Ben Ev Cini Dobby #Part 1

Cumartesi, Ağustos 02, 2014

  Yatağın üstünde neşeyle zıplayarak Harry Potter'ın gelmesini bekliyordum. Odadaki baykuş, şaşkın bakışlarla beni süzüyordu. Yatakta zıplarken bir yandan ''Dobby uzun zamandır böylesine mutlu olmamıştı'' diye düşündüm içimden. Hizmet ettiğim aile bu halimi görse bana yapmadıklarını bırakmazlardı herhalde.Odadaki eşyalara bakıyordum bir yandan. Hmm Gryffindor demek. Duvardaki kravattan anlamalıydım. Ben neşe içinde yatağın üstünde hoplayıp zıplamaya devam ederken odaya Harry Potter girdi. Hemen zıplamaya son verdim.
  ''Harry Potter. Bu ne büyük onur.'' dedim saygıyla. Şaşkınlığını gizleyemiyordu. Heyecanla bana ''Sen de kimsin?'' dedi. ''Dobby efendim, ev cini Dobby.'' dedim mahcup bir sesle. Asabı bozuk bir surat ifadesiyle gözlerime bakıp '' Kaba davranmak istemiyorum ama ne yazık ki odamda bir ev cini olması için hiç uygun bir zaman değil.'' dedi. 
  Bu sözlerinin ardından onu sakinleştirmek adına ''Aa evet evet efendim, Dobby anlıyor'' dedim. Neden burada olduğumu söylemem gerekiyordu. Yoksa işler daha da karışacaktı. Ona ''Dobby bir şey söylemek istiyor. Bu bu çok zor efendim, Dobby nasıl başlayacağını bilmiyor'' dedim mahcup bir sesle. Harry Potter hiç beklemediğim bir şey söyledi: 
  ''Neden oturmuyorsun?''
 Ben mi? Aman allahım ilk defa birisi bana oturmamı rica etti. Bana, bana. Ev cini Dobby'e.  Şaşkınlığımı sözcüklere dökülüyordu adeta 
 ''Otu...Otur..Oturmak mı? ''dedim ağlak bir ses tonuyla. Hizmet ettiğim aile bana hiç böyle şeyler söylemezdi. Harry Potter bu halimi görünce ne yapacağını şaşırdı. Ağladığımı fark ettiğinde '' Dobby.. Sus özür dilerim. Aslında Seni kırmak istememiştim'' deyince bence kayışlar iyice koptu. Koskoca Harry Potter'ın söylediklerine bak. Ev cinine neler söylüyor. Ağlamaktan çatallaşmış ses tonumla ona ''Dobby'i kırmak mı? Dobby yüceliğinizi duymuştu efendim. Ama bir büyücü ona hiç eşiti gibi davranıp oturmasını istememişti.'' dedim. 
  Bu sözlerimin ardından Harry Potter gönlümü alırcasına '' Şey.. O halde sen iyi büyücülerle tanışmamışsın.'' dedi. Ne söyleyeceğimi bilemedim. Birden ağzımdan ''Hayır'' kelimesi çıktı. Böyle konuşmamam gerektiğini söyledim ve kafamı dolaba defalarca vurdum. Kendimi cezalandırmalıydım. Kendimi cezalandırırken hizmet ettiğim ailenin bana söylediklerini söyledim. ''Kötü Dobby. Kötü Dobby.'' Harry Potter durmam için ısrar ediyordu ama kendimi cezalandırmaktan alıkoyamıyordum. Aklıma hizmet ettiğim ailenin beni cezalandırması geldi. Onlar bana vururken kötü dobby derdi hep. Canımın yanmasından zevk alırlardı çoğu zaman.
  Bu sırada aşağıda Bay Vernon içerideki misafirlerine yaptığım gürültü için ''Aldırmayın, sadece kedi'' diyerek onları oyaladı. Yukarıda Harry Potter'ın ne haltlar çevirdiğini merak ediyordu anlaşılan. Bir süre kafamı dolaba vurduktan sonra başım döndü nerede olduğumu unuttum. Harry Potter bu halimi görünce çok üzülmüştü. Tabureyi ona doğru yaklaştırırken ''Sen iyi misin?'' deyince ona ''Dobby kendini cezalandırmalıydı efendim. Dobby ailesi hakkında kötü şeyler söyledi'' dedim. Harry Potter yatağına otururken şaşkınlıkla ''Ailen mi?'' diye sordu. Kafam en sonunda yerine gelmişti. Baş dönmesinin etkisi çabuk geçmişti. Ona '' Dobby'nin hizmet ettiği büyücü ailesi. Dobby aileye sonsuza kadar hizmet etmek zorunda. Eğer Dobby'nin burada olduğunu öğrenseler.. Wuww. Ama Dobby gelmek zorundaydı. Dobby Harry Potter'ı korumalı. Onu uyarmalı. Harry Potter bu yıl Hogwarts Cadılık ve Büyücülük okuluna geri dönmemeli. Gizli plan yapıldı. Çok kötü şeyleri içeren gizli bir plan.'' dedim. 
  Bu sözlerimin ardından bana kuşku dolu gözlerle ''Ne gibi kötü şeyler? Peki kim planlıyor?'' diye sorunca hafiften sinirlenmeye başladım. ''Bunu sana söyleyemem. Söylemem.'' dedim. O da beni sakinleştirerek ''Tamam, seni anlıyorum bunu söyleyemezsin'' dedi. 
  Komodinin üstünde duran abajuru alıp kafama vurup kendimi cezalandırdım. Bu gizli bilgiydi. Öğrendiğimi duysalar beni falakaya yatırırlardı kesin. Yine kötü Dobby diyerek abajuru defalarca kafama vurdu. Sesimiz salona kadar gidince Bay Vernon iyice sinirlendi. Bir süre Harry Potter ile lambayı alma savaşı yaparken bir ses duydu. Odaya geldiğini hisseden Harry Potter beni dolabın içine sakladı.
  Aman yarabbi bu nasıl dolap böyle. Herşey darmadağınık. Süpürge, eski püskü kıyafeler, çoraplar. Bu çocuk bu odada nasıl yaşıyor böyle. Kapıyı aralayıp onlara bakıyorum. Bay Vernon sinirden kızarmış bir halde Harry Potter'a köpürüyordu. Bu adam doğuştan mı sinirli doğdu acaba?  Ne kadar da şişman öyle. Dobby bu kadar şişman birini daha önce hiç görmemişti. Kapıyı ikide bir açtığım için bozuk olduğunu anladı Bay Vernon. 
  Adam bir hışımla girip bir hışımla çıktı. Harry Potter bu adama ve ailesine tahammül ediyor anlamıyorum. Benim hizmet ettiğim aileden bile kötü bunlar. Bunu söylememeliydim. Yüzüme tokat atıp kendimi cezalandırdım. Harry Potter, Bay Vernon dışarı çıktıktan sonra kapıyı açtı ve bana ''Neden dönmem gerektiğini anlıyor musun? Buraya ait değilim. Senin dünyana aitim. Hogwarts'a aitim. Arkadaş edinebildiğim tek yer orası.'' deyince ona ukala bir ses tonuyla '' Harry Potter'a mektup bile yazmayan arkadaşlar mı?'' dedim.
  Bu sözlerimden sonra sinirleri bozuk bir şekilde ''Dur biraz arkadaşlarımdan mektup gelmediğini nereden biliyorsun?'' diye sordu. Oopps. Bu sefer hapı yuttum işte. Cebimdeki mektupları çıkarıp ona gösterince iyice sinirlendi ve benden mektuplarını istedi. Telaşla mektupları cebime sokup odadan hızlıca kaçtım.
  Merdivenlerden apar topar inerken nereye gideceğimi kestiremiyordum. Mutfağın orada kocaman leziz bir pasta duruyordu. Harry Potter yanına gelmemi söylüyordu. Ona aldırış etmeden sihirle pastayı havaya kaldırdım. Harry Potter yalvarırcasına ''Dobyy.. Lütfen yapma'' dedi. Ona aldırış etmedim ve ''Harry Potter okula gitmeyeceğini söylemek zorunda'' dedim. Hogwarts'ın yuvası olduğunu bunu yapamayacağını söyledi. Ben de üzülerek ''O halde Dobby bunu yapmak zorunda. Harry Potter'ın iyiliği için'' dedim ve pastayı misafirlerin kafasına doğru hareket ettirdim. 
   Harry Potter salondaki sohbetin ortasında daldı. Ailedekilerin gözü havadaki pastaya ilişmişti. Şaşkınlık, korku, heyecanla hepsi havadaki pastaya bakıyordu. Eniştesinin esprilerine kulak asmayarak pastayı durdurmaya çalıştığı sırada aniden pastayı düşürdüm. Vernon mahcup bir ses tonuyla ''Özür dilerim. Yeğenim sorunlu bir çocuk. Yabancılarla konuşmak istemiyor bu yüzden hiç aşağıya inmiyor.'' dedi. Harry Potter ile birbirimize baktıktan sonra ortadan kayboldum.
  Ortadan kaybolduğumu fark eden hizmet ettiğim aile beni günlerce dövdü. Sesimi çıkarmadan ne söyledilerse yaptım. Bir yandan da gizli gizli Harry Potter'ı izliyordum. Dobby Harry Potter'ı korumak zorunda. 
   Harry Potter ne yapıp etti oradan kaçtı. Arkadaşının evine gitti. Arkadaşıyla tren istasyonundaki geçitten tam geçeceği sırada geçidi kilitledim. Bunu yaptığım için kendime defalarca tokat attım. Neyse ki yaralanmamışlardı. Kapının neden kilitlendiğini anlamaya çalışıyorlardı. Harry Potter okula geri dönmemeliydi, onu bu tehlikeden uzak tutmalıydım. 
  Allem etti kallem etti yine bir yolunu bulup Hogwarts'a geldi. Arabayı sihirleyip onları uzaklaştırdım. Yanlışlıkla bir ağaca tosladılar, az kalsın ölüyorlardı. Okulda olaylar bitmiyordu. Planları uygulamaya başlamışlardı. Harry Potter'ın başına bir iş gelecekti. Onu nasıl bu işten uzak tutacağım şimdi ben? Kötü Dobby, bir işi başaramadın dedim içimden kendime.
  Qudditch maçında bir plan yaptım. Onu yaralayıp evine göndermem gerekiyordu. Böylece bütün tehlikelerden uzak kalacaktı. Harika plan bu. Sayko Bludgerımı kabından çıkardım. Bir güzel sihirledim ve Harry Potter'In peşine saldım. Ben bile o bludgerla baş edemiyorum. Umarım öldürmez çocuğu. Öldürmez ya sadece ciddi olarak yaralar. Tam Snitch'i yakalayacağı sırada benim bludger çocuğun kolunu kırdı. 
  Bunu öğrendikten sonra parmaklarımı ütüleyerek kendimi cezalandırdım. Doğrusu bu kadar acıyacağını tahmin etmiyordum. Parmaklarımı resmen hissetmiyorum. Bir gece ortalık sakinken onun yanına gittim. Beni görünce şaşırdı yine. Ona geçidi kilitlediğimi, bludger'ın benim olduğunu söyleyince deliye döndü. ''Kemiklerim yeniden oluşmadan kaçsan iyi olur Dobby yoksa seni boğabilirim'' deyip ayağa kalktı ve üzerime yürüdü. Korkuyla yataktan indim ve ondan uzaklaşmaya çalıştım. Harry Potter'a ''Dobby ölüm tehditlerine alışıktır efendim.Harry Potter, Adı Anılmaması gereken Kişiyi yenmeden önce nasıl olduğunu Dobby unutmadı. Ev cinlerine böcek gibi davranılıyordu, efendim! Tabii, Dobby'ye hala böcek gibi davranılıyor..'' deyip sümüğümü elbiseme sildim. O elbiseyi neden giydiğimi sordu. Bu ev cini elbisesi dedim. Sahibim bir şey verirse o zaman özgür olacağımı söyledim. Ona plandan biraz daha bahsettim. Tarih kendini tekrarlayacak dedim. Koridordan gelen sesleri duyar duymaz ortadan kayboldum. 
  Hizmet ettiğim aile beni günlük ev işlerinde o kadar çok yoruyordu ki günlerce kendime gelemiyordum. Çoğu zaman dayak yiyordum. Ev değil saray mübarek. Bir evin hiç mi işi bitmez ya. Perdeleri yıka Dobby, Ütü yap dobby, yerleri sil Dobby. Her işe Dobby koşuyor ama yine dayağı o yiyor. Olacak iş değil.
  Bay Malfoy beni peşine takıp Hogwarts'a götürdü bir gün. Şans benden yana ki o gün Harry Potter'ı gördüm. Yüzü gözü kir içinde. Dumbledore ile ne konuşuyor acaba bu halde? Neyse sesini çıkarma Dobby yoksa yine dayak yersin. Usul usul sahibimin arkasında yürüdüm. Harry Potter beni görünce sevindi. Dumbledore ve Bay Malfoy birbirleriyle iğneli ses tonuyla konuşurken ben de Harry Potter ile bakışıyordum. Tom Riddle'ın günlüğünü gösteriyordu. Dumbledore Tom Riddle'ın günlüğünü Malfoya gösterirken gururluydu. Bu defteri ben evdeyken de görmüştüm o yüzden şaşırmadım yani. Sanırım gizli planı amacına ulaşmamış. Harry Potter planı bozup adı anılmaması gereken kişiyi yenmiş. Oh be sonunda bozuldu bu kötü plan. 
  Malfoy beni çağırıp sinirli bir ses tonuyla gitmemiz gerektiğini işaret etti. Önden önden giderken birden belime tekme attı. Kendimi anında yerde buldum. Ayağa kalktıktan sonra asa sapıyla bir kez daha kafama vurdu. Hayvan herif, canımı nasıl da acıttı. Ağlaya ağlaya odadan çıktım. Merdivenlerden indikten sonra Potter Bay Malfoya seslendi. Elindeki defteri işaret edip ''Sanırım bu size ait. O gün Diegon yolunda Ginny'in kazanına siz koydunuz bu defteri.'' İlk önce anlamamazlıktan gelmeye çalıştı ama sonradan defteri alıp bana verdi ve umursamayarak yoluna devam etti. Harry Potter defteri işaret edip bana ''Hadi açsana'' dedi. 
  Defteri açtığımda gözlerime inanamadım. Mutluluktan havaya uçabilirdim. Aman allahım gördüğüm bir çoraptı. Bu hayatımda gördüğüm en güzel kirli çorap. Neşeyle ''Sahibi Dobbye çorap verdi. Sahibi Dobby'e giyecek verdi. Dobby artık özgür.'' diye ciyakladım. Bay Malfoy alnını kırıştırak arkasını döndü ve soru soran bakışlarıyla ''Ne çorabı? Ben çorap vermedim'' dedi. Harry Potter Malfoydan intikam alırcasına bir gülümseme atarken ben hala mutluluğun etkisiyle kendime gelememiştim. 
  Harry Potter pantolonun paçasını kaldırıp ayağını gösterirken Bay Malfoy sinirlenip asasını çıkardı ''Bana bir hizmetkara mal oldun!'' diyerek Harry Potter'a doğru hızlı adımlarla yaklaşırken asasını kabından çoktan çıkarmıştı. Yüzünden nefreti okuyabiliyordum. Harry Potter'ın önüne geçtim ve Malfoya ''Harry Potter'a asla zarar veremezsin'' dedim ve Malfoya büyü yapıp onu uzağa fırlattım. Yerden kalktığında siniri hala yatışmamıştı. O gittikten sonra Harry Potter'a ''Harry Potter Dobby'i kurtardı. Dobby bunun karşılığını nasıl ödeyebilir?'' dedim. O da bana gülümseyerek '' Senden bir şey için bana söz vermeni istiyorum'' dedi. Bende ''Evet efendim, ne olursa.'' dedikten sonra mutlulukla baktım gözlerine. O şahane gülümsemesini yine dudağında belirdi. Ve bana ''Bir daha sakın hayatımı kurtarmaya çalışma'' dedi koruyucu bir tavırla. Gülümsemesine karşılık olarak ben de gülümsedim. O an, hayatımın en mutlu anıydı.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran
   
Hamiş: Dobby'nin hikayesi devam edecek..

You Might Also Like

4 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Dobby HP'de en sevdiğim karakterlerden diyebilirim. (çok az görülmüş olsada filmlerde.:)) Ölünce çok üzülmüştüm buda bir gerçek hikaye gerçekten güzel olmuş devamını bekliyorum.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence daha fazla görünmeliydi. Ben de çok seviyorum bu karakteri. Kitapta ölünce epey üzülmüştüm ya. Çok etkilenmiştim o sahneden. Devamını bi şekilde yazmaya çalışacağım :)

      Sil
  2. Burada Dobby yatıyor, özgür bir ev cini..
    Bu cinceğizin öleceğine bu kadar üzüleceğim aklıma gelmezdi :(
    çok güzel yazmışsın ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederiim :)
      Bloguma hoşgeldin. Devamında ölüm sahnesini anlatmak için yazacağım.
      Bakalım becerebilecek miyim :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe