Ben bu hüznümü hangi ağacın gölgesine gömeceğim?

Cumartesi, Aralık 13, 2014

   Barış Bıçakçı ''Bu dünyanın dışında çıkmak istiyorsan intiharın dışında başka bir yol bulmalısın'' diyor bir kitabında. Onun bu sözünden yola çıkarak hep başka bir yol aramaya çalıştım, aramaya da devam ediyorum. İnsanların söyledikleri bazen ölme isteğinizi arttırabilir. Bunu bizzat yaşadığım için söylüyorum. Bazen akıl hastanesindekilere imreniyorum. Çünkü gerçek hayatın stresini yaşamıyorlar. İlaçlarını içip hayata adapte olmaya çalışıyorlar kendi dünyalarında. İnsanlarla gerçek hayatta baş etmek o kadar zor ki gün sonunda kendini çabuk biten çinko karbon pil gibi hissediyor insan.
  Salı günü Nunu ile birlikte Akbank Sanattaki edebiyat söyleşisine gittik. Onun öncesinde arkadaşlarla takılıyordum. Ne takılma ama! Minik olmasa yanlarına uğramayacağım aslında. Ya nasıl samimiyetsizler görmen lazım blog. Ya bende sorun var ya da onlarda. 
  ''Bilgidiğiniz güzel mekan var mı? Varsa gidelim'' dediler bende tuttum bunları nezih, kaliteli bir cafeye götürmeye kalktım. Gitmemizle çıkmamız bir oldu mekandan. Merdivenden çıkarken ''Sen burayı nereden buldun ya, çok ıssız'' diye girdikleri cafeden ışık hızıyla çıktılar. Neymiş içerisi çok sakinmiş, bizim konuştuklarımızı duyarmış insanlar, içerisi çiğköfte kokuyormuş. Hepsi palavra amına koyayım. Ben önerdiğim için girmek istemedi Sarışın. Cindy ''Napalım çıkalım mı'' diyerek Sarışına baktı. Sarışın ''Sigara içilcek yer yok ya'' diye söylenerek çıktı kapıdan. Ben görevliye ''Sigara içilecek yeriniz var mı?'' diye sorarken onlar merdivenleri çoktan inmişlerdi.
  Yani o an yaşadığım hayal kırıklığını tarif bile edemem. Rezilliğin vücut bulmuş hali gibiydik ya. Böyle insanlarla aynı ortamı paylaştığım için nefret ediyorum. Ayrıca sigara içilecek yer varmış mekanda. Adam gibi bir mekan önerdim, pişman ettiler anlayacağın.  Bide Cindy utanmadan '' Yaa alınmadın dimi Vişne?'' diye sormuyor mu iyice deli oldum o an. Mephisto Cafeyi tavsiye ettim ona da burun kıvırdılar. Sarışın kendi dediğini yaptıramadığı için şişti o yüzden girmek istemedi gerizekalı. Yanlış bir arkadaş grubunda olduğumu o gün daha iyi anladım açıkçası. Bir şeye hevesleniyorum burnumdan getiriyor denyolar ya.
  ''Madem beğenmiyorsunuz benim önerdiğim mekanları o zaman siz bulun'' diyerek işin içinden çıktım. Suratım beş karış asık bunu söylerken. Bulamadılar tabii mekan. O sırada Nunu aradı. Bir süre onunla konuştuktan sonra onları orada bırakıp geldim. Aramasaydı ben çıkıp gidecektim zaten çünkü tadım kaçmıştı bir kere. Minik dışında zaten öyle uzun uzun konuştuğum biri yok zaten aralarında.
 Nunu desen ayrı bir dünya. Beni büyüten teyzemdir kendisi. (5 tane teyzem var bu arada) En çok onunla bir yerler gideriz genelde. Konserlere genelde onu sürüklerim yanımda. Çünkü konserlere giden pek arkadaşım yok etrafımda. Şebnem Ferah ve Hayko Cepkin konserine götürmüştüm bir keresinde onu. Hayko Cepkin hayranlarını görünce ''Beni nereye getirdin böyle ya. Tiplere bak, korkuyorum'' demişti. O gün birlikte hamburger yemeye gittik. Ben ödeyim istersen dedikten sonra cüzdanımdan para çıkarıyordum ki sırıtmaya başladı. O parayla mı ödeyeceksin demek istedi anlayacağın. O an nasıl sinirlendim anlatamam. ''Benim para bozdurmam gerek öderim ben boş ver'' dedi. Yani o an öyle davranmasını çok içerledim açıkçası.
  Annem ve babam hakkında konuştuk yemek yerken. ''Yine eskisi gibi tartışıyorlar mı?'' diye sorunca ''Annem biraz babamın üstüne gidiyor para konusunda arada.'' dedim. ''Kadın haklı'' deyince ''Haksız yere suçluyor bazen babamı'' dedim. O da bu sözlerime ''N'oldu birden babacı mı oldun? Yazın baban sana vurduğunda eşyalarını toplayıp bize gelmiştin hatırlarsan'' deyince bende ipler koptu. Yani o an ağladım ağlayacağım. Gözlerimden yaş gelmemesi için yukarıya bakıyorum falan. Patateslerimi bile bitiremedim. Ben ''Yoo olmadım.Hem annemin hem de babamın yanlışları var.'' dedikten sonra konuyu uzatmadı. Ya uzatsa nolucak moralimi bozdu bir kere. Teyzem hayatımda güvenebileceğim ender insanlardan biri olunca ona olan güvenim sarsıldı biraz açıkçası.
  Söyleşiye katılmak için davetiye aldık, sonra sırada bekledik. Yekta Kopan, Buket Uzuner ve Küçük İskender'i canlı canlı görmek beni sevindirdi. Üçünün de kitaplarını okuyan biri olarak o an çok mutluydum. Yekta Kopan çok esprili birisi ya. O adamla üniversite yıllarında kanka olmak isterdim. Tam kankalık bir hava var adamda. Buket Uzuner desen çok samimiydi. Küçük İskender ağırbaşlı tutumuyla göz doldurdu. Onlara sorduğu sorular da güzeldi bence.
  Söyleşi bittikten sonra eve dönerken otobüsün cam kenarında durmadan ölümümü düşündüm. Babamla yaşadığım kötü hatıra gözümde canlandı birden. Ayağıma vurmasıyla hissettiğim o acıyı hissettim tekrar. Sinirlendim, öfkem bedenimi ele geçirdi. İçimden sürekli ''Allah kahretsin allah kahretsin'' diyerek kulağımda çalan şarkıyı dinledim. Bir otobüs yolculuğunda bir sürü intihar senaryosu kurdum kafamda. Otobüsten indikten sonra bi denize baktım bide gökyüzüne. Üzüntüden ne yapacağımı şaşırmıştım. Denize atladıktan sonra ne yaşayacağımı görebiliyordum zihnimde. Benim öyle manyak bir yeteneğim var, olayları çift tarafları olarak görebiliyorum. Olanı ve olması muhtemel olayları zihnimde görebiliyorum anlayacağın. 
  Ellerimi saçlarımın arasında gezdirip gökyüzüne baktım sadece. Gökyüzüne bakarken ''Neden?'' diyebildim sadece ''Neden?'' Sahilin önünde biraz bekledim, derin nefesler aldım. Sonra bundan vazgeçip karşıdan karşıya geçtim. ''Allahım sabır ver, lütfen sabır ver, sabır ver'' diyerek yürüdüm karşıdan karşıya geçerken.  
  Yüzümün asıklığından olayı şak diye anlayan anneme teyzemin söylediklerini anlattım. Kadın da üzüldü anlattıklarıma. Annelerin öyle süper gücü var bence. Evlatlarının üzüntüsünü anında seziyorlar. Annelerin süper güçlerine hayranım. 
   Dün Minikle birlikte Pera Müzesine gittik. Metro koridorunda giderken kiminle karşılaştık tahmin et? Emelle! Ben nasıl şok oldum anlatamam. Normalde ''Keşke karşıma çıksa, keşke konuşsak uzun uzun'' diye bahsettiğim insanı bir anda karşımda görünce çok sevindim. Hayat çok garip biliyor musun. Hiç olmadık zamanda en çok görmek istediğin insanı anında karşına çıkarıyor. O beni fark etti zaten, ben Minikle okulda neler olduğunu anlatıyorum. Sarıldık ettik, konuştuk. Ne bileyim onunla karşılaşmayı hiç beklemiyordum, iyi geldi onu görmek. Gideceğimiz sergi hakkında konuştuk ayaküstü. ''Buralardasın ama hiç görüşemiyoruz'' dedim. Çok yoğun olduğunu söyledi. İki bölüm birden okuyor çünkü.
  Minikle İstiklal caddesini o yağmurun altında uzun uzun konuştuk. Ben gruptaki arkadaşlar hakkında konuştum epey. O da söylediklerime hak verdi. Ortegayı, Sarışını falan samimi bulmuyormuş. Ben de bulmuyorum açıkçası. Ortega okula geldiğinden beri benimle konuşmadı. Yüzünden samimiyetsizlik akıyor anlayacağın. Bunların da böyle huyu var sinir oluyorum. Koca sınıfta kimse doğru düzgün birbiriyle konuşmuyor anacım. 
  Aynı sınıfta olduğumuz halde günaydın bile demiyor çoğu. Bazen kendimi o ortamdan ışınlamak, Nisbi'nin yanına gitmek istiyorum. Onun arkadaşlığını kimsede bulamadım ya. Minik sergiyi pek beğendi. Valla sergideki eserleri ben çok beğendim. Böyle tabloların önünde durup uzun uzun yorum yaptım, keyifle dinledi beni. Minikle sohbet ederken bir ara bana, Cindy'e ''Vişneyi neden yalnız bırakıyorsunuz? Ne zaman görsem çocuk hep yalnız'' dediğini söyledi. Cindy de ona ''Okulun ilk günü 'Ben not veremem herkes kendi notunu tutsun' dediği için uzaklaştık ondan'' demiş. Yani okulun ilk günü birisi bana böyle söyleyince kendimi kullanılıyormuş hissine kapıldığım için söyledim. Ki bu durumu sana okulun ilk gününde neler yaşadığımı anlattığım yazısında da anlatmıştım.
  Zara'nın erkek parfümlerine bayılıyorum. Çok küçük olmalarına rağmen çok pahalı puştlar. Bi ara annemleri kandırmaya çalışırsam almayı düşünüyorum. Sana almaktan vazgeçtiğim gömlekten bahsetmiştim ya hani, bu hafta aldım o gömleği. Annemler çok beğendi. 
  Aralık ayını hiç sevmiyorum. Yılbaşı geliyor çünkü. İnsanın normalde bu gibi şeylere sevinesi gelir ama nedense benim sevinesim gelmiyor. Çünkü farklı bir kutlama yapmayacağız. Anneannemlerde olsaydım yine aynı şeyi yaşayacaktım. İçki içip televizyon izlemekten başka bir şey yapmıyor insan. Eskiden anneannemlerde yılbaşı akşamı tabu oynamak isteğimi söylediğimde hep geri çevirirlerdi teyzemler beni. İçkiyle altı yaşında tanıştım bu arada, şampanyayla. 
  Finaller yaklaştığı için bende yine stres dalgalanmaları oluşuyor. Yemin ediyorum bu okul beni zihnen mahvetti. Hiç isteğim kalmıyor sabahları okula gitmeye. Sınıftaki ortamın soğukluğundan kaynaklanıyor biraz da. Dün hukuk dersinden önce Anwar bana ''Niye köşede duruyorsun öyle, yeni birisi mi var yoksaa :)'' diye şakayla karışık konuştu benimle. Ya ben bu çocuğun samimiyetini çok seviyorum cidden. Siyasi görüşlerimiz farklı falan ama hiç umursamıyorum bu durumu çünkü aşırı sıcakkanlı bir insan. Anwar dışında Hinduyla bu ara çok konuşuyorum. Onunla aynı düşüncelere sahip olmak sevindiriyor beni. Çok rahat bir insan. Diğerleri gibi değil daha net bir yapısı var konuşmalarında. 
  Hindu'nun arkadaşlığını seviyorum. Bana bilgileriyle çok şey katıyor. Üstelik bir şeyi eleştirirken bilinçli bir şekilde eleştiriyor. Anwar, Hindu, Minik falan iyi arkadaşlar benim için. Yanlarına gittiğimde gülümseyerek bakıyorlar bana mesela. Özellikle Minik tam bir arkadaş timsali ya. O da söylüyor zaten ''Ben samimi olmayan insanlarla anlaşamıyorum pek'' dedi. Arap Faik, Cindy ve beni çok seviyormuş arkadaş olarak. 
  Finallere şimdiden çalışmaya başlamam gerek aslında yoksa götümde patlayacak hepsi. Bide bazı derslerin finali aşırı zor olacak gibi. Bilmiyorum, endişeliyim notlar konusunda. Vizelerde düşük notum yok hiç ama finaller kaderimi belirliyor bir yerde. Bu arada yorumlarıyla beni yalnız bırakmayan okuyucularıma çok teşekkür ederim. Ben artık okunmadığımı düşünüyordum ama yorum falan gelince okunduğumu anladım. Ben bu sene okuduğum kitapların yazısını yazmamışım ya. Yazı yazarken fark ettim ha. 
  Eski arkadaşlıklarımı özlüyorum bazen. Ne bileyim insanlarla bir şeyler paylaşmayı özlüyorum. Ya da birinin omzuma başını koymasını istiyorum. Bu Sevdicek de olabilirdi ama olmadı maalesef. Kaç haftadır konuşmuyoruz. Bu saatten sonra da konuşmayız herhalde. Arkadaşlığımı elinin tersiyle itti resmen ya. Oysa ben ''Üzülme ben yanındayım'' demesini çok istemiştim biliyor musun. Benimle görüşmesini, onunla gülmeyi falan istemiştim ama olmadı. Ben gerçek hayatta çok yalnız bir insanım. Sınıfta doğru düzgün konuştuğum 2-3 insan var sadece. Hepsi birbirinden kopuk bir sınıf işte. Kendilerince grupları var takılıyorlar. Samimiyetten uzak ayaküstü sohbetler kuruyorlar kendi aralarında. Bazılarının kafalarını masalara vura vura bayıltmak istiyorum.
   Düşünsene çok mutsuzsun, sevdiğin insan sana sarılarak üzüntünü anında etkisiz hale getiriyor. Sarılmanın öyle bir etkisi var, huzur veriyor insana. Belki de huzursuzluğum bu yüzdendir. Emel'e sarılırken sanki onun eskisi gibi olmadığını fark ettim. Bu değişkenlikten nefret ediyorum. İnsan neden hep aynı kalamıyor? Dört sene beraber okuduğum insan yıllığıma neden 2 satır cümle yazıyor mesela? Neden benimle yıllık fotoğrafı çektirmedi? Neden üzüldüğümü bile bile bunu yaptılar bana? Neden Allahım neden? Hazmedemiyorum.
  Dün Miniği tramvay durağına bırakırken Galata Kulesini gördüm ve ihtişamına aşık oldum. Ne kadar güzel bir kuledir, ne kadar güzel bir ışıklandırmadır o yarabbim. Pera Müzesini sık sık ziyaret etmeyi düşünüyorum. Ambiyansı hoşuma gitti doğrusu. Sanat eseri görmek bana iyi geldi. Keşke mutluluğumu paylaşabileceğim insanlar olsaydı etrafımda diyorum bazen. Telefonda değil de yanımda olsa bazıları hiç yalnızlığı hissetmem gibi geliyor. Sabrede sabrede aşacağım bunları. Başka türlü aşmayı düşünemiyorum. Ömrümle iyi geçinmeye çalışıyorum anlayacağın cancağızım. 
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.

You Might Also Like

12 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya mert bazen yorum ayarını kaçırıyorsun bence. Bana ne hakla safsın diyebiliyorsun sen? Ben senin hiçbir yazında bu tarz yorumlarda bulunmadım. Sen nasıl bu kadar geniş olabiliyorsun? Azıcık üsturuplu yorumlarda bulunmanı öneririm sana. Şurada birşeyler yazıyorum yazdığıma pişman ettiriyorsunuz böyle şeyler yaparak. Ben böyle bir insanım, değişemiyorum. Değişmeye çalışıyorum ama başka biri olmak kendimden nefret etmemi sağlıyor. Başkalarının istediği biri gibi olmaktansa kendim olup nefret edilmeyi tercih ederim. Senden rica ediyorum bu tarz ''safsın yeaa'' yorumlarını kendine sakla.

      Sil
    2. safsın kısmına neden bozulduğunu anlamadım. safı ben kötü bir anlamda kullanmadım, safın direk kelime anlamı katkısız ''pure'' demek. aklına saf-salak gibi bir anlam geldiyse, gelmesin. üsluba gelecek olursak da ben yazında yazdığın üsluba yakın bir üslupla yorum yapmışım fark ettiysen. yorumlarda ciddiyet beklediğini de bilmiyordum. çok gereksiz bir tepki göstermişsin, daha da ne yorum yaparım ne bloguna uğrarım, boş boş gerginlik yaratmışsın.

      Sil
    3. birde pişkin pişkin ismimi kullanmışsın ben özellikle gizlemeye çalışıyorum. çok sağol yani. tek isteğim senden sil kendi yorumunu da çünkü ben özellikle anonim kalmak istiyorum, zorunluluktan. bu yorumu da yayınlama ben yorumumu da sileceğim.

      Sil
    4. Bence saygı duyup yorumu silmelisin Vişne. Sen üstüne üstlük "yayınlama" denen bir yorumu da yayınlamışsın. Ha yorumlar senin kontrolünden geçmeden direkt yayınlanıyorsa o zaman bir şey diyemem tabii ki.

      Sil
  2. Ne güzel herşeyi ince ince anlatıyorsun onları aklında tutabilmen çok güzel ama en güzeli böyle uzun uzun anlatabilmen ben uzun konuşunca ya da yazınca insanların sıkıldığını düşünüp yarım bırakıyorum yanlış anlama seni okurken sıkılmıyorum ve finaller konusunda haklısın benimde başlamam lazım çalışmaya ve ayrıca bence sende bi sıkıntı yok samimi olmayan insanlarla samimiyetsiz bir ilişki kuracağına kurma daha iyi etrafında birileri olsundiye insanın kendinden vermesini doğru bulmıyorum bu arada hangi ünibersitede okuduğunu bilerek mi söylemiyorsun yoksa söyledin de ben mi kaçırdım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ben bazen beni okuyanların zaman zaman sıkıldığını düşünüyorum. Böyle söylemen beni biraz rahatlattı suumerella. Ben de seninle aynı şeyleri düşünüyorum. Böyle düşündüğüm için sanırım istemeden de olsa yalnız kalıyorum. Ben bilerek söylemiyorum hangi üniversitede okuduğumu. Bir şey kaçırmadın.

      Sil
  3. Seni ben en son bıraktığımda bir kitapçıda çalışıyordun Vişne. O zamanki maceraların geldi gözümün önüne. Tekrar merhaba :)
    Neden insan hep aynı kalamıyor dersen, üniversitede en çok merak ettiğim soruydu. Şu an hala bir cevap arıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Seda. Ben oradan çıkalı epey oluyor. Çıktıktan sonra da bir daha da anmak istemedim orayı. Galiba zaman yüzünden insan aynı kalamıyor. Ben de bunun kökenini merak ediyorum ama doğru düzgün bir yanıt bulamadım içimde. Tekrar hoşgeldin :)

      Sil
  4. Merhaba açıkçası yorum yapmadan önce bi düşünmedim değil terslenmek pek hoş bir şey değil neyse seninkine benzer bi donemden bende geçtim ama o sıralar hiç bitmeyecek gibi geliyodu.bende intihar etmeyi geçirmiştim aklımın bi kosesinden ama ne olacakti? Kitabin sonunu bilemeyecektim hala daha bilmiyorum ama inan değişiyo her şey. baki değil ne mutluluk ne mutsuzluk. ama disardan kendi davranislarini bi yorumla nasıl bi izlenim veriyorsun insanlara? Sen seninle arkadaş olmak ister miydin? Ayrica kendini degistirmeyi neden istemiyorsun ki? Suanki durumundan pek hoşnut görünmüyorsun.

    YanıtlaSil
  5. Vişne...sürekli buralarda ne işim var demekten tükendin:) mutlu etmeye çalış kendini...hayatı akışına bırakarak yaşamalı bazen..o zaman su yolunu muhakkak buluyor.Olması gerekenler,olması gerektiği zamanlarda oluyor.Bu yüzden düşünme artık ipe sapa gelmez sonları..
    İnsanların neden değiştiğini ve neden aynı kalamadığını soruyorsun ya..iyi ve kötünün yüzü hep aynı..bu yüzden hayatta ki herşey,karşılaştığımız herkes,insanın yoluna ne zaman çıkacağına bağlıdır.Ben; hayatı hep ayakları ısıtmayan bir battaniyeye benzetirim..itsende,çeksende hep kısa geliyor.Kanımca;Allah insana kaldıramayacağı kadar yük vermez,sakin denizlerde iyi kaptan yetişemez,bu yüzden boğuşmak lazım hayatla..
    Vişne..tüm bu sıkıntılarının,zorluklarının sonucunda hayatının kölesi değil,efendisi olarak yaşayacaksın inan bana..iyi davran kendine..hayatındaki diğer tüm zorluklar gibi bunlardanda göğüs gererek başarıyla çıkacağına inanıyorum.kendine iyi bak sevgili Vişne,kal sağlıcakla:)

    YanıtlaSil
  6. Vişne, her yazına yorum bırakmaya devam ediyorum, sen bana sinir oluyorsun sanırım. Artık sana yorum yazmaya açıkçası korkuyorum. Özellikle Lazy Otter'ın yorumuna cevabına bakılırsa yorum yazmamak daha mı doğru diye de düşündüm. Ama normalde de insanlara blogunu okuyanlara verdiğin gibi tepki veriyorsan, arkadaşlıklarında yaşadığın sorunun sebebi bu olabilir. Yanlış anlama lütfen ama pek bizlerin yazılarına yorum yapan biri değilsin. Sana yaptıklarımıza bazen cevap vermiyorsun ve bazen de tersliyorsun. Hiç kendine ben mi yanlış düşünüyorum diye soruyor musun? Yani okulun ilk gününden herkes kendi not tutsun diyen biri vardı okulda, yüzüne daha sonra hiç bakmamıştım. Ki ben ses kaydı yapıp hepsini üşenmeden deftere geçiren insanım, onun notuna muhtaç değildim. Neyse, çok zor hayatlar var, sen de şu intihar eden adam gibi memnuniyetsizlikten intiharı düşünüyorsun, yazık Vişne.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe