Sömestr, Orhan Pamuk ve geriye kalan her şey

Pazartesi, Ocak 19, 2015

 Büyük bir final telaşını daha geride bıraktık zeytinli poğaçalarım. Zeytinli poğaça dedim de aklıma geldi bak geçen seneden bu yana hiç zeytinli poğaça yemedim. En son yediğim zeytinli poğaça berbattı. Zeytin neredeyse hiç yoktu ya. Ah ah işe giderken sabahın köründe alışveriş merkezinin yapay havuz kenarlarına oturup orada zeytinli poğaça yediğim günler aklıma geldi birden. Lan ne günlerdi be. Hayatımın belki de en kötü günleriydi. Ciddi söylüyorum 2013 yılı benim için tam bir işkence yılıydı. İyi ki o yıldan kurtulmuşuz.
   Final notları bir bir açıklanırken sinir katsayım kah artıyor kah azalıyor. Özellikle bir embesil hoca var ki her sınavda bana aynı puanı veriyor. Ya bak yemin ediyorum sınavda soruları harfi harfine yapıyorum ama gel gör ki aldığım sonuç hep aynı. Sorun bende mi diyorum ama düşünüyorum bir türlü bulamıyorum. Adam tam bir ego manyağı. ''Ben bilirim, ben yaparım, benim dışımdakiler yalan söylüyor. En çok ben çalıştım, benim dediklerim doğru'' diye diye delirecek bir gün. Dersleri de çok sıkıcı ve gergin geçiyor. Durmadan insanlara fırça atıp egosunu tatmin etmeye çalışıyor. Aslında karşılık vermek istiyorum ama sınıfta kalma korkusu yüzünden sessiz kalma hakkımı kullanıyorum mecburen. Nefret ediyorum ya adamdan. Allah belasını versin. Hak etmiyorum bu notu.
   Sömestr tatilim çok sıkıcı geçiyor. Yani çeşitli etkinliklere katılarak tatilimi güzelleştirmek başka bir alternatif yaratamıyorum kendime. Tiyatroya ya da film izlemeye giderim büyük ihtimalle. Aslında arkadaşlarımla görüşmek istiyorum ama onlar beni hayatlarından çoktan çıkardıkları için görüşemiyoruz maalesef. Arkadaş kavramı ciddi ciddi hayatımdan çıkmış sanki ya. Benden uzakta olan insanlar var sadece hayatımda. Onun dışında etrafımda hiç arkadaşım kalmadı diyebilirim. Emre geçen hafta beni sattı mesela. Bir etkinliğe katılacaktık, gelirim dedi ama gelmedi. Geçen hafta bir gün aniden mesaj attılar bana Özgeyle. Akşam 11'de bir dürüm çiğköfte gömdük bir güzel. 
   Benim orada bulunma amacım tamamen sohbet etmek içindi. Ben evde annem ve babam dışında konuşmuyorum gerçek hayatta. Etrafımda arkadaşlarımı görünce konuşma isteğim geliyor haliyle. Ama her seferinde dinlenilmeyen taraf oluyorum. Nİsbiye mesaj atıyorum 2 gün cevap atmıyor inanabiliyor musun. Sevgilisiyle sabaha kadar mesajlaşmasını biliyor ama bana bir cevap bile yazmıyor. Ben de mesajlarını cevaplamayacağım artık. 2 gün geciktirilmiş mesaj atacağına hiç atma daha iyi ya. 
   Tamam belki o an müsait değildi ama 2 gün mesaja cevap yazmamak ne demek ya. Bildiğin aptal yerine konuyor beni aklınca. Böyle bir şeye katlanamadığım için bir süre ondan uzak durmaya karar verdim. Ayrıca yaz ayında söz verdiği halde yanıma gelmediği için kabahatini yüzüne vurdum ve ne diyeceğini bilemedi.
   Okulda da arkadaşlarımla olan iplerim kopmak üzere. Aramızda kopmaya yakın görünmez bir bağ var. Son sınavdan sonra kimseyle görüşmeden öylece çıkıp gittim. Çok sinirlendim yaptıklarına. 6 kişi bir aynı anda sohbet edemiyor onu anladım. Son sınav günü onlardan ayrılıp kütüphanede ders çalıştım yarı bozuk moralle. Cindy yukarıda bahsettiğim sınavdan kaldı galiba. Sırık geçen gün ne dedi biliyor musun. Bi sınavdan çıkmışız koridorda konuşuyoruz. Sınav sonuçlarından konuşuyorduk birden, ''Siz düşük alınca ben çok seviniyorum.'' dedi. Küfür yemiş gibi şok oldum orada. O an tek diyebileceğim şey ''Manyaksın sen'' demek oldu. Böyle bir şey şak diye nasıl söylenir ya. Karşımdaki insana arkadaş dediğim için kendimden utandım o an. Arkadaş dediğin istersen iyi not al istersen kötü not al hep yanında olur. Bunlar arkadaşlığı da bilmiyor bence.
    Çok anlamsız bir hayat oldu benimkisi. Sanki uçaktan paraşütsüz atlamış gibiyim. Bir boşlukta süzülüyor gibiyim. Yere çakılacağımı bildiğim halde elimden bir şey gelmiyor. Arkadaşlık ilişkilerini eskisi gibi umursamıyorum valla bak. Yani olsa da olur olmasa da olur diyorum artık bu saatten sonra. Napim yani ben kendimi çok paraladım bu konuda. İstemiyorlarsa yapacak bir şey yok. İsteyen insan ne yapar eder seni yakınında tutar. Demek ki o kadar değerli değilim onların gözünde. Sırık galiba büte kalmış. Ben şimdi ''Ahaha büte kaldığına çok sevindim'' desem kendimi kötü biriymiş gibi hissederim. Aslında kötü davranmak gerekiyor. Öyle muameleden anlıyor çünkü böyleleri. Biri bana öyle dese ona etmediğim küfürleri ederim. Bana yapılmasını istemediğim hareketleri başkalarına yapmıyorum anlayacağın. Böylesi bana daha doğru geliyor.
   Geçen hafta Orhan Pamuk'un imza gününe gittim. Ellerimde kitaplarıyla sırada dakikalarca bekledim. Denyo bi adam elimde gördüğü kitapların çokluğunu görünce ''Ama olmaz ki sıra uzayacak bu kitapları imzalayana kadar'' deyince avukat genlerim ortaya çıktı birdenbire. Ona ''Yazar yıllar sonra ilk defa imza günü yapıyor. Şimdi imzalatmayacağım da ne zaman imzalatacağım. Hem bu kitaplar da yazarın kitapları, başkası yazmadı ya.'' diyerek ağzının payını verdim bir güzel. Allahım bu sözleri söyledikten sonra resmen içimin yağları eridi. Kendini savunmanın verdiği rahatlıkla sırada beklemeye devam ettim. Önümde duran kokona kadınla sohbet ettim. Kadın eczacıymış arkadaşına kitap hediye edecekmiş, imzalı kitap hediye etmek istiyormuş. 
   Orhan Pamuk'u çok soğuk biri sanırdım önceden ama hiç öyle birisi değilmiş. Toplasan 2 dakika bile konuşamadık ama benimle konuşması çok hoştu. Onu görünce zaten heyecandan ne yapacağımı şaşırdım. Asistan kadın sadece iki kitap imzalatabileceğimi söyledi. İki kitabı seçip imzalattım. İmzalatırken hatrını sordum. ''İyiyim teşekkür ederim. Sizi sırada beklettim kusura bakmayın'' dedi. Bende ona ''Çok güzel romanlar yazıyorsunuz'' diyebildim sadece. O da teşekkür edip gülümsedi. Bu adama soğuk demek bana göre haksızlık. Siyasi söylemlerinden dolayı onu hiç sevmeyen insanlar var biliyorum. Ben işin edebi yönüyle ilgileniyorum sadece. 
   Benim hayallerimden biri de onu görmekti. Gözleri ışıl ışıldı ya. Acaba ışık yüzünden mi öyleydi diyeceğim ama ona bakarken istemsiz mutlu olasım geldi. Keşke daha fazla konuşabilseydim. Ulan şans yok ki be bizde. Buna da şükür diyelim biz yine de. Bu hafta sergiye gitmeyi düşünüyorum. Böyle sergi arkadaşım olsa var ya çok güzel olurdu aslında. Sergideki tabloları yorumlayıp eğlenebilirdik. Sıkıcı mıyım acaba ben ya? Yoo değilim. Tipsizim ya belki ondandır. Of bilmiyorum ama ben hala Sırık'ın sözlerine takıldım ya. Bana sürekli aynı notu veren hocadan yüksek almış sabah onun havasını atıyordu whatsappta. Bunlarla konuşalım diye grup kurdum kimse konuşmuyor anam. Sadece sınav sonuçlarını haber ediyorum o kadar. İnsan ''Hadi buluşup bişeyler yapalım'' der ama dimi. 
   Sömestrda en nefret ettiğim şey film, dizi, kitap üçlüsünü seçememek. Film izlemek istiyorum sonra bi bakıyorum kitaplarım göz kırpıyor yandan yandan. Bir sürü birikmiş dizi bölümleri duruyor öyle. Yetişemiyorum ya dünyanın hızına. Bide eskisi gibi hızlı kitap okuyamıyorum. Ben ki iki haftada bir kitap bitiren insandım. Şimdi bir kitabı aylarca elimde sürüklüyorum. Yaşlanıyor muyum acaba ya? Okunacak da çok kitap var bide. Amy Winehouse'un babası kitabı berbat yazmış ya. Okunmuyor bir türlü. Çok mıymıntı bi herif. Keşke Amy kendi kitabını yazsaydı. 
   Bu aralar telefonuma helyum gazı programını indirip kendi kendime eğleniyorum. Evin içinde şarkı söyleyip sesimi kaydediyorum. Sonra helyumlu sesime gülüyorum. Annem iyice delirdiğimi düşünüyor. Babamsa tembel olduğumu. Hayatımın giderek anlamsızlaştığını hissediyorum. Paylaşmak istediğin bir şeyi paylaşamayınca insan kendini kötü hissediyor. Geveze miyim acaba diye düşünüyorum bazen. Neblim duvarlara derdimi anlatmaktan, pencereden dışarıyı seyretmekten çok bunaldım. Bu arada ortalama hesaplamayı öğrendim. İlk defa şahane bir şey keşfettim kendimce. Artık not almaya çalışırken daha dikkatli olacağım. 
    İşin aslı şu: Bir süre sonra hayat, insanlardan bir şey beklememeyi öğretiyor. Tek başına kalıyorsun kalabalıklar içinde. Ne yardım eli uzatan var ne de seni olduğun gibi seven birisi. Bu dünya yaşamak için çok berbat bir yer aslında. Çünkü hayat insana dert yumağı sunmaktan başka bir halta yaramıyor çoğu zaman. Sağa dönüyorsun dert, sola dönüyorsun dert. Ve bu hiç bitmek bilmiyor. Sanki bütün iyi ve güzel şeylerin miladı dolmuş gibi. Bana sorarsan insanoğlu kendi sonunu kendisi getirecek. Tıpkı bütün güzellikleri yitirdiği gibi..
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.
   

You Might Also Like

4 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Sevilmedigini düşünmek çok kötüymüş Vişne. Ben de bu aralar çokça düşünür oldum bunu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanların bunu hissettirmesi bile berbat bir şey Lily. Keşke böyle hissetirmeseler.

      Sil
  2. "..siz düşük alınca ben çok seviniyorum" demek mi! yok artık daha neler???Ne desen yeri Vişne yani,başkada birşey demiyorum:)

    O hocalardan her yerde var be Vişne:) yani illaki olacak onlardan,llaki bir arıza çıkacak:) olmazsa eksik parçalar tamamlanmayacak sanki:) Ne yapıp edersin en beklenmedik tipler çıkar karşına herşeyin,mükemmel olmak suçmuş gibi,Bu hayatın gidişatıyla ilgili sanırım.Görmezlikten gelmeye çalış,çünkü insan düşününce çıldıracak gibi oluyor bazen...

    Günlerin,belki de hayatın anlamsız değil Vişne.Hayatta yeni başlangıçlar yapmak için bazı şeylerin sona ermesi gerekiyor.Sen onları kaale aldığın kadar varlar hayatında.Bu yüzden başkaları için "neden,niçin,niye.."diye sormaya ve cevaplar aramak için kafa yormaya değmez.

    Hayat bir şölen Vişne! Alabildiğin kadar tat almaya bak hayatından.Film mi izlemek istiyorsun? git kendinle bir sinemaya,kitap mı okumak istiyorsun?al eline buram buram kahve kokan,dumanı tüten fincanı,yudum yudum iç satırları..İnsan mutlu etmek için kendini illede başkaları olması gerekmiyor bir yerde.Zorlamamak en iyisi,olmayınca olmuyor bir noktada kendine yetiyorsun,yetmeye çalışıyorsun başka türlüsü olmuyor çünkü.

    Hazır kendinle vaktin varken git kendine sımsıcak bir zeytinli poğaça al:) ve eski günlerinin hatırına,o zaman ki sıkıntılarının ve şimdiki başarmanın verdiği hazla bir güzel afiyetle ödüllendir kendini:)

    Ne delisin,( -ki deli olmak iyidir aslında:)) ne tembelsin,ne tipsizsin,ne gevezesin,ne şanssızın,..vs..Böyle düşünerek kendini değersizleştirme,sen belkide bunların en iyisisin.Farklı olmak,en iyisi olmak ve insanlar tarafından farkedilmek zordur Vişne.Yalnız hissettiğinde kendine tutun ve çıkışı hep kendinde ara.Hayatı içinden geldiği gibi yaşa,kimseyi takmadan,yalnızlığını umursamadan.

    "...sonunda hayat bize gidenlerin niçin dönmediğiyle değil,neden gittiğiyle ilgilenmemiz gerektiğini öğretir...belki kader birgün karşınıza teninize dokunmadan ruhunuza dokunabilen birini çıkarır..." dilerim çıkarır Vişne..hayallerine inan ve kendine iyi bak,sağlıcakla kal:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sırık'ın o sözlerine gerçekten çok şaşırdım Anka. Hiç beklemediğim bir anda söyledi. Dürüstlük yaptığını sanıyor ama bence değil. Onunla arkadaşlığım konusunda daha dikkatli olmayı düşünüyorum artık. Ben düşündükçe çıldıranlardanım. Böyle hocalar yüzünden derse olan ilgim azalıyor ya. Bi hocam var mesela öğrencilere karşı çok iyi davranıyor. Ve onun sınavından yüksek aldım. Hocanın davranışları da derse olan katılımımı etkiliyor :) Ama dediğini elbette dikkate alacağım. Ya senin yorumların harika terapi etkisi yapıyor yemin ediyorum Anka. Doğru şeyleri vurgulayarak birşeyleri fark etmemi sağlıyorsun. Bu benim açımdan inanılmaz iyi bir gelişme inan bana. Vaktini ayırıp böylesine şahane yorumlar yaptığın için sana ne kadar teşekkür etsem az. Kırmadan, yermeden yorum yapmanın ne kadar güzel bir şey olduğunu hatırlatıyorsun bana her seferinde. Çok ama çok teşekkür ederim. :) Kitap okuma serüvenim devam edecek büyük ihtimalle. Zamanı iyi ayarlayamıyorum sadece. Ne zamandır yemiyorum poğaçayı ya. Belki de hatayı hep kendimde aradığım için böyle oluyordur. Hayallerimi gerçekleştirip onlara inanmaya çalışacağım. Tekrar teşekkür ederim Anka ^_^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe