Dizi dizi dizdim #1

Perşembe, Temmuz 17, 2014

  Yaz aylarının vazgeçilmez tutkularından biri de kuşkusuz dizi izlemek olsa gerek. Okul dönemi boyunca izleyemediğimiz onca dizi bölümlerini yaz aylarında rahat rahat izlemenin keyfi bambaşka ya. Ben kendimi dizi izleme konusunda hiç sıkmadım. Vize ve final dönemlerinde bile dizi izledim aşırıya kaçmadan. Aşırıya kaçsaydım ders çalışamazdım. 
  Bide akşam karanlığında dizi izlerken bir yandan yemek yemek çok zevkli oluyor. Bir keresinde ananemlerin balkonda dizi izlerken mantı yemiştim. O yediğim mantının tadını hala unutamıyorum. Belki de beyin izlemeye odaklı olduğu için yenilen şeyi fark etmiyor pek. Film ya da dizi izlerken bir yandan da patlamış mısır yemek insanı çok keyiflendiriyor. Sinemaları bu yüzden seviyorum. Gerçi Bukionka'nın '' Gittiğin her sinemada mısır yeme bak temiz değil çoğu'' demesi üzerine sinemada mısır yemeye son verdim. Gizlice cips sokuyorum salona. Onun heyecanı da bir başka oluyor tabii. 
  En sinir olduğum noktalardan biri de sinema salonunda film başlamadan mısırı yarılamış olmak. O gerizekalı reklamlar yüzünden güzelim mısırlar heba oluyor ya. Yemeyeyim diyor insan ama o zaman da mısır soğuyor böyle kuruyor. Sıcak sıcak yemenin tadı bir başka oluyor.  
  Bugün dizi tanıtmak istedim. Monoton hayatımdan bir kesit sunmayı çok isterdim ama bitkisel hayatta yaşadığım için şaşırtıcı bir şey yaşamıyorum. ''Ahahah arkadaşlarla takıldık işte, çok güldük abi'' demeyi çok isterdim ama maalesef diyemiyorum. Kitaplarım, şarkılarım, filmlerimle vakit geçiriyorum. İyice asosyal oldum. Fotoğraf da çekmiyorum artık. Çünkü insanlar bana ''Çökmüşsün sen, aşırı zayıflamışsın'' dediklerinde fotoğraf çektiresim gelmiyor. Karşılaştığım her arkadaşım bana bunu söylüyor ve bu durum kendimi çirkin hissetmeme sebep oluyor. Aldırış etmemeye çalışıyorum ama ne zaman fotoğraf çekmeye çalışsam aklıma söyledikleri sözler geliyor, vazgeçiyorum. Neyse ben dizi tanıtmaya başlayayım.
1) Orange is the new black: Bu dizi o kadar güzel ki üst üste üç bölüm izlediğim oldu. Dizinin süresi bir saate yakın olmasına rağmen aldırış etmedim. Dizinin bu kadar beğenileceğini hiç tahmin etmiyordum doğrusu. Efendim dizimiz bir kadınlar hapishanesinde geçiyor. Uyuşturucu kaçakçılığı yüzünden hapishaneye giren Piper Chapman'ın başından geçen olayları anlatıyor. Karakterlerin her biri ayrı ayrı işlenmiş bir pırlanta sanki. Dizideki en güzel şeylerden birisi kültürel arasındaki folklorik bütünlüğü sağlaması. Yani dizide İngilizce dışında İspanyolca, Almanca, Rusça konuşuluyor. Her bir bölümde farklı bir karakterin hikayesi anlatılıyor. Piper, Alex, Nicky, Red, Sophia, Crazy Eyes, Taystee, gibi şahane karakterlerin olduğu dizi birçok izleyicinin beğenisini kazandı. Öyle ki IMDB'de 8,5 puan alarak en çok izlenen diziler listesinde yer alıyor. 
Benim favori karakterim Alex Vause. Allahım o nasıl bir cazibe, o nasıl bir oyunculuktur ya. Ses tonuna aşık oldum resmen kadının. Damarlarından coolluk akıyor resmen. O kemik çerçeveli gözlükleriyle çok seksi duruyor. Dövmeleri, gülümsemesi beni benden alıyor. Zaten diziyi izleyen erkeklerin çoğu bu karaktere sevdalanmış. 2. sezonda Alex'i az görmek beni üzdü biraz. Çünkü diziye canlılık katıyordu. Piper ile Alex sevgili sayılırlar. Bu dizide cinselliğin dozu hafif yüksek ve çok fazla küfür var. Ben izlerken rahatsız olmuyorum çünkü True Blood izleye izleye alıştım. Bir süre sonra zaten alışıyor insan küfürlü konuşmalara. O kadar göze batmıyor zaten. İspanyollar, Siyahiler, Red ve ailesi her biri ayrı bir dünya oluşturuyorlar dizide. İspanyolcayı bu dizi sayesinde sevdim diyebilirim. Birinci sezonda herşey çok çabuk oluyor. İkinci sezonda biraz daha sakin ama olaya Vee karışıyor. Taystee'nin annesi sayılan uyuşturucu mafya bozuntusu kadın.
 Bu Vee neden nemrut kadın vakti zamanında yine bu hapishaneye düşmüş. Geçmişte Red ile arkadaş olmuşlar. Red mutfakta çalıştığı için ona kaçakçılıkla ilgili taktik vermiş. Red bunu uygulayınca mutfaktaki kaçakçılık faaliyetini ele geçirmek istedi. Red bunu kabul etmeyince kadını dövdürdü. Nasıl sinir oldum Vee karakterine anlatamam. Pislik karı ya. Herkesi ayartıp sonra yarı yolda bıraktı. İkinci sezonun sonunda Kanser hastası Rosa Vee'yi hakladı ya içimin yağları eridi resmen. Dizide çok farklı karakterler çok farklı kültürler var dediğim gibi. İzlerken sıkılmazsınız bence. Ben keyifle izledim valla. Alex benim bebeğim. Bu arada 3. sezon onayını almış. Seneye bizi şahane bölümler bekliyor desenize.
2) My Mad Fat Diary: İngiliz yapımı bir diziyle devam ediyorum. İngilizlerin aksanları dizilere çok yakışıyor bence. Bu dizi 16 yaşındaki Rae Earl adlı şahane bir kızın hikayesini anlatıyor. Kızımız aşırı kilolu ve kendisiyle sorunları olduğu için bir süre hastanede kaldı. Dizi sitelerindeki yorumlardan anladığım kadarıyla genç kızlar bu diziye aşık. Şişman bir kızın psikolojini anlamak adına güzel bir dizi olduğunu düşünüyorum. Diziyi izledikçe onlara ve yaşadığı psikolojiye hak veriyorum. Kalabalıkta yemek yiyemiyorlar mesela. Ne kadar zor bir durum bu. Rae'nin arkadaş grubu çok tatlı bence. İnsan izlerken keşke benim de böyle bir arkadaş grubum olsa diyor. Rae'nin annesine gıcık oluyorum. Kadın çok dırdır birisi. Rae o kadına nasıl tahammül ediyor bilmiyorum. Chloe, Rae'in en yakın arkadaşı. Ondan daha zayıf ve daha güzel. İkisi çocukluk arkadaşı. Archie var mesela. Rae başlangıçta ona aşıktı ama Archie hakkında bir gerçeği öğrenince işler değişti. Izzy ve Chop ayrılmaz ikili. Sevgili olmak onlara çok yakışıyor. Finn Rae'den hoşlanan asi, yakışıklı genç. Diziyi izledikçe karakterleri daha çok seviyorsunuz. Samimi bir dizi bence. Üstelik 6-7 bölümden oluşuyor. Dizideki görsel unsurlar da çok güzel. Animasyonlarla diziyi daha da güzelleştiriyorlar. Dizi 1996 yılında geçiyor bu arada. Dizideki şarkılara bayılıyorum. Çok kaliteli şarkılar seçiyorlar ya. Eskiden herşey ne kadar da güzelmiş. Müzikler ne kadar kaliteliymiş. The Smiths bile çalıyorlar ya. Gel de sevme bu diziyi şimdi. Ben ikinci sezonunu bir günde bitirdim. 7 bölümdü çünkü. Üçüncü sezonu nasıl olacak çok merak ediyorum. 
Şu ikilinin içtenliğine, birbirlerine sevgi dolu bakışlarına bayılıyorum. Rae ikinci sezonda Finn ile çıkarken sorun çıkarıyor ama sonunda tatlıya bağlıyorlar. ''Nasıl oluyor da bu kızı seviyor ya'' diyor bazıları. İyi ki de seviyor valla. Ben çok yakıştırıyorum. Rae zaten çok samimi bir karakter. Chloe gibi arkadan iş çevirmiyor. Kilolarıyla ilgili problemleri var ama zamanla aşıyor hepsini. 7 bölüm çekip izleyiciyi bir sene bekletmeseler keşke. Çerezlik bir dizi. Yaz aylarında ihtiyaç duyulan türden. Imdb puanı 8,7/10.
3) True Blood: Yaz aylarının benim için en güzel yanlarından biri de True Blood dizisidir. Dizinin jenerik müziği bile hayran olmaya yetiyor. O nasıl şahane bir jenerik müziğidir ya. Dinledikçe dinleyesim geliyor. Bu dizinin güzelliğinden bahsetmek istiyorum. Dizi 7 sezondan oluşuyor. Dizide Periler, Vampirler, Kurt adamlar, Panterler, Şekil değiştirenler ne ararsan var valla anam. Dizide o kadar çok olay oluyor ki takip etmezsen kaçırıyorsun anında. Dizide cinsellik dozu hafif yüksek. Sevişme sahnesi izlerken odaya ebeveyn girerse kızarıp bozarmayın ona göre önleminizi alın. O kadar aşırıya kaçmıyorlar tabii. Ama bu bilgi aklınızda olsun. Sonra vay efendim niye söylemedin demeyin bana. Sookie küçük bir kasabada garsonluk yapan insanların düşüncelerini okuyabilen bir peri. Eric ve Bill vampirler, Sam şekil değiştirici. Her bir karakterin özelliği başka. Herkes süper güçlü değil tabi. Bazıları olağanüstü varlıklar işte. Dizide olay hiç bitmiyor. Bir bela bitiyor ötekisi başlıyor. Bu kızın yüzü hiç gülmeyecek mi diyorsunuz diziyi izlerken. Sookieyi bazen tokatlayasım geliyor. Bazı yönleri çok sinir bozucu. Mesela iki kişiyi aynı anda nasıl sevebiliyor? Bu vampir dizilerinde niye böyle kaşarlıklar var anlamıyorum ya. Onu seviyorum ama ötekisini de istiyorum havasından kurtulasalar daha güzel olacak bence. Benim favori karakterlerim; Jessica, Pam, Tara. Her biri ayrı dünya zaten. Diziyi izledikçe sevmeye başlayacaksınız zaten. 
Geçen gün Emreye diziyi izlettirdim. Çocuk neye uğradığını şaşırdı. Birdenbire sevişme sahnesi çıkınca karşısına şok oldu. Dedim dizinin normal hali böyle değil merak etme. Diziyi beğendiğini söyledi. Çok heyecanlıymış. Vampir günlüklerinden bile daha güzel olduğunu söyledi. True Blood bana çok gerçekçi bir vampir dizisi geliyor. Karakterler yapmacık değil aksine çok doğal. Ve kurgu iyi ayarlanıyor. Sezonlar bittikçe yenisini gelsin istiyorsunuz bir süre sonra. Bence izlenmeli. Imdb puanı 8,1/10
4) Misfits: İkinci İngiliz dizisiyle yola devam edelim. Bu dizi gençlerin bir dönem çok beğenisini kazandı. Dizi Heroes'un İngiliz versiyonu gibi ama Heroes dizisinin tırnağı olamaz. Çok toy kalıyor yani. Bir fırtına çıkıyor ve yıldırım çarpıyor bizim gruba. Bu grupta kimler mi var? Kaçık Nathan, Kelly, Alisha, Simon ve Curtis. Karakterlerin her birinde farklı bir özel güç var. Biri akıl okuyor, biri görünmez, biri zamanı geri alıyor, biri ölümsüz, biri dokunduğunda karşısındakini azdırıyor. Bu diziyi ilk 3 sezon izleyip sonra yarıda bırakın derim. Ben öyle yaptım ve pişman değilim. Çünkü karakterlerin hepsi diziden ayrıldı. Benim favori karakterim Kelly. Bayılıyorum o karaktere ya. Nasıl doğal nasıl içten anlatamam. Aksanı hiçbir İngilizin aksanına benzemiyor. Bu grup sosyal sorumluluk cezalarını yerine getiriyor. Suçlular yani. Cezalarını topluma hizmet ederek ödüyorlar. Kelly'nin ettiği küfürler iltifat gibi geliyor insana. Ben çok sevdim bu grubu. İzlerken de keyif alıyor insan. 3. sezondan sonra yeni insanlar gelince tadı kalmadı pek. Keşke ilk kadroyla devam edilseydi. O zaman 5 sezonun hepsini izlerdim. Çok iyi bi gruptu çünkü. Bu dizi de kısa sezonlardan oluşuyor. Hemen biter yani. Çerezlik.  Imdb Puanı 8,4/10
5) Grey's Anatomy: Bu dizi benim bebeğim gibi ya elimde büyüdü. İş yerinde çalışırken yemez içmez para biriktirirdim bu dizinin orijinal sezon dvdlerini alabilmek için. Şu an yedinci sezona kadar var. Çok pahalı olduğu için 8 sezonu alamadım. 2013 yılında annemle birlikte diziyi tekrar izledik. Kadın bunaldı resmen doktor dizisi izlemekten. Ben hiç sıkılmadım. Yine izlerim hem de hiç sıkılmam. Benim için ilk üç sezon çok değerli, çok özel. Çünkü karakterler çok toy ve çok canlı performans sergiliyor. Dizi bir grup asistan doktorun başından geçen olayları, hastalarıyla olan ilişkilerini anlatıyor. Bu dizide hastalar sayesinde birçok hayat dersi öğreniyor insan. Diziye yeni karakterler eklendikçe insan kopmuyor aksine daha çok bağlanıyor. Ama bunun için zaman gerekiyor. 
 Bana göre izlemeyen çok şey kaçırıyor. Dizi bizim Doktorlar dizisinin orijinal versiyonu. Daha kalitelisi, daha güzeli. İlk sezonlardaki oyunculuklar da güzel. Biri bana hadi gel tekrar başlayalım diziye dese tekrar başlarım valla. Başrolde Meredith Grey var. Hanımefendinin annesi doktor. Elis Grey. Kızına hiçbir zaman doktor olamayacaksın demiş. Bu kız da hırs yapmış doktor olmaya yemin etmiş. En iyi hastaneye asistan olarak geldi. Cristina Yang benim idolüm zaten biliyorsun, yaşama sevincim. Yang 9 yaşındayken bir trafik kazası geçiriyor ve babasını kaybediyor. Babasına kalp masajı yaparken ölüyor adamcağız. Yang kalp cerrahı olmaya yemin edip en iyi okullarda okuyup en yüksek puanlar alıyor. O kadar umursamaz, o kadar çalışkan, o kadar sağlam bir karakteri var ki hayran kalmamak mümkün değil. George grubun en safı, en temiz kalplisi. Sonu pek iyi olmadı ama onun olduğu bölümler keyifliydi. Izzy tıp fakültesinde okurken bir yandan da mankenlik yapmış. Çok zeki bir kız. Alex ayyaş bir babanın çocuğu, annesine daha iyi bakabilmek için doktor olmak istiyor. Miranda Bailey yani Nazi benim ikinci idolüm. Kadın tam bir başarı abidesi ya. Bu kadının geçmişini dizide gösterdiler. Nereden nereye gelmiş. Suskun, ezik biriyken birden efelerin efesi olmuş. ''Tanrı seni kısa yaratmış olabilir ama sesini de mi kıstı Bailey?'' diyen Webber sayesinde kendi gerçekliğini farkına vardı. Her bir bölümde doktor olma konusunda aşama kaydediyor asistanlarımız. Aynı zamanda aralarındaki dostluk ilişkileri şahane bir hal alıyor. Dizideki müzikler de leziz. Çok özeniyorum öyle dostluklara. Severek izliyorum. 10 sezon olmasına rağmen su gibi akıyor bölümler. Bir kere sıkıldığımı hissetmedim. Umarım izleyenler de beğenir.. İmdb puanı: 7,7/10
    Yaza yaza ellerim koptu valla ya. İzlediğim dizilerin bir kısmını tanıttım elimden geldiğince. Bazıları komik, bazıları sürükleyici, bazıları ilham verici. En önemlisi izlenilebilir nitelikte çoğu. Güzel diziler tanıtmaya devam edeceğim..
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.

You Might Also Like

10 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Dizi dedin geldim vişne daha okuamdım okuyayım bir de ardına yorum yapayım. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiin :) Umarım okurken sıkılmazsın

      Sil
  2. Orange is the new black: yayında olan diziler arasında şu an sıkılmadan izlediğim bu olsa gerek. ispanyollar siyahlar ve beyazlar arasında ki hapishaneyi kontrol etme olayı game fo thrones da ki taht kavgasından bile heyecanlı bence. resmen mükemmel karakterler yaratmışlar, hiç bir dizi de bu kadar iyi yazılmış farklı karakterler göremezsiniz. ben beyazları desteklesem de, en çok siyahların arasında ki muhabbete bayılıyorum.
    my mad fat diary: bu da benim göz bebeğim rea benim sadece kız halim bende aynı şekilde kilolu olduğum için onun sorunlarının aynısını hatta daha fazlasını yaşıyorum ama hiç bir zaman kendimi öldürmye çalışacak cesarete sahip olmadım. hoş rea kendi küçük çevresini yarattı ama ben hala aynı. onun sahip olduğunun yarısı için her şeyimi veriridim açıkçası. :D
    true blood: bence açık sahneler baya baya var hem de bir tv dizisinde ki en çok ben bundan açık dizi görmedim açıkçası.kız kıza erkek erkeğe erkek kıza her tüğrlü grup muruop ne ararsan var. ha güzel dizi ama misal ilk sezon tamamen sokie nin kardeşinin tüm kassabayı elkden geçirmesini izledik. 2. sezon grup sex partilerini felan. :D
    grey's anatomy: ahhhh ben buna çok başlamk itiyorum ama bi türlü fırsat olmadı ilk sezonu indirdim bu yaz niyet ettim başlayacam. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. OITNB gerçekten kaliteli bir dizi ya Mert. Ben bu kadar çok tutulacağını tahmin etmiyordum. Siyahilerin muhabbeti çok eğlenceli. Cindy ve Taystee ikilisinin konuşmalarına bayılıyorum. Hele Cindy ya çok matrak bir kız. Game of thrones çok kaliteli bir yapım ama tarihi dizileri izlerken çok sıkılıyorum ben. Nasıl eğlenceli hale getircem bilmiyorum. Rae gibi zorluk çektiğini bilmiyordum. Gerçekten çok zor bir durum olmalı dışarda yemek yemek. Ben senin yerinde olsam hiçbirini umarsamaz istediğimi yerdim. O sayede kilo verdim zaten :D True blood yorumuna koptum ya ahahahaha :D Ya okuyucuları korkutmak istemedim. Oyuncuların görmediğimiz yeri kalmadı. Hele son bölümde Jason - Eric sevişme sahnesi neydi öyle ya. :D Sookie çok fena kız ya. Grey'se başlamanı şiddetle tavsiye ediyorum. Ben çok beğeniyorum umarım sen de beğenirsin :D

      Sil
    2. Grey's Anatomy'nin ilk sezonunu bitirdim çok güzeldi. Zaten sadece 9 bölümdü. D:

      Sil
    3. Aa ne çabuk bitirdin ilk sezonu. Beğenmene sevindiim :D

      Sil
  3. Yaa süper yazmışsın :)) hayatta böyle uzun uzun anlatamam ama seninle dizi zevkimiz baya uyuşuyor :)) ben şu an naruto diye bir anime izliyorum ve günde 20 bölüm izlediğim oldu :)) ama bir bölüm 20 dakika onu da söyleyeym :) dizinin müzikleri her bölüm ve karakter için özel yapılıyor bu arada sürekli bahsedilen yalnızlık arkadaşlık ve kendine inanma gibi kavramlar var bnce kesin izle :)) orange is the new black dizisini merak ettim belki başlarım :) my mad fat diary gerçekten çok güzell :) greys anatomy benm de bebeğim ya elimizde büyüdüler hahaha :)) true blood dizisine başlamıştım ben de ama sookie o kadar sinirimi bozuyordu ki onun yüzünden diziyi bıraktım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Moira :) Ben de uzattıkça uzatmışım ama ne yapayım başka türlü anlatamıyorum. Dizi zevklerimizin uyuşmasına sevindim. Narutoyu duymuştum epey izleyeni varmış. Ben anime olarak Pokemon ve Sailor Moon'u çok seviyorum. Ama Narutoyu izleme listeme ekleyeceğim. 20 dakika olması iyi bişey. OITNB güzel dizidir biraz ağır ilerliyor ama keyifli bir dizi. True blood dizisinde sookieye sinir olmayan mı var :D Bence devam et bi ara çok heyecanlı dizi.

      Sil
  4. Orange is the new black'in adını duymuştum ama yazını okuduktan sonra kesin izlemeye karar verdim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel dizi valla seyredilesi. Bir saat sürüyor ama izlerken hiç farkına bile varmıyorsun :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe