İç Güveysinden Hallice

Salı, Aralık 24, 2013

 Son zamanlarda halimi hatrımı soran insanlara iç güveysinden hallice demekten bir hal oldum. Hiçbir ekşın yok ki hayatımda anacım ne diyeyim insanlara. ''Film izleyip kitap okumaktan başka bir bok yaptığım yok. Arkadaşlarım mı? Onlar daha çok beni kullanmaya programlanmış karaktersiz yaratıklar işte'' dememi beklemiyorsun herhalde. Kendi mutsuzluğumla kavrulduğum bir güne daha gözlerimi açtım işte. Son birkaç haftadır sağlık problemi yaşıyorum. Midemdeki ağrıyı bir türlü dindiremedim. Buscopen içtim bir hafta boyunca ama etki etmedi. Gastrit olduğundan şüpheleniyor babam. Doktora gittiğimde sağlık sigortamın olmadığını fark ettik. Haliyle sinirlerim bozuldu o gün.
  Babam da bana söylenip durdu. Hiçbir işi takip etmiyormuşum, nasıl yaşayacakmışım onlar olmadan gibi isyan nitelikli cümleler kurdu. Midemdeki ağrının geçmesi için uğraşıyorum şu sıralar. Eskisinden daha iyiyim şu an. Demek ki neymiş? Sağlık önemliymiş. Hem de çok önemli.
  Sigortam olmadığı için şu an hastaneye gidemiyorum. O gün parayla muayene oldum. Para verirken her zamanki gibi suratını astı babam. Bu kadar mı değersizim diye düşünmeden edemedim.
  Bol bol su içmekten başka bir şey yapmıyorum. Ultrason için 1,5 litre su içmemi söylediler. Neye uğradığımı şaşırdım valla. Babamın dayatmasıyla ve biraz kendimi zorlamamla bitirmeye çalıştım o suyu. Neymiş efendim, çişimin gelip beni gebertircesine sıkıştırması gerekiyormuş. Ancak öyle ultrasonda görüntü elde edebilirlermiş. Hal böyle olunca paşa paşa içtim tabii suyu. Herhangi bir taş, kum, kitle çıkmadı görüntülerde. Doktor da anlam veremedi bu duruma. Tekrardan kum döküyor olabilirsin dedi. Her gün su içmekten içim dışım su oldu valla ya. Ben bir ara kum döktüm. Hatta bu yazımda da bahsetmiştim sana.
  Okulda her şey giderek monotonlaşıyor. Bugün mis gibi havanın coşkusuyla bahçede oturduğumda okulda olmanın bana ne kadar iyi geldiğini anladım. Okulda olmayı çok seviyorum, gerçekten. Okuldaki insanları sevemiyorum sadece. Herkesi de sevmek zorunda değilim tabii ama böyle monoton bir öğrencilik hayatı hayal etmiyordum açıkçası.
   Geçen hafta sosyoloji dersinde Quiz olduk. O derste bir kızla 3 saat içinde kaynaştık ya. Kendime çok şaşırdım. Sınava hiç çalışmamıştı, birlikte çalışalım ben hiç çalışmadım dedi, iyi madem çalışalım dedim. Bildiklerimi olabildiğince basitleştirerek anlatmaya çalıştım işte. Kız çok sempatik. Sınav esnasında herkes benim kağıdıma odaklanmıştı. Hoca bile fark etti insanların benim kağıdıma baktıklarını. Ben kopya alıp verirken pancar gibi kızardığım için bu işi beceremiyorum. Ama etrafımdaki insanlar takır takır kopya çekiyorlar valla. Kız Ankaralıymış, okumak için buraya gelmiş. Ankaralı arkadaşlarım çok başkadır benim için bu arada. Ne zaman Ankara adı geçse gülümseme belirir yüzümde. O şehirde sevdiğim arkadaşlarım aklıma gelir. Görüntü yönetmeni olmak istiyormuş işte kız.
   O gün Sosyoloji sınavı çok iyi geçti. Son anda bir soruyu doğru cevapladım. Okuldan mutlu bir şekilde ayrılıp evlere dağıldık işte. Arkadaşlık ilişkilerini rayına oturtamadım hala. Daha çok çıkara dayalı ilişkiler var ortamda. Bugün siyaset dersinde sınav olurken arkamda oturanların kopya isteyen bakışlarını görmen lazımdı. Şimdiye kadar konuştuğum insanları genel anlamda sevdim diyebilirim. 
  Bir tane kendini yönetmen sanan yönetmen bozuntusu var sınıfta. Nasıl sinir bozucu anlatamam. ''İştee bu işleri en iyi ben biliyorum yaa'' özgüveniyle efil efil dolaşıyor etrafta. Onun olduğu ortamda bulunmak bile istemiyorum. Bugün bana gelmiş seni kısa filmde oynatıcam dedi. Bende reddeddim. Banane abi kıçı kırık kısa filmlerinde mi oynayacağım allasen. Hayır yaptığı da ahım şahım bir şey değil sonuçta. Komik şeyler yaratmaya çalışıyor ama bir halta benzemiyor yaptıkları. Yeni projesinde erkeklere içlik giydirip okulda çekim yapacakmış kısa filmi için. Parody çekiyormuş. Ben inek öğrenci rolünü oynayacakmışım. Bula bula bu rolü bulmuş. Kabul etmedim. Söyleyiş tarzına sinir oldum sadece. ''Seni kısa filmde oynatıcam'' ne demek hırbo! Ben senin malın mıyım ki beni istediğin filmde oynatacaksın. Bu tavrına sinir olduğum için yanaşmadım bir bakıma. Daha makul bir şekilde konuşmalıydı benimle. Üslup önemli sonuçta! 
  Derslerde yaptığı projeleri gösteriyor sınıfa. Herkes ağzı açık aval aval bakıyor yaptıklarına. Yaptıklarında bir gram komedi yok ya, hiçbir sahnede gülmedim. Benim mizah anlayışım kıt da olabilir. Gerçi evet biraz kıt galiba. Çünkü bana şaka yapılmasından hiç hoşlanmıyorum. Eşek şakalarından, telefon şakalarından hiç hoşlanmam. Kim olursa olsun basarım küfürü. Bu konuda çok netim. 
  Etrafımdaki insanları anlamıyorum. Maviş sınıftaki bir çocuğun arkasından konuşuyordu ders arasında. Yanında oturan çocuk için ''Tam pezevenk tipi var adamda'' dedi arkasından. O sırada ben kitap okuyordum. İçimden ''Allahım, benim arkamdan acaba neler diyorlardır :('' endişesi geçti. Kendimi kötü hissettim bir an. 
  Bugün dersler çok keyifli geçti benim için. Arkadaşlarımla filmler hakkında konuştuk. Onlara film listesi hazırlayıp verdim tek tek. Kıvırcıkla erkekler hakkında konuştuk biraz. Erkekleri anlamadığını söyledi. Kimsenin kimseyi anlamadığını söyledim. Kıvırcık iyi bir kız aslında. Çok enerjik bir yapısı var. Onun yanında hiç üzgün hissetmiyorum kendimi. 
  Sınıfta kas yığını erkeklerden söz etmezsem olmaz. Sınıfa girdiklerinde yüzlerce göz onları takip ediyor. Bugün önümde oturan kızın hayran hayran bakışına şahit oldum. Yani kasları şişirip omuz yapmak yetiyor kızlar için öyle mi? Bu kadar basit olmamalı bence. 
   Geçen hafta bu kaslılar sınıfa girerken, birlikte ders çalıştığım kıza '' Ben de seneye kas yapmaya karar verdim. Baksana kızlar çok beğeniyor.'' dedim. Bana ''Bence iğrenç duruyorlar. Ben hiç sevmiyorum. Kas yapmaya çalışacağına azıcık kilo al bence'' demişti bana. Ne bileyim böyle vücut yapan insanları gördükçe kendimi yetersiz gibi hissediyorum.
  Bir yanım ''Ah seni gidi salak! Anca kitap okuyup dur sen. Millet sevgili yapıyor bu vücutla, sen anca kitapların içine gömül. Oku oku alim olacaksın, mal'' diyor. Öteki yanım ''Bütün bunların geçici olduğunu biliyorsun. Sen şahane bir karaktere sahipsin. Bu her şeyden önemli. Kaslı vücudun olmasa da olur, içtenliğin yeter be Vişnecim!'' diyor. Hangi birine kulak vereceğimi şaşırıyorum. Maviş kaslılarla çok iyi anlaşıyor. Mavişin anlaşmadığı insan yok zaten. Sinir olduğu insanlar var tabii.
  Görsel iletişimci çocuk beni sekreteri sanmaya başladı. Sanırsın ona özel Okuldan al haberi programı sunuyorum. O hoca ne dedi, ders işlediniz mi gibi gerekli gereksiz sorular soruyor. O kadar yüz vermiyorum. Derslere bilerek girmiyor sonra benden pişkin pişkin not istiyor. Yok öyle 3 kuruşa 5 köfte! Haliyle not falan vermiyorum tabii. Benden not almak öyle kolay değil. 
   Ulan sınav zamanında götümden ayrılmıyorlar yemin ediyorum. ''Ehihi sende ders notları var mı ya'' gelip şirinlik yapmaya çalışan kızlara tokat atasım geliyor. Pişkinlik sinirime dokunuyor arkadaşım. Haftalarca benimle konuşmayıp, bana yüz çeviren insanların benimle böyle konuşmaları sinirime dokunuyor. Yüz vermeyince daha güzel oluyor aslında. Bu zamana kadar arkadaşlarımı hiç görmezden gelmemiştim. İyi bir uygulamaymış aslında. Bundan sonra böyle davranacağım.
  Arka sıramda kız kurusu dörtlü bir grup oturuyor her seferinde. Durmadan ota boka yorum yapıp gülüyorlar. Neye güldüklerini kendileri bile bilmiyor bence. Derslerde her şeyi bildiğini kıçını yırta yırta söylemeye çalışan biri var. Aşırı kıl birisi. Hoca konu anlatıyor mesela, cümlesini bitirir bitirmez dalıyor hocanın sözüne. Bilgili olması elbette güzel bir şey ama bokunu çıkarıyor bu eleman. Ben değil birçok arkadaşım rahatsız bu durumdan. Keşke biri çıkıp ''Anladık kardeşim, biliyorsun anladık sus artık'' dese. Misal hoca ''Fransız devrimi 1789 yılında olmuştur'' dedikten sonra ''Hatta o olay....'' diye cümleye giriyor ve bir türlü konuşmasını bitiremiyor. En sonunda sınıftan ''Yetheeeeeerr '' diye bağırarak kaçacağım sanırım. Benimle birlikte birçok insanın peşimden geleceğinden eminim.
   Cuma günü bölüm dersine çok birikimli bir hoca ziyaret etti. Aşırı bilgisi karşısında kendimi çok eksik hissettim. Adam Galatasaray üniversitesinde ders veriyormuş. Bunu duyduktan sonra bende film koptu zaten. Seneye dersime girecek sanırım. Ondan neler öğreneceğim çok merak ediyorum doğrusu. Geçen Cuma Buketle Beyonce albümü hakkında konuşup ipad'inden kliplerini izledik. Çok eğlenceli bir kız ya. Konuşması, davranışları çok eğlenceli.
  Bu hafta epey film izledim. Dün The Hours izledim. Muhteşem bir filmdi. Okulda da Charlie Chaplin'in The Kid filmini izledik. Film çok eğlenceliydi. Bizim Kemal Sunal'ın Garip filmi, bu filmden araklama resmen. Aşırı benzerlikler var ya. Görünce çok şaşırdım. Charlie Chaplin'i görünce aklıma Hayat Erkeği geldi. Aklıma gelince gülümsedim o an. Bloggerdaki insanların hayatıma bu kadar renk vermesini gerçekten çok seviyorum ya. Buradaki şahane insanları çok seviyorum. Hayat Erkeği candır! Kendisini pek severim. Bir gün Beyoğlu'nda onunla karşılaşabilecekmiyim çok merak ediyorum. Umarım karşılaşırım. Bir ara Beyoğlu'nda ona benzeyen insanları bulmak için insanların yüzlerine çok bakmıştım deli gibi. İnsan böyle içten şeyler yazan birini merak ediyor valla. 
   Sonunda Kara Kitap romanını okumaya başladım. Şu ana kadar okuduğum kadarıyla söylüyorum, şahane bir roman. Aldığı övgüleri gerçekten hak ediyor. Kitabın o kurgusu, o betimlemeler var ya insanı alıp götürüyor. Bu kitabını şimdiden çok sevdim. Sindire sindire okumak gerekiyor bu kitabı. Buram buram edebiyat koyuyor sayfalar. İşte böyle kitapları seviyorum abicim.
   Geçen seneki halim bu seneki halimi görseydi, tekme tokat dalardı kesin. Kendi hayatımı çok sorguluyorum son zamanlarda. O kadar monoton bir hayatım var ki artık takvimdeki günler benim için bir anlam ifade etmemeye başladı. Ne zaman istediğim gibi bir hayatım olacak?
Sahi ne zaman kendimi gerçekten mutlu hissedeceğim?
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.

Hamiş: Bu şarkıyı günde defalarca dinliyorum. Bir kere dinledikten sonra bağımlılık yaratıyor ya ^_^

You Might Also Like

9 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Zibidi dostum benim! Zibidi iyi bi sey di mi?
    Neyse, nerden baslayacagimi bilemiyorum ama olgunlasiyorsun gün gectikce daha cok, bos ver kasi masi- ben de bir ara merak etmistim ama...- yok oyle bir anlik heves, saglikli gorunmek istiyorsan sabahlari kos, bisiklete bin, saglikli beslen, ben yapiyor muyum, hayir ama sen yap! :)
    Güzel insanlar gördüm, kivircik saclari olan, ortak noktalar yakaladigin paylastigin insanlar, cok fazla paylasma, yeni olan arkadasligin da eskimesin bitmesin.
    Ben sana demistim!!! lerden nefret ederim ama beklentilerini yüksek tutmamaliydin, tutmadin da ama o kadar kötü mü? Okul disinda aktivitilerde bulun, ögrenci kulüplerinde aktif olmaya calis ikinci dönem, notlarin iyiyse tabii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Havareeğ! :)
      Yaramazlık yapan çocuklar için kullanılır daha çok bu tabir. Sevimli, yaramaz anlamına da geliyor aynı zamanda. Ben ve sabahları koşmak? LSKNDFLKSDNFLSD Umut ben sabahları spor yapmaktan hiç hoşlanmam, çok tembelim ben normalde. Uykuma düşkün olduğum için sabah spor yapmaya üşeniyorum açıkçası. Kıvırcıkla sohbetlerimi ben de seviyorum. Daha sık konuşmaya çalışacağım onunla. Seneye belki katılırım ya şu an hiçbir kulübe katılmak istemiyorum. :)

      Sil
  2. yine yeniden vişne çürüğü....bazen senin yalnızlığına üzülüyorum bazen diyorum ki o böyle mutlu kafası rahat sonra da diyorum ki seni kullanmaya çalışan hırbolara izin vermemeli bi s.ktiri basmalı :)))))) öyle sinir oluyorum işte............

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogger aleminin en depresif yazarı olarak hafızalarda kazılı kaldım resmen ya :D Mutsuzum ama keyfim yerinde durumunun canlı örneğiyim resmen. Ben de çok sinir olduğum için o an reddedim zaten. Çok salakça geliyor bana böyle ucuz numaralar ya.

      Sil
  3. vişneee'm!!

    yazını yine soluksuz okudum ya okul ortamın tamamen gözümde canlandı :)

    kas nedir yahu?

    kardeşim de o sevdaya kapıldı ama günde 5 yumurta cidden insanı mahvediyor..

    babam "ben iflas edene kadar kas yapıcaksın" herhalde diyor :D

    ahaha..

    ayrıca babanın çok parası olsa eminim suratı asılmazdı vişnem boşver..

    bir de senin karakterin yeter cidden.

    the hours filmini çok merak ediyorum ya izlicem :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Miaa'm !
      Ya ben destan gibi yazıyorum ama kızmıyorsunuz dimi okurken :D Kas olayına ben de anlam veremiyorum açıkçası. O değil de günde 5 yumurta yediğimi görse annem sevinçten ne yapacağını şaşırdı :D
      Baban hesaplı konuşmuş valla :D
      Teşekkür ederim güzel sözlerin için Mia. Senin karakterin de çok sağlam bence ^_^
      The hours'u çok beğendim ben. Virginia Woolf'un hayatını anlatıyor. Mrs. Dalloway kitabını nasıl yazdığını anlatan bir film. Aşırı sürükleyici, Nicole Kidman'ın oyunculuğuna bayılacaksın. :)

      Sil
  4. okul ortamını öyle bir anlatmışsın ki ciddi ciddi aynı sınıfta mıyız diye düşündüm:) kaslı erkekler, sadece sınav zamanı yavşayan kişler. hele hele grup halinde oturup ota boka gülüp, yorum yapan kızlar.. bunlar olmadan üniversite ortamı düşünülemez herhalde:D

    YanıtlaSil
  5. Bende kara kitap hakkinda birseylerbsoylemek istiyorum.Bu arada senin butun yazilarini okudum.Kitap konusunda sanirim secimlerin cok iyi benim de okuduklarimi yazdiikca yeniden hatirliyorum.O gunleri yeniden yasiyorum.Guzel bir duygu benim icin...Tesekkurler paylasmlarinla bence okuyucu kitlene kulturel yonde daha fazla fayda veren blogger kullanici olman cok iyi.Yuregine ellerine saglik Zibidi(visne) .)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe