2015 gelmiş..

Perşembe, Ocak 01, 2015

  Günler, haftalar geçmezken meğer yıllar ne çabuk geçiyormuş. Gözümüzü bi açıyoruz 2014 bi açıyoruz hoop 2015'e gelmişiz. Ne ara bu kadar çabuk geçti hiç anlamadım valla. 2015 şans getirir umarım hepimize.
  Bugün bütün gün geçen sene ne yaptım diye düşünüp durdum hep. Kaç tane mutlu an, kaç tane mutsuz an yaşamışım diye ölçtüm anılarımı. En önemlisi düşündüğümde beni gülümseten anım oldu mu hiç diye aradım geçmişimi. Birkaç tane öyle hatıram olmuş sadece.
   Geçen sene yılın büyük bölümünü bir şeylere üzülerek geçirmişim. Sürekli kitap okuyup dizi ve film izlemişim. Bir senenin toplamında 60 tane kitap okumuşum. 2013 yılında 56 tane okumuşum. Yakında 100'e yaklaşırım gibime geliyor. Çok fazla vaktim olduğu için 2-3 tane kitabı aynı anda okuyabiliyorum. Mesela Garson ve Mutlu kitabını sadece metroda okuyordum. Çok iyi geliyordu metroda o kitabı okumak bana. Geçen hafta bitirdim o kitabı, okurken kafam dağılmıştı bir güzel.
   84 tane film izlemişim geçen sene. Birkaç dizi sezonu bitirdim tabii. Geçen sene mümkün olduğunca okuyup izlemişim ya. Zaten bölümüm gereği sürekli okumak ve izlemek zorundayım. Bu benim açımdan çok iyi bence. Benim için en güzel şey yeni okula geçmek oldu. Vakıf üniversitesinden kurtulduğum için çok mesudum. Oraya bir daha adımımı atmamayı düşünüyorum. Ya orada tek özleyeceğim şey, kütüphanenin dvd film arşivi, kütüphaneci kankam ve Nisbi.. Tabii kıymetli birkaç hocamı da özlüyorum.
    Dün yılbaşını ailemle birlikte kutladım. Normalde hep anneannemin yanına gider onunla birlikte yılbaşını kutlardım. Ama yaşadığımız sorunlar yüzünden bu sene gidemedim yanına. Dün çok soğuk olduğu için epey üşüdüm yolda. Ailemle birlikte markete gidip alışveriş yaptık. Süpermarketlerin canlılığını seviyorum. Kocaman bir hayat var bence süpermarketlerde. 
    İçki içip meyve-kuruyemiş yedik. Anneme içki içirmeye çalışıp onu sarhoş etmeye çalıştım ama hiç oralı olmadı. Ben babamla iki tane bira içtim işte. Aslında içki içmem yasak. Gastritim olduğu için doktor yasaklamıştı içkiyi ama özel günde içesim geldi. Başka zaman içmiyorum zaten. Bizim eve Emre dışında kimse gelmez. Annem de babam da dışlanıyor toplum tarafından. Herkesle konuşurlar ama evlerine kimse gitmez. Olsa olur olmasa da olur insanlarıyız biz kısaca.    
    Teyzemleri aradım yeni yıla girmeden önce. Seslerini duymak iyi geldi bir nebze. Beni özlediler mi çok merak ediyorum. Annem bütün akşam dayımdan telefon bekledi ama aramadı dayım. Annemi normalde kimse aramaz. Her gün babam gittikten sonra telefonunu alır kardeşlerini sırasıyla arar. ''Hep sen arıyorsun bırak da bi gün onlar seni arasın'' dediğimde ''Senin kardeşin yok anlamazsın. Seslerini duymak iyi geliyor'' derdi hep. 
    Bu yılbaşında aşkın aslında geçici bir şey olduğunu anladım annem ve babam sayesinde. Saatler 00.00'ı gösterdiğinde onların yeni yılını kutladım. ''Eee hadi sarılınsanıza, birbirinizin yeni yılınızı kutlayın'' dedim ama oralı bile olmadılar. Onları böyle gördükçe evliliğe olan inancım azalıyor. Sanırım büyük ihtimalle evlenmeyeceğim. Hem zaten beni gerçekten seven birinin olduğuna inanmıyorum bu hayatta. 
    Yeni yıla girdikten sonra günlerdir bana mesaj atmayan arkadaşlarlarıma(!) yeni yıl mesajı yolladım her zamanki gibi. Günlerdir müzik dinlemek dışında bir halta yaramayan telefonumun mesaj sesi hiç susmadı. İnsanlar sürekli onlara mesaj atmamı bekliyor. Ben mesaj atmayınca asla atmayan insanlar var. Bir haftadır telefonuma mesaj atan olmadı. Bunlardan birisi de sevdicek. En son Aralık'ın ilk haftasında mesaj atmışım ona destan uzunluğunda. Cevap vermeye tenezzül bile etmedi. Ben de bu duruma çok içerledim ve onunla konuşmama kararı aldım. Dün gözüm onun ismine takıldı Whatsapp'ta. Mesaj atıp atmama konusunda gidip geldim. O an yaşadığım üzüntünün boyutunu tahmin bile edemezsin. 
   Aslında böyle kutlamaları telefondan yapmayı hiç sevmiyorum. Ben mesaj atmaktan ziyade sarılmayı tercih ederim. Çünkü sarılmak sevgiyi anlatmanın en iyi yolu bence. Düşünsene yeni yıla girmek için arkadaşlarınla geriye doğru sayı sayıyorsun. Saat 12 olduğunda sarılıp gülümsüyorsun. Bunun adı mutluluk değil de nedir? Ama olmadı. Ben Özge ve Emre'nin sürpriz yapıp evime gelmesini onlara sarılmayı çok isterdim ama olmadı. 
   Babam ''Ee yeni yıla girmeye az kaldı arasana arkadaşlarını'' dediğinde telefon rehberime bakıp kimi arasam diye düşündüm. Nisbiyi aramak istedim. Ne zamandır konuşmuyorduk, sesini duymak iyi gelir diye düşündüm. Dakikalarca telefonunu açmasını bekledim ama açmadı. Daha sonra ''Müsait değilim, ailem telefonla konuşmama kızıyor'' diye mesaj atınca bütün hevesim kaçtı. O kadar heves edip arayayım dedim karşılaştığım duruma bak. Sonra ses kaydı gönderip gönlümü aldı tabii. Ben de şapşal gibi gülümsedim ses kaydını dinlerken.
   Finallere çalışamıyorum. Bana ne oluyor bilmiyorum ama eskisi gibi değilim. Moralim çok bozuk bu aralar. Final stresinden kaynaklanıyor galiba. 150 sayfalık bir final ders notunu anlamıyorum mesela. Hukuk çalışmaya çalışıyorum ama konular çok karışık. Babama göre yaşlanmışım ben. Bi sabah kahvaltı yaparken ''Ben aslında Benjamin Button gibiyim'' dedim onlara. Geçen sene bir sürü güzel konser kaçırmışım. Placebo, Lady Gaga, Morrissey gibi çok sevdiğim şarkıcıların konserlerine gidememek resmen içime oturdu. Konser arkadaşı bulabilsem giderdim aslında. Gerçi konser biletleri çok pahalı oluyor. Her zaman da konser parası isteyemiyor insan. Lady Gaga'nın konserinden bir gün sonra babam ''Keşke söyleseydin ben para verirdim demişti.'' Ben de ona ''Boş ver baba. Tek başına konsere gitmenin hiç tadı yok.'' demiştim üzülerek.
   Hayatı kaçırıyormuşum gibi hissediyorum. Kızların hayran olduğu erkeklere bakıyorum, çoğu kaslı yığını. İlla protein tozu içip kas yapmak mı gerekiyor? İlla kendimi metalaştırmam mı gerekiyor var olabilmek için anlamıyorum. Vücut yapmaya çalışan erkeklerin fotoğraflarına dikkat ediyorum mesela, çoğu fotoğraflarını paylaşarak kendini seks objesi olarak sunuyor, çoğunluğun aklı fikri seks. Bu kadar mı ucuz ya her şey?
  Eskiden kar yağdığı için çok sevinirdim. Dışarıya çıkar kar tanelerini avucumla tutmaya çalışırdım. Şimdi sadece pencerenin arkasında kollarımı birleştirmiş öylece karın yağışını seyrediyorum. Büyümek dedikleri bu olsa gerek. Tek istediğim şey iliklerime kadar yaşadığımı hissetmek. Sevildiğimi hissetmek, önemsediğimi hissetmek.. Çok mu bunlar?
  2014 sadece sayı olarak değişti. Ben hala aynıyım. Hala aynaya baktığımda mutlu olmak için sebep bulamıyorum. Hala annem bana içtenlikle sarılıyor. Hala hayatımdan nefret ediyorum. Okuldaki insanlardan, içi boş derslerden, trafikten, kalabalıktan hala nefret ediyorum. Bencil olmayı hiç öğrenemdim. Ne bileyim insan azıcık umursamaz olur, bende o da yok. Finallerin götümde patlamasından korkuyorum. Babam bu duruma çok kızacak kesin. Her ne kadar sağlından önemli değil dese en ufak bir kavga esnasında bunun intikamını alıyor. Etrafımdaki insanların gerçek yüzünü gördüğümden beri onlara inanmıyorum artık. Aileme, teyzelerime, geçmişime olan kızgınlığım hiç geçmiyor. 
   Kendimle barışamıyorum. Yaşamak istediğim hayat bu değil. Arkadaş ortamındayken surat asmıyorum mesela. Moralim bozuk olsa dahi sessiz olup konuşmaları dinliyorum. Bu yüzden mi istemiyor insanlar beni? İnsanlarla olan ilişkilerimi düzeltmeye çalışıyorum ama gördüklerim beni daha çok soğutuyor her şeye karşı. Artık yazasım bile gelmiyor. Çünkü anlatacak bir şey bulamıyorum. Temcit pilavı gibi acılarımı ısıtıp ısıtıp yazmaktan başka bir boka yaramıyor bu blog. Keşke Allah insanları yaratırken kendilerini yok etme düğmesini de ekleseydi vücutlarına. Belki o zaman ben de huzura kavuşurdum.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.  

You Might Also Like

11 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. yazılarında kendimi bulacak kadar bunalımdayım ve evet kesinlikle yaşamak istediğim hayat bu değil. Ama içimizdeki o bitip tükenmeyen umut bizi yaşatmaya devam ediyor belki bir gün diyerek.:)

    belki bi gün mert.:)
    belki bi gün...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke bunalımda olmasaydın Melo. Keşke yaşadıklarımız bizi depresyona sürüklemeseydi. İnsan üzülüyor sonuçta. Belki bir gün bunları gülümseyerek hatırlarız. O belkilerin sonu hiç tükenmeyecek sanırım yaşadığımız sürece :)

      Sil
    2. Mutlu olmayı gerçekten çok hak ediyorsun, 2015 tüm güzellikleri yaşatır umarım sana.:)

      O belkiler bu yıl gerçek olsun.:)

      Sil
    3. Sen daha fazla hak ediyorsun mutlu olmayı Melo.İnşallah 2015 senin yılın olur :)
      Bakarsın bu sene belkilerimizi rafa kaldırırız. :)

      Sil
  2. Yazını okurken keşke ben de İstanbul'da olsaydım dedim. Ne güzel birlikte takılırdık Vişne'm ya, her şey orda; ben senin konser arkadaşın olurdum. Bana da mesaj atan yok arayıp soran yok. Bir sınıf grubumuz var whatsappta, onda da ders muhabbeti ancak. Bırak yeni yıl kutlamayı, dün akşam 11de uyumuştum ben :) Finallere çalışamıyorum aynı şekilde düşünmekten her şeyi takmaktan. Yalnızlıktan. Etrafımdaki boş kafalı insanlardan nefret etmekten. Psikolojik sorunlardan. Depresyon hali kendimi bildim bileli var olduğum bir hal. Yıllardır yaşadığım sağlık sorunları hep bununla ilgili. Ama blogu suçlamayalım, birbirimiz gibi insanları tanıyabildiğimiz tek yer burası..

    Keşke Vişnem, keşke gerçekte aynı yerlerde olsaymışız.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rockunzelcim tek başına hiçbir şey yapılmıyor burada valla. Yani yapılıyor aslında ama keyif alamıyor insan. İnsanın hayatında sevincini paylaşacağı birisi olmalı bence. Sen erkenden uyumuşsun ya. Teyzemler de erken uyumuş. Sanırım final konusunda epey sıkıntı yaşayacağız. Acaba öğrenci psikolojisinden mi kaynaklanıyor acaba bu? Sen o jürileri ezer geçersin bence ya. Çizim yeteneğin var yani :) Keşke burada olsaydın ya. Bu cümlelerin bile yanımda olduğunu hissettiriyor. Teşekkür ederim Rockunzel'm ^_^

      Sil
  3. Hayat bir bit pazarı gibidir be Vişne;kim bilir hiç beklemediğimiz bir anda büyük bir servetle karşılaşabiliriz:) Her geçen gün geri kalan günlerimizin ilk günüymüş derler.İçinde ki sevgin,umudun ve samimiyetin hiç bitmesin...yağmur yağarken,gökyüzü kapkarayken bile geçen tüm yıllara inat güneşi hep görmen ümidiyle....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya senin şahane bir bakış açın var bence Anka.Yorumlarını hayranlıkla okuyorum hep.Teşekkür ederim bu yorumun için :) İnşallah o güneşi hepimiz görürüz de tepemizdeki kara bulutlar yok olur. Hayatının ilk günüymüş gibi yaşamak mantıklı aslında. Hayat insanı hiç olmadık zamanda mutlu ediyor bence :)

      Sil
  4. Ya mert acaba spotify nickin ne cok merak ediyorum neler dinledigini muzik zevkin cok guzel..Sende ne hissediyorum biliyor musun sonradan unlu olmus cool tipler varya cocukken cok kotu hayatlari vardir sonra cok karizmatik ve cool olurlar bence sende boyle olucaksin ilerde bugunlerini unutucak kadar mutlu olucaksin bence insallah,2015 donum yilin olsunnn !!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Artemis. Spotify'den şu sıralar klasik müzik dinliyorum. Valla kendimce bir müzik zevkim var işte. Değişik tarzda müzik dinlemeyi seviyorum. Eskiden tek bir türe bağlı kalırdım şimdi kulağıma hoş gelen müziği dinliyorum. Ne güzel düşünceler bunlar çok teşekkür ederim. :D Valla hayali bile güzel. Christian Grey gibi hissettim sen böyle söyleyince. Hepimiz için uğurlu bir yıl olur umarım 2015 :)

      Sil
  5. Selamlar.Yazdıklarına bakılırsa senle baya benzer hatta aynı durumlardayız, kayıp ikiz kardeşim falan mısın acaba :) şaka bir yana kendi durumumda olan başka insan yoktur diye düşünüyordum bu konuda yalnız değilmişim.eğer istanbul'da isen tanışmak, görüşmek isterim senle.Kendim gibi biriyle tanışmak ilginç olur benim için de.kendine iyi bak.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe