Oluruna bırak, her neyse geçer.

Perşembe, Mart 20, 2014

  Günlerdir var oluş sancımı hafifletmeye çalışıyorum. Buraya uğramadığım süre zarfında çok şey oldu. Çoğu zaman sinirlendim, bazen üzüldüm, bazen sevindim, bazen de boş verdim. Eskisi kadar ağlak bir halim yok merak etme. Yeminle bak, artık kafamı çevirip yürüyorum hüznümün önünden. 
   Bu yazıyı The Smiths dinleyerek yazıyorum. Bu grubu dinlemekten bir an olsun vazgeçemiyorum. Şarkıları benim uyuşturucum gibi her gün mutlaka birini dinlemem lazım yoksa içim rahat etmiyor. 
  Benim öyle huylarım var, her zaman dinlediğim şarkıları gün içerisinde dinlemezsem içim rahat etmiyor. En son sınıf temsilciliğinden bahsetmişim, onun üzerinden çok sular aktı azizim.
  Bölüm başkanı beni seçtiğini sınıfa ''Artık temsilci arkadaşınız Vişne Çürüğüdür.'' dediğinde Maviş'in kıskanç bakışlarıyla birlikte hocaya ''Neden?'' sorusunu sorarken yakaladım. O ses tonundaki rahatsız ifadeyi duysaydın sinirlenirdin sen de. Ben o an o kadar sinirlenmedim ama böyle bir tavır takınmasını hiç beklemiyordum. 
  Ah salak kafam ah! ''Aa bu kız Emel'e benziyor, kesin Emel gibi iyi biridir'' dediğim için kafamı duvardan duvara vurmak istiyorum. Ne kadar aptalmışım ben ya. Niye böyle safça hareket ediyorum anlamıyorum. Ne diye böyle söyledim hala anlamıyorum. Ulan angut! Her insan bir mi sanıyorsun! Sırf birisi birine benziyor diye onu iyi biri olarak düşünemezsin. Onunla Emel arasında dağlar kadar fark var yemin ediyorum bak.
  Sütten ağzım yandı yoğurdu üfleyerek yiyeceğim bundan sonra. Aslında bu yaşadıklarımdan çok iyi ders alıyorum ben. Her yaşadığım şey benim için ders niteliğinde oluyor. Öğrenmeyi çok sevdiğim için her gün yeni şeyler öğretiyor bana hayat. 
   İşin ilginç tarafı giderek duyarsızlaşıyorum her şeye karşı biliyor musun. Eskiden en ufak şeye kafam takılırdı şimdi hiç umrumda olmuyor. Eskiden neden sorusu peşimi hiç bırakmazdı şimdi hiç uğramıyor yanıma kerata. Demek ki bir şeyler değişiyor. Oluruna bırakınca her şey geçiyor sanırım yavaş yavaş. Mutsuzluğun etkisi bir süre sonra geçiyor. Ya da farkında olmadan mutsuzluğa bağışıklık kazanmış olabilirim. Sanırım büyümenin getirdiği avantajlar bunlar; Daha umursamaz oluyorsun. İnsanların söyledikleri o kadar etkilemiyor seni. Büyümenin böyle getirileri olsaydı inan çocuk kalmayı yeğlerdim. En azından sokakta oyun oynarken eve çağrıldığım için üzülürdüm, kazık yerken değil!
  Bir süre evden uzaklaşmak için ananemlerde kaldım. Oradayken kafam biraz rahat olur diyerek gittim birkaç günlüğüne. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını fark ettim. Ne yaparsan yap değişen şeyleri düzeltemiyorsun. Bazı şeyler de hiç değişmiyor. Ben mesela teyzemlere sarılmayı çok severim. Sevgiyi anlatmanın en güzel yolu sarılmak bence. Neden sarılmayı seviyorum? Çünkü sevilmeyi hissetmek istiyordum, bir sevgi arayışı içindeydim. Ama onlar bunu oldum olası anlamadı. Beni ''Off çok abartıyorsun bu sarılmayı'' diyerek başında savarlardı çocukken şimdi de aynı şeyi yapıyorlar, alıştım artık.
  Okulda işler istediğim gibi yürümüyor. Samimi olduğum tek arkadaşım Buket işte biliyorsun. Bu durum beni sevindiriyor aslında. O da benim gibi düşüncelere sahip. Kafa yapımız hemen hemen olduğu için çok rahat anlaşıyoruz. Bir tane arkadaşımın olması artık beni üzmüyor aksine sevindiriyor. Çünkü kişiliğimiz sağlam, maddi durumumuz muhteşem olmasa bile birbirimizin halinden anlıyoruz. Birbirimize ''Zengin okulunda iki fakiriz ya olacak iş değil'' diyerek gülüyoruz mesela ve bu çok hoşumuza gidiyor, gocunmuyoruz. 
  Maddi durumumuz öyle çok kötü değil tabii ama okuldaki zenginlere nazaran biraz geride kalıyoruz. Bu açığı zekamızla kapatıyoruz. Benim için maddiyat geri planda kalıyor yavaş yavaş. Hiçbir şeyim olmasa bile şahane bir karakterim var ve bunu elimden alamazlar. Benim en büyük hazinem sanırım kişiliğim. Bu yüzden zaman zaman kendimi seviyorum.
   Buket Maviş'in bana karşı davranışlarını hiç sevmediği için ona gıcık oldu. Göçmenle çok iyi anlaşıyorlar. Zaman zaman yalnız kaldığımı hissediyorum ama sonra geçiyor. Göçmenle benim kadar yakın değil ama konuşacak çok konu buluyorlar. Üçümüz iyi bir arkadaş grubu olduk sayılır diyebilirim. Ders çıkışı bahçede oturup güneşin tadını çıkarıyoruz. 
   En sevdiğim faaliyet de bu zaten: Güneşin tadını çıkara çıkara bahçede oturup kahkaha atmak. Yemin ediyorum hayatımın en anlamlı faaliyetlerinden biri bu. İşte bu hafta Maviş ile Buket arasında soğuk bir gerilim oldu. Bölüm dersinde soğuk bir diyalog kurdular birbirlerine karşı. Bide ideoloji açısından farklı yerlerdeler. Daha da açıldı aralarındaki uçurum. Kabak yine benim başıma patladı. Ulan bu hikayede mağdur olan yine benim amına koyayım ya. 
   Bugün benimle konuşmadı Maviş, soru soruyorum burnunun ucuyla cevap veriyor. Üstelemedim bende, umursamadım. Hukuk dersinden sonra Kıvırcıkla dışarı çıkıp Maviş'in tayfasını bekledik. Kıvırcık ile iyi anlaşmamı kıskanıyor, bariz belli abi. Sonra yemeğe gidiyoruz dediler ve onlarla gelip gelmemi hiç önemsemediler. Yani o an başka yöne gitsem umursamayacaklar, o derece.
   Neyse işte yemek yedik, yemekteyken sağlıklı bir şekilde konuşamayacağımıza karar kıldım. Manken ve Kıvırcıkla konuşuyorum daha çok. Kızların konuşmaları aşırı sıkıcı bu arada ya. ''Ayy yeni ruj aldım, rengi çogzel'' diyerek birbirlerine hava atıyorlar. Bazen çok sıkılıyorum bu ortamdan, bugün bunu resmen anlamış oldum; ben oraya ait değilim.
   Yemek sırasında Maviş'in bana karşı tavırlı olduğunu iyice hissettikten sonra ''Eeh sikerler abi, burada boşuna zamanını tüketme olm. Git kütüphanene kitap oku mis gibi'' dedim içimden. Hesabı ödedikten sonra tatlı yemeye başka yere gidiyorlardı. ''Ben kütüphaneye gidiyorum derste görüşürüz'' dedikten sonra ''Tamam görüşürüz'' dediler. ''Aa niye gelmiyorsun, gel ya gel'' diyen olmadı tabi. Aman olmasın da bundan sonra mümkünse.
   Bugün insanlara bağımlı yaşamanın ne kadar kötü olduğu öğrendim ve kendi yolumu çizerken daha belirgin çizgiler kullandım. Bana saygıyla yaklaşan, anlayışlı insana her türlü insanlığımı ortaya koyarak iletişim kurmaya çalıştım ama o mavi gözlü şeytan bunu anlayamayacak kadar kördü. Daha ergen olduğu için düşünceleri henüz gelişme çağında. Bu yüzden konuşmamak en iyisi. 
   Anlayacağın yine başladığım yere döndüm hacı yani tek tabancalığa. Yanımda şimdi Buket var işte bi sağlam arkadaşım o da bana yetiyor. Gerisi pek umrumda olmuyor açıkçası. Çok sevdiğim bi arkadaşım var, Sema. Bana hep ''Senin kendini ortaya koymak için başkasına ihtiyacın yok, bırak önemseme artık onları'' der mesela. Kız taa Ankara'da olmasına rağmen bin kat daha iyi insanlığa sahip. Benden uzakta olan insanlarla olan arkadaşlığım daha sağlam, daha kaliteli oluyor nedense.
  Bu yazı giderek Kırgız destanı gibi oluyor ya. Anlatacak çok şey var daha bu yarısı abi. Daha Erkan ve  Motor Gizem'e neden kızdığımı anlatacaktım ya. Ananemlerdeyken hissettiğim acizlik duygusunun beni nasıl yıprattığını anlatacaktım. Özgelerdeyken nasıl mutlu olduğumu anlatacaktım. Onları da hafta sonu anlatırım. Ohoo çok şey birikmiş anlatacak çok şey var!
Hafta sonu yeni yazımda görüşmek üzere
(Tabii üşenmezsem)
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

Hamiş: Sağ köşeye eklediğim fotoğrafları beğendin mi? Ben eklerken çok keyif aldım ^_^

You Might Also Like

6 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. VISNEM CANIM BENIM SEN SEMAYI DINLE CIDDEN BAK.
    SU HAYATTA SENDEN DAHA DEGERLI KIMSE YOK BUNU DA HIC BIR ZAMAN UNUTMA:) BIR DE BENIM BU SOZUMU DINLEYEBILIRSIN BAK :))

    not: yazdiktan sonra farkettim kucuk harfe cevirmeye vaktim yok kusura bakma olur mu visnem:) seviyorum seni adamim temsilcisin yani super otesi bir gelisme bu ayrica :)) tebriklerrr :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Prenses ^_^ Fotoğrafını değiştirmişsin, negzel bi fotoğraf bu!
      Sema çoğu zaman benim akıl hocam gibi bir şey oluyor zaten :) Senin söylediklerini zaten hiç unutmuyorum. Çok teşekkür ederim desteklerin için. İnan çok mutlu oluyorum böyle yorumlar okuyunca. :D
      Temsilci geleneğim devam ediyor baksana :D Lisede de öyle şimdi de.

      Sil
  2. Yazdıklarını okuyunca seni kıskanmalıyım diye düşündüm. Ben de aynı okuldayım sinir olabileceğim arkasından konuşabileceğim bir insan yok çünkü hiçbiriyle konuşmuyorum. bırak arkadaş olmayı birine gıcık olsam sevineceğim. Aslında çok çok çekingen de değilim niye böyle oldu bilmiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya valla benim kıskanılacak bir yanım yok inan bana. Ben de çoğu zaman senin hissettiklerini hissediyorum. ''Bunca kişi arasında nası yalnız kalmayı başardım'' diye sorup başımın etini yiyorum kendi kendime. Ortamdan kaynaklanıyor sanırım. Çoğu zaman ben de öyleyim bi bölüm dersinde arkadaşımı görüyorum işte. Kendini yalnız hissetme. Kütüphaneciler çok iyi insanlar, onlarla konuşmayı dene :)

      Sil
  3. Arkadaşlar iyidir bazen ailenden fazla destek olurlar. Arkadaş bulmana sevindim ve kafa dengi nice arkadaş bulman dileğiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim ama tam anlamıyla bir arkadaş grubu bulamadım bir türlü. Güzel dileklerin ve vakit ayırıp yazımı okuduğun için ayrıca teşekkür ederim. :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe