Mütemadiyen ekiliyorum.

Cumartesi, Aralık 06, 2014

  Bazen kendimden ölesiye nefret ediyorum. Bazen Forrest Gump gibi arkama bakmadan bu şehri koşarak terk etmek istiyorum. O kadar çok bunaltıyor ki beni her şey hiçbir şey yapasım gelmiyor içimden. Şu hayatta en çok nefret ettiğim şeylerden birisi ekilmek. Ciddi anlamda hayata olan nefretim artıyor ekilince. Tam hazırlanıp evden çıkıyorum bir bakıyorum hoop buluşma iptal olmuş, ben yine ekilmişim. Yemin ederim hayata devam etme sürecim bozuluyor böyle anlarda. Yaşama güdüm zedeleniyor. Bu zamana kadar hiçbir arkadaşımı ekmedim. Her şeyi bir kenara bırakıp vaktimi ayırarak onlarla buluştum. Birinin beni ekmesini hoş karşılamıyorum haliyle.
  Hava o kadar kapalı ki yaşama sevincimi emiyor resmen. Günlerdir güneş yüzü görmedim. Güneş ısısıyla ısınmanın tadına varamadım. Gökyüzünün maviliğinde kaybolamadım. Berbat bir sisin içinde üçüncü sınıf bir korku filmin sahnesindeymişim gibi yürüdüm sadece sokaklarda. Bu Ruslar nasıl 6 ay boyunca güneşsiz yaşayabiliyor ya! Ben olsam çıldırırdım herhalde. 
  Bu haftam beklediğim gibi geçmedi pek. Uzun zamandır beklediğim gibi geçmiyor zaten. Hayatımda doğru düzgün bir değişiklik olmadığı için anlatacak fazla bir şey bulamıyorum buraya. Emreyle sinemaya gidecektik geçen hafta, ben otobüs durağında otobüs beklerken birden beni aradı ve sinema biletlerini ayarlayamadığını, haftaya alabileceğini söyledi. 
  O kadar sinirlendim ki sadece tamam tamam diyerek olayı geçiştirdim sadece. O kadar yolu boşuna gittim yani anlayacağın. Bu ekilmemin ardından hiçbir şey söylemedim günlerce. Benim öyle aptalca bi huyum vardır. Beni eken insanla eskisi gibi konuşamıyorum. Çünkü o kadar çok yıpranıyorum ki konuşacak halim kalmıyor. 
  Salı günü sınıfta otururken Minik beni yanlarına çağırdı. ''Vişnee! Gelsene yanımıza bak burası boş'' diye söylediğinde ne yapacağımı şaşırdım. Gruptaki insanlar beni bir gün olsun arayıp sormayan insanlar. Yanlarındayken kendimi rahat hissedemediği anlatmıştım sana daha önce. Eşyalarımı toplayıp yanlarına gittim. Üç sıra arka arkaya oturmuş bizimkiler. Beni daha çok Minik önemsediği için isteğini kıramadım.
  Sohbetlerine katılmaya çalıştım ama pek fazla konuştukları birşey yoktu. Önümde oturan Arap Faik ve Sırık'ın gömleklerinin modellerini beğendiğimi söyledim. Yanımda oturan yılan bakışlı bodur ''Hangisi sence haz verir?'' gibi aptalca bir soru sordu. ''Ben nereden bileyim ya sadece gömleklerinin modellerini beğendiğimi söyledim sadece'' deyip tavrımı ortaya koydum. Ödevini bana yaptırtmaya çalıştı. ''Sen dergi tasarladın mı? Haber ver beraber yapalım ben hiç bilmiyorum'' dedi. Bende ''Madem bilmiyorsun derse gel o zaman'' dedim Bana işlerini yıkmaya çalışıyor ama yanlış duvara tosladığının farkında değil. Gerizekalıyla yan yana oturduğum için nefret ettim o an. 2,15 ortalamayla o okulda olmayı hak etmiyor. Sırık ve Bodur da bizim gruptan bu arada. Anam grupta da yok yok ha! Kimsenin kimseye faydanın olmadığını kanıtlayan tek grup. Biliyorum bazen okurken kafan karışıyor ama toplamda 8-9 kişilik bir arkadaşlık grubu bu.
   Ders esnasında Emre sinema bileti bulduğuna dair mesaj attı. Hoca derse mola verince aradan sıvışıp sinemaya gittim. Anwar epey şaşırmıştı gidiyor oluşuma çünkü dersi yarım bırakıp çıkmaktan nefret ederim. Salı günü bomboş bir sinemada Alaycı Kuş filmini izledik. Sinemayı kapattırmış gibi hissettik ya. En arkada film izlemenin ne kadar güzel bir şey olduğunu anladım bu sayede. 
   Çarşamba günü okula gitmedim. Boşuna uykumu heba etmek istemedim açıkçası. Hocanın iğrenç esprilerine gözlerimi devirmekten gına geliyor çünkü. Adam doğru düzgün ders anlatamıyor üstelik. Uykumu alıp bir güzel kahvaltı yaptım işte o gün. Sonra dergi kapağı tasarlamaya çalıştım Word'den. Allahım o kadar zor bir şey ki delireceğim sandım bir an. Grafik tasarımcılar delirmeden nasıl yaşıyor çok merak ediyorum doğrusu. Bir tasarım yaptım tabi ama yapana kadar anam ağladı. Kafam kazan gibi oldu düşünmekten. Çok stresli bir iş bu tasarım işi bence. Bir dergi kapağı tasarladım kendime göre umarım hoca da beğenir.
   Perşembe günü yemekhaneden dönerken kampüsün bahçesinde yalnız takılan bir kediye rastladım. Ben nereye gidersem peşimden geliyordu. Onu bir süre sevmek kendimi iyi hissettirdi. Bi ara kediye ''Naber? Adın ne senin?'' diyerek yalnızlığın nirvanasına ulaştım. Yalnızlık insana neler yaptırıyor görüyorsun dimi. Bankta otururken yanıma gelip çantamın üstüne direk uzandı ya hiç çekinmeden. Ben de onu usulca severken etrafıma bakıyordum. O an kendimi çok hafif hissettim. Ununu elemiş eleğini duvara asmış bir ihtiyar kadar huzurluydum.
  Dün bahçede soğuk havaya rağmen kulaklığımla Şebnem Ferah'ın Bu aşk fazla sana şarkısını söyledim. Kendimi bu aralar şarkıcı gibiymişim hayal ediyorum. Metroda falan şarkı dinlerken hep bu tarz hayaller kuruyorum. Böyle düşünmek beni iyi hissettiriyor nedense. Dün hukuk dersinde ateşli tartışmalara tanık oldum. Bir ara Anwar kendinden geçerek bağıra çağıra konuşmaya başladı. İçimden ''Aha işte aradığım aksiyon'' diyerek tartışmaları dinledim. 
  Hukuk dersinde ders işlemekten çok konular üzerinden tartışma yapıyoruz. Bu aynı zamanda savunma mekanizmamızın gelişmesini sağlıyor. Okuldaki çoğu hoca bunu yapmıyor. Aslında bunun yapılması gerek çünkü konuşmaya, yeni fikirler edinmeye, olaylara farklı açıdan bakmaya ihtiyacımız var. Hocanın bu yöntemini beğeniyorum yani. Değişik bir atmosfer oluşuyor sınıfta. Ben de katılıyorum arada, güzel oluyor.
  Geçen gün Minik niye yanımıza gelmiyorsun deyince o an bir şey söyleyemedim. Akşam ona düşüncelerimi söyledim mesaj atarak. Onların gerçekten beni tanımak istemediklerini söyledim. Kimsenin doğru düzgün benimle konuşmadığını, konu açsam bile kapatıldığını söyleyince haklısın dedi sadece. Kendimi rahat hissedemiyorum böyle olunca dedim ona. Anlık arkadaşlıklar olduğunu düşünüyorum bunların, ben daha kalıcı arkadaşlıklar istiyorum dedim. ''Ben de aynı şeyi hissediyorum zaman zaman. Üzülme ya, gel yanımıza ara sıra'' dedi sadece. Daha sonra ''Senin yalnız kalmanı istemiyorum, konuşmaların insanı rahatlatıyor'' dedi. Kimse benim için böyle dememişti daha önce. Haliyle şaşırdım.
   Grupta gerçekten konuşabileceğim bi Anwar ve Minik var. Vizelerden sonra iki hafta gelmediler okula. Hiç arayıp sormadılar bile Vişne nasılsın, sonuçların nasıl, neler yapıyorsun diye. Her şeyi benden bekliyor bu insanlar. Bu durumdan çok sıkılmaya başladım artık.
   Sevdicekle olan durumumuz sona yaklaşıyor gibi. Titaniğin buz dağına çarptıktan sonraki çöküşünü yaşıyoruz sanki. Zaten ortada bi bok yoktu ben kendi kendime kezoluk yaptım. Bütün konuşmaları hep ben başlatıyorum. Hep ben mesaj atıyorum. Destan uzunluğunda mesaj atıyorum okuyup cevap yazmıyordu. Kendimi çok değersiz hissediyorum. Bu kadar ötekileştirilmeyi hak etmiyorum ya. ''Anladık bizden bir bok olmayacak ama hiç olmazsa arkadaşlığımıza değer ver mal'' diyesim geliyor bazen ona. Çok sinirleniyorum bazen ona. İstiklalde yağmur altında yürürken ''Niye yanımda değil? Niye benimle yan yan yürümüyor? Allah kahretsin'' diye serzenişte bulunuyorum her seferinde. 
   Geçen hafta bi kitap kulübünün toplantısına katılayım dedim. Hem yeni insanlar tanırım hem entelektüel ortamdan keyif alırım diye düşündüm. Toplantıyı düzenleyene mesaj attım ne zaman yapıyorsunuz diye. O gün tam saatte oradaydım ama kimseyi tanımadığım için mekandaki insanlara manyak manyak baktım acaba bunlar mı diye. Kendimi çok garip hissettim. Daha sonra mesaj attım nerede olduğuna dair, geç geldi kendisi. 
   Bir saat boyunca tek başıma oturup çay içerek gelmesini bekledim. O sırada telefonumla mesaj bekliyorum. Bir ara sıkıldığımı fark edip kitaplıktan dergi alıp incelemeye başladım. Bir saat sonunda mesaj kutuma bakayım dedim. Bir saat sonra ''Biz oturuyoruz sen neredesin'' diye mesaj atmış. Bir saat beklemenin verdiği sinirle hesabı ödeyip mekanı terk ettim. Sinirlerim o kadar bozuldu ki hızlı hızlı nefes alıp vererek yürüdüm. Yaptığının ayıp olduğunu ve bu davranışı hak etmediğimi söyledim. Kendini affettirmek için başka zaman buluşma sözü aldı benden. Geçen gün buluşma zamanı ayarladı. Daha sonra beni 5 saat beklemeyeceğini söyleyerek buluşmayı yine erteledi. 
   Bu durum karşısında ne yapacağımı şaşırdım. Bir daha ne toplantılarına giderim ne de onunla buluşurum. Ciddi anlamda kırıldım ona ve yaptıklarına. Bu ara o kadar çok kötü hissediyorum ki kendimi hiçbir şey beni sevindirmiyor. Almak istediğim gömlek için annemden para istedim. Para istemek artık kendime olan öfkemi daha da arttırıyor. Babam para verip almamı söyledi. Bugün almaya gidecektim ama almak istemedim. 
   Ne okula karşı ne hayata karşı en ufak bir istek kalmadı içimde. Sema psikologa gitmemi söylüyor ama geçmişte psikologlarla neler yaşadığımı bilmiyor. Yaşadığım berbat deneyimler yüzünden psikologların kapasını çalmıyorum, çalmayacağım. Gerekirse yalnızlıktan kururum. O insanların iğrenç düşüncelerine maruz kalmak istemiyorum. İlaçlarla beynimi uyuşturmasını bilirler anca. Kendi boklu hayatlarına bakmadan benim hayatıma karışırlar. Eskiden psikolog olmayı çok isterdim ama artık istemiyorum. Bir seansa 300 lira verecek kadar zengin değilim kusura bakma. Devlet hastanesindekilerin kendinden haberi yok zaten. En iyisi yazarak iyileşmek. Ben böyle terapi yöntemi buldum kendime. Zaten burayı bu yüzden açtım, içimdekileri sıkıntıları eritmek için.
   Acaba erkek olduğum için bu kadar yalnızım diye düşünmeden edemiyorum bazen. Kızlar kendine anında arkadaş grupları buluyor mesela ama erkeklerin arkadaş grubu kurma olayı daha geç oluyor. Ulan kızlar tuvalete bile beraber gidiyor be. En sık görüştüğüm insanlar annem, babam bide Emre. Onun dışında konuştuğum kimse yok. Telefonda mesajlaştığım birkaç kişi var ama ben gerçek ilişkiler istiyorum. Çünkü mesajlaşmanın manası yok bence çünkü gerçeklik taşımıyor.
    Birinin sana sarılmasıyla telefonuna seni seviyorum mesajı atması bir mi allasen. Gerçeklik her zaman daha kalıcıdır bu yüzden. Beni gerçekten anlayan sağlam bir arkadaş grubum olsun istiyorum sadece. Aşktan hiçbir zaman şansım olmadı bari arkadaşlık ilişkilerinde şansım olsun. Yok yok yok. O da yok. Buluşmalarda ekilmek var, üzülmek var, nefret etmek var, uykusuzluk var, bunalmak var, ölmeyi arzulamak var sadece benim hayatımda.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran
   

You Might Also Like

6 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Arkadaşlıklar ile beklentin bence çok yüksek. İnsanlara çok fazla anlam yüklüyorsun. En başında hiç kimseyle direk çok iyi arkadaş olamazsın, sonradan ilerler arkadaşlıklar birbirine katlanarak. Sevmediğin gruba takıl demiyorum ama orada ki insanlarla vakit geçirmeden anlayamazsın arkadaş olup olamaycağınızı. Bir de bence çok fazla açık sözlüsün. Minik ile olan yakınlığınızı tam kavrayamadım ama ona ''ben gerçek arkadaşlıklar arıyorum, siz benle ilgilenmiyorsunuz'' falan hiç demeseymişsizn keşke. bir kere bana böyle bir mesaj gelse şok olurum ben :D, ikincisi seni zayıf gösteren bir cümle olmuş içini samimi olmadığın insanlara bu kadar açma bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alışkanlık haline geldiği için bende genelde hep böyle davranıyorum insanlara. Minik neden yanımıza gelmiyorsun diye sorunca o an onu söyledim. Bunun için pişman mıyım? Hayır. Çünkü bunu söylemezsem içim rahat etmeyecekti. Şimdi bikaç kişiyle konuşuyorum. En iyi arkadaş statüsünde değil ama arkadaş işte. Daha fazlası olamıyorlar nedense. Zaten bu insan ilişkilerini çoğu zaman anlamıyorum. Dediklerini dikkate alacağım, teşekkür ederim.

      Sil
  2. Vişne, önceki yazına yazdığım yoruma cevap vermişsin bu yazıda sanırım. :) Galiba psikolog önerince bana kızdın. Ama ben de psikologa gittim, bu ayıp bir şey değil. Üstelik bir seansı 300 lira falan değil, ve üstelik psikolog bulmak şans işidir. Yani kötü olanına denk geldiğine üzüldüm ama hepsinin kötü olduğunu düşünmene de üzüldüm. Psikologumun yardımıyla ne kadar büyük bir sorunu atlattığımı bilsen böyle yazmazdın belki de bilmiyorum. Gerçekten iyi olmanı isterim. O yüzden öneride bulundum zaten.

    Lazy Otter'in yorumuna sonuna kadar katılıyorum. Benim bu konuyla alakalı yazımı okumuş muydun bilmiyorum ama şimdi aramın çok iyi olduğu, üniversiteden tanıştığım arkadaşlarımın benimle ilk tanıştıklarında hakkımda neler düşündüklerini duyunca ben de üzülmüştüm. Tanıdıkça, zamanla ne kadar iyi arkadaş olabileceğimizi anlamıştık. Bence sen de biraz fırsat vermelisin. Üniversitede öyle olur, birkaç arkadaş grubu görmeden sana en uygun olanına karar veremezsin sonuçta. Bu yorumuma da kızmazsın umarm. Değer veriyoruz ondan yazıyoruz Vişne'cim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Moira ben yazdıklarına karşı cevap vermedim. O an ne düşünüyorsam onu yazdım. Yazdıklarımın seninle hiçbir alakası yok, gerçekten. Öyle birşey olsa bunu belirtirdim zaten yazımda. Ben kötü olanına denk geldim evet ve bu beni çok etkiledi. O yüzden diğerlerine pek sıcak bakamıyorum. Önerin için teşekkür ederim. Sen daha ağır şeyler yaşaman rağmen çok şey atlattın bildiğim kadarıyla bu büyük başarı bence. Kızdığım yok ya sadece saygı çerçevesinde olduğu sürece. Beni düşünmek büyük incelik Moira. Teşekkür ederim bu davranışın için :)

      Sil
  3. Vişne; seni önemsemeyen insanları,yada şöyle diyeyim;hayatında yer alan herşeyi önemseyerek ve karşılığını bulamadığında kendini değersizleştirerek neden hayatını zindana çeviriyorsun!!!onların arkadaşlığının,sana gider yapan herkesin ilişkilerinin çok mu derin olduğunu düşünüyorsun?yanılıyorsun gerçekten.."soytarının yüzünü görmek için sirkin beklemesini beklemek lazım"derler..inan bana bu zamanda herkes birbirinin çıkarları peşinde.Kim olursa olsun rüzgara göre yön verme,nabza görede hiç şerbet verme.Hayatını önceden tahmin edemezsin Vişne;zamanını boşa harcama tüm olumsuzluklara karşı..dürüstçe en iyisini yapabiliyorken yap...içinden ne geliyorsa özgürce söyle burada,hatta dağa karşı bağırır gibi çıkar öfkeni içinden..susma,seni dinliyoruz ve kalplerimiz hep bir...umarım "ununu elemiş,eleğini duvara asmış bir ihtiyar "gibi her nefes alışında için hep için huzurla dolar.Seni çok seviyoruz Vişne,bunu hep bil.. ne olur iyi davran kendine....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ne güzel yorum yapmışsın Anka. Sayende günüm güzelleşti bu yorumun sayesinde. Böyle bir yorum yapıp destek olduğun için çok teşekkür ederim. Gerçekten yazdığın cümleler ilaç etkisi gibi oldu. Böyle düşünmen beni mutlu etti. Umarım sen de mutlu olursun hayatın boyunca. :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe