Yine soldan soldan geliyorlar bana..

Pazar, Ekim 19, 2014

Merkür'ün laneti yüzünden bu haftam bok gibi geçti. Dün biraz daha iyiydim. Onun dışında çoğu günüm sıkıntılı, stres, sinirle geçti. Çoğu gece kabus görerek uyandım. Uyandıktan sonra yatağın içinde oturup ''Oh çok şükür rüyaymış'' diyerek derin nefes alıyorum her seferinde. Bu yeni okul beni daha da strese sokuyor. Dua ederek uykuya daldığım halde böyle kabuslar görmeyi hiç beklemiyordum. Zaten alnımın bir kısmında sivilce var. Ergenlik döneminde tek bir sivilce bile yoktu alnımda. Bu okula geldikten sonra pıt pıt ortaya çıkmaya başladılar. 
  Okulda işler istediğim gibi gitmiyor. O kadar berbat bir sınıftayım ki nasıl hayatımı sürdüreceğim bu sınıfta bilmiyorum. Geçen hafta fotoğrafçılık dersinde bir haftamızın nasıl geçtiğine dair bir ödev sunduk hocaya. Benim çektiğim fotoğrafları incelerken ''Niye senin fotoğraflarında hiç insan yok? Arkadaşın var mı senin?'' gibi salakça cümleler kurdu hoca. İkinci sorusuna o kadar sinir oldum ki sadece keskin bir sesle yok diyebildim. Sinema biletlerinin, karikatür dergilerimin, filmlerimin, dinlediğim şarkının fotoğraflarını çektim. ''Sen sinemaya şimdi tek mi gideceksin? Olmaz ama öyle keyif alamazsın'' gibi manasız cümleler kurdu. Daha sonra sana bir sevgili lazım demesin mi ben kıpkırmızı kesildim koca sınıfta. Yani moralim tamamen bozuldu. Derse olan bütün motivasyonum anında yok oldu. Slayttan bir şeyler bile yazamaz hale geldim.
  Rencide edildiğim bu aptal sınıf ortamından gitmeyi çok istedim ama yapamadım. Sinirime dokundu öyle söylemesi. Sinemayı sadece yiyişme mekanı gördüğü için tek başına gitmeyi yanlış buluyor andaval. Dersten sonra aşırı sinirliydim. Sert bakışlarımı etrafa savura savura yemekhaneye gittim. Yolda giderken telefonda Nisbi ile mesajlaşıp yaşadığım durumu anlatıp sakinleşmeye çalışıyordum. Ben çok kolay sinirlenen birisi değilim ama böyle durumlarda sinirlenmemek elde değil ya. Sen kimsin de bana sevgilin olmalı diyorsun ya. Sana mı kaldı benim sevgili bulup bulmamam!!  
   Öfke kontrolü problemim var. Öfkemi kontrol edemiyorum hiçbir şekilde. Nefes egzersizi yapıyorum, yürüyüş yapıyorum, çikolata yiyorum, metal müzik açıyorum, klasik müzik açıyorum, boş kağıdı karalıyorum yok yok yok. Hiçbir şekilde sakinleşemiyorum. Kafasını masalara vura vura kırsam anca sakinleşirim. O derece öfkeliyim. Böyle laubali hocalardan tiksiniyorum ya. Sen fotoğrafları teknik anlamda yorumla işte ne diye özelimi sorguluyorsun! 
  Koca sınıfın önünde yapılacak şey mi bu ya allasen. Kaç yaşında insanım, böyle şeyleri hazmedemiyorum artık. Fotoğrafların içinde insan da vardı ayrıca. Taksim meydanını çekmiştim bukiyle buluştuğum gün. Koca sınıf The Smiths'i tanımadı ya derste. Hoca bile bilmiyor grubu. Ya tamam gruptakilerin ismini bilmek zorunda değilsin ama hiç mi kulak aşinalığın yok be adam. Hiç mi duymadın bu grubu. İşin ilginç tarafı koca sınıfın bilmemesi. Kendimi uzaylı tanıtan pazarlama uzmanı gibi hissettim o an. Sinirlerim o kadar yıprandı ki nasıl tamir edeceğim bilmiyorum.
   Dün film festivalinin son günüydü. Nisbi de geleceğini söyledi. Ben tabii sevindim bu duruma ama sabah kahvaltı ederken ''Ben gelemiyorum, babam izin vermiyor'' demesin mi. Ben kaldım mı yine ortada göt gibi. Filmi zaten yalnız izleyecektim onu biliyorum da geleceğim dedikten sonra gelmemesine sinirlendirdi beni. Daha sonra ne yaptı peki dersin? Sevgilisiyle birlikte sinemaya gidip yemek yemiş. Bu durum karşısında ne hissederdin sen. Yani ben hiçbir şekilde sakin kalamıyorum. Bu bana karşı yaptığı ikinci hatalı davranışı. Öteki de burnumun dibinde gerçekleşen konsere gelmesiydi. Yaz ayında yanıma geleceğini söyledi. Koca üç ay geçti yanıma bile gelmedi. Ama ne hikmetse sevgilisiyle birlikte burnumun dibindeki konser alanına gelebiliyor.
   Mesajlarına cevap vermeyeceğim bir süre. Bakalım hatasını anlayacak mı. Muaf olmak istediğim ders kuruldan onay almadı. O kadar dersi aldığıma dair delil sunup ispat ettiğim halde yine kabul etmediler muaf isteğimi. Benim gibi mağdur olan birkaç kişi daha var. İşlerini doğru düzgün yapsalar böyle şeylere hiç gerek kalmayacak. Aa olur mu öğrenciyiz nasılsa oradan oraya koşturmamız bizim asli görevimiz! Bugün git yarın gel olayından nefret ediyorum ya. Gerizekalı asistan ''Sen yenisin, itiraza itiraz etmek dilekçeyle olur'' demesin mi? Bide ders içeriklerini incelerken çirkefleşirim diyor. Bende ''Çirkefleşmenize gerek yok makul bir sebep söylemenizi istiyorum sadece'' dedim. Bunlar öğrenciye yardımcı olmak yerine daha çok derde boğuyor valla. Katil olacağım bunların yüzünden en sonunda.
   Doğru düzgün bir insan bulamadım kafama göre. Yeni gelen birkaç kişiyle ayaküstü konuşuyorum sadece. Sınıftan sınıfa oluyor genelde bunlar. Geçen gün sınıftan muhabbetimin olduğu birine selam verip konuştum. Bana ''Senin adın neydi ya unuttum.'' demesin mi! Selam verdiğime pişman ettirdi beni yani. Salaklık bende ki selam veriyorum işte. Yürü geç sanane be! 
   Bu hafta bol bol annemle tartıştık. Ben bu hafta neredeyse her gün sinemaya gittim film festivalindeki filmleri izlemek için. Gitmeden öncedeki gün, filmin kaçta başlayıp bittiğini, kaç gibi eve geleceğimi söyleyip anlaşma yapıyoruz. Filmin yarısında bana nerdesin, geliyor musun diye mesaj atıyor. Güzel güzel anlatmama rağmen bir türlü anlamıyor. En sonunda bağırarak böyle yapmamasını söyledim. Gittiğim her gün aynı şeyi yaşadık. Bir gece aç uyudum çünkü yemek yapmamıştı. Şu hayatta en nefret ettiğim şey annemi ağlatmak. Onu ağlattığım için ciddi anlamda kendimden nefret ediyorum. Güzel şekilde anlattığım halde anlamadığı zaman bağırıyorum maalesef. 
   Bir süre sonra sarılıp öpüyorum, barışıyoruz falan ama onu üzdüğüm her an için kendimden tiksinir hale geliyorum. Beni merak ettiği için yapıyor biliyorum ama bu kadar çok hesap sorması beni rahatsız ediyor. Bunu kendisine de söyledim sakin sakin ama anlamıyor. Bana bu kadar çok emek veren insanı böyle üzmek hoşuma gitmiyor. Gecenin bir yarısı yatağından kaldırıp dans ediyoruz bazen. Kafayı yediğimi düşünüyor ama umrumda olmuyor bu söyledikleri. 
  Bu haftamın çoğu birşeylere öfkelenmekle geçti. Öfkelenmeyi bir tarafa bırakıp anı yaşamaya çalıştım ama olmadı. Ulan ben sinirden matadora saldıran boğa gibi oraya buraya küfrederken nası anı yaşayayım. Uyurgezer olduğumu fark ettim bu hafta. Yatakta değil de koltukta uyandım birkaç gün. Çok garip bir şekilde deliriyorum sanırım. 
  Dün sabah film izledikten sonra öğlene doğru teyzemle buluşup bir film daha izledik. Sinemadan sonra derbi maçını izlemeye gittik. Sinemada bizi yanlış koltuğa oturttukları için çalışanlara fırça çektim. Nasıl rahatladım anlatamam. Hak ettiler çünkü. Koca kalabalığa karşı bizi küçük düşürmeye hakları yok. Yanlışlık yaptıkları halde özür bile dilemiyorlar ya. Olacak şey değil. Bu konuyu mail yoluyla şikayet olarak bildireceğim. İşlerini düzgün yapmayan insanlardan nefret ediyorum. Ben mecbur muyum rencide olmaya ya.  
   Bide ben artık mutlu şeyler yazamıyorum. Ben mutluyken yazı yazamıyorum. Bizim en büyük problemimiz mutluluğu kalıcı hale getirememek. Yani mutlu olduktan 10 dakika sonra üzüldüğün şeyler el sallıyor sana uzaktan. Görmezden gelemiyorsun onları. Ben mutluluğumu kalıcı hale getiremiyorum. Anı yaşamaya çalışıyorum daha çok ama o da işe yaramıyor çoğu zaman. Benden mutlu şeyler yazmamı bekleme. Çünkü hayatımda mutluluğa dair en ufak birşey kalmadı artık. ''Öf yine mi depresif bu çocuk ya'' deme mesela. Ben böyleyim yani değiştiremiyorum ben bu durumu. Ben burada daha çok mutsuzluğumu tamir etme ve öfkemi birazcık olsun dizginlenmeye çalışıyorum. Şu an öfkemi kelimelere döküyorum mesela. Bu da benim için bir terapi yöntemi. Dün teyzemle vakit geçirirken mutluydum ama bugün öyle değilim. Mutluluk dediğin şey anlık olur zaten. 
  Cümlelerimi içimde tutmamaya çalışacağım artık. Çünkü içimde tuttukça beni daha çok yaralıyorlar. Ben artık ''Of keşke öyle söyleseydim o an'' demek istemiyorum. Çünkü bunu bilmek bile sinirlendirmeye yetiyor beni. Dün istiklal caddesinde yürürken yağmur yağdığı için yerler ıslaktı biraz. Benim ayağımda ağacın dalı takıldı, kayar gibi oldum ama düşmedim yani. Yanımızdan geçen yaşlı, hafiften de çatlak olduğunu sandığım kadın ''Hahaha düşecektin be'' deyip güldü pişkin pişkin. Bunu duyan ben büyük bir öfkeyle '' Aç da kendi kıçına gül kaltak'' deyip yürümeye devam ettim teyzemle. Teyzem söylediğim sözlere şok olmuş bir şekilde bakarken ''Madem öyle pişkin pişkin gülüyor o zaman böyle cevap almayı hak ediyor.'' dedim öfkeyle. 
  Sevdicek beni deli ediyor. Mesajlarıma artık cevap vermiyor. Sürekli ben mesaj atıp birşeyler sormaya çalışıyorum. Sanki iki yakasından tutup onu sarsıyormuşum gibi hissediyorum mesaj atarken. Bıraktım bende mesaj atmayı. Bir süre mesaj atmayacağım. Zaten mesaj atmamam hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Yokluğumu bile fark etmez eminim. Ya bu beni çok yaralıyor anlıyor musun. Tek istediğim onunla keyifle konuşmaktı. Gerizekalı gibi hoşlanırsan böyle olur Vişne efendi. Ulan bi kere de sevildiğimi hissedeyim be.
   Mehmet Pişkin'in intihar videosu beni çok etkiledi. Sonumun öyle olmasından çok korkuyorum. Videoyu izlerken kendimden çok şey buldum. Adam tıpkı bana benziyor ya. Konuşması, şarap içişi, müzik zevki, kurduğu cümlelerdeki anlamlar çok benziyor benimkine. Söylediği sözler o kadar doğruydu ki hak veremeden edemedim. Kendisini hiç tanımıyordum. İnsan hiç tanımadığı birinin ölümü için üzülebiliyormuş, hem de fazlasıyla. 
   Benim kendime karşı bir öfkem var. Hayata karşı öfkem var. İnsanlığa karşı bir öfkem var. Ve bunu hiçbir şekilde durduramıyorum. Vaktim olsa boksa gitmeyi deneyebilirdim ama her günüm dolu. Hafta sonu da ödev hazırlığı ve dinlenmekle geçiyor daha çok. Sinir olduğum insanları sıraya koyup vur bunları deseler gözümü kırpmadan vururum. O derece öfkeliyim onlara karşı.
Bir öfke selinin daha sonuna geldik canım okuyucum. 
Bi ara sana filmekiminde izlediğim filmlerin yorumlarını anlatacağım. 
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

7 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Biri beni başkalarının yanında küçük düşürdüğü zaman öfkemi dışa vuramıyordum eskiden. Bu küçük düştüğümü kabullenmek gibi geliyordu ve gururuma yediremiyordum. Ama sonunda zararı yine banaydı. Geçen sene itibariyle ansızın değiştim ve en ufak bir şeye patlar oldum. Bu kez etrafımdakiler yaralandı ve ben sırf bu yüzden daha çok zarar görür oldum:( bu öfkeyi nerde tutmalı bilmem?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de öfkemi dışa vurarak rahatlamaya çalışıyordum şimdilerde. O kadar kötü hissediyorum ki, bunu içime atınca daha da kötüleşiyorum. Ben üzüleceğime onlar üzülsün. Öfkeyi yerinde ve zamanında kullanmak gerek bence. Her şeye patlamak manasız ama bu gibi durumlarda patlamak haktır bence. Böyle bir şey yaşamana üzüldüm. Umarım bir daha yaşamazsın böyle şeyler.

      Sil
  2. Öncelikle şunu söylemeliyim ki şarkı çok güzel :)
    Bana Bugs Bunny'i hatırlattı nedense saçma ama :D
    Bence annenle tartışa tartışa kabullenecek bu durumu. Ama tabi birbirinizi kıracak ve ağlatacak kadar tartışmasanız keşke :(
    Hocanın yaptığı tam bi terbiyesizlik resmen. Neden yalnız film izlenmiyor ki? Sonuçta sinemada konuşup yorum yapamıyoruz. Yalnız olsak ne farkeder?
    Nisbi çok ayıp etmiş.Babasını bahane etmiş sanırım sana.Dürüst davranabilirdi aslında.
    Sivilce bazen stres nedenli olabilir.Sıkıntı yapıyosun kendine ondan çıkıyodur. Ben de bişeye üzüldüğümde beni hiç yalnız bırakmazlar sağolsunlar :)
    Ben seni okurken hiç sıkılmıyorum yada ay ne depresfif ya demiyorum.Seviyorum yazdıklarını okumayı.Normalde bu kadar uzun yazılar okuyamam.Ama seni okurken aa bi bakıyorum şarkıya gelmişim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim beğendiğin için :) Ben de çok seviyorum bu şarkıyı. Eski bir tadı var şarkının belki sana ondan hatırlattı. Annemle olayı çözdük sayılır. Ben bağırıp durumu anlattıktan sonra artık aramamaya başladı. Mesaj da atmıyor eskisi gibi. İlla bağırmak gerekiyormuş demek ki. Onu üzmek en nefret ettiğim şey, bu yüzden pek yapmam bunu ama bazen üzmek durumunda kalıyorum işte. Hiç sorma ya, nasıl sinirlendim anlatamam. Keşke dürüst davransaydı ama nerdee. Sıkıntı yüzünden büyük ihtimalle. Üstelik bu sivilceler geçmiyor bir türlü ya :( Böyle düşünmen beni çok sevindirdi. Bazı okuyucular bu halimden nefret ediyor, o yüzden böyle birşey söyleme gereksiniminde bulundum. Hızlı okumaya alıştırıyorum işte insanları ne güzel :D

      Sil
  3. Bence sinemaya tek gitmek çok ayrı bir keyiftir. Gerçek anlamda kendine zaman ayırdığını hissedersin. Filmi izlerken bir yandan da kendinle hesaplaşırsın. Güzeldir yani. Ayrıca, mutluyken yazı yazılmaz, dediğin gibi anı yaşarsın oysa mutsuzluğu yok etmek için sayfalara kazırsın, o kelimelerden hıncını alırsın. Ve bence en güzel cümlelerde mutsuzken dökülür. Baksana Adele'e, kadın şarkı sözü yazabilmek için mutsuz olmayı bekliyor. Bu arada paylaştığın şarkıyla yine 12'den vurdun. Ella Fitzgerald dinlemeyen jazz dinlememiş demektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana bu fikri lisedeki felsefe hocam aşıladı. O yüzden onun bu fikrini yaşatmaya çalışıyorum Kübra. Daha rahat oluyor tabii ama biriyle gittiğinde film çıkışı sohbet etmek daha zevkli oluyor. Ben de bu yazıyı o yüzden yazdım. Çok sinirliydim, dolup taşınca böyle bir yazı çıktı ortaya. Bazen güzel şeylerden de bahsediyorum tabii. Dünyam hep karanlık değil. Teşekkür ederim ^_^
      Fizgerald candır :)

      Sil
  4. Mert... seni dün keşfettim aradaki farkı kapatayım diye tüm yazılarını okudum tek tek. ağladım, bazen annenle bazen seninle... kendimi buldum yalnızlığında, insanlara karışamayışında, sarılmayı sevişinde. Özellikle annenlerden ayrı büyümenden kaynaklanıyor sarılmayı sevmen sevgiye açım demen.
    Ben sinirli olduğum zaman gözümü kapatırım ve fıght club ta olduğumu ve karşımdakine yumruk attığımı falan düşünürüm:-) hastalıklı gelebilir ama ben çok rahatlarım.
    Bende ergenlikte çıkmayan şimdi yakamı bırakmayan sivilcelerden muzdaribim.
    Okulunu kazanmak için ne kadar çabaladığını okudum çook sevindim kazanınca hele devlete geçince. Sen de başına gelen her olumsuzlukta bunu düşün lütfen sen burada olabilmek için insanüstü bir çaba sarfettin unutma bunu sakın
    Ben çok sevdim seni, yazılarını, kitabın ve filmin dibine vurmanı...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe