Çünkü içim boş benim..

Cumartesi, Ekim 04, 2014

Kendimi bazen kapana sıkışmış gibi hissediyorum. Sanki hiçbir yere gidemeyecekmişim gibi, sanki ayağıma çabuk donan çimenoyla dolu bir teneke bağlanmış. Hiçbir yere hareket edemiyorum. Hareket edesim gelmiyor. Ne önemi var ki deyip vazgeçiyorum mesela. Bir süre sonra hiçbir şeyin önemi kalmıyor inan bana. Bak bayramlara, eski tadını bulabiliyor musun? Hayır. Daha da anlamsız olmaya başladı bu bayramlar. Hep zorunluluk yüzünden bayramlaşıyor çoğu insan. Ben bayramları sevmiyorum zaten biliyorsun. Diğer günlerden pek farkı yok benim için. Bayram günlerinde görünmez olmaya çalışıyorum. Bu belki de asosyalliğin ya da sosyofobinin bir uzantısıdır. Reklamlardaki o bayram neşesini hiçbir zaman yaşayamadım. Olmadı bir türlü. Hep bir eksiklik hissettim. 
  Bu bayram babam yanımızda yok. Annemle evde tek başımıza koca bayramı geçirmeye çalışıyoruz. Annem et bekliyor saatlerce, ben anlamsızca ayakta dikilmiş pencereden dışarıyı seyrediyorum. Derin iç çekişlerle hayatımın ne kadar boktan oluşunu hazmetmeye çalışıyorum. 
  Geçen hafta lisedeki tarih hocamla karşılaştık metroda. Yan yana oturuyorduk, sonradan fark ettik birbirimizi. Bu ani sürpriz karşısında ne kadar sevindim bilemezsin. Adam hala aynı samimiyetle konuşuyordu benimle. Bu hafta onunla kahve içmek için görüştüm bir cafede. Dört saate yakın aralıksız konuştuk. Ben paramın bir kısmını filmekimi biletlerine bir kısmını sahaf festivaline yatırdığım için doğru düzgün param kalmadı. Mönüden tek bir şey sipariş edince fazla paramın olmadığını anladı galiba. Kendisine tatlı sipariş ederken iki tane çatal istedi. Birlikte aynı tatlıdan yedik. Şahane bir insan, şahane bir karaktere sahip. O dört saat bana ilaç gibi geldi. 
   Onunla görüştüğüm akşam metro çıkışında yürüyen merdivene binip otobüs durağına doğru çıkıyordum. Merdivenlerin orada yaşlı bir adam yere oturmuş başını ellerinin arasına almış boşluğa bakıyordu. Oturduğu yerin önünde bir kağıt vardı. Kağıtta ''Yolda kaldım'' yazıyordu. Yürüyen merdivenlerdeyken o adamı ve yazıyı gördükten sonra kendime gelemedim. Yaşadığım o üzüntüyü ve çaresizliği hayatım boyunca unutmayacağım sanırım. Yanımda fazla para olsaydı ona verirdim herhalde. Çünkü adamın çaresizliği yüzünden okunuyordu. İlk defa bir olay nefesimi kesecek kadar etkiledi beni. 
   Hocamla birlikte sohbet ederken annem her yarım saatte bir bana ''Nerdesin, geliyor musun'' adı altında bir sürü mesaj attı. Sinirden başım ağrıdı o gün. En nefret ettiğim olaylardan birisidir bu. Ben zaten onlara gideceğim yeri, zamanı, kiminle buluşacağımı söylüyorum. Ama o inatla arayıp rapor istiyor benden. Haliyle sinirlerim bozuluyor, sinir patlaması yaşıyorum. Erkek olmama rağmen bu kadar çok darlaması beni bunaltıyor. 21 yaşında insanım sonuçta çocuk değilim ki abi. Hala çocukmuşum gibi davranıyorlar bana. Nefret ediyorum bu durumdan. 
   Ekonomik özgürlüğümü sağlamam lazım. Başka türlü bunu aşamayacağım. Kendi param olduğunda hiçbir şekilde hesap vermek zorunda kalmam. Harçlık veriyorlar mesela, bunu kuruşuna varana kadar soruyorlar naptın diye. Cüzdanımdaki bütün paraları çıkarıp ''Alın amına koyayım paranız sizin olsun'' diyesim geliyor bazen. Üçüncü sınıfta staj olayı olacak o zaman maaşım falan olur herhalde.
  Maddi durumumuz kötü falan da değil ya. Ama her nedense ben kısıtlanıyorum bir şekilde. Kitaba, film biletine para harcamam suç sayılıyor. Ne gerek var diyerek cıngar çıkarıyorlar. Ben bu durumda sessiz kalır mıyım sence? Tabii ki kalmam. Düzenli bir işte çalışıp kendi paramı kazandığımda ayrı bir eve taşınırım belki. Çünkü bazen bu eve gelmek bile istemiyorum. Para mevzusuna tahammül edemiyorum. Sürekli paranın konu olduğu bir evde huzuru bulamazsın. 
   İnsanların bana birşey ısmarlamasından nefret ediyorum. Karşımdaki insan iyilik yapmış sanabilir kendini ama ben kendimi kötü hissediyorum. Hocamın hesabı ödeyişine bozuldum biraz. Bırakın ben kendi içtiğimin hesabını ödeyeyim dedim kabul etmedi. Başkası olsa bu durumdan şikayetçi bile olmaz. Ama ben bu durumdan bir nebze şikayetçiyim. Birey oluşumun önüne resmen ket vuruluyor.
  Okulda bürokratik işleri yoluna soktum. Öğrenci kimliğime kavuştum en sonunda. İntibak sonucum belli oldu. Tahmin ettiğim derslerden muaf olmuşum. Bir ders için itiraz başvurusunda bulundum. Geçen sene aldığım dersi bana tekrar vermeye çalıştılar. Bende bu duruma itiraz ettim. Ders içeriklerini, transkripleri delil olarak sundum, tek tek açıklamalar yaptım profesörlere. Yanlışlık yapıldığının farkına vardılar ve düzelteceklerini söylediler. İçimdeki avukat yine bir dava kazandı. Çak!
   Haklı olmasam hiç bulaşmam bu itiraz olayına ama haklı olduğum için itiraz etme girişiminde bulundum. Profesörlerin her biri beni anlayışla dinledi, bende kendimi iyi ifade ettim olabildiğince. Çakışan bir dersim vardı onun da saati değişti. Şu an çakışan herhangi bir dersim yok. Haftanın her günü okuldayım. Boş tek günüm bile yok. Dersler o kadar yoğun ki akşamları eve gelip dinledikten sonra gece yarısı olmadan hemen uyuyorum. Başımı yastığa koyduğum anda uykuya dalıyorum. Tatil döneminde hiç bu kadar çabuk uykuya dalmazdım.
   Bu okul lisedeki düzenimi geri getirdi sanırım. Geçen sene biraz düzensizdi bu okuldaki ders saatleri. Üç gün okul dört gün tatil oluyordu mesela. Bu okulda öyle birşey yok, her gün okula gitmek zorundasın. Yemekleri de ayrı güzel tabii. Artık dışarda yemek yemiyorum pek. Arada canım hamburger çekiyor gidip yiyorum taksimde. 
  Benim gibi geçiş yapan birkaç kişiyle tanıştım. Çoğu günümü onlarla geçirdim. Gerçi onlara da ısınamadım pek. Üç kişiyiz, konuşuyoruz ediyoruz mesela yemekhane yemek yiyoruz. Ben yemeğimi bitirmeden kalkalım hadi diyorlar. Nefret ediyorum bu durumdan. Üstelik kalkalım durumunu kendi aralarında söylüyorlar. Sınıftan çıkarken beklemiyorlar falan. Çok fazla üstelemiyorum artık ya olursa olur olmazsa olmaz ne yapayım. 
  Bir kızı alttan çok ders alıyor diye ağladı zırladı hocaların karşısında. İnsan azıcık güçlü olur ama dimi? Bide açıköğretim okumak istediğinden bahsediyor salak. Sen bunu hallemiyorken ikinci bir üniversiteyi hayatta halledemezsin. Eski okuluna gitmek için dilekçe yazdı ama bakalım geri dönebilecek mi bilmiyorum. 
  Bu hafta yeni bir grupla bir cafeye gittim. Gram zevk almadım konuşulanlardan. Grupta sarışın bi aptal var. O kafayla nası kazandı bu bölümü bilmiyorum. İyi birine benziyor aslında ya. Ben fazla konuşmuyorum ortamda. Çünkü gerek duymuyorum artık. Kendimi ifade etmekten yoruldum artık. Sanırım bu yeni üniversite bana yalnızlığımı sevdirdi. 
   Evde uzun süre kalmak iyi gelmiyor bana. Dışarda olmaya alışmışım. Okul açıldığından beri dışardayım. Kampüsün bahçesinde kuş seslerini dinlemeye alışmışım. İnsanların birbirlerini çabuk unutabileceğine inanıyorum artık. Kendime olan inancımı yitirmemeye çalışıyorum. Ama her seferinde geriye dönüp baktığımda içimin bomboş olduğunu fark ediyorum. Hiçbir şey değişmiyor çünkü. Sen herşey yolunda sanıyorsun ama halbuki öyle değil. Sadece bir tik atıyorsun yaptıklarına ve bu seni sevindiriyor. Oysa orada, o listede yapamadığın onca şey var ve onlar seni ağırlıklarıyla eziyor.
  Ekimde bir sürü film izleyeceğim. Bunun için çok uğraştım. Filmlere bilet bulabilmek için koşuşturdum resmen. Mommy filmini aşırı merak ediyorum. Fragmanı hoşuma gitti film de güzeldir diye düşünüyorum. Taksimdeki sahaf festivaline uğra bi ara. Çok uygun fiyata bir sürü kitap aldım. Hepsi de gıcır gıcır. Kendimi kitaplarla ve filmlerle oyalıyorum. Başka türlü yaşamımı sürdüremem herhalde diye düşünüyorum. Bir şekilde kendimi oyalamalıyım, ekonomik bağımsızlığımı kazanmalıyım, birilerine hesap vermeye son vermeliyim. Çünkü bu durumdan çok sıkıldım anlıyor musun. Belki de bu yüzden arkadaşlarım benimle buluşmak istemiyor. Çünkü annem sürekli mesaj atıp huzurumuzu kaçırıyor. Bunu yapmamasını defalarca söylememe rağmen yapıyor. Neyse serzenişimi burada noktalayayım ben. Bi ara yine yazarım. Hoş, okur musun onu da bilmiyorum ya. Burası eskisi gibi değil artık. Boş duvara birşey anlatıyorum gibi. Herkes başka bir yere taşınmış da koca mahallede yalnız kalmışım gibi hissediyorum. Blogger'ın eski tadı yok sanki. Neblim eskiden daha canlıydı buralar. Aman neyse ben anlatırım sana birşeyler meraklanma hoşşik.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

22 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Yatay geçiş yapmak korkunç geliyor kulağa. Alıştığın düzeni bozup, yeni bi düzen kurmaya çalışmak zor. Çok mu tembelim yoksa, değişiklikten çok mu korkuyorum emin değilim. Zamanla iyi arkadaşlar edineceğine inanıyorum. Edinirsin de inşallah.
    Film biletiyle işim olmaz da, aldığım kitaplara benimkiler de biraz mırın kırın ediyorlar. Her iki taraf için de olabildiğince karlı bi şekilde çözümlenecek yola girmeyi seçtim bu yüzden.
    Nihayetinde annen baban onlar senin, diyorum. Susuyorum, amma da konuştum.
    Kendine iyi davran, sözde kalmasın ama.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz zor bir şey evet. Alıştığın düzeni bozup kendine yeni bir düzen kuruyorsun. Etrafında tanımadığın bir sürü insan oluyor. Değişlikten korkuyorsun belki de. Ben başka okula gitmek zorundaydım çünkü başka şansım yoktu. Hayatım daha kötü olacaktı. O yüzden doğru bir karar verdiğime inanıyorum. İnşallah edinirim. Evet en nihayetinde öyleler. Bazen kızıyorum ama çoğu zaman seviyorum. Teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Ben de okulumda yalnızlık çekiyorum ama dediğin gibi film olsun, kitap olsun idare etmeye çalışıyorum. Boş saatlerimde hep kütüphaneye gidiyorum. Yalnızlığın derslerime olumlu etkisi oldu. Tanıdık kişiler var ama üniversitede bile hala o salakça "grup" anlayışı olduğu için yakın bir arkadaşım yok pek. Grup anlayışı denen olay lisede biter sanıyordum ama yok hala her yerde çıkıyor karşıma. Allah'tan liseden görüştüğüm bir arkadaşım var her hafta onla buluşuyorum o da okulunda aynı benim gibi yalnızmış. Bir de bu okulumda da liseden arkadaşım var ama yeni arkadaş/grup yapmakla o kadar meşgul ki onla pek görüşemiyoruz zaten bölümlerimiz farklı olduğu için ortak dersimiz yok. Eski günlerin hatrına arada görüşüyoruz ama eski yakınlığımız kalmadı pek.

    Bayram ziyaretlerini de sadece kan bağımız var diye hiç bir ortak yanımın olmadığı ve her fırsatta beni eleştiren insanların yanında zorla bulunmak olarak gördüğüm için ben de bayramları sevmemeye başladım. Hatta dün ananemlerdeydik teyzemler kuzenler falan vardı bayağı kalabalıktık ama ben o kadar sıkıldım ki çektim kapıyı çıktım. Hava soğuk falan demeden 3 vesaitle döndüm eve. Normalde git deseler gitmem o kadar yolu o soğukta ama o kadar iğrendim ki o ikiyüzlü ortamdan üşengeçlik seviyem bile mani olamadı orayı terketmeme.

    Buraya da bayağı hayat hikayemi yazar gibi oldum ama yazmamın nedeni böyle yalnız hisseden insanlar çok var etrafta ve yalnız oldukları için varlıklarının bilinmemesi gibi bir paradoks yüzünden de yalnızlıkları devam etmekte hala.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Derslere olumlu etkisi olur çünkü ev - okul ikilisinden başka bir alternatifin olmuyor. Kendine daha çok zaman kalıyor. Ders çalışmaya epey fırsatın oluyor. Her yerde var o grup anlayışı. İş yerinde bile var. Hayatımızın her döneminde karşılaşacağız maalesef. Eski yakınlığınız kalmadıysa aranızdaki bağ kopmaya hazır demektir. Uzatmaları oynuyorsunuz belki de. Ben ananemler dışında pek akraba sevmiyorum. O yüzden fazla ilişki kurmuyorum onlarla. Onlar da benimle kurmasın mümkünse. İyi bişey yapmışsın bence. Kalsaydın daha kötü olurdun. Evet böyle insanlar çok var etrafımızda ama göremiyoruz maalesef. Keşke kendilerini gösterseler. O zaman yalnız olmadığımızı daha iyi anlarız :)

      Sil
  3. herkes bir köşesinden yalnız işte..o değil de şarkı çok güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet biraz yalnızlık var hayatın her köşesinde.
      Beğendiğine sevindim :)

      Sil
  4. Merhaba vişne. Şu an resmen benim iç sesim gibisin ( erkek versiyonu ). Bu hayatta birşey başaramamış olmanın sıkıntısını da eklersek herşey mükemmel mutsuzluğa ulaşabilir belki. Uzun zamandır yazılarını okuyorum ama hiçbiri bu kadar çok etkilemedi beni. Sayende the smiths'i dinliyorum. Aşık oldum şarkılarına,bir haftadır sadece onları dinliyorum. Bu arada sen ve summer olmasa buralar daha fena olur benim için. Siz çölde bulunan vaha gibisiniz :) Şu an tanımadığın birinden böyle bir şey almak şaşırtabilir seni çünkü ben de kendime şaştım :) İyi bayramlar. Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır ^-^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Sophie
      Bence bu hayatta birşeyler başarabilecek potansiyele sahipsin. Sadece bunun farkında değilsin. Uzun zamandır okunduğumu bilmek beni sevindirdi. Teşekkür ederim ilgin için. The Smiths'i sevmen de ayrı bi güzellik. O grubu çok severim. Ben de şarkılarını çok seviyorum. İyi bayramlar diliyorum. Son cümlenin altına imzamı atarım valla :D

      Sil
  5. sana bir mail yollamıştım, okudun mu merak ediyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumları denetlerken mail adresimi kontrol ettim. Bir tane gördüm o sanırım. Uzun bir maildi. Gördüm evet. Mailimi fazla kontrol edemiyorum ama daha sık kontrol edeceğim. Mailine cevap vereceğim :)

      Sil
  6. Vişne, her yazını belki bir şeyler yoluna girmiştir diye büyük bir umutla okuyorum. Ama bazen bir şeyleri sadece sen yoluna sokabilirsin. Sanki her şeyi çevrenden bekliyorsun gibi bir izlenime kapıldım. Yani önüne yolda kaldım yazan adama inanmış olman tamamen senin iyi niyetinden ama gerçekten tesadüfen yolda kalmış olsan yapacağın davranış önüne yazı yazmak mı olurdu? Sanki bazı şeyleri çok dramatik algılamamalısın, son zamanlarda dilencilerle ilgili çok operasyon yapıldı ve çoğunun inanamayacağın kadar parası var. Boşuna üzülme.
    Yazıda bahsettiğin arkadaşlarına gelince, yanında çıkarları için duruyorlar gibi. Madem hareketlerinden hoşlanmıyorsun, uzak dur bence.
    Seni üzen şeylerin ve insanların listesini yapıp onları kendinden olabildiğince uzak tut. Daha pozitif olmadığın sürece iyi şeyleri nasıl kendine çekebilirsin ki?
    Biliyorum her şey üst üste gelince pozitif olmak çok zor, ama inan gülümsemek çok şey değiştirir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Moira ben de her seferinde daha iyi şeyler yazmayı istiyorum gerçekten. Ama karşılaştığım durumlara bağlı olarak duygusal anlamda bir çöküntüye maruz kalıyorum. Bazen bir şeyleri sen yoluna sokabilirsin sözüne harfiyen katılıyorum. Yolda kalsam herhalde bu yazıyı yazmazdım yardım arardım etraftan. Çıkar konusunda ben de öyle bir hisse kapıldım. Gülümsemek bazen değişim konusunda işe yarıyor bazen de yaramıyor. Bazen gerçeklere gülümseyemiyorsun, onlar sana gülümsüyor çünkü. Güzel yorumun için teşekkür ederim :)

      Sil
    2. Rica ederim, tabi konuşmak kolay. Yeri geliyor öyle lanet ediyorum ki gülümsemek aklımın ucundan geçmiyor, sen de haklısın. Bu arada mimledim seni, yaparsan çok sevinirm. :)

      Sil
  7. Aman Vişne yahu ne bu karamsarlık... :(

    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alışkanlık haline geldi bu artık bende :/

      Sil
  8. Tek çocuk olmanın verdiği bir şey galiba bu ailenin ''nerdesin?'' baskısı. Bende de var aynı durum, çok sıkılıyorum, çok bunalıyorum, hatta çok ama çok daralıyorum. Ama onlara da hak veriyorum bazen...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğin kesinlikle doğru Melo. Ama ben nerede olacağımı, kimle buluşacağımı söylememe rağmen böyle yapmaları çok bunaltıyor beni. Defalarca söylesem de hep aynı şeyi yapıyorlar. Haklılar tabii ama bu kadar fazla yapmaları çok anlamsız bence. Tek çok olmak zor valla :)

      Sil
  9. Ne demek okuyo musun bilmiyorum ama derken ?? Tabi ki okuyoruz.Ayrıca ben bloggerı yeni keşfetmişken buraların daha hareketsiz olması da hiç hoş değil :)
    Belki de yalnızlığını sevdiğin dönemde yalnızlıktan çekip alır biri seni kim bilir :)
    Annenle oturup tekrar konuş bence bu mesaj konusunu.Neden o kadar merak ettiğini neden hemen telaşlandığını sor. Güzelce anlat hissettiklerini.Bence halledilmeyecek bi konu değil.Annen anlayacaktır mutlaka.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa teşekkür ederim ^_^ Sen 2011-12 yıllarında görecektin buraları var ya, herkes yazı yazardı. Herkes birbirinin yazı yazmasını beklerdi. Çok iyi bir dönemdi yani. Şimdi de iyi ama canlılığını yitirdi. İnstagrama kaydı çoğu. Beni yalnızlıktan çıkaracak birinin olduğuna inanmıyorum. Çünkü hiçbir zaman böyle birisi olmadı. Annemle konuştum defalarca ama kadın anlamıyor. Çince falan konuşuyorum galiba istemeden :D

      Sil
    2. Hadi yaa ben o dönemi kaçırmışım tüh :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe