Başka bir dünya yok, gidemiyorum..

Salı, Mayıs 20, 2014

  • Bu hafta ülkemizde o kadar kötü şeyler oldu ki nefes alırken utandığımı hissettim zaman zaman. Soma'da yaşanan felaketin izlerini unutabilmiş değilim hala. Büyük ihtimalle de unutmam çünkü çok üzdü beni bu kaza. Babasını orada kaybeden bir evladının yerine koydum kendimi, acım daha da arttı. 
  • Televizyon haberlerini izlemekten kaçındım çünkü sürekli üzücü haberler izlemekten iştahım bile kesildi. Mayıs ayı sanırım uğursuz bir ay. Ne yaşanıyorsa bu ayda yaşandı dikkat etmedin mi? Reyhanlı patlaması, Gezi Direnişi son olarak da Soma felaketi. Umarım bundan sonra böyle üzücü şeyler yaşamayız. 
  • Peki ben nasılım son zamanlarda? Valla ne sen sor ne ben söyleyeyim. İnsan ilişkilerinden o kadar sıkıldım ki kırlara gidip çimlerin üstüne yatmak istiyorum. Üniversitenin sosyal tesislerinde bunu yaptım ve çok rahatladım. Çimlere uzanıp gökyüzüne baktım ve inanılmaz rahatlamış hissettim kendimi.
  • Finaller yavaş yavaş yaklaşıyor ve beni ufaktan bir stres dalgası sarstı diyebilirim. Şaka maka bir seneyi bitirdim ya ne çabuk geçti koca aylar. İşte zaman böyle bir şey, bir bakıyorsun üniversitelisin, bir bakıyorsun evli mutlu çocuklusun. 
  • Bayan Nisbi beni bu hafta hayal kırıklığına uğrattı. Annem sayesinde onun hakkında bir gerçeği öğrendim. Daha doğrusu annem bu gerçeği fark etmemi sağladı. Nisbi gizli bir para avcısı. Olay tam olarak şu; Parasını saklayıp okula geliyor ve yemek yemediği için üzülüyor. Yufka yürekli bendeniz Vişne Çürüğü de ''Aa bende para var gel yiyelim, aç kalma'' diyerek yemek yemeye gidiyoruz. Sorun yemek ısmarlama olayı değil baştan bu konuda anlaşalım. Sorun, enayi yerine konulduğumu hissetmem. Perşembe günü dersten çıktıktan sonra çok acıktım ve ona karnımın acıktığını yemek yemek istediğimi söyledim. Ancak söylediklerimi kaile bile almadı. O gün evin yakınlarındaki bir börekçiden börek alıp karnımı öyle doyurdum. 
  • Yanında ondan hoşlanan çocuğa hava atmakla meşgul olduğu için söylediklerim bir kulağından girip bir kulağından çıktı. Bide topuklu ayakkabı giyerek çocuğu etkilemeye çalışıyor. O gün ondan uzaklaşma sinyalleri aldım resmen. Başka biriymiş gibi davranıyordu. Benim tanıdığım o komik, neşeli, çalışkan halinden eser yoktu ya. Sanki başka birine dönüşmüştü. Egoist, hava atmak için dünyaya gelmiş, patavatsız biri olmuştu cuma günü.
  • Yalan söyleyip yanlarından ayrıldım ama peşimden geldiler tabii. Bu arada yalan söylemek konusunda sıfırım. Ulan insan hiç mi bahane uydurmayı beceremez ya. Söylediğim yalanı tam 15 dakika düşündüm önceden. Mecbur kalmasaydım böyle bir şey yapmazdım ama o an o ortamda bulunmak istemedim. 
  • Hem yanlarına geldikten sonra çantamın astarındaki yırtıklarını gördü. ''Kıyamam yırtıkmış astarın. Bir ara dikeyim onu'' dedi buruk bi sesle. O an hem çok utandım hem çok üzüldüm. Yanında hoşlandığı çocuk da vardı. Sırf onu etkilemek için benim üzerimden prim yapmaya çalışıyordu anlayacağın. ''Aa yok gerek yok ya. Lise 2'den beri bu çantayı kullanıyorum. Anısı var'' deyip geçiştirdim olayı. Ben daha çok söyleyiş tarzına kızmıştım. Aylin'in hediyesi olan ayracı görünce ''Kiminle aldatıyorsun beni'' diye pişkin pişkin sorunca ''Aylin ile aldatıyorum. Bunu bana doğum günüm için aldı'' dedim gururla. Suratını düşürüp ''Sana hediye alamadım'' dedi. ''Boş ver, önemli değil'' diyerek konuyu değiştirmeye çalıştım.
  • Bide bana özeniyor biliyor musun. Okuduğum kitapları okuyor, izlediğim filmleri izliyor. Telefon arayüzüne Da Vinci'nin resimlerinden birini koymuş. Benim telefonumda Mona Lisa arayüzü var. Telefonundaki arayüzü gördüğümde ''Oo Da Vinci takılıyoruz galiba'' dedikten sonra ''Ee herhalde öyle, kültürlüyüm'' diye cevap verdi. Kimse bir başkası olamaz. Bu yüzden böyle davranmasına anlam veremedim açıkçası. Hoşlandığı çocuksa çok sıkıcı. Onunla konuşurken çok sıkılıyorum açıkçası. Zaten kolum kadar bacağı var. Dinliyormuş gibi yapıp idare etmeye çalıştım durumu. 
  • Hayatımda en nefret ettiğim şey kullanıldığımı hissetmek. Ben insanlara iyi davrandıkça bu durumu tersine çevirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ve bu durum beni aşırı derecede sinirlendiriyor. Daha katı, daha sinirli birine dönüşüyorum. Ve bunu engelleyemiyorum. Birinden böyle bir negatif elektrik almışsam kapılarımı kapatıyorum hemen. Biliyorum bu yaptığım bir bağlamda yanlış ama kendime mani olamıyorum.
  • Keskin bir yönüm var anlayacağın ve bunu törpüleyemiyorum. Nisbi'nin bu tavırlarından hiç hoşlanmadım. Annem sayesinde bu durumu fark ettim biraz. Bundan sonra bu konuda daha dikkatli olacağım. Zor durumda kaldığında elbette yardım ediyorum. Ama iyiliğin süistimal edilmesi? Yoo dostum yoo. İşte buna karşıyım.
  • Göçmenle olan bağlar koptu sayılır. Sadece sınav notlarını konuşuyoruz. Onun dışında pek fazla iletişim halinde değiliz. Nisbi ondan hiç hoşlanmıyor. Ya ben sana üniversitenin sosyal tesislerine gittiğim günü anlatmadım mı? Anlatmadım herhalde. 
  • Onun dışında konuştuğum insan yok üniversitede. Kütüphane görevlisiyle sohbet etmeyi daha çok seviyorum. Sanırım üniversitenin bana kazandırdığı en güzel şeylerden biri onlar. 
  • Sanırım bu insan ilişkilerinde iyi olamayacağım. Ya benim algımda bir problem var ya da etrafımdaki insanlarda. Ki bunu bugün dile de getirdim. ''Ben yanlış şeyler mi yapıyorum? Niye böyle şeylerle karşılaşıyorum ya'' diye serzenişte bulundum bugün Nisbiyle yemek yerken. O da ''Sen insanları kullanmayı bilmiyorsun, sorunun bu'' dedi. 
  • Birkaç haftadır Vampir Günlüklerini izliyorum. Epey sürükleyici bir dizi. 3. sezondayım şu an ve neler olacak çok merak ediyorum. Özge bu diziyi çoktan izlediği için onunla mesajlaşıyorum dizi hakkında. Geçen gün onunla mesajlaşırken ''Kısır yapan yok ki gideyim'' diyerek benden onu evime çağırmam için davet istedi. Benim annem kısır yapmasını bilmiyor ve bunu ona söyledim. ''Gel mısır patlatıp izleyelim diziyi işte'' desem de geri çevirdi. Patlamış mısır sevmiyormuş hanımefendi. 
  • Yani beni görmeye değil yemek yemek için gelmek istiyor anlayacağın yanıma. Gel de dellenme. Ben onun evine gittiğim zaman yemek teklifinde bile bulunmuyorum. Ben sadece onunla sohbet etmeye gidiyorum o kadar. 
  • Sana bir şeyler anlatmayı çok özlemişim. Hiç kimse senin yerini tutamıyor yeminle. Bu yüzden seviyorum ya burayı.
  • Geçen gün Emre geldi evime. Birlikte oturup sohbet ettik sonra kahve içip dizi izledik. Ve bu durumdan hiç şikayetçi olmadı. Ne demek ki neymiş? Arkadaştan arkadaşa fark varmış
  • Sevdiğim insanların bana karşı böyle tutarsız davranmaları insanlığa olan inancımı daha da zayıflatıyor artık. Eskisi kadar yalnızlıktan şikayet etmiyorum artık. Sanırım bünyem bağışıklık kazandı yalnızlığa.
  • Bugün metrobüsten indikten sonra Gülşahla karşılaştım. Birbirimizi görür görmez sarıldık hemen. Kahve içmeye davet etti beni ama yanımda sadece yol parası olduğunu söyledim. Bugün bana kahve ısmarladı. Eski çalıştığım yere gidip kahve içtik. Oraya taksiyle gittik. Ben pek taksiye binmem. O kadar param yok valla anacım. Otobüslerle, dolmuşlarla yıllardır kankayım, birden taksiye binince tuhaf hissettim kendimi.
  • Kendine pahalı bir kıyafet aldı. Kıyafet çok yakıştı. Kız zaten manken gibi ne giyse üzerinde güzel duruyor. Bugün onunlayken kendi halime çok üzüldüm be. Yanları patlamış spor ayakkabılarım, iki beden büyük ince montumla kendimi fazlalık gibi hissettim. Tuhaf bir durumdu anlayacağın. ''Sakın duruşunu bozma, senin şahane bir karakterin var, boş ver kıyafetleri'' diyerek teselli ettim kendimi. 
  • En sevdiğim kahveyi içip onunla epey sohbet ettik. Onu dinlemeyi çok özlemişim. Hala lisedeki gibi bana heyecanlı bir şeyler anlatıyor. Kahve içerken günün stresinden tamamen uzaklaştım. Sonra o taksiyle evine gitti bende otobüs durağında öğrenci akbilimle otobüs bekledim. Bu sırada kendime küfürler sıralıyorum art arda. 
  • İnsanın kendine aynı anda hem kızması hem de acıması kadar berbat bir şey yok. Bugün bu durumu bizzat yaşadığım için söylüyorum bunu. O daha iyi şartlar altında yaşıyor, bense kendi bataklığımda günlerime yenisini ekliyorum. 
  • Bugün otobüsten inip sahilde yürüdüm. O sırada kendi kendime konuştum bir süre. Gören beni deli sanmıştır belki ama umrumda değil. Kendimle konuşmak bana çok iyi geldi. Arada sırada yapmayı düşünüyorum bu sahil sohbetlerini. 
  • ''Salak seneye bu okulda kalırsan harçları nasıl ödeyeceksin? Şimdiden söylenmeye başlıyorlar baksana napıcaksın?'' diyor bir yanım öteki yanımsa buruk bir sesle ''Ben okumak istiyorum'' diyor. Ve ben suratı asık, sinirli sinirli yürüyüyorum sahili dakikalarca. Kendime çok kızdım bugün. Kendi halime çok üzüldüm. Ama bu hiçbir şeyi değiştirmedi.
  • Bu arada babam eve geri geldi. Bununla moral buluyorum birkaç gündür.
  • Dizi izleyip kitap okuyorum. Etrafımdaki insanlarla olan ilişkimi iyice kestim diyebilirim. Gülşah gibi iyi bir hayat şartları altında yaşamayı çok istedim bugün. 
  • Tezer Özlü ''Sen günlere bir şey getirmedikçe, günler sana bir şeyler getirmiyor.'' demiş. 
  • Artık günlerin bana bir şey getirmediğini anladım.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

12 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. heyy!! vişnemm!

    ben geldim!

    yazı yazdım sonra da hemen bloguna girdim ama okuduklarım beni biraz üzdü..

    günlerin bir eşy getirmediğini hissetmenle ilgili.. olur mu öyle şey!

    lütfen böyle düşünme.

    yalnızlığını eskisi kadar dert etmemene sevindim.
    bak ben de bugün tek başıma sinemaya gittim ve inan çok ama çok güzeldi :)

    üzülme daha fazla.
    yazımı oku azcık eğlen olur mu.

    bu arada babanın gittiğini bilmiyordum. dönmesine çok sevindim vişnem!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Miaa ^_^
      Hoşgeldin. İyi ki geldin.
      Valla öyle hissediyorum ve bu hissin etkisi hiç geçmiyor.
      Hangi filme gittin. Ben de birkaç kez gitmiştim tek başıma sinemaya ama hiç keyif alamadım.
      Okudum yazını ve çok keyif aldım. Daha çok yaz ^_^

      Sil
  2. vişne senin o kadar çok sevenin var ama maalesef yanında değiller. :/

    YanıtlaSil
  3. Şu an seni o kadar iyi anladığımı hissediyorumkii.. Hem çok kızıyorum kendime sonra çok üzülüyorum Diyorum ben bunları yaşayacak ne yaptım. Bu kadarını hak etmiyorum ama fayda yok maalesef. Dediğimle kalıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı şeyi defalarca soruyorum kendime ama cevabını bulamıyorum bir türlü. Belki de böyle sınanıyoruz. Belki de bunları yaşamamız gerekiyor. Tek bildiğim bunu hak etmediğim. Keşke sen böyle şeyler yaşamasaydın.

      Sil
  4. Hiç bilemiyorum ki sana ne diyeceğimi vişne... Gerçekten hangi kelimeleri kullansam bilemiyorum.
    İnsanları kullanmayı bilmemek ve öğrenememek bir şekilde iyi. Bunca iyi hal boşa gitmez diye düşünüyorum ben hep. Çok umutlu, çok Polyanna mıyım ne dersin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pollyanna tavrınla birçok zorluğun üstesinden geleceksin bence Keyaki. Bu senin için iyi bir şey. Kötü bir özellik olarak düşünme, aksine iyi bir özellik. Bence bir süre sonra boşa gidiyor. O zaman da hiçbir şeyin anlamı kalmıyor.

      Sil
    2. Hala hayattaysak umut kirintilarimiz var demektir degil mi...

      Sil
    3. Evet umut var, çok umut var.
      Ama bizim için değil.

      Sil
  5. Vişnee, Christina Yang'i daha yeni görüyorum. :)) mimlendin, yap lütfen! :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe