur. Kitap okumanın ne kadar güzel bir şey olduğunu anlatmaktan çok sana kitap satmaya çalışıp ceplerini doldurmaya çalışıyorlar daha çok. 
  • Fazla indirim yapmıyorlar. Bu indirimi sen internetten sağlayabilirsin kendine. Yani o kadar çok yol çekmen gerekmiyor bir kitap için. Ben daha iyi indirimlerle karşılaşacağımı sanırdım, yanılmışım. İnternet sitelerinde daha uygun indirimler vardı inan bana.
  • Beni en çok rahatsız eden şey, herkesin kendini yazar ilan etmesi. Adam yazarım diye ortalıkta dolaşıyor ama edebiyatın e'sinden bile anlamıyor ya. Gelmiş bide imza dağıtmaya çalışıyor. ''Senin kim olduğunu bile bilmeyen insanlar senin imza gününe nasıl gelsin hırbo?'' diyesim geldi oradaki o kendini yazar sanan insanları görünce. Edebiyatın bir değeri vardır. Bir kalitesi vardır. Ben de blog yazıyorum kendime yazar sıfatını yüklüyor muyum? Ne diyorum her zaman: ''Yazar olabilmek için kırk fırın ekmek yemem gerek.'' Ama anlamıyorlar işte. ''Kitap yazdııım imza günüme gelmiyorlar yaa!!'' diye ortalıkta dolaşan insanlar vardı orada. Durup ''Siz n'apıyorsunuz allasen'' diyesim geldi. Edebiyat bu kadar basit bir şey değil arkadaşım. Kendini yazar olarak itham etmek bu kadar basit olmamalı diye düşünüyorum.
  • İmza günlerinin yapılmasını da doğru bulmamaya başladım artık. Sen öğlen 2'de imza kuyruğuna giriyorsun. Saatlerce sıranın gelmesini bekliyorsun aç aç. Ayakların bu arada mahvolmuş bir durumda. Kuyruk da aşırı uzun. Çıksan bir dert, devam edip beklesen ayrı dert derken fuarın güzelliklerini göremiyorsun. Saatlerce sıra bekliyorsun, sıra sana geliyor, 5 dakikada imzanı alıp yoluna devam ediyorsun. Ve ne kadar güzel şeyler kaçırdığın aklına geliyor. Aynı zamanda saatin ne kadar geç olduğunu fark ediyorsun. Ve fuarın tadını çıkaramadan evine gidiyorsun. Bu durumun nesi sağlıklı?
  • Keşke lise çağındakiler biraz daha üsturuplu olmayı bilseler. Nerede ne yapılması gerektiğini bile bilmiyorlar. Yüksek sesle, cümleleri uzata uzata konuşuyorlar. Kitapları incelemiyorlar bile. ''Aa bu kitap ucuzmuş lan, alalım hadi'' diyen insandan nasıl edebiyat okuyucusu olması beklenilebilir ki?
  • Ben en çok sahaf bölümünden keyif aldım açıkçası. Orada ne böyle bir rant çekişmesi var, ne de aşırı kalabalık. İnsanlar istediği kitapları inceliyorlar, kitaplar hakkında ince eleyip sık dokuyorlar. Bir yandan da plak sesleri geliyor sen orayı dolaşırken. O kadar güzel bir ortamdı ki orası sonu gelmesin istedim. Salonlarda rant sisteminin kalabalığını o iğrenç seslerini işitirken sahaf kısmında plak seslerini işitiyorsun. Aradaki farka baksana. O salonlarda incelemek istediğin kitabı bile doğru düzgün inceleyemiyorsun. Çok fazla izdiham oluyor, incelediğin kitaba bile doğru düzgün odaklanamıyorsun.
  • Demem o ki o kadar yol gidip, o kalabalıkta çile çekeceğine internet sitesinden al kitaplarını ya da sahaftan al. Kitabevinden de alabilirsin bence. İndirim için o kadar yol gitmene gerek yok.
  • Bu arada fuarın en iyi yanı Ahmet Ümit'i yakından görmekti benim için. Onunla sohbet ettim. Bir standın arkasında arkadaşıyla konuşurken fark ettim onu. Selam verip hatrını sordum. Ona soru sormak istediğimi söyleyince ''Şimdi başka bir işim var, pazar günü imza günüm var oraya gel, orada konuşalım'' dedi. Beni başından savmış gibi oldu resmen. Bir edebiyatçı ne durumda olursa olsun bir okuruna zaman ayırmalı diye düşünüyorum. Yaptığı bu hareketle gözümden düştü!
Ben bu seneki fuarı hiç ama hiç beğenmedim. Önceki ay yapılan Sahaf festivalinden daha çok keyif aldım açıkçası. Oradaki ortamı daha doğal bulduğumu söyleyebilirim. İnsanlar kitapları karıştırıyorlar, istediği kitapları bulmanın sevincini yaşıyorlar. Ben dün okulun kütüphanesinde istediğim kitabı bulduğumda havaya uçmuştum sevinçten. Tüyap'ta bu duyguyu okuyucularda hissedemedim. Kitap aldığı için sevinen çok az insan vardı. Tüyap'ta edebiyat sevgisi aşılamaktan çok ceplerini doldurmanın derdinde çoğu stand. Bu durum benim hoşuma gitmedi valla. Benim edebiyat anlayışıma uymadığını düşünüyorum. Bana göre fuar böyle olmamalı. 
Ben sahaftan aldığım kitapların mutluluğunu hiçbir kitabevinde yaşamadım bu arada.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.

You Might Also Like

12 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Şu yazıyı okuyunca az da olsa rahatladım vişnecim çok sağol. Hemde nasıl sağol bu sene maddi manevi çıkan aksiliklerden dolayı gidemedim, gidemeyeceğim. Ama bu içime öyle dert olmuştu ki tüyap kelimesini görmek bile gözlerimi dolduruyordu:/
    Şimdi az da olsa içime bir rahatlık çöktü^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim güzel insan ^_^
      Ya gidip gitmemek sana kalmış bir şey tabii ama gitmediğin zaman çok fazla bir şey kaybetmiyorsun bence. Sahaf festivaline gidersin seneye. Her sene biraz daha anlamını yitiriyor bence fuar Mavi. İçin çok rahat olsun. Beklediğin o edebi ortam yok orada. :)

      Sil
    2. Sahaf festivali fuarın yanından bile geçemez hiç bir şekilde bir kitle olarak bambaşka insanlar oluyor sahaf festivalinde.

      Sil
    3. Benim gibi düşündüğün için seni bir kere daha sevdim valla Mavi ^_^ Sahafların o doğallığı kadar güzel bir şey var mı ya. Asıl edebiyat okuyucuları bence onlar. :)

      Sil
  2. hmm ben de üzülüyordum gidemedim diye.. ben tüyap a ne zaman gitsem aç kalıyorum orası ayrı mesele.. üniversite ortamında niye bu kadar seçilmiş gereksiz insanlar oluyor anlamıyorum.. kendini arkadaş bulmaya adadığında genelde bi süre sonra o kişilerden kaçma çabası oluyor.. bi süre yalnız takılmak en iyisi zaten sonrası kendiliğinden gelişiyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence hiç kaçırdım diye üzülme. İndirim konusunda hiçbir farkı yok. Gittiğine değmiyor anlayacağın. Ben gelecek sene gider miyim bilmiyorum. Manzara hiç hoşuma gitmedi. Şimdilik dediğin gibi yapmayı deneyeceğim. Çok gereksiz insanlar var gerçekten. Nasıl oldu da üniversite kazandılar anlam veremiyorum. Sanırım olgunlaşıyorum bu konuda. :)

      Sil
  3. ben bu sene gidemedim diye çok üzülmüştüm.Ama bu yazın bana bayaa iyi geldi =)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence hiç üzülme çokomell. Hiçbir şey kaybetmiyorsun inan bana.
      Yazımı beğenmene sevindim ^_^

      Sil
  4. Gerçekten çok üzülüyordum bu sene fuara gidemediğim için ama içime su serptin. ^_^
    O kadar da kötü olamazmış gibi geliyor işte. Ama malesef böyle. Sahaflar her zaman daha samimi daha kitapçıllar. Sahaf festivalini çok merak ettim şimdi.
    Arkadan plak sesi gelmesi ayrı bir olay tabii. Bence tüyapa test kitabı satan yayınevleri gelmemeli. Ruhunu yok ediyorlar fuarların onlar. Sonra çocuklar geliyor test kitabı almaya. Ama aaıl alması gerekenlerin edebi kitaplar olduğunu bilmiyorlar ve dünya bu yüzden bozuluyor. Belli bi nesilden sonrası hep bozuk farkındaysan. Kitap okumayı unutuyoruz biz bile bazen bir de onlar bunu bilmiyorlar.
    Yazık çok yazık...
    Allah kimseyi kitapsız bırakmasın...
    Bir de o arkadaşının dediğine bildiğin sesli kahkaha attım :D
    Kendine iyi bak sevgiyle kal Vişnezade :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Şair lütfen üzülme çünkü hiçbir şey kaçırmıyorsun inan bana.
      Çok kötü. Hayal ettiğinden daha da kötü bir tabloyla karşı karşıya kalıyorsun. Sahaf festivali her sene taksimde yapılıyor. Ben her sene gidiyorum. Ve her gittiğimde aşırı keyif alıyorum açıkçası. Plakları zaten sahaflarda sevdim ben, daha önceleri bilmiyordum.
      Edebi bir ortam hiç yok Şair. Ben o havayı hiç alamadım nedense. Daha çok insanların para harcaması üzerine kurulmuş bir sistem var orada. Benim pek hoşuma gitmedi.
      Amin amin. Kitapsızlık çok kötü bir şey ya.
      Ben de sınıfta o şekilde güldüm. Ama sonra saçmalamaya başladı tabi
      Sen de kendine iyi bak Sevgili Şair ^_^

      Sil
  5. Ne kadar guzel anlatmistim. Hollandaya tasindim diye Gidemedim ve kendi kendimi yemistim su anda biraz daha mutluyum :)
    Ayrica cok guldum :)
    Sevgiyle kal. Bol kitapli gunler :)

    YanıtlaSil
  6. parmaklarımdan damlalar akıyordu benim,ellerimden buhar çıkıyor yazısına gülmekten gözlerimden yaşlar geldi.Kocam oku hadi oku güldüğün şeyi dediğinde(genelde güldüğümde okuyorum da) gülmekten okuyamamaktan adamın bacağını çürüttüm.Çok iyiydi yaa.Demek hikaye kitabı olarak incil okuyormuş :'D

    Bu adamı üniversiteye alan sistemin ben ...neyse

    Vişne gazetecilik dersin varsa iletişimde okuyorsun yahu,yanılıyor muyum?Bende diorum ki neden samimi yazılar ;)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe