Fazla antidepresanın var mı?

Pazar, Mayıs 04, 2014

  Çok değil, bundan birkaç ay önce Gülşah'a bu soruyu sorduğumda şaşkınlıktan ne diyeceğini bilememişti başlangıçta. O dönemlerde her şey üstüme üstüme geldiği için böyle bir şey sormuştum arkadaşıma. Yarı şaşkın yarı telaşlı bir ifadeyle ''Napıcaksın sen o ilaçları kanka onlar çok ağır ilaçlar'' diyerek beni vazgeçirmeye çalışıyor. Annesi bu ilaçları kullandığı için oradan biliyormuş ağır olduğunu. 
  Bu ilaçları hiçbir şeyin çözümü değil tabii ama sakin bir kafayla uyumamı sağlayabilir en azından. Çünkü tam uykuya dalacağım sırada düşünceler üşüşüyor aklıma. Öfke, hüzün, içi boş mutluluk hayalleri durmadan rahatsız ediyor beni. Hayatım tüm monotonluğuyla akıp gidiyor her zamanki gibi. Peki bunu değiştirmek için ne yapıyorum? Hiçbir şey. Çünkü elim kolum bağlıymış gibi hissediyorum. 
  Bunun en temel sebebi maddi sorunlar. Sevdiğim şarkıcının konserine gidip doyasıya eğlenmek ya da bir tiyatro oyunu izleyerek farklı bir boyuta taşınmak istiyorum. Ama her şey dönüp dolaşıp paraya geliyor. Dikkat ettin mi bilmiyorum ama her şey cebindeki parayı almak için tasarlanmış sanki. Bir işte çalıştığı halde cebinde parası olmayan çok işçi var. Maaşı alır almaz borçlara, taksitlere para ödediği için bütün bir ayı kemer sıkarak geçiriyor. Yaşadığımız koşullar iyi değil. Bu yüzden mutsuzuz bu yüzden hayattan keyif almıyoruz.
  ''Peki hayatında hiç mi iyi şeyler yaşanmıyor?'' diye soruyorsun bana eminim. Doğum günümde Aylin'in yaptığı sürprizi görünce çok sevinmiştim. Hediyesini açarken yüzümde oluşan o heyecan o mutluluk benim için çok değerliydi. İyi ki tanışmışım onunla. Bunun dışında Bayan Nisbi'nin doğum günü için sürpriz yapmak istedim. Sevdiğim insanlara doğum gününde sürpriz yapmaya bayılıyorum. Bu huyu sanırım Aylin'den edindim çünkü çok yaratıcı biri. Sevdiği şarkıcının dev posterini buldum onu paketledim. Ders molasında onu aşağı indirmeye çalıştım çocuksu bir telaşla. Brownie'nin üstüne bir mum dikerek iyi ki doğdun melodisini söyledim gülerek. Yüzündeki o şaşkınlıkla karışık gülümseme ifadesi hazırladığım onca şeye bedeldi. 
   Böyle küçük mutluluklarla hayatımı idare etmeye çalışıyorum. İzlemediğim onlarca film var, okumadığım kitaplar kütüphanede bana el sallıyor. Göçmen ile eskisi kadar konuşmuyoruz çünkü tavırları çok değişti. Kimseye körü körüne bağlanmayacaksın aslında. Adam sadece not odaklı arkadaşlık peşinde. Sınav zamanı telaşa kapılıp durmadan soru soruyor ve çenesi o kadar düşük ki susturamıyoruz. Ders dışında konuşabileceğimiz hiçbir şey yok neredeyse. Maviş'e kafayı takmış durmadan ona laf sokmaya çalışıyor. Ben bu tavırlarını sevmiyorum çünkü çocukça. Sonuçta üniversite öğrencisisin sen böyle ilkokul davranışları sergilemek niye? 
    Karakter yapılarınız uymaz konuşmazsınız bir daha bu kadar basit. Maviş beni Facebook'tan sildikten sonra onu engelledim. Artık silenleri direkt engelliyorum. Çünkü çocukça şeylerle uğraşmak istemiyorum. Vize sonuçlarımdan memnunum. Sadece tek bir dersimin sonucu beklediğim gibi değil o da sınavdaki motivasyondan kaynaklanıyor. Sınavdan çıktıktan sonra çok iyi bekliyorum demeyeceğim bir daha çünkü iyi beklediğim sınavlardan hep bir puan aşağıda aldım. 
   Hala yüksek not alarak hava atmaya çalışan embesiller var. Yüksek not almak meziyet değil, önemli olan o notu aldığında kişiliğini koruman. Geçen dönemin bölüm birincisi olduğumda böyle şeyler hiç yapmadım çünkü saçma ve gereksiz buluyorum. Hava atmaya çalışan insanlarla aynı oksijeni paylaştığım için utanç duyuyorum. Notlarını yükseltmek yerine beyinlerini geliştirseler keşke. 
   Dün rüyamda annemin ölümü gördüm. Rüyamda ağlamaktan nefesim kesiliyordu ya. O kadar kötüydü ki uyandığımda kendime gelemedim bir süre. Arkadaşım suya anlat dedi, suya rüyamı anlatsam su faturası çok gelir. Bu aralar gördüğüm rüyaların çoğunu hatırlamıyorum. Kendimi üniversite öğrencisi olarak hissetmiyorum. Sanki öğrenci hayatı yaşamıyormuşum gibi hissediyorum. Lisenin devamıymış sadece sivil kıyafetle okula gidiyormuşum gibi hissediyorum.
  Bazı arkadaşlarım öğrenci evlerinde kalıyor mesela Facebook'ta görüyorum fotoğraflarını. O kadar samimi bir ortam var ki insanın canı istiyor. Davulun sesi elbette uzaktan hoş gelir biliyorum. Geçen gün metrobüste yolculuk ederken bir erkek grubu dikkatimi çekti. O kadar samimi, küfürsüz konuşmaları vardı ki aralarında ''Ulan ne güzel arkadaşlık kurmuşlar'' demeden edemedim. Bayan Nisbi'nin arkadaşlığı olmasaydı ne yapardım bilmiyorum. 
  Açık hava cezaevindeymişim gibi hissediyorum. Gün geçtikçe daha çok unutuluyorum. Sanırım insanlar birbirini unutmaya meyilli yaratılmışlar. Ben de unutuyorum tabii. Unutup yola devam etmek gerekiyor kural bu. İki hafta önce Emre ile film izledim ve o filmi izlemiş olmama rağmen hiç sıkılmadım. Zaten iki tane çocukluk arkadaşım var onların da arkadaşlığı yetiyor. Emre'nin arkadaşlığını seviyorum çünkü samimi birisi. Her ne kadar annem ''Çocuğun doğum gününü unuttunuz -_-'' deyip Emreyi utandırsa da telafi edeceğini söyledi. Annem arkadaşlarıma çok karışıyor nedense ve bu durum hiç hoşuma gitmiyor. Telefonda biriyle konuştuğumda arkadan konuşarak sohbeti sabote ediyor. Bunu sadece bana yapmıyor, kardeşlerinin telefon konuşmalarında da aynı şeyi yapıyor. Onu kaç kere uyardım, tepki gösterdim hala aynı şeyi yapıyor.
  Bide benim şu sevdalanma olayım olmasa çok güzel olacak aslında. Aynı bölümde okuyan bir kızdan hoşlanıyorum. Dikkat ediyorum birkaç haftadır ben arkadaşlarımla konuşurken sınıfta bana bakıyor. Birinin sana uzaktan baktığını anlarsın ya öyle işte. Ben ona baktığımda yüzünü başka yöne çeviriyor ben de pancar gibi kızarıyorum. Birkaç kere konuşmuştuk sohbeti güzel ama bu gönül işlerinde çok beceriksizim ya. Keşke dünya üzerinde karşılıksız aşk olmasa. Çünkü insana acı vermekten başka bir boka yaramıyor. 
  En güzel aşk karşılıklı olan aşktır. Biri sevip öteki sevmeyince o aşk olmuyor, işkence oluyor. Son birkaç gündür fotoğaftaki House gibiyim. Tepki veremez olduğum yaşanılanlara, yaşadığım hayata. Bu öyle kötü bir şey ki sanki yaşamıyor da sadece nefes alıyormuşsun gibi. House keşke babam olsaydı ya o derece seviyorum. 
  Keşke istediğimiz anda zamanı durdurabilme özelliğimiz olsaydı. Çünkü hayat giderek anlamsız bir hal alıyor. Dikkat ettin mi aile değerleri, Arkadaşlıklar, geçim savaşı giderek çetrefilli bir hal alıyor. Bu teknolojiden mi kaynaklanıyor çözebilmiş değilim ama bu durumdan hiç memnun değilim. Büyümenin bu kadar zor tarafları olacağını bilseydim hiç büyümezdim. Hayat çocuklara güzel valla.
Bu dünyada mutlu olmak istiyorsan ya kaderin güzel olacak ya da kafan. 
Ben kafamın güzel olmasını seçtim. O yüzden fazla antideprasanın var mı? Belki o zaman hayat yaşanılabilir bir hal alır.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

6 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabahları stres yüzünden böyle bir şey yaşaman kötü olmuş doğrusu. Evet maalesef devam ediyor ve eksilerek devam ediyor nedense. O cümleyi kurduğum anlar oluyor ve kendime kızıyorum elbette ama iş işten gelmiş oluyor. Yaralamak değil de keşke öyle yapmasaydım dedirtiyor. Evet bu son cümlen kesinlikle çok doğru. Vakit ayırıp yazıyı okuduğun için teşekkür ederim :)

      Sil
  2. O antidepresanlar hiç kafa yapmadı bende nasıl bir bünyem varsa :) House'un içtiği vicodinden istiyorum. Bizim okulda hoşlanılacak kız bulmak büyük şans ya hu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O vicodin işe yarıyor mu dersin. :) Ya hoşlansam nolucak hiçbir şey değiştirmiyor ki hoşlanmış olmam. Okuldaki o aşırı süslü kızları görmekten öyle bir izlenime kapıldın sanırım. O öyle birisi değil ya.

      Sil
  3. Antidepresan kullanma sakın. İlaçsız da zaman geçirebiliriz. :)
    Mail adresin falan var mı senin? :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlaçsız geçse keşke Spoty :(
      Mail attım sana ben kontrol et posta kutunu :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe