İyi şeyler birdenbire olur, bekletmez insanı.

Çarşamba, Mart 05, 2014

 Son zamanlarda düşünmekten hindiye dönüşen depresiflerin efendisi Vişne Çürüğünüz geldi mücverlerim. Bu depresiflerin efendisi lakabını sevdim ha. Tam bana göreymiş. Uzun zamandır buraya uğramadığım için anlatacak epey şey var aslında. Nereden başlayacağımı bilmiyorum valla. O kadar çabuk değişen duygularım var ki kontrol edemiyorum. Gizli burcum ikizler mi acaba? İnsanlara Koç burcu olduğumu söylediğimde Balık burcu olabileceğimi söylüyorlar. Koç burcunun neredeyse bütün özelliğini taşıyorum diyebilirim. Duygusal olma kısmını Balık burcundan almış olabilirim. Çok matah bir şeymiş gibi bide duygusal yönünü almışım ya olacak iş değil. 
  Dün üniversitede Neşet Ertaş'ı anma etkinliği vardı. Yakın arkadaşlarımın neredeyse hepsi oradaydı. Hepimiz yan yana oturmuş etkinlik hakkında not alıyorduk. Bölüm hocası bu dönem bize konferanslara katılma ödevleri veriyor. Konferansa gidiyorsun, etkinlikte neler yapıldığına dair bir haber yazıyorsun. Benim için epey keyifli ya. Bu dönem gördüğüm alan dersinde çok şey öğreniyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. Dikkat etmediğim ayrıntıları fark etmemi sağlıyor. Daha sağlıklı analiz yapmamı sağlıyor diyebilirim. Her derste gazete başlıklarını, gündemdeki haberleri enine boyuna inceliyoruz. Dersin tek dezavantajı erken saatte olması. 
  Neşet Ertaş'ı anma etkinliği genel anlamda iyiydi. Gösterdikleri belgesel 2 saat uzunluğunda olduğu için yarıda kestiler. Sahneye çıkan koro beklenen başarıyı gösteremedi. Solo şarkı söyleyen yakışıklı çocuk türküyü batırdı resmen. Yakışıklı olması türküyü berbat okuma gerçeğini değiştirmiyor maalesef. Sen ''Of çok yakışıklıyım kahretsin'' bakışlarıyla salonu süzersen böyle rezil olursun işte. Bide en sevdiğim türküyü mahvetti ya. Cahildim dünyanın rengine kandım türküsünü çok severim ben. Aşık olduğum zamanlarda ve moralim bozuk olduğu zamanlarda çok dinlerim. Birkaç gündür dinliyorum. Türkünün ikinci bölümünü ''Of çok zor ya sesim çıkmıyor'' diyerek yarıda kesti. Olm harbi mal bu çocuk ya. 
   Sunucu da ''Ee tabi bu türküleri söylemek zordur'' diyerek çocuğun rezilliğini kurtarmaya çalıştı ama izleyicilerden eksi puan aldı diyebilirim. Bağlama çalan çocuk desen ne yaptığını bilmiyor. Notaları doğru düzgün basamıyor, türküye ne zaman başlayacağını bilmiyor. Böyle insanların müzik kulübünde olması bana 'şaka gibi ya' dedirtti açıkçası. Ben daha yetenekli insanların olmasını beklerdim.
    Buket ile yan yana oturup izledik Neşet Ertaş belgeselini. O görüntü almaya çalışırken ben de defterime not tutuyordum. Koro sahneden indikten sonra saatin geç olduğunu anlayınca arkadaşlarım gittiler. Türküyü mahveden çocuğu arkadaşlarım beğenmediğini söyleyince ''Ben de mi türkü söylesem acaba'' diyerek heyecanlandım birden. Onlar gittikten bir süre sonra belgesel izlemeye devam ettik. 
    Belgeseli tekrar yarıda bıraktıktan sonra sunucu ''Aranızda türkü söylemek isteyen var mı?'' diye sorunca elimi kaldırdım ve türkü söylemek istediğimi söyledim. O andan sonra bir heyecan dalgası bedenime yayılmaya başladı. Nota basmayı beceremeyen bağlamacıyla sahneye çıktık. Benim söylediğim Neşet Ertaş türküsünü bilmediğini söyledi. Saz olmayınca bu türkünün tadı çıkmaz. 
   Ve birdenbire türküyü söylerken buldum kendimi. Koca salon gözünü bana dikmiş söylediğim türküyü anlamaya çalışıyordu. Ben bu arada yıllar sonra ilk defa sahneye çıkıp türkü söyledim. En son lisede böyle bir şey yapmıştım. O zamanlar sesim yeni yeni oturduğu için fazla güzel değildi aslında. Söylediğim şarkıları hiç beğenmiyordum. Dün söylediğim türkü mikrofondan güzel çıktı. Nasıl oldu da o sesi çıkarabildim hayret ettim doğrusu. 
   Ee banyoda o kadar şarkı söylüyorum arada böyle işe yarıyor işte hacı. Dün söylediğim türküyü lisede söylemiştim. Müzik hocam sayesinde dün kendimi çok mutlu hissettim. Bak yıllar geçmesine rağmen hala unutmamışım sözleri, türkünün melodisini. Akşam lisedeki müzik hocama mesaj attım, çok sevindi sahnede türkü söylememe. Maviş ve tayfası da oradaydı ve beni kameraya çekmek akıllarına bile gelmedi. Lisede şiir dinletisinde Ezgi sesimi benden habersiz kaydetmişti. Sonradan ses kaydını bana gönderince çok mutlu olmuştum. 
   Türküyü söylerken ayağımın titrediğini fark ettim. Ee onca kişiye türkü söylemek hiç kolay değil. Neyse ki heyecanım sesime yansımadı. Kendimi çok iyi hissettim söyledikten sonra. O yakışıklı çocuğa da ''Türkü öyle değil böyle okunur yarraam'' dersini verdiğim için rahatladım açıkçası. Demek ki neymiş? Her yakışıklı yetenekli değilmiş. Buketin orada olup beni dinlemesini çok istiyordum ama evi uzakta olduğu için gitmek zorunda kaldı.
   Birkaç haftadır arkadaş ortamlarımı düşünce süzgecimden geçiriyorum. Aynı bölümde okuduğum birkaç insanla tanıştım bu dönemde. Tanımadığım insanlar hala var inanabiliyor musun. Tanıdıklarımın biri erkek, ona göçmen diyeyim ben burada. Göçmenle çok iyi anlaştık biliyor musun. Çok konuşkan biri gibi geldi bana, telefon numaramı istedi. Arada mesajlaşıyoruz. Fazla görüşemiyoruz çünkü arkadaş ortamı farklı. O ortamdakiler de beni pek sevmiyor gibi geldi. Çünkü ne zaman yanlarına gitsem surat asıyorlar. Geçen hafta erken biten dersin ardından bahçede oturup sohbet ettik. Benimle not için arkadaşlık yapmasından korkuyorum biraz çünkü not ortalamamı söyledikten sonra benimle daha sık konuşmaya başladı. Böyle düşünmem saçmalık aslında ama aklımın bir köşesinde bu fikir yatıyor.
   Yine de bu düşünceyi bertaraf edip tatlı tatlı sohbet etmeye devam ediyorum yeni tanıştığım insanlarla. Maviş ve tayfasıyla takıldığımda ''Ne yapıyorum ya ben ya'' diye düşünüp pişmanlık krizine giriyorum. Onlarla konuşmak iyi geliyor bana. Özellikle Kıvırcıkla konuşmak iyi hissettiyor. Tam bir Selfie fotoğraf çekme bağımlısı ya. Durup dururken fotoğraf çektiriyoruz. Fotoğraflar çok iyi çıktığımı söylüyor her seferinde. Maviş ve tayfasıyla yürürken ''Bir yerde hata yapıyorum ama nerede bilmiyorum. Buradakilerin hepsi kız, benim arkamdan kötü şeyler söylemelerinden korkuyorum. Sadece iyi arkadaşlıklar kurmak istiyorum.'' diye düşünmeden edemiyorum. Onlarla aynı sectionda olduğumuz için neredeyse her ders beraberiz ve birbirimizi görüyoruz, birbirimize alıştık anlayacağın. 
   Cuma günü farklı bir arkadaş ortamına katıldım. ''Belki böylesi daha iyidir bir deneyeyim'' diyerek erkeklerin kızlardan daha çok olduğu bir arkadaş grubuyla yemek yedim. Konuşacak pek fazla şey bulamadım nedense. Çok fazla küfür ediyorlardı, bir süre sonra sıkıldım. Günlük şeylerden konuştuk tabii ama öyle üstün körü şeylerdi. Kendimi olabildiğince iyi ifade etmeye çalıştım. Ama benden iyi elektrik alamadılar sanırım, öyle hissettim. Yemek yediğim insanlardan iki kişiyle yakındım sadece, biri erkek ötekisi kız. İkisi de çok iyi insanlar ya. Onlarla konuşmayı seviyorum. Buketin tayfası da onlar işte. Buketle aynı şeyler yaşıyoruz arkadaş ortamında. O da sıkılıyor kendi tayfasından ben de. Bir orta yol bulamadık anlayacağın. Her iki arkadaş ortamında sıkıldığımı hissettim. Yine hiçbir yere ait olmadığımı hissettiğim dönemlerdeyim. Ve bu his yine yakamı bırakmıyor. İşin ilginç tarafı Mavişlerle zaman daha keyifliyken öteki arkadaş ortamında buz gibi bir ortam vardı. Her cümle başı amına diyen insanları sevemedim açıkçası. Küfür ederim, küfre karşı değilim ama bu kadar sık kullanmam ve kullanılmasından yana değilim. 
   Bu sabah danışman hocam aramış, telefonu ben açmadım. Annem uyandırıp hocamın beni aradığını söyleyince yataktan fırlayıp hocamı aradım. Bölüm hocamı çok seviyorum çünkü alanında çok iyi ve iyi iletişim kuruyorum kendisiyle. Kendisi '' Sınıf temsilcisi gitti biliyorsun. Sınıfın en yüksek not ortalamasına sahipsin, geçen dönemin birincisi olmuşsun ortalamalara baktım. Bu yüzden seni sınıf temsilcisi yapmaya karar verdim. Derste bunu arkadaşlarına söyleyeceğim, ona göre kesinleştiririz.'' deyince sevinçten ne yapacağımı şaşırdım. Teşekkür edip telefonu kapattıktan sonra merakla bana bakan anneme hocanın söylediklerini anlattım, çok sevindi. Bir sonraki ders Salı günü ve ben o gün neler yaşayacağımı çok merak ediyorum.
   Tekrar uyurken ''Ya yine aynı şey başıma gelirse?'' diye düşünmeden edemedim, bir korku düştü içime. Aklıma lisede yaşadığım kötü bir sınıf temsilciliği seçme anı geldi. Daha sonra anlatırım belki ama çok üzülmüştüm o gün. Epey alınmıştım sınıfımdakilere. Tekrar aynı tabloyu yaşamaktan korkuyorum. Sınıftakilerin ''Başkasını seçelim biz onun yapmasını istemiyoruz'' demesinden endişeleniyorum. Bu görev için ayılıp bayılmıyorum ama bu cümleyi duymak istemiyorum sadece. Anne ve babama hocamın dediklerini söyleyince çok sevindiler. Tekrar annemi güldürebildiğim için sevindi bir yanım. Oğuz Atay ''İyi şeyler birdenbire olur, bekletmez insanı'' diyor ya hani bu iyi şeylerin birdenbire sönmesinden çok korkuyorum.
Hep öyle oluyor. Yine öyle olmasa diyorum.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

Hamiş: Hoşlandığın insana  asla onun hakkında ne hissettiğini söyleme. Çünkü hiçbir işe yaramıyor. En azından bende yaramadı.

You Might Also Like

8 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Yazilarini gorunce mutlu oluyorum son zamanlarda bu ulke kendini sevdirmiyor eskisi gibi ama senin gibi insanlarin olduugunu bilmek insani umutlandiriyor evet simdi yaziyi okuyalim daha okumadim ama eminim costurmusundur diger yazilarina bakinca sende biraz yasi benzemesin ugur mumcu havasi goruyorum nedense :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Waspp! Bence de son zamanlarda ortada umuda dair bir şey kalmadı. Her şey giderek kötüleşiyor. Benim gibi insanların da nesli tükeniyor bu arada. Ya yine destan yazdım :D Teşekkür ederim güzel sözlerin için. Uğur Mumcu kadar başarılı olmak isterim :)

      Sil
  2. Ahaa unuttum!!! Klasik muzik postu borcn vardi bana noldu o is :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Klasik müzik postunu tabii ki unutmadım :D Söz verdiğim gibi yapacağım

      Sil
  3. Sınıf temsilcisi mi?! Wuhuuuu umarım olursun ve güzel işler yaparsın. :)
    Yakışıklı olmanın her işi başarabilmek anlamına gelmediğini öğrenmiş olduk böylece. Bence arkadaşlarına not ortalamanı söylememelisin. Böylece biraz engelleyebilirsin bence.
    Kendine iyi bak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Şair :)
      Ya aslında söylemek istemiyorum ama sorunca söylemek durumunda kalıyorum işte. Kaçamıyorsun bir yerde. O çocuğun o tavrına sinir olduğum için öyle söyledim. Biraz daha egosunu dizginleyebilirdi. Neyse ki dersini aldı :D

      Sil
  4. visnem canim yazdiklarini okumak cok guzel.ve tebrik ederim seni hem senden daha iyi sinif temsilcisi mi bulacaklar oyle olumsuz seyler dusunme lutfen :) sen benim bir numarali adamimsin :) oyum senden yana :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Prensesim teşekkür ederim. Vakit ayırıp okuman beni çok sevindiriyor inan bana. İnsanların tepkilerinin nasıl olacağını tahmin etmeye çalışıyorum. Umarım korktuğum başıma gelmez :D Bir numaralı adamın olmak beni sevindirdi bak ^_^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe