İstiklal Caddesi kadar..

Pazar, Aralık 08, 2013

  Dün sabahın altısında yola düşerken bir hayli üşüyordum. Sabah ayazının bu kadar soğuk olmasına bir türlü alışamayacağım sanırım. Zaten benim biyolojik saatim komple bozuldu artık. Bir gün erken uyanıyorum bir gün öğlene kadar uyuyorum. 
  Hal böyle olunca Cuma günleri okul dönüşü tam bir zombiye dönüşüyorum. Gözlerim kayıyor hafiften, otobüste uyuklamaya başlıyorum düşün. Dün metroda şarkı dinlerken uyuyakalmışım. Yani tam olarak uyudum diyemem ama bıraksan uzun uzun uyurdum herhalde. Ben o sırada şekerleme yapıyordum desem daha yerinde bir şey söylemiş olurum herhalde.
  Otobüslerde uyuyamam çünkü ineceğim durağı kaçırmaktan korkuyorum. İneceği durağı kaçırdığında şaşıran insan çok gördüm otobüslerde. Çok masum aynı zamanda çok komik görünüyorlar. Bana çok doğal bir şeymiş gibi geliyor bu. 
  Okulda her şey sıradanlığı korumaya devam ediyor. Bu aralar film izlemeye adadım kendimi diyebilirim. Yakında annem film eleştirmeni olursa hiç şaşırmam. Zaten film izlerken ufaktan eleştirilerde bulunuyor. ''Bu film olmamış, sevmedim pek'' dedi geçenlerde. Hafta sonumu daha çok film izleyerek geçiriyorum. Okul başladığından beri kütüphaneden epey film aldım valla.
  Vize notları açıklandı. Notlarım beklediğimden iyi çıktı. İşin ilginç tarafı benimle konuşmayan sınıf arkadaşlarımın not sorarken birbiriyle yarışması. Daha sınıfa adım atmaz not soran insanlar gördüm bu hafta. Bunu gerçekten mi soruyorlar yoksa çekemedikleri için mi soruyorlar bilemiyorum. Notumu söylediğimde yüzlerinde oluşan o şaşkınlık ifadesi, ardından beliren ''hıı öyle demek'' görüntüsüyle iyi bir ikili oluşturuyor. Tebrik eden hiç görmedim açıkçası. Çoğu çan eğrisi sistemiyle geçme derdinde. 
 ''Vişne vişne vişne! Kaç aldın!!!'' diye yakama yapışmasalar iyi insanlar aslında. Ya madem soruyorsun söyledikten sonra da konuşmanı sürdürsene. Notumu söyledikten sonra 'Oldu o zaman' deyip uzaklaşıyorlar. Gizli bir çekememezlilik seziyorum sanki. Ben yüksek not alan arkadaşlarım olduğunda tebrik ediyorum. Misal Gülşah vizelerinde 80-100 arasında notlar aldığını söylediğinde onu tebrik ettim. Maşallah demeyi de ihmal etmedim tabii. Benim anlayışım bu şekilde. 
  İletişim bölümünde okuyoruz ama aramızda iletişim yok ya, şaka gibi. Ben arkadaş ortamında daha çok kahkaha efekti oluyorum. Yani bana düşüncemi soran pek olmuyor. Ben ortaya atılarak bir şey söylemeye, kendimi ifade etmeye çalışıyorum. Gazetecilik sınıfında şahane bir arkadaşım var. Dün onca boş sıra olmasına rağmen gelip yanıma oturdu. Bunu fark eden Vişnen tabii ki sevinçten havalara uçtu. 
  Ders başlamadan önce epey konuştuk. Sadece o derste görüşebiliyoruz. Ortak derslerimiz hiç yok. Sectionlarımız farklı. Yani ders saatlerimiz farklı. Onunla karikatür dergilerinden, müzik dünyasından, kitap dünyasından epey konuştuk. O da benim gibi karikatür dergisi bağımlısı. Üniversiteye başladıktan sonra karikatür dergisi koleksiyonu yapıyorum bu arada. Çok keyifli bir şey benim için. Daha sağlıklı vakit geçirmemi sağlıyor o dergiler. Penguen dergisini çok seviyorum bu arada.
  Arkadaşımın adı Buket bu arada. Müzik zevklerimiz bile aynı ya. O da Beatles dinlemeyi seviyor, ben de. Gerçi ben öyle bağımlı bir dinleyicisi değilim ama dinlemeyi sevdiğimi söylemiştim. Salı günü Siyaset dersinde kıvırcık saçlı bir kızla konuştum birdenbire. Kız Işın Karacaya benziyor. Boş yer olmayınca gelip yanıma oturdu arkadaşlarıyla birlikte. Şöyle bir konuşma geçti aramızda:
  Ben:  Geçen gün Plaklar hakkında konuşan sendin dimi?
  Kıvırcık: Evet, bendim.
  Ben: Çok şanslısın, bir pikabım ve plaklarımın olmasını çok istiyorum doğrusu.
  Kıvırcık: Ben köyden bulmuştum pikabı ya. Tamir ettirdim, epey de pikabım var. Çoğu halay falan hep.
  Ben: The Smiths var mı peki? 
  Kıvırcık: Var tabii. Neşet Ertaş, Zeki Müren de var. Beatles istiyorum ama çok pahalı.
  Onunla böyle güle oynaya plaklar hakkında sohbet ettik. Bana soğuk biri gibi gelmedi. Bana arkadaş canlısı gibi geldi. Demek ki neymiş? İstediğim zaman çok rahat bir şekilde konuşabiliyormuşum insanlarla. Salı günü o ders çok keyifli geçmişti benim için.
  Sosyoloji dersinde arkadaşlarım benimle oturmamayı ima eden davranışlarda bulununca köşeye çekilip kitabımı okumaya başladım. Zaten onların yanında oturmuyorum artık. Bana diğer tarafa geçsene diyen birinin yanına bir daha oturamam valla. Yaptığı resmen saygısızlıktı. Gerçi artık oturup oturmamasını umursamıyorum. Anca notumu sorup ''hıı tamam'' desin. Hayır, anlamıyorum niye böyle insanlarla aynı sınıftayım ki ben!
  Sonra Emele benzeyen kızın arkadaşı benim bu halimi görünce yanına çağırdı. Ben bu emele benzeyen kıza Maviş diyeyim çünkü gözleri mavi. Arkadaşına da kıvırcık diyeyim çünkü kız kıvırcık saçlarından ibaret. Çünkü bu kıvırcıkla epey konuşuyorum. Plak sohbeti yaptığımız kızla ilk defa konuştum bu arada. Neyse ''Gel ön boş burada otur'' dedi. Ön tarafa geçip oturdum ve arkamı dönüp onlarla sohbet ettim. Bu beni çağıran kız arkadaş ilişkileri konusunda çok ılımlı ya. Çok rahat bir yapısı var. Ama sevgilisi seçme konusunda sınıfta kaldı gözümde. Bu kadar pozitif bir insan nasıl olur da angut bir herifle çıkar aklım almıyor ya.
  Dersten çıkıp kütüphaneye uğradım. Listemden seçtiğim üç tane filmi istedim. Sonra okuldan çıktım. Ne yapacağımı bilemedim. Canım tavuk pilav yemek istiyordu ama vazgeçtim. Taksime gitmeye karar verdim. Tek başıma taksime gidip kafamı dağıtmayı amaçlıyordum. 
  Taksimdeyken Summer aradı. Dersteyken aramıştı ama o esnada açamamıştım. Taksime doğru giderken telefonda epey konuştuk. Sesimin çok karizmatik olduğunu söyleyerek beni çok sevindirdi. Kulaklığımla konuşurken kendi kendime konuşuyormuşum gibi insanlar bana bakıyordu. Çok komik bir andı. Summer'ın sesini duyunca aşırı mutlu oldum. Onunla gündelik hayat, sinema hakkında konuştuk. Metrodayken bağlantı kesildi tabii. 
  Taksimdeyken onunla konuşmak iyi hissettirdi. Çok rahatlamış, huzurlu biri gibi hissettim. İstiklal caddesinde hem yürüyor hem onunla sohbet ediyordum. Arkamdan sokak çalgıcılarının sesleri duyuluyordu. Taksime ilk geldiği günden bahsettik. Çok güzel bir gündü benim için. Birbirimize sarıldığımız yerden geçerken o an gözümde canlandı. Tramvay sesi, çalgı sesleri, kalabalığın sesi onunla konuşmamı daha da renklendiriyordu. 
  Tünele kadar hiç yorulmadan yürüdüm. Hem yürüdüm hem konuştum. Sanki yanımdaymış gibi elimi konumu oynatarak konuşuyorum. Benim için çok güzel bir andı. Onunla konuşurken hayattaymışım gibi hissettim. Sanırım tek ihtiyacım olan tek şey buymuş; sevdiğim biriyle konuşmak. Hal böyle olunca Vişnen tabii ki İstiklal Caddesini suratında şapşal bir gülümsemeyle keyifle dolaştı. Hiç sıkılmadı. Çantasının ağırlığını, üniversitedeki arkadaşlarını umursamadı bile. O an tek yaptığı sevdiği arkadaşıyla konuşup hasret gidermekti. İstiklal Caddesi onun sayesinde yeni bir anlam kazandı benim için.
  Bu arada Summer şahane bir işe adım attı. Blogunda radyo yaparak bir ilke daha imza atma yolunda. Ben dinlerken çok keyif aldım açıkçası. Hem şarkılar, hem konuştuğu konular, hem sesi çok güzel. İnsan keyifle dinliyor. Tam böyle kışın alacaksın sıcak kahveni, dinleyeceksin bir güzel. O derece samimi, o derece keyifli bir ortam yaratıyor sesiyle, şarkılarıyla. Radyomsu projesini dinlemeni tavsiye ederim. Burada.
  İyi ki dün aramış beni. Onun sayesinde günüm çok keyifli geçti. Sevdiğim hamburgeri keyifle yeyip hayatımı güzel kılmaya çalıştım. Ardından sahafları dolaştım. Kar romanını gördüm alacaktım ama o esnada yeteri kadar param yoktu, alamadım. Hiç indirim yapmadı uyuz kadın. Kitapları inceledikten sonra Mephistoya girip karikatür dergisi aldım. Oranın ortamını seviyorum. Keşke biraz daha ucuz olsa. 
 Eve keyifle gittim. Metrodayken kitabımı okuyup Orhan Pamuk'u ne kadar çok özlediğimi fark ettim. Beyaz Kaleyi metrobüsteyken okumaya başlamıştım. Şu an yarısındayım. Aynı anda birden fazla kitap okuyorum. Okulda Özgürlüğün elli tonunu okuyamam. Onun dışında uyumayı çok seviyorum bu aralar. Film izlemeyi, vizelerden aldığım notlara sevinmeyi seviyorum. 
Hayattan keyif almaya çalışıyorum. Kendimi kandırdığımı da düşünebilirsin. Çünkü ben bazen öyle düşünüyorum. 
Hem kendini kandırmak en sevdiğim oyundur.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.

Hamiş: Haftada bir gün sıcak çikolata içip kendini ödüllendir. Bunu hak ediyorsun.

You Might Also Like

5 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Vişne, vikitap kullanıyorsun biliyorum da keşke goodreads de kullansan.Sanırım kullanıyordun.Ama ben unuttum.Kullanıyor muydun ki ? Kullanıyorsan umarım cevaplarsın ^^

    YanıtlaSil
  2. Evet Vera kullanıyorum. Her ikisini de kullanıyorum ama vikitap sitesini daha samimi buluyorum.
    https://www.goodreads.com/user/show/18813072-paranoyakvisne adreste bulabilirsin beni. Vikitap hakkında bir yazı yazdım blogumda. Orada da var ayrıca bu bağlantı :)

    YanıtlaSil
  3. Kitap okuyor gibi hissettim, çok keyifliydi :)

    YanıtlaSil
  4. Vişnecim eminim ki kendini kandırmıyorsun. Hayatın tadı cidden çok güzel oluyor öyle zamanlarda :)
    İyi olmana çok sevindim. Umarım daha iyi olursun:)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe