Ne yaptığımı bilmiyorum, inan bilmiyorum..

Cuma, Ocak 09, 2015

   Günlerdir süren final telaşı hala bitmek bilmedi yavru ceylanlarım. Önceki hafta salı günü tatil olmasaydı bu hafta bitmiş olacaktı sınavlarım. Bu hafta sınavlara çalışmaktan doğru düzgün kitap okuyamadım. Sürekli not okumaktan gözlerim şaşı olma aşamasına geldi. Mutsuzluğum hiç kaybolmadı tabii. Ne yaparsam yapayım bu berbat mutsuzluk hissini hayatımdan bertaraf edemiyorum. Bu hafta takıldığım grupla iyi vakit geçirdim diyebilirim. 
   Bir günde 3 sınav olmak ne demek bilir misin sen Olric? Bilmezsin tabii. Kafa kalmıyor insanda çalışacak. Bide sınav olmadan son dakikalarda insan iyice strese giriyor. Sınavlarım öyle ya da böyle geçti işte. Bugünkü hukuk sınavında ders hocası sürekli yanıma gelip kağıdıma baktı. Hukuk sınavında kitap açmak serbest olduğu için çok rahat bir biçimde ağzımda sakızla soruları bir güzel cevapladım. Birkaç dersin sınavında kitap açmak serbest olduğu için ister istemez rahat oluyor insan.
   Kar yağdığı için okula gidip gelmek bazen çileye dönüştü. O kadar soğuk vardı ki yolda yürüyemez hale geldim. Bide akşamları ders çalışmak benim için çok zor oluyordu. Battaniyeyi sırtıma örtüp öyle ısınarak ders çalışıyordum. Geçen hafta dergi ödevi için Taksimde kütüphaneye tam bir saatte girdim. Ekmek kuyruğu gibi sıra vardı ve hava da çok soğuktu. Ziyaretçi kartı bittiği için giremedik o yüzden çıkanları bekledik. Ben bir saatin sonunda girebildim içeri. Survivor gibi kapıdan çıkanlara ''Hadi oğlum, hadi kızım çabuk gel'' diye diye sırayı bir güzel bitirdik. Bitirene kadar bazılarımız hasta oldu, bazılarımız sırayı terk etti. 
   Ben ders çalışmak için evimden kalkıp o soğukta kütüphaneye gelmem açıkçası. Evimde yeterli imkanlarım varsa ne gerek var ki orada çalışmaya. Ha konsantrasyon açısından çok katkı sağlıyor fakat o yol için değmiyor diye düşünüyorum. Evde de o ortamı sağlayabilir insan istedikten sonra. O soğukta dışarda bir saat bekledikten sonra işimi halledip yemek yemeye gittim. Aklıma birdenbire film izlemek geldi. ''Lan eve gidip napıcam sanki ders mi çalışıcam bari hobbiti izleyeyim'' deyip ani bir kararla sinema bileti aldım. Hobbit'in son filmini büyük bir keyifle izledim o gün. Daha önce internetten birkaç videosunu izlemiştim ama salonda izlemek daha güzel oldu benim için.
   Taksim Demirörendeki sinemayı şiddetle tavsiye ediyorum. İkili koltukta oturmanın rahatlığını hiçbir sinema salonunda bulamadım. Gerçi bu sinema salonları konusunda en iyisi Cinemaximum'dur. Koltukları, mısırları muhteşemdir. Ben en çok onların sinema salonlarından memnun kalmıştım. Gerçi kol gibi bilet fiyatı satıyorlar ama aldığınıza değiyor. O gün iyi ki o filme gitmişim diyorum kendime. Çünkü çok keyifli vakit geçirdim. Tek başıma sinemaya gitmeyi sevmezdim normalde ama artık sevmeye başladım. Sanırım bu büyümenin verdiği artılardan kaynaklanıyor. Ani kararlar verip onları uygulamak nedense kendimi iyi hissetmemi sağladı.
   Ruh halimi kontrol edemiyorum bu aralar. Bazı sabahlar yataktan kalmak bile istemiyorum. Çok keyifsiz olduğum anlar oluyor arada. Bunu nasıl aşacağım bilmiyorum. Bıraksalar yatağımda bütün gün uyurum. Bazen çok hayat dolu oluyorum bazen de çok keyifsiz oluyorum. Hiçbir zaman bu dengeyi sağlayamadım. 
   Bu hafta erkek muhabbetini ne kadar çok sevdiğimi fark ettim. Sırık ve Arap Faikle olan konuşmalarımız çok eğlenceliydi. Ya çok güzel onlarla erkek muhabbeti yapmak. Çok eğlenceli çocuklar aslında. Makyaj muhabbeti dinleyeceğime erkek muhabbeti dinlerim daha iyi abi. Sevmiyorum zaten öyle yok makyajmış yok ojeymiş yok o çocuk beni kesiyormuş. Ne gereksiz sohbet konuları bunlar ya. Ha sanki erkekler atom fiziği konuşuyor diyeceksin. Atom fiziği konuşmuyorlar ama kadınların fiziği hakkında epey konuşuyorlar. Sanırım ihtiyacım olan şey biraz eğlenceli sohbetmiş. Onlarla konuştuğum günler epey keyifli geçmiş aslında.
   En iyi anlaştığım insan Anwar. Çocuğun sohbetini çok seviyorum. Bana çok içten gülümsüyor. Yani arkadaş canlısı olduğu ve samimi olduğu çok belli konuşmalarından. İnsanın ses tonundan ne kadar samimi olduğunu anlayabilirsiniz. Mesela Sarışın gram samimiyet taşımıyor. Cindy deseniz arada samimi olduğunu hissettiriyor. İçlerinden en samimisi Anwar. Hindu, Zara, Crow ile olan sohbetlerimiz çok başka. Bu grubun dışında birkaç tanıdığım insan var. Birinci sınıflardan biriyle tanıştım. Çok tatlı bir kadın. Ona Rita diyeyim hadi. Ritayla kütüphanede tanıştık. Kendisi evli sanırım parmağında alyansı vardı. Rita bana çok samimi biri gibi geldi. İnsanlara isimleriyle hitap ediyor ve hep gülümseyerek konuşuyor. Böyle şeylere dikkat ederim ben. Onunla epey arkadaş olacak gibiyiz.
   Bu haftalara sınavlara çalışırken bazen delirecek gibi oldum. Çalış çalış konular bitmiyor bir türlü anam. Bende en sonunda açtım Spotify'ı şarkı söylemeye başladım. Telefonum yanlışlıkla premium seçeneğine tıklamış ben dinlenirken. Anaa! Bi baktım bir haftalık Premium hesaba geçmişim. Reklamlar yüzünden öyle oldu yani. Reklamlara tıklamışım yanlışlıkla. Şimdi premium hesabının tadını çıkarıyorum. Yıldız Tilbe'den giriyorum Orhan Gencebay'dan çıkıyorum. Oradan Çello konçertosu dinliyorum derken canım Amy Winehouse çekiyor onu dinliyorum. Sınava çalışırken çok çabuk ruh hali değiştiriyordum anlayacağın.
   Ben kar yağarken arkadaşlarımla birlikte yolda yürümekten büyük keyif alan bir insanım. İstersek paramız hiç olmasın, kol kola girip o anın tadını çıkarıp mutlu olmak gibisi yok. Düşünsene gökyüzüne bakıyorsun, kar yağıyor lapa lapa, sevdiğin arkadaşların yanında birlikte gülüyorsunuz. Bunun adı mutluluk değil de nedir? Eğer böyle imkanınız varsa arkadaşınızın koluna girin ve gülümseyerek yolda yürüyün. Bu insana çok iyi geliyor inanın bana.
  Bu hafta iki şeyi çok düşündüm. Birincisi etrafımda insanların olmasını istiyorsam derinlik aramayacağım. Rastgele arkadaşlıklar kuracağım ve insanlarda derinlik aramayacağım. Ancak o zaman keyfim yerine geliyor. Yani o zaman düşündüğümde '' Pff boşuna ben insanlarda samimiyet arıyormuşum ya.'' böyle bir fikir çıkıyor ortaya. İkincisi ise onların gözünde tamamen görünmez olmam. Yani gerçekten benimle arkadaşlar mı yoksa değiller mi karar veremiyorum. 
  Bugün benim sınıfa geldiğimi bile sonradan fark ettiler. Dört kişi öyle güzel sohbete dalmışlar ki selam verdiğimin sonradan farkına vardılar. Dersle ilgili soru sormak dışında benimle konuşmadılar. Sarışına yer tutmuştu Cindy. Onlar sınıfa geldiğinde ''Sarışın, sana yer tutmuştum ama Vişne oturdu'' deyince içim bir kötü oldu. Suratım asıldı sınavdayken. İstenmediğimi düşündüm bi an. Ne bileyim kendimi kötü hissettim. Beni gerçekten önemsemiyorlar sanki. Neden bu kadar dışlanıyorum anlamıyorum ya. Ben bu grupla ne yapacağım bilmiyorum. Vedalaşırken tokalaşmıyoruz bile. Ne sarılma ne tokalaşma hiçbir şey yok. Ne kadar samimiyetsizce geliyor insana dimi? Oysa ben sarılmayı ne çok severim.
  Oysa ben, benimle konuşurken heyecanla bana bakmalarını isterdim. Mesela Nisbi benimle konuşurken hep gözlerinin içi gülüyordu. Bunların sadece takılmalık arkadaş olduklarını bir türlü kavrayamıyorum. Sınavdan sonra çıkıp gitsem ''Aa Vişne nereye kayboldu lan'' diyecek bir allahın kulu bile olmaz eminim. Kendimi bazen çok değersiz hissettiriyorlar anlayacağın. İşin kötü tarafı bu hisle baş edemiyorum. Bazen otobüsün içinde avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum. Bazen sınıfa molotof kokteyli atıp kaçmak istiyorum. Nefret ediyorum sınıftakilerden. Hepsi samimiyetsizlik abidesi resmen. O sınıfta bile bulunmak istemiyorum.
  Özgeyle bugün otobüste karşılaştık. Aynı otobüste iki hippi vardı. Marjinal takılacağım diye akbil basmadı denyolar. Şoför arabayı durdurup onlara inmesini söyledi. Biz tabi şaşkınlıkla olayı izliyoruz. Çocuk otobüsten inmeyeceğini söyleyince hafiften ortam gerildi. Yolculardan birisi akbilini verdi de öyle bastı. Ya marjinal olacağım diye böyle aptallık yapmanın bir manası yok bence. Bonzai içmiş gibi aptal aptal davranışlar sergilemenin ne anlamı var. Hippi isen adam gibi hippi ol. Akbilin yoksa otobüse binme ya da insanlardan iste hırbo. ''Yok yaa ben rahatım para vermek neymiş'' gibi aptalca düşüncelere kapılmış bu salaklar da. Allahım tam bir salaklık abideleri ya. Ergen ergen davranışlara katlanamıyorum. Bu arada Oreo'lu Milkayı beğenmedim. Yani öyle muhteşem bir çikolata değilmiş. Çilekli Milka kesinlikle daha iyi. İki sınavım bitsin yine gelirim ben canısı
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

3 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Hobbit'e hala gidememiş olmanın sıkıntısı içindeyim. Kalkacak yakında ve büyük ekranda izleme fırsatını kaçıracağım. Bu arada bence yalnız film izlemek çok daha güzel Vişne, etrafında konuşup duran, ya da telefonuna bakan insanlar olmuyor. Kendi kendine keyfini çıkarıyorsun. Arkadaş konusunda da derinlik aramamakta iyi yapıyorsun. Hatta o arayıştan da vazgeç bence. Vazgeçince belki bir anda karşına çıkar. Samimiyet sorunu elbet olur; ama kendini hırpalamandan iyidir. Hippilerle ilgili de ne desem bilemiyorum. :D Hepimize onların kafasından gerek.

    YanıtlaSil
  2. Vişne...herkes bir başka oluyor bir başkasıyla.İnsanlar çok kolay karşısındakileri incitip acıtabiliyorlar;umarsızca,pervasızca...Ama suç bizde! biz bir sınır çizmediğimiz için bir adım daha geliyorlar.Onlar gibi olmadığımız,onlar gibi davranmadığımız için bizi kabullenemiyorlar belkide.Bir bak bakalım onlar gibi göründüğünde seni kabullenmiyorlar mı?İşte en önemli sorun bu! "kendin olmak!" Eğer bu dünyada kendinden ve değerlerinden taviz vermiyorsan "sana burada yer yok!" işte hepsi bu kadar..

    Bir günde 3 sınavın ne demek olduğunu iyi bilirim:) 4 sınavı nasıl verdin diye birde bana sor:) Nalet olsun böyle sisteme:) ne diyelim artık:)

    Anlık bir kararla sinemaya gitme fikrine bayıldım:) stres,sıkıntı ve içinde bulunduğun olumsuzluklar ve gerilimler ruhunu etkiliyor insanın şüphesiz. Dengeyi sağlayamamanda ki problem senin elinde değil aslında.Grupta kendini değersizmişsin gibi düşünmeye bile değmez.Sen onlardan farklısın;içinde derin bir sevgi ve samimiyet var kuşkusuz..Tanrı bazen bazı şeylerin üstesinden gelebilmemiz için en beklenmedik kişiyi seçer,bu da bir ayrıcalıktır! Ne kadar içimizdeki huysuz şeytanın ve meleklerin diliyle konuşsak bile karşındaki insanın içinde hiç sevgi olmazsa onlar gürültülü bir çan yada hiç çalınmayan bir zil gibidirler:)Hayatında pek çok insan tanıdığın ve tanıyacağın için bunları da bir kenara koy..En azından bildiğin tecrübeyle nasıl bir yaradılışta olduklarını anlayabilirsin..

    İnsanın gözünde değersizmiş gibi hissetme duygusunu çevremizde ki insanlar veriyor bize.Biz ne kadar mutlu etmeye,görmemezlikten gelmeye çalışsak bile bir bakış,bir söz,bir davranış bizi hayattan küstürüyor,yerin dibine sokuyor sanki.Biz de umursadıkça battıkça batıyoruz daha derine doğru.Bir gülüş,bir bakış,bir söz belki çok şey değiştirebilir ama olmayıncada olmuyor işte,içinde bulunduğumuz an'da...

    Vişne...derviş gibi görünen berduş olmaktansa,berduş gibi görünen derviş ol derler..çok severim bu sözü.Hiç kimse için kendini üzmeye değmez.An'ı yaşamaya bak..Senin aradığın samimiyet,mutluluk,çok yakınında! Kendinde,kendi içinde! Çevrene nasıl bakarsan öyle görürüsün manzarayı.O yüzden tüm olumsuzlukları birazda olsa görmemeye çalış:)Hayatta bir şey olmak iste ve öyle olmaya karar ver.Kötü şeyler oluyorsa iyi şeyler düşün;mutlu olmak istiyorsan mutlu,özgür olmak istiyorsan özgür..neye karar vermişsen sen O'sundur.

    Vişne;sen kendini ve ne istediğini biliyorsun,sıkma kendini.Tüm çalışmalarının ve emeğinin karşılığını alacaksın kuşkusuz.Bol şans diliyorum sana,kimselere kopya verme:) kendine iyi bak Vişne..hayallerine inan ve kendine iyice bak.Sağlıcakla kal:)

    YanıtlaSil
  3. Olumsuz hava yılbaşı tatilinin uzaması maalesef benim sınavlarımı da uzattı
    taksimdeki kütüphanenin önünden sürekli otobüse bindiğim için biliyorum o sırayı bitmiyor o sırada beklemek hele soğukta gerçekten zor...
    ay o oje ruj muhabbetine ben kız halimle dayanamıyorum sen nasıl dayanacaksın ki:-)
    bu değersizlik hissi aslında biraz özgüvenle ilgili diye düşünüyorum tabi ki tek neden bu demiyorum ama sana değersizmiş hissi verenler de aşırı kendine düşkün ego sahibi insanlardır hani insan kendine güvenince kimse değersizmiş hissiveremiyor özgüven de biraz aileden gelen ailenin vereceği bir şey ve maalesefki ailelerimiz küçük düşürmeyi övmekten daha çok yapıyor özür dilerim sadece senin yazdıklarından çıkarım yaparak söylüyorum bunları yoksa sana kendine güvenmiyorsunda ondan falan demek değil niyetim sadece burada seni okuyarak aile hayatına şöyle böyle vakıf olduğumu düşündüğüm için istemezsen yayınlama yorumumu filan filan neyse bu kadar...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe