Bukionka ile bayram sefası..

Pazar, Ekim 12, 2014

  Bayram haftasında görünmez olma işini bir kenara bırakıp kıymetli arkadaşım Bukionka ile buluştum. Uzun zamandır kendisiyle görüşmüyorduk. Onunla buluşunca inanılmaz mutlu oluyoruz. Ben bayramda pek fazla bir şey yapmadım zaten biliyorsun. Okul haftasında alamadığım uykularımı aldım. Dinlenmek bana iyi geldi bir nebze. Çünkü hafta içi sabahın köründe kalmaktan zombiye dönüşeceğim yakında. ''Bunlar senin daha iyi günlerin. Daha çok erken uyanacaksın'' derdi babam. Bir an aklıma bu sözü geldi bak. 
  Uykumu alıp Türk kahvesi içip balkonda keyif yaptım teyzemle. Bitter çikolatayı bana sevdiren ilk insandır kendisi. Çok seviyorum kahveyle bitter çikolata ikilisini. Güne Türk kahvesiyle başlamak inanılmaz iyi geliyor insana. Bide biz fal bakma olayını seviyoruz. Falcı bacıya kahvelerin fotoğrafını çekip dakikalarca yorumlanmasını bekliyoruz. Kahve sohbetlerini seviyorum yani terapi gibi bir şey. Bana iyi geliyor.
  Bukionka benim buradan tanıyıp sevdiğim şahane insanlardan birisi. Eskiden o da yazı yazardı ama artık yazmıyor. 2011'den beri arkadaşız ve aramızdaki arkadaşlığın samimiyeti hiç bozulmadı. En son geçen sene görüşmüştük onunla. Bayramı fırsat bilip gezip tozalım dedik. Bide o sahaf festivaline gitmek istiyordu onu da aradan çıkarttık. 
  Bayram yüzünden gelmek bilmeyen otobüsler yüzünden buluşmaya geç kaldım. Her zamanki yerimizde buluşup birbirimize sarıldıktan kozmetik mağazasına gittik. Gratis ne manyak ürünler getirmiş yurt dışından ya. Çok eğlenceli bir mekan aslında. Makyaj malzemeleri falan hiç ilgimi çekmiyor. Ya kadın olmak ne kadar zor abi öyle. Yok majyaj, yok saç, yok kıyafet. Ulan hepsine ayrı ayrı ilgi göstermekten insanın içi çürür be. O ruj olmadı, o kazak yakışmadı derken kafayı yer insan en sonunda. Allahtan erkeğim de böyle sorunlarım yok.  İşin içinden çıkılmaz valla ya. Kadınların işi zormuş, allah sabır versin. Erkekeler arasında böyle birşeyin olmaması çok güzel.
  Buki Gratisi çok seviyor. Onunla o gün çok eğlendim. Gratis yurt dışından parfüm getirmiş. Adamlar herşeyin kokusunu yapıp bir stant kurmuşlar. Görmen lazım herşeyin kokusu var. Eski kitap kokusu, matem evi, yağmur kokusu, çim kokusu, çilekli vanilya, bambu, gökyüzü, mojito, waffle, cam sil vs. Beni en çok güldüren cam sil kokusuydu. Ya bildiğin annemin temizlik yaparken kullandığı cam sil kokusuna benziyor. Biz kokuları tek tek koklayarak adeta bir keşe benzedik. Burunlarımızın direği kırıldı. Kokain çeker gibi parfüm kokluyoruz. Tepe Home'da kokulu mum koklayarak kendimizden geçiyorduk ya. Manyaklığa bak. Etrafımızdaki insanlar bize manyakmışız gibi bakıyor. Bütün kokuları denedikten sonra ona ''Olm kokain bağımlısı gibi olduk kokuları koklamaktan'' dedim. Cam sil kokusunu alınca kahkaha attık. Matem evi ayrı bir komediydi. Kim matem evi gibi kokmak ister ya. 
  Ben daha sonra erkek parfümlerini kokladım. Geçen seneye göre biraz azaltmışlar sanki erkek parfümlerini. Tek başıma kozmetik mağazasına gitmem pek. Ama bukiyle gitmek ayrı bir keyif oluyor benim için. Mağazadan çıkarken hala matem evi kokusuna gülüyorduk. Taksime gidip yemek yeme kararı aldık. İkimiz de doymak bilmeyen insanlar olarak kendimizi fast food dükkanına attık. Yenilenmiş iç dekorasyonu karşısında şok oldu o. Eski halini daha çok sevdiğini söyledi. Ben de biraz beğenmedim. Çünkü oturma yerlerini daraltmışlar. Rahat rahat yemek yiyemiyorsun. Ama leziz hamburgerleri hatrına görmezden geldik bu sefer.
  Hamburgerlerimizi yerken ben ona haftamın nasıl geçtiğini anlatırken hayatımın şokunu yaşadım. Yaşadığım o mucizeyi hala unutamıyorum. Ben elimde hamburgerimle tatlı tatlı bukiye birşeyler anlatırken sevdicek dükkana girmesin mi? Ben şok oldum. Birden onu gördüm, iki üç kere o mu değil mi diye kafamdan hesap yapıyorum. Bir yandan içimden ''Oha oha o!! Oha gerçekten o! Nası ya burada olur ya inanmıyorum. Fotoğrafındaki gibi işte tıpkısının aynısı abi. Acaba beynim bana oyun mu oynuyor? Oha mucize bu abi. Lan resmen o ya. Beni görür mü acaba. Gitsem mi yanına, gidip ne diyeceğim ya boşver. Ya resmen o burada olm'' diyerek şaşkınlığımı gizlemeye çalışıyorum. Buki de şaşkınlığımı yüzümden okudu Noldu iyi misin falan dedi. ''İyiyim ya bir arkadaşımı gördüm'' dedim. Sipariş vermek için yukarıya gitti gözlerimle onu takip ettim. Sonra yanına gidip gitmeme konusunda tereddüte kapıldım. O değilse rezil olurdum kesin. Sipariş vermekten vazgeçip arkadaşıyla dışarı çıktı. Ben dışarı çıkışını izleyene kadar kendime gelemedim. Gözlerim sürekli onun üstünde görmen lazım.
   Birkaç saat sonra telefondan mesaj attım o sen miydin diye. O da bendim dedi. ''Niye yanıma gelmedin kızdım sana'' dedi. ''Fazla durmadın hemen çıktın'' dedim bende. Bide hoşlandığın insanla fast food dükkanında görüşmeyi hiç hayal etmiyordum ben ya. Düşünsene sevdiğin insanı ilk defa görüyorsun kanlı canlı, sipariş sırasında ''Meraba sevdicek beni hatırladın mı'' deyip ona sarılmam biraz tuhaf olur diye düşündüm. Ben daha iyi bir ortamda buluşmak istiyorum belki de ondan. O an yaşadığım mutlulukla karışık şok duygusunu hiç unutmayacağım sanırım. Hayatımın belki de en güzel anıydı.  Onu nasıl tanıdığımı sordu mesajında. Bende her gün fotoğrafına baktığımı söyledim. Şakayla karışık sapık dedi bana ama kötü niyetle söylememiştir bence. Öyle demesi biraz üzdü beni açıkçası ama kötü niyetle söylemediğini biliyorum. Beni üzecek birşey söylemez o, biliyor beni.
   Ya görüyorsun değil mi canım okuyucum. Allah nasıl mucize yaratıyor. Onu görmeyi çok istiyordum. Belki de Allah bana cevap verdi böyle yaparak. ''Sevdicek sevdicek diyordun, al sana sevdicek. Bu mutluluk sana 2-3 ay yeter.'' demek istedi belki de. Lan şaka gibi birşey ya. Fotoğrafına baktığım insanı öyle kapıdan girerken görünce neye uğradığımı şaşırdım. Bu sevme olayını içimde yok etmem lazım. Çünkü bir yere varmıyor. Onu sevdiğim aklımda geldiğimde defalarca kendime napıyorum lan ben diyorum içimden. Çünkü bir yere varmayacak. Çünkü sevmiyor o şekilde. Ben de zaten o şekilde sevilmeye alışık biri değilim. 
   Her gün onunla konuşmak istiyorum. Yanında olmak istiyorum ama bu çok zor. Çünkü sokakta selamlaştığı birinden farkım yok onun gözünde. Fazla anlam yüklemem büyük hata bence. Kendisi de söylüyor zaten bunu. Tekrar karşılaşır mıyız bilmiyorum ama ben o anı unutmayacağım sanırım. Kendimi zorla hayatına dahil ediyormuşum gibi hissediyorum. İnşallah bir gün onunla görüşmek nasip olur diyelim. Ne yapalım umut fakirin ekmeği canısı.
  Yemeklerimizi yedikten sonra Bukiyle sahaf festivaline gittik. Kitaplarının aşırı ucuz olduğunu duyan buki durur mu başladı güzel kitap aramaya. Twilight serisini çok istediğini söyledi. Bende arama çalışmalarıma başladım. Çeşitli sahafçılarda buldum ama fiyatını fazla buldu. Ben çok kitap aldığım için yasak koydum kendime. Çok güzeldi bu seneki sahaf festivali. Biz kitapları incelerken The Smiths plağının çalması ayrı bir güzeldi. Çok keyifli benim için orada bulunmak. Buki de sevdi plak sesini. Ben şak diye Twilight serisini ucuz bir yerde buldum. Üstüne çok istediği bir kitabı buldum aynı yerde. Kitapları satan adamla pazarlık yapıp beş kitabı 20 liraya aldık. Nasıl mutlu oldu görmen lazım. Çok sevindim onu öyle mutlu görünce. 
   Bende kitap alma yasağımı çiğneyerek Vampir Günlükleri kitabını aldım. 5 liraya ciltli kitap nerede bulacağım abi. İkimiz kitaplarımızı alıp festival alanını arkamızda bırakarak istiklal caddesinin kalabalığına karıştık. Terkos pasajı onun cennet mekanı olduğu için oraya daldık. Kendisine yüzük aldı. Ben de yüzük seçiminde yardım ettim. Terkos pasajı ne kadar kalabalık öyle ya. Pasajda gezerken mango poşetli bir kadın görünce bukiye ''Mangoda kazıklandı tabii geliyor burada ucuz kıyafetleri görüp kazıklanışına üzülüyor'' dedim ve gülmeye başladık. 
   Sonra bir çılgınlık yapıp uçaneve gittik. Kendimizi kaptırmadan efendi efendi biralarımızı içtik birer tane. Zaten daha fazla içemezdik çünkü fazla paramız yoktu. Bir tane içmek en doğrusu bence. Çünkü yolda kalma ihtimali olur molur. Çerez olmadan hiç tadı çıkmıyor biranın. Evdeki içtiğim biradan daha güzeldi orada içtiğim bira. Evde böyle tadı yakalayamıyorum bir türlü. Fıçı olduğu için o kadar iyi geliyor tadı belki de. Konuşacak çok şeyimizin olduğunu fark ettik. Onu tekrar görmek beni sevindirdi. Aldığımız kitapları inceledik bir süre sonra. Kitapların sağlamlıklarını kontrol ettim. Aldığı beş kitap da sağlamdı.
   Sonra buki'nin görmeyi çok istediği H&M mağazasına gittik. Ben pek beğenmedim iç yapısını. Çünkü çok boğuk ve karışık. Göt kadar yerde bir sürü insan var. Çok dar bir yere açmışlar mağazayı. Üstelik bir sürü yürüyen merdiven var. Onlara binmekten başımız döndü valla. Biraz durduktan sonra çıktık mağazadan. Temiz hava gibisi yok. Zaten mağazayı zengin araplar doldurmuştu. Sürü halinde dolaştıkları için mağazadaki bütün oksijeni ele geçirmişlerdi. 
   Onu dolmuşa kadar yolcu ettikten sonra ananemlere bayram ziyaretine gittim. Bayramın en güzel yani bukionka ile taksim sefası oldu benim için. İstiklal caddesinde onunla yürüyüp gülmeyi özlemişim. 
    Teyzelerimle bayramlaştım, sohbet ettik. Benim aklımda hala sevdiceği gördüğüm an vardı. Hala düşünür mutlu olurum her seferinde. Tekrar görmeyi ona sarılmayı çok istiyorum ama o bana sarılır mı bilmiyorum. Çok boktan bir durum bu. Ben bunu nası içimde halledip unutacağım, aşık olmamış gibi davranacağım bilmiyorum. İşin en acı olan tarafı da bu zaten. Senin bayramın nası geçti? Umarım güzel geçmiştir.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.  

You Might Also Like

6 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Böyle güzel bir gün geçirmene çok sevinddim :)) Dr. House'u özlemişim ben yaa... Bu arada uçaneve ben de gitmiştim ama o kadar küçük ve salaştı ki yanlış yere mi geldim diye düşünmüştüm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de böyle bir gün yaşadığıma seviniyorum çoğu zaman :) Dr. House benim üvey babam gibi, çok seviyorum ya. Yazıya doğru düzgün bir fotoğraf bulamadığım için onun fotoğrafını koydum. Uçanev biraz keş mekanı gibi. Salaş bir yapısı var dediğin gibi. Çok katlı olması iyi sadece. Ben oradaki ortamı seviyorum, çalışanları iyi. Teras katı daha güzeldir Moira. :D

      Sil
  2. "Çünkü sevmiyor o şekilde. Ben de zaten o şekilde sevilmeye alışık biri değilim." Bütün yazı içinde en çok bu dokundu galiba bana :( ama hayatın hiç beklemediğin bir anda sürprizler yapması güzel olsa gerek... şarkıyı da yine çok beğendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söylemesi yaşanmasından daha kolay bi nebze. Yaşanması daha kötü bi yerde. Sevilmeye alışık olmadığı bilmek acıtıyor insanın canını bi yerde. Tabii ki çogzel. O yüzden mucize diyorum ya ben. Beğenmene sevindim ^_^ Ben de çok severim bu şarkıyı.

      Sil
  3. Ne güzel bi günmüş o öyle :)
    Yalnız o kokular ne öyle yaa.Bak gratise o kadar gittim hiç farketmedim.Matemevi ve camsil en kötüsü gerçekten :D
    Yaa bişey dicem nasıl yani ? Siz hiç yüzyüze tanışmadınız mı anlayamadım ben :S

    YanıtlaSil
  4. Aynen ben de zombiye dönüşeceğim yakında erken kalkmaktan :(
    O kokular ne ilginçmiş ya :D Acaba Gratis'in sadece o şubesinde mi vardı şimdiye kadar hiç görmedim ben. Hayır bi de matem evi nasıl kokar ki ahaha :D
    Ya bu sevdicek kısımlarını ben daha önceden kaçırdım mı acaba? Daha önceden mi tanışıyorsunuz, ilk kez mi canlı gördün anlamadım :/

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe