Senin hayat felsefen ne?

Perşembe, Mart 27, 2014

   Son birkaç hafta ülke gündemi o kadar hızlı bir şekilde değişiyor ki yaşananlara ne tepki vereceğimi şaşırdım yemin ediyorum. Haber bültenlerini izleyeyim, yaşananlardan haberdar olayım diyorum ama gördüklerim daha çok moralimi bozuyor. Titanic gemisinin buz dağına çarptıktan sonraki son demlerini yaşıyoruz sanki. 
  Batmamıza az kalmış biz kurtulmak için can simidi arıyoruz. Ülke gündemi psikolojimizi de alt üst ediyor aynı zamanda. Berkin Elvan'ın ölümüne çok üzülmüştüm mesela. Okulda arkadaşımdan ölüm haberini duyunca ne diyeceğimi bilemedim o an, üzüldüm. 
  Zor bir dönemden geçiyoruz, sinirlerimiz tepemizde, bıraksalar kaos çıkacak. O derece gergin bir hafta yaşıyoruz. Ben bu yaşananlardan bunaldım yemin ediyorum. İnsanda en ufak bir yaşama isteği bırakmadılar artık. Kimin suratına baksam mutsuzluk akıyor gözlerinden. Pazar gününden sonra ortalığın karışmasından korkuyorum açıkçası. Umarım korktuğum başıma gelmez de güzel günler görürüz.
  Bütün bu ülke gündemini bir kenara bırakıp kafamı dağıtmak adına bir mim cevaplamak istedim bugün. Biraz mutsuzluğumun ayarını düşürmek istiyorum sadece. İnsanın başladığı yere geri dönmesi, tekrar aynı psikolojiyle hayata devam etmesi bir yerde zor.
  Bu kaçıncı oldu hatırlamıyorum blogunun sahibi değerli arkadaşım Mert beni bir mim yazısında mimlemiş, kendisine teşekkür ediyorum. Ben normalde mim yapmam. Bazen üşeniyorum, bazen yapasım gelmiyor, bazen unutuyorum. Bak hafta sonu yazı yazarım dedim yazmadım. Hem vakit bulamadım hem Quizlere çalıştım. Tabii mim yaparken beni unutmayanlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Bu mimdeki sorular nedense hoşuma gitti. Tam bana göre sorular olunca yanıtlayayım dedim. Gelelim sorulara..
  1) Neden blog adın?
      Ben Vişne meyvesini çok severim. Küçükken anneannemlerin bahçesinde bir vişne ağacı vardı. Ona kimse su vermezdi. Cılız olduğu ve fazla meyve vermediği için bakımını yapmazlardı. Ben bu duruma üzülürdüm. Ona su verirdim, ilgilenirdim. Benim bir parçam oldu git gide. Çürük ise bir çeşit benzetme, bir çeşit yıpranma belirtisi. Yaşadığım onca şeyin içimi çürüttüğünü düşünürüm bazen. 
     Bide ben hayatı Vişne meyvesine benzetirim. Dışardan bakınca enfes görünüyor ama içine girdiğinde o ekşimsi tadı suratını ekşitiyor. Hayat bir Vişneyse ben de onun çürüğüyüm. Meyve vermediğim için bir bahçe köşesinde unuttum, unutuldum anlayacağın. Dalımda çürüdüm. Çürüğünce insanlar beni dalımdan koparıp ardından yere atıp ayaklarıyla çiğnediler. Ve ben o şekilde yaşamımı sürdürdüm yerde. Hala yaşıyorum anlayacağın.
  
   2) Hayat felsefeni belirleyen bir söz var mı?
       Evet var o da şu: Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma. Buradan yola çıkarak etrafımdaki insanlara ılımlı yaklaşmaya çalıştım. Bu felsefe aynı zamanda empati yönümün gelişmesine katkı sağladı. Geçen sene mağaza müdürü '' Sende empati eksikliğim var, olaylara sağlıklı bakamıyorsun'' derdi. Zaman zaman bu söylediği cümle kafamda yankılanıyor. Bu sözü söylediği gün epey düşünmüştüm bu durumu. 
      Okuduğum bölümde bi tane garip çocuktan bahsetmiştim sana. Söylediklerine he he diyerek geçiştiriyorduk hani Buket ve Göçmenle. Buketin bundan sonra blogdaki adı Nisbi bu arada haberin olsun.  Neyse işte Nisbi ve Göçmenle ne zaman onu görsek yönümüzü değiştiriyorduk. Bunu yaparken durup düşündüm ve kendime ''Ee iyi de salak Vişne sana da bunu yapıyorlar. Niye böyle yapıyorsun çocuğa yazık'' dedim. Bunu arkadaşlarıma da söyledim. ''Vişne değmez bu çocuğa valla boş ver düşünme bunları. Biz gaddar insanlar değiliz ama bu çocuğun söylediği hiçbir söz tutarlı değil. Mantıksız şeyler söylüyor. Bu da hepimizi bunaltıyor. Bunu en az sen de bizim kadar iyi biliyorsun'' dediler. 
    İşte bizim ona yaptığımızı Maviş ve tayfası bana yaptı geçen hafta. Aslında salaklık bende, ne diye milletin götüne takılıyorsun ki dingil! Neyse ki maymun gözünü açtı, her şeyin farkına vardım. Maviş ile artık konuşmuyoruz tayfası benimle konuşuyor ama uzaktan. Manken ile kitap sohbeti yapıyoruz daha çok. Garip çocuğa yaptığımız benim başıma geldi anlayacağın. Bunu fark ettikten sonra garip çocuktan kaçmaktan vazgeçtim. Kimsenin tipi ya da davranışları hakkında olumsuz söylemde bulunmuyorum. Anlayışlı bir yapım var ama bu insanların gözünde bir hiç. Kol kaslarım olmadan onların gözüne giremeyeceğim hiçbir zaman. Protein tozu içerek kas yapan erkeklerden hoşlanıyorlar daha çok. Aman ne zevk!

3) Kendinle ilgili üçü doğru dört bilgi ne?
   - Her gece uyumadan önce sevdiğim insanın bana sarıldığını düşünerek uykuya dalarım
   - Misafir çocuklarının bilgisayarımda oyun oynamasını severim
   - Uyumadan önce kitap okurum
   - Sarılmayı severim.

4) İlk anıların neler? Kaç yaşına kadar inebiliyor hafızandaki anılar?
    Benim fil gibi bir hafızam var. Bazen bu durumdan nefret ediyorum bazen de seviyorum. Mesela mutsuz olduğumda mutlu bir anımı hatırlayıp gülümsüyorum, insanlar da bana deli gibi bakıyor otobüsün içinde. 5 yaşındaki halimden başlıyor ilk anılarım. 5 yaşımdaki bir anımı anlatayım sana. Bak ben mutlu bir çocukluk yaşamadım. Bu yüzden okudukların seni üzmesin sakın.
     5 yaşındayım üstümde anneannemin ördüğü bir süveter var. O yıllarda onu annem sanıyorum. Banyo kapısının eşiğinde durmuş Türkan teyzemin saçlarına şekil verişini izliyordum. O dönem saçları hem çok gür hem de çok kıvırcıktı. Aynaya bakıp ellerinden destek alarak saçlarını düzeltişini izliyordum hayranlıkla. O sırada onunla aramızda şöyle bir konuşma geçti:
    - Gezmeye mi gidiyorsun?
    + Evet noldu
    - Ben de geleyim mi?
    + Hayır.
    - Niye?
    + Üff her gittiğim yere gelmek zorunda mısın? Anan baban yok mu senin ya. Zırt pırt gezmeye mi götüreceğim ben seni. Hayret bir şey. 
     Bu sözlerinin ardından gözlerimi yere eğip banyo kapısının eşiğinden hızla uzaklaştım. Evin koridorunda gözlerim yerde yürüyordum. Sonra karşıma anneannem çıktı. Evin kapısının eşiğinde oturmuş sigara içiyordu kederli kederli. Bu halimi görünce '' Noldu sana yavrum, niye asıyorsun suratını?'' dedi merak dolu bakışlarla. Ona bakınca birden gözlerim dolmuştu. Ona ''Teyzem beni gezmeye götürmüyor ebe'' deyip uzun çiçekli eteğine sarılıp ağlamıştım. Küçük olduğum için ebe diyordum Anneanneme, daha kolay söyleniyordu. 
    Gözyaşlarımı elleriyle sildikten sonra teyzeme ''Şu çocuğu niye ağlatıyorsun? Gezmeye götürsen ne olacak çocuktur o'' dedikten sonra teyzem ''Üff olmaz götüremem. Bide onunla uğraşamam ya'' dedikten sonra montunu giyip evden çıktı. Ağlamam kesilmişti o sırada. Anneannem ''Hadi üstünü değiştir ben seni götüreyim gezmeye'' demişti. O an dünyanın en mutlu insanı gibi hissetmiştim kendimi. 
   Birlikte çocuk parkına gittik. Ben salıncak sırası beklerken o bankta oturmuş beni izliyordu. Sıra bana gelince salıncağa binip sallandım. Yükseldikçe bulutlara değebileceğimi düşünmüştüm. Bir yandan da yüzüm gülüyordu. Bana ve kendisine vanilyalı dondurma almıştı. Bankta oturup birlikte yemiştik. 
   Minibüse binerken ''Ee biz paramızı dondurmaya verdik paramız kalmadı neyle gidicez eve'' dedim telaşla. Oda beni susturarak ''Hiişt bende para var yavrum'' dedi ve parayı uzattı minibüs şoförüne. Sonra eve geldik.
  O gün hem çok mutlu hem çok mutsuzdum. Çocukluk yıllarımın çoğu mutsuzlukla geçti. Annem ve babamın eksikliğini çok çektim.Onlara abla ve enişte derdim. O derece yabancılardı bana. Çocukluğumu doyasıya yaşamadım anlayacağın. Teyzelerim tarafından disiplinli bir şekilde büyütüldüm. 
   Hayatta en çok değer verdiğim insanların başını anneannem çeker. Ondan sonra annem gelir. Bu iki insanı herkesten çok severim. Bazen anneannemin ölümünü düşünüp ağlıyorum. Şu an hayatta. ''Bir gün onun ölüm haberini alınca nasıl ayakta kalacağım ben?'' deyip ardından ağlamaya başlıyorum. Umarım bu manzarayla karşılaşmam. Bu benim için bir çöküş olur.
  Büyük ihtimalle yaşlandığımda Alzheimer hastası olacağım. Bu kadar hafızası güçlü birinin böyle bir hastalığa kapılma oranı çok yüksek. Her şeyi unutarak ölmek belki de daha iyidir.
Kim bilir..
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran. 
              

You Might Also Like

23 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. aaa adımı andığın için çok sevindim vişnee :D blog dünyasında ki yazılarını en beğendiğim ve örnek aldığım bloggersın. :D beni okuyor olman ve mimimi fark etmen bile yetti bana aslında. :D bu mimi yapmanda çok hoşuma gitti.
    kim misafir çocuğunun pc ile oynamasını ister yanlış olan o. :D
    çocukluğunun kötü geçmesine üzüldüm, benimki de pek ahış şahım geçmedi açıkçası hep dayak yerdim. :D
    haa sana özeniyorum ama bu kadar az yazmana özenmiyorum haberin olsun. :D :D
    kendine çok iyi bak diyer yazına kadar. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mim için tekrar teşekkür ederiim :) Kendimce bir şeyler karalıyorum işte buraya, beğeniyorsan ne mutlu bana :D Evet yanlış olanı doğru tahmin ettin. Nasıl da zank diye karşına çıkıyor doğru cevap dimi.
      Kötü geçmesine rağmen sen onu pozitif hale getirmişsin, tıp okuyorsun baksana :) Bu şahane bir şey bence. Benim özenilecek bir şeyim yok aslında sıradan bir insanım yahu. Daha sık yazmayı denerim.
      Sen de kendine çok iyi bak :D

      Sil
  2. Seni seviyorum Vişne.
    Bir mim ancak bu kadar güzel yazılabilirdi. Okuduklarım içinde en çok seninkini beğendim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Spotty ^_^
      Bu cümlen beni ne kadar sevindirdi bilemezsin. Teşekkür ederim beğenin için :)

      Sil
  3. severek okudum sevgıler

    banada beklerım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim
      Sevgiler

      Sil
  4. Ülke gündemi yüzünden ülkeden nefret etmeye başlayacağım sanırım.
    Anneanneler bir başka oluyor cidden.
    O gruba takılma artık ya boşver.
    Alzheimer denen o hastalık beni çok korkutuyor bir onu bir de kanser olmaktan çok korkuyorum açıkçası. Umarım olmayız.
    Bir de daha sık yaz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkeden değil de ülkenin insanından nefret etmeye başlayabilirsin Şair. O noktaya getiriyor çünkü içinde bulunduğumuz durum.
      Yok ya takılmıyorum ne halleri varsa görsünler.
      İnşallah olmayız. Ben ihtimal dahilinde söylemiştim onu ama umarım korktuğumuz başımıza gelmez
      Denerim :)

      Sil
  5. Doğru olmayan herhalde misafir çocuklarının bilgisayarında oyun oynamasıdır :)

    Mimin var bende Vişneee!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keyaki kullanıcı adın ne kadar akılda kalıcı yahu
      Evet doğru cevap o.
      Teşekkür ederim :)

      Sil
    2. Seven var midir ki bunu :)

      Kullanici adimin boyle olacagini hic dusunmemistim ama aklinda kaldiysa ne mutlu bana :)

      Sil
    3. Vardır bence, ben öyle düşünüyorum :D Benim adımı bile ilginç bulanlar var.

      Sil
  6. Mim soruları gerçekten iyi sorulmuş ve cevapları da bir o kadar iyi cevaplamışsın. Cevaplardan özellikle '- Her gece uyumadan önce sevdiğim insanın bana sarıldığını düşünerek uykuya dalarım.' cevabın çok güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sorulan soruları çok sevdim ve benimsediğim için cevaplayayım dedim. :)
      O cevabı yazarken hiç tereddüt etmedim biliyor musun.Çünkü doğru olanı yazmak istedim.

      Sil
  7. ne güzelsi sen!takibe aldım elbette:)

    YanıtlaSil
  8. Merhaba!:)
    Çok mutsuz ediyor artık bültenler, yüreğim dayanmıyor takip edemiyorum ben de artık.
    Ne yazık ki zor dönemlerden geçiyoruz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba :) Bloguma hoşgeldin.
      Kesinlikle zor dönemlerden geçiyoruz.
      Bu işin sonu nereye varır bilmiyorum.
      Umudumuzu yitirmemiz an meselesi valla.

      Sil
  9. ne kadar duygu yüklü yazmışsın.. elim çenemde kalakaldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten beni bu duygusal oluşum mahvetti ya.
      Teşekkür ederim güzel sözleriniz için :)

      Sil
  10. Vişnem senin yazıların benim blog paneline düşmüyormuş. Yazılarını çok sonra görüyorum sorunu çözemedim :(
    Yazdıklarına gelince.. İşte bu kadar samimi ve içten yazdığın için seviyor seni bu insanlar. Hep böyle içten ol canım benim, senin değerini bilmeyenleri boşver. Geçmişe takılma demem yersiz olur; hangimiz başarabiliyoruz ki? Ama belki de elimizden geleni yapmalıyız çünkü geçmişin acıları bugünümüzü de mahvetmekten başka bir işe yaramıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa sen nerelersin Whooper'cı kız, özlettin kendini yemin ediyorum. ^_^
      O sorunu ben de bazı bloglarda yaşıyorum ya. Neden öyle oluyor bilmiyorum. Teşekkür ederim güzel sözlerin için. Tabii ki elimizden geleni yapıyoruz, yapmalıyız da. Boşvererek pek çok şeyin üstesinden geliyoruz sanırım Rockunzel.
      İyi ki geldin buralara. Allaam çok sevindim valla yorumunu görünce ^_^

      Sil
    2. Ben de çok özledim valla :) Neden bilmiyorum hayatımda boşluk var. Neredeyse hiçbir şey yapmadım aylardır ve yazacak da hiçbir şeyim olmadı. Ama bundan sonra boşlamak istemiyorum buraları daha çok yazma planım var :D Senin sözlerin de beni çok mutlu etti Vişnecim, unutulmadığımı bilmek güzel :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe