Bu sene okuduğum kitaplardan seçmeceler..

Pazar, Aralık 21, 2014

   Bu sene 45 tane kitap okuma hedefi koymuştum kendime. Büyük bir azim gösterip bu sene şu ana kadar toplam 59 tane kitap okumuşum. 100 kitap okumayı hedeflemeyi istiyorum ama gözümü korkutuyor biraz. Zamanla 100 tane kitap da okurum büyük ihtimalle. Geçen seneye nazaran bu sene daha çok okumuşum kitap. Bu sene kaç tane film izlediğimi saymadım bir ara liste tutmuştum ama onu da bir kenara fırlatmışım, kaybolmuş defter. Onu da başka yazıda anlatırım. Yukarıdaki kitap kapakları rastgele dizilmiştir yan yana.Herhangi bir sıralama yok yani. Okuduğum kitaplardan birkaçı bunlar sadece. Hepsi birbirinden güzeldir. Kitaplar hakkında birkaç yorumda bulunayım öyleyse elmalı turtalarım.

   1) Elif Şafak - Siyah Süt: Bu kitap öyle şahane bir kitap değil ama kafa dağıtmak amacıyla okunabilir. Özellikle hamile kadınların bir ara en çok okudukları kitaptı bu. Çünkü hamilelik psikolojisini iyi bir biçimde ele almış Elif Şafak. Bu kitap teyzemin kütüphanesinde göz kırpıyordu sürekli bana. Teyzem ''O kadın kitabı sen okuyup napıcaksın'' diyerek kitabı vermezdi bana. Böyle deyince daha çok merak ettim kitabı. Erkeklerin de okuyabileceği bir kitap bu bence. Okulun kütüphanesinde görünce alıp okuyayım dedim. Elif Şafak'ın içler sesler korosunu sevdim. Kendimden birkaç şey buldum okurken. Kadın yazarların hakkında bazı bilgiler de var kitapta. Çoğu insan sevmiyor bu kadını ama ben edebi yönünü seviyorum.
   2) Oğuz Atay - Korkuyu Beklerken: Türk Edebiyatının en önemli yazarlarından birisidir Oğuz Atay. Korkuyu Beklerken adlı hikaye kitabında kaleminin gücünü bir kez daha ispatlıyor. Geçen sene Tutunamayanları keyifle okuyan biri olarak bu kitabını da keyifle okudum. Özellikte kitapta yer alan Beyaz Mantolu Adam, Korkuyu Beklerken, Unutulan hikayelerini çok beğendim. Oğuz Atay'ın hayata karşı olan öfkesini kendi öfkeme benziyorum bazen. İyi ki böyle bir esere imza atmış Oğuz Atay. Bu eseri okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
  3) Orhan Pamuk - Cevdet Bey ve Oğulları: Orhan Pamuk çok tartışılan bir yazar oldu son zamanlarda. Ben siyasi yönünü bir kenara bırakıp onun edebi yönüyle ilgileniyorum daha çok. Bu kitabın sayfa kalınlığı gözünüzü korkutmasın çok çabuk okunuyor. Tabii kitabı severek okumanız gerekiyor. Yoksa hayatta bitmez o kitap elinizde sürünür. Kitabı severek okursanız 3-4 haftaya bitiyor en geç. Ben 3 haftada bitirmiştim sanırım. Cevdet Bey ve Oğulları kitabı bir dönem kitabıdır. Bir ailenin 3 kuşak yapısını anlatıyor Pamuk. Okulun kütüphanesinden almıştım bu kitabı. Kendi kütüphaneme de alacağım bu kitabı. Ben kitap kapağını da çok sevdim. Özellikle kitabın sonu benim için film tadındaydı. Sanki film izliyormuş gibiydim. Üstelik 3 kuşağın hikayesi beni hiç sıkmadı. 
  4) Zülfü Livaneli- Kardeşimin Hikayesi: Geçen senenin en çok okunan kitaplarından biriydi bu kitap. Bu durum benim ilgimi çekti kitabı alıp incelediğimde hafiften kanım kaynadı. Alıp okudum iki haftada. Kitabın akıcı olması daha çabuk bitirmemi sağladı. Ben Zülfü Livaneli'nin Mutluluk ve Serenad kitaplarını severim. Bu kitabı polisiye tadında olmuş. Hikayenin sonu okuyanları ters köşe ediyor. Ahmet Ümitten daha başarılı bir polisiye yazmış bence. Okunmayı hak ediyor.
  5) Sylvia Plath - Sırça Fanus: Bu sene okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi Sırça Fanus. Esther Greenwood benim dostum gibiydi adeta. Çok sevmiştim onu. Esther'in yaşadıklarına çoğu zaman çok üzüldüm. Plath'ın bu kitabı yazdıktan sonra hayatına son vermesi de ayrı üzücü bir durumdur. Kitapta altını çizdiğim çok cümle var. Her biri altın değerinde. Keşke bu dünyadan bu kadar erken ayrılmasaydı. 
 6) Şebnem Burcuoğlu - Kocan Kadar Konuş: Yazın ailemle tatile gittiğimde yanıma alıp götürdüğüm tek kitap buydu. 4 günde bitirdim bu kitabı. Akşam yemeğinden sonra sarı ışığın altında çayımı içip bu kitabı okumuştum büyük keyifle. Kitabı okurken kahkaha atmam diğer masaları şaşırtırdı. Çok keyifli bir kitap. Şu sıralar gülmeye ihtiyacınız varsa alıp okuyun derim. Ben o yüzden almışım yanıma, hiç de pişman olmadım okuduğuma. Okurken gözümün önüne hep Pucca geldi. Onun mimiklerini hayal ederek kitabı okumak daha güzel oluyor. 
 7) Barış Bıçakçı - Sinek Isırıklarının Müellifi: Barış Bıçakçı'nın kitaplarını her zaman beğenerek okumuşumdur. Bu kitabını da büyük bir keyifle okudum hatta çok beğendim. Ankara'nın o melodram havasını çok güzel anlatmış bence. Kitap çıkarmaya çalışan bir adamın sayıklamalarını barındıran kitap son derece akıcıdır. Okurken bir an olsun sıkıldığımı hatırlamıyorum. Kitabın sonu beni çok üzmüştür. Keşke daha mutlu bitseydi sonu. 
 8) Sevgi Soysal - Şafak: Sevgi Soysal'ın kitaplarını hep çok merak etmiştim. Bu kitabını yine kütüphane sayesinde alıp okudum. Kitap bana göre çok pahalı. 20 liraya yakın bir fiyatı var. Kitap manyağı biri olarak sürekli kitap almam evdekilerin gözüne batıyor çoğu zaman. Bu yüzden her istediğim kitabı alamıyorum. Bazen indirime girmesini bekliyorum. Sevgi Soysal 1970'li dönemini en iyi anlatan yazarlardan birisidir bence. 12 Mart dönemin bir tanığı olarak yaşadıklarını çok iyi anlatmış bu kitapta. Devletin halka karşı tutumunu, halkın düşüncelerini ifade edemeyişini bu kitapta çok iyi anlatmış Soysal. O dönemi anlamak adına okunmalı diye düşünüyorum.
  9) Stefan Zweig - Satranç: Kısa bir kitap olmasına rağmen etkisi epey büyük kitaplardandır kendisi. Bir satranç şampiyonuna karşı olan bir adamın neler yaşadığını anlatır. Adamın yaşadıklarını okurken onunla birlikte yalnızı hissediyorsunuz. Epey etkileyici bir dil kullanmış yazar. Ben bu kadar başarılı bir öykü beklemiyordum valla. Okuduğum için çok şanslıyım. Çabuk okunan, etkili ve sağlam bir kitaptır kendisi. 
 10) Sibel Türker - Hayatı Sevme Hastalığı: Bu yazarın kitabını ilk kez okudum. Kitabında kullandığı dili çok samimi buldum. Annesinin ölümünü bir türlü unutamayan sesi güzel genç bir kızın hayat hikayesini anlatıyor kitap. Ben çok beğenmiştim kitabı. ''Annenizin ölümü size şunu öğretir: Ertesi günün olmadığını'' cümlesiyle beni etkileyen şahane bir kitaptır kendisi. Yunus Nadi ve Duygu Asena ödülü alan bu kitap okunmayı kesinlikle hak ediyor. 
 11) Pınar Kür - Asılacak Kadın: Geçen hafta okuduğum bu kitabı büyük keyifle okudum. Pınar Kür bu kitabı gerçek bir olaydan yola çıkarak yazmış. Kadının başına gelenleri korku dolu gözlerle okudum. Çünkü yaşadıkları hiç kolay şeyler değil. Olayların perde arkasında neler olduğunu anlamak için bu kitabı okumanız gerekiyor diye düşünüyorum. Birinci bölümdeki bilinç akışı tekniğini çok güzel kullanmış ya, hayran kaldım valla. Kitap bir ara yasaklanmıştı. Pınar Kür'ün çabaları sonucunda kitap tekrar yayımlandı. Çok kaliteli bir eserdir. Kahve eşliğinde pek güzel okunuyor valla.
 12) Mine Söğüt - Deli Kadın Hikayeleri: Bu kitabın çizimleri çok hoşuma gitti. Çok ürkütücü olmalarına rağmen çok başarılı çizimler. Çizimleri Mine Söğüt'ün kocası yapmış. Kitabın içinde birçok farklı hikayeler var. Her biri sizi alıp başka yerlere götürüyor. Okurken bazen ürperiyorsunuz ama çok muazzam bir dili var Mine Söğüt'ün. Ben ilk defa bu kitabını okudum. Diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum çünkü yazım dilini çok beğenmiştim.
 13) John Green - Aynı Yıldızın Altında: Bu kitabı büyük bir hevesle okumuştum. Kitabın filmi de en az kitap kadar güzeldir. Ben zaten filmleri karakterlerini kitap okurken hayal ettim ve çok güzel oldu. Karakterlerin birbiriyle olan uyumunu sevdim. Hiç öyle boğmuyor insanı cümleler, bu yönden iyi bence. Yolculuğa çıkacaksanız bu kitabı alıp okuyun derim. Hep vaktiniz çabuk geçer hem de kaliteli bir kitap okumuş olursunuz. Kitabın duygusallığı da on numara. Filminde de duygusallık son derece leziz bir biçimde işlenmiş. Övgüyü hak ediyor.
 14) Orhan Pamuk - Kar: En çok okumak istediğim kitaplardan biriydi Kar romanı. Sevgililer gününde Nisbiyle almıştık bu kitabı çok iyi hatırlıyorum. Çünkü kitabın ilk sayfasına tarihini yazmıştım. Bu kitabın mistik yönünü çok sevdim. Özellikle pastanedeki konuşmalar beni çok etkilemişti. Siyasi nitelikli bir roman ama ben romanın genel havasını sevdim. Sanki Kars sokaklarında dolaşıyormuş hissine kapıldım okurken. Ka'nın ''Kar bana Allahı hatırlatıyor'' sözüne bayılmıştım mesela. Biraz sıkıcı bir kitap aslında ama okuduktan sonra ağzınızda edebi tat bırakıyor. Sıkıcılığı kitabın durağan oluşundan kaynaklanıyor ama kaliteli bir eser. 
 15) J.R.R Tolkien - Hobbit: Filminin çıkmasıyla birlikte kitaba olan merakım arttığı için alıp okumuştum bu kitabı. Kitap beklentilerimi yarı yarıya karşıladı. Bazı yerleri filminden daha güzel anlatılmış. Gollum ve Bilbo sahnesi çok güzeldi mesela. Tabii ben koyu bir lotr hayranıyım. Filmlerini defalarca izlemiş biri olarak Hobbit göz doldurmuyor. Yüzüklerin Efendisinin o ihtişamı, o muhteşemliğinin yanında bu Hobbit çok sönük kalıyor bence. Yine de kitap güzel, orta dünyayı sevenler için ideal bir kitap diye düşünüyorum.
 16) Elif Şafak - Baba ve Piç: Elif Şafak'ın bana göre en iyi kitabı budur. Kurgusundan tutun da karakterlerin ince ince işlenişe kadar her bir şey şahane bir şekilde ortaya konmuş. Ben bu kadar güzel bir kitap beklemiyordum valla. Kitaptaki başlıkların her biri aşure malzemelerinin parçası. Bir dönem yasaklanmış olan kitap Türk-Ermeni ilişkilerine farklı bir boyut kazandırıyor. Ben işin edebi yönüyle ilgilendiğim için, romanı gayet kaliteli buluyorum. Benim gibi düşünmeyen insanlar vardır elbette. Kitabın sonunda kendimi allak bullak hissettim. Hiç bu kadar şaşırtıcı son beklemiyordum. Elif Şafak keşke hep böyle romanlar yazsaydı.
 17) Franz Kafka - Dönüşüm: 85 sayfa civarında olan bu kitap ilk cümlesiyle insanı on numaradan vuruyor. Ben bu kadar etkileyici bir başlangıç düşünemezdim. Öyle ki kitabın sayfalarını büyük bir merak içerisinde çeviriyorsunuz bir süre sonra.1915 yılında yazılan bu eserin başarısı su götürmez bir gerçek. Adamda ne yaratıcılık varmış arkadaş helal olsun. Bir insan yalnızlığı, dışlanmayı bu kadar mı güzel anlatır ya. Gregor Samsa gerçekten hayran olunası bir karakter. Kitabın sonu buruk bitiyor ama genel olarak kaliteli bir hikayedir.
 18) Orhan Pamuk - Kara Kitap: Vee en baba kitaplardan biri çıktı karşımıza. Ben bu kitabı evladımmışcasına sahiplendim, öyle okudum. Bu kitap baştan aşağı edebi hazine arkadaşlar. Böyle şahane bir anlatım, böyle şahane bir kurgu olamaz. Romanda sürekli bir gezme hali var, sürekli bir yerlere götürüyor yazar sizi. Üstelik romandaki betimlemeler olağanüstü. Kırk fırın ekmek yesem aklıma o betimlemeler gelmez ha. Orhan Pamuk'un tartışmalı siyasi yönünü bir kenara bırakıp şu kitabı alın okuyun derim. Kitaptaki o yerli üretimi olan cansız mankenlerin anlatışı bile bir başka ya. Galip'in Celal'i arama serüveni çok acıklı bir şekilde bitiyor. Film tadında bir roman. Filmi çekilse on numara olur. 

Bu kitapların her biri ayrı ayrı kaliteli, keyifle okunan kitaplardandır. Ben bu kitapları okuduğum için çok mutluyum. Kitap arayışı içerisindeyseniz bu listedeki kitapları bir inceleyin derim. Belki de bazıları tam size göre. Şimdiden keyifli okumalar canlarım.
Bu da şarkımız olsun.
Kendine iyi davran.

You Might Also Like

15 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. 59 kitap mı?? Maşallah Vişne haftada bir kitaptan da fazla, çok imrendim sana :) Eskiden ben de böyleydim, küçüklüğümden beri sürekli kitap okurdum yüzlerce sayfalık kitaplar 1-2 günde biterdi. Ama iki yıldır okuduğum kitap sayısı toplam 15-20 civarıdır. Artık okuyamıyorum, vakit bulamamak bir bahane ama ama başlasam da bitiremiyorum! Ne yapsam ki, ev alıp da bitiremediğim kitaplarla doldu :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet 60'a tamamlamayı düşünüyorum. Fırsatım oldukça hep kitap okuyup film izledim Rockunzel, ondan öyle :D Vakitsizlik önemli bir faktör ama önemli olan doğru kitabı seçmek bence. O yüzden yarım bırakıyorsundur belki de. Ben de bazen yarım bırakıyorum öyle, bu konuda yalnız değilsin :)

      Sil
  2. gözüme çarpanlar biir Sylvia Plath ikii Barış Bıçakçı ve üüç tabii ki Oğuz Atay. Muhteşem üçlü gibiler adeta!! çok severim:))
    ayrıca 59 kitap harikaa!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Elif. İyi bir üçlü yazar çarpmış gözüne. Ben de çok severim bu yazarları, her biri ayrı ayrı kıymetlidir. 100 kitap okuduğum günleri görmek istiyorum. O da zamanla inşallah

      Sil
  3. Kocan kadar konuşu kaç kez elime alıp geri koydum, keşke alsaymışım :( 2015 okuma listemde mutlaka olmalı o zaman.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pucca'nın tarzında bir kitap ya melo. Ben bazı yerlerinde çok gülmüştüm :D Acaba beğenecek misin okuduktan sonra düşüncelerini merak ediyorum :)

      Sil
  4. Çok güzel kitaplar okumuşsun gerçekten. (Kendisi henüz sadece birini, çaktırmıyor, kara cahil...) *-* Ama Dönüşüm'ü aldım bu sene, fuardan. Sırça Fanus'ta alınacaklar listemde. Kitaplığımda da Livaneli mevcut, ben bir kendime gelebilirsem hepiciğni okuyacağım inşallah. ^^ İzlediğin filmleri de merakla bekliyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Febris. Fırsat buldukça kitap okuyordum :) Dönüşüm çok kaliteli bir eserdi umarım beğenirsin kitabı. Sırça Fanus fazla depresif, umarım bu durum seni sıkmaz. Okursun ya zamandan bol ne var şu hayatta :) Fırsat bulursam onu da yazarım.

      Sil
  5. Ne güzel yorumlamışsın bi çırpıda. Merak ettiğim bikaç kitap vardı. Cevap buldum sayende.
    2015 te daha çok okuman dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Seda. Olabildiğince anlaşılır ve kısa bir şekilde açıklamaya çalıştım kendimce. Umarım faydalı olur bu açıklamalarım :)

      Sil
  6. Süpermiş.Ortalama haftada 1 kitap okumuşsunuz.2015'de de keyifli okumalar dilerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kütüphane sağolsun epey katkıda bulundu bu konuda bana. Zaman önemli olduğu için orada çabuk okunuyor. Ben de keyifli okumalar dilerim :)

      Sil
  7. Tebrikler! Ben 50 kitap hedef koymuştum kendime 43 olmuş. Bi hafta kaldığını ve finalleri düşünürsek en fazla 44 olur gibime geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Geçen sene benim 50 taneydi kitap okuma hedefim. 45 tanesini okuyabilmiştim. Biraz zamana bağlı böyle şeyler. Yine de iyi bir başarı elde etmişsin bence 43 kitap okuyarak :)

      Sil
    2. Sağol valla rus klasiklerini devirdim yani ondan kendimi affediyorum bu konuda. =)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe