Çok fazla acı var, katlanamıyorum.

Cumartesi, Şubat 28, 2015

 Ben etrafımdaki insanlardan kazık yememeyi ne zaman öğreneceğim hiç bilmiyorum. Her seferinde kendime sözler verip duruyorum ama yine aynı hataları yapıyorum. Bu hataları bilinçli olarak yapmıyorum tabii ama yine de canımı çok sıkıyor bu durum şu sıralar.
  Okul açıldığından beri hayatımda yeni bir aksiyon başlamış oldu. Evde oturmaktan canım sıkılmıştı zaten iyi oldu açılması. Programım o kadar yoğun ki bazen sınıfları karıştırmaktan korkuyorum. Yeni dönemde pek hevesli değilim açıkçası. Çünkü okuldakiler kendimi kötü hissetmeme sebep oluyor. Yani kendimi değersiz hissediyorum o sınıfın içindeyken. Herkes can ciğer gibi birbirine çok yakın davranıyor. Benim de konuştuğum insanlar var elbette ama pamuk ipliğine bağlı sanki bu okuldaki arkadaşlıklar.
  Okuldan bahsetmeden önce biraz bizimkilerden bahsedeyim. Geçen hafta çok kötü bir olayla şok olduk ailecek. Dayıma karşıdan karşıya geçerken araba çarptı. Kafasını sert vurunca bir hafta hastanede kalmak durumunda kaldı. Kaza yaptığını öğrenen annem ve ailedeki diğer bireyler soluğu hastanede aldı. Ben okulda olduğum için haberim yoktu. Eve geldiğimde annemin olmadığında ters bir şeylerin olduğunu anladım. Babam durumu açıkladıktan sonra son durumu öğrenmek için aramıştım annemi..
  Ben hastaneleri oldum olası sevmiyorum. Ailemdeki biri hastalanınca çok korkuyorum. Yazın ananem hastalandığında kendimi kötü hissetmiştim mesela. Dayımda da aynı şeyi hissettim. Annem ve teyzelerim durmadan ağlıyordu acilin kapısında. Ben ağlama kapasitemi geçmişte yeterince tükettiğim için artık ağlayamıyorum biliyorsun. Ya aslında bakarsan kalbim taşlaşmış gibi hissediyorum. Ne bileyim ağlayamıyorum artık sadece gözlerim doluyor gerisi gelmiyor.
  Acilin kapısında atkımla ağzımı kapatırken oraya gelen hastaları gördüm ve halime şükretmeye çalıştım. Zaten orada olmak bile insanın psikolojisini mahvetmeye yetiyor. İlaç kokuları, ağlayan insanlar, acıdan kıvranan hastaları gördükçe hastane kapısından koşarak uzaklaşmak istedim. Orada olmak sağlam bir psikoloji istiyor aslında. Bide sabretmenin ve beklemenin ne kadar zor olduğunu öğretiyor insana hastaneler.
  Buraya yazı yazmadığım süre boyunca çok şey yaşadım ve hangi birini anlatacağım bilmiyorum. Okuldaki durumumu biliyorsun zaten içler acısı. Ya ben bu etrafımdaki insanları anlamıyorum gerçekten. Salı günü sınıftayken koca sırada kimse yanıma oturmadı. Ya arkadaşı geç normal bir öğrenci bile oturmadı. Önde oturuyordum o gün ama bu kadar nefret ettiklerini bilmiyordum. Sınıfta nefret ettiğim entel bozması kız çantamı yanlışlıkla açınca ''Aa pardon ben seni tanıdık sandım'' dedi. Çantamı alıp kafasına geçirmek istedim o an. Önemli değil diyerek geçiştirdim bende. Nasıl sinir bozucular görmen lazım ya.
  İçinde bulunduğum grup yavaş yavaş ayrılmaya başlıyor. Sarışın, Arap Faikle kavga etmiş. Sarışın'ın attığı mesajı Cindy'e atmış. Boşboğaz Sindy durur mu bu mesajı başkalarına söylemiş. Ee bunu öğrenen Sarışın, Arap Faik'e ''Sana attığım mesajı niye başkalarına söylüyorsun. Artık aramız eskisi gibi olmaz'' diyerek tartışma çıkarmış. Arap Faik hatasını anlayıp gönlünü almaya çalışmış kızın ama kız geri adım atmamış. 
  Ben bunları daha sonradan öğreniyorum tabii. Ne Arap Faik ne de Minik anlattı bana bunları. Sonradan anlattılar yani. Ya bu grup beni hasta ediyor yemin ediyorum. Minik günler sonra okula geldi. Arap Faik gruba karşı çok soğuk davranıyor artık. Beni her zaman ki gibi umursamıyorlar. Minik onlara bakarak ''Üçümüzü çok seviyorum ya. Ciny, Faik ve ben illuminati üçgeni gibiyiz'' dedi ben onların yanındayken. ''Sende üçgeni oluşturan gözsün Vişne'' deyip durumu toparlamaya çalıştı ama nafile, ben alınmıştım bir kere.
  Geçen gün ders programına bakarken Cindy yanımıza geldi. ''Vişne o tarafa bi gider misin Arap Faikle konuşmam gerekiyor'' demesin mi! Ben nasıl üzüldüm anlatamam. Ya her şeyin bir adabı vardır insan kovarmış gibi beni oradan göndermenin ne manası var. Gerizekalı işte napıcaksın. Bunu Arap Faik'e de söyledim haklısın sana bunu yapmaması gerekiyordu dedi. Çok boktan bir şey biliyor musun sevilmediğini bilmek. Ne bileyim, geçen gün cafeye oturmaya gittik Minik ve Faikle birlikte. İkisi telefonlarıyla oynamak dışında hiçbir şey yapmadı. Ne benimle konuştular ne de başka bir şey. Sadece telefonlarıyla ilgilendiler. Ben üzgün dolu bakışlarımla ikisine baktım sadece. Bir şeyler konuşalım diye çok uğraştım ama hiç oralı olmadılar. Kendimi çok kötü hissettim o an. Sanki eşya gibiydim o an. 
  Çarşamba günü bi ders inanılmaz sıkıcı geçtiği için çıkmak istemiştim ben. Bide yemek yediğim için epey şişmiştim. Bu arada dana gibi kilo aldım ya nasıl vereceğim bilmiyorum. Kullandığım ilaçlar yüzünden kilo alıyorum her seferinde. Cindy ve Minik bana bir cafenin yerini sordular ders sırasında. Benim fotoğrafik hafızam güçlü olduğu için mekanın yerini anında tespit ettim. Harita okuma konusunda iyiyim yani. Neyse işte bunlar ''Yeri nerden biliyor musun bu cafenin?'' diye sorunca ''Gidecek misiniz?'' dedim. Onlar da gideceklerini söylediler. Tarif ettim ama anlamadılar pek. Minik çıkarken ''Biz çıkıyoruz Vişne, geliyor musun'' deyince eşyalarım alıp onlarla çıktım. Sınıfın kapısını kapattıktan sonra Cindy ne dese beğenirsin: ''Sen de mi çıktın dersten?'' Şeytan diyor al kafasını duvardan duvara vur. Koridorda ilerlerken cafenin yerini bir kez daha tarif ettim. En sonunda '' Tamam sağol. Hadi tuvalete gidelim Minik. Görüşürüz Vişne'' diye beni koridorun ortasında bıraktılar. 
   Ya dersten çıktığıma mı yanayım yoksa defalarca göt gibi ortada kalıp dışlanmama mı anlamadım. Ben normalde dersten çıkmaktan nefret eden biriyim. İçim hiçbir zaman rahat etmez yani dersi yarı yolda bırakıp çıkmak. O gün o dersten çıktığım için çok pişman olduğum. Yaşadığım hayal kırıklığını hızlı hızlı yürüyerek çıkaran ben bahçedeki bankta oturup biraz dinlenme kararı aldım. Sarışın, Cindy, Minik ve Sarışın'ın peşinden ayrılmayan kankası hep birlikte önümden yürüyüp gittiler. Bide Minik utanmadan ''Sen eve gitmiyor musun Vişne'' demesin mi! Benim sinirler tavan yaptı o an, ''Gidicem'' deyip konuşmayı kestim orada. Ya bu yaşadığım en kötü kazıklardan birisiydi, gerçekten. Minik'in böyle davranmasını hiç beklemezdim doğrusu. Belki de erkek olduğum için beni dışlıyorlar. Cindy ve Minik, Arap Faik'e nasıl şirinlik yapıyorlar görmen lazım. Çok iyi davranıyorlar ona karşı, ilgililer yani. Bana karşı hiç öyle davranmıyorlar. Ben bununla nasıl baş edeceğim bilmiyorum. Bunu kıskançlık olarak algılama lütfen. Sadece bu kadar değer gösterilmeyip, dışanlanmayı hazmedemiyorum.
  Zaza ile iki gündür konuşuyoruz. Zaza dışında Hinduyla konuşuyorum. Zaza ile kolay anlaşabiliyoruz bunu ona da söyledi. Zaza geçen gün ''Seninle rahat anlaşıyoruz çünkü sen boş insan değilsin. Herkesle oturup konuşamıyor insan. Sen iletişime açık birisin ve olgunsun'' dedi. Onunla yolda giderken bir arkadaşına rastladık. Konuşmayı kısa kesti onunla ve bana ''Bak bununla asla oturup konuşamazsın çünkü bi kişiliği yok.'' dedi. Zaza iyi bir insan, onun arkadaşlığını seviyorum ama yarı yolda bırakacak birine benziyor. Mesaj atıyorum cevap vermiyor mesela. Bunu ''Bak mavi tik görünüyor sen hala cevap vermemişsin'' diyerek yüzüne vurdum ama oralı olmadı hiç.
   Geçen gün lisedeki arkadaşım Esmerle mesajlaştık. Bana ''Çok çabuk pes ediyorsun güçlü ol'' demişti. Güçlü olmasına güçlüyüm ama güçlü olmak çok zor. Türkan teyzemle de konuştuk biraz. Okulda arkadaşlarım tarafından dışlandığımı söylediğimde ''Boşver, dünya yansa umrunda olmasın'' dedi. Ona uyuyamadığımı söyledim ve sohbet taa buralara kadar geldi işte. Arap Faik, Minik ve Cindy dersi ekip gezmeye gittiler. Bana sen de gel dediler ama ben gitmedim. Zaten gitsem n'olucaktı ki? Benimle mi konuşacaklardı allasen. Gözlerini Faikten ayırmıyorlar. Onlar gezmeye giderken ben de okulun bahçesine gittim. Avuçlarımı sıka sıka yürüdüm tüm yolu. Okulun ilk gününde gittiğim bankta gittim yine. Aylar geçti ve ben hala o bankta aynı şekilde mutsuz oturuyorum. Yani görünen o ki canım, hayatımda hiçbir şey değişmemiş. Çimlerde oturan insanlara hala imrenerek bakıyorum. Onlara bakarken '' Allahım, ne kadar güzel arkadaş grupları var. Peki benim hiç böyle mutlu anlarım olmayacak mı?'' diye geçirdim içimden. 
   Nisbiyle haftalardır konuşmuyoruz. Beni çoook sevdiğini söyleyen kızı görüyor musun bak nasıl da aramıyor. Nasıl ayıp ettiğinin farkında çünkü. Diyorum ya sana ben ilişkilerimde çaba göstermedikçe ''Hadi oğlum, hadi kızım gel görüşelim'' demedikçe kimse adımı atmıyor. Yolda görseler görmezden gelecekler artık o derece. Öff aman ya bıktım ben bu insanlardan valla bak. Sahilde yürürken kendimi denize atmamak için zor tutuyorum.
  O gün sahilde kulaklığımla müzik dinleyerek yürüyordum sakin sakin. Denize bakıp bakıp düşüncelere dalıyordum. Atlasam her şey düzelir mi diye düşünüyordum. Tabii ki düzelmez daha kötü olurdu. Sonra gökyüzüne bakıp ''Allahım bana yaşamam için bir işaret gönder'' deyince işaret anında geldi. Minibüse binince annemle karşılaştım. Böylece işareti almış oldum. Allah o an ''Annen için yaşa'' demek istiyordu sanırım ya da ben öyle anladım. Ne yapacağımı bilemiyorum artık. 
Akıl sağlığımı korumaya çalışıyorum, boş vermeye çalışıyorum, yaşadığım olumsuzlukları görmezden gelmeye çalışıyorum 
ama
YA PA MI YOR UM !
Bu da şarkımız olsun

You Might Also Like

2 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Vişne;çok geçmiş olsun.Dayıcığın sağlığına ve sıhhatine tez zamanda kavuşur inşallah.

    İnsanın içinde ne varsa dilinde’de o var,dilinde ne varsa içinde olanda o.Yerinde olsam bir müddet Cindy,Minik ve tayfasıyla görüşmemeye karar verirdim çünkü;açıkça ve gözle görülür bir şekilde dışladıkları ve canları istediği zaman seni hatırladıkları gün gibi ortada.Onların varlığı huzursuzluk ,moral bozukluğu ve günü mahvetmekten başka bir işe yaramıyor.Daha önce demiştim;”arkadaşlıkları sabun köpüğü” gibi Vişne diye,sirk bitti yüzleri tek tek meydana çıkıyor,birbirlerine nasıl düştüler görüyor musun!! Hazır Cindy demişken,o kendini bilmişin sana o şekilde davranmasına üzüldüm ve çok kızdım.Keşke sana öyle dediğinde ”kusura bakma gidemem,çok istiyorsan sen git orada konuş”deseydinde ağzının payını verseydin,bak sesini çıkarabiliyor muydu? ”Neden söylemedin be Vişne” dedim kendi kendime..Ah!gönlü ve yüreği kocaman,bulutlar kadar narin Vişnem ah!karşındakini incitmemek prensibin ama bir yerde hakikaten inanıyorsan sana böyle davranmalarına izin verme.

    Vişne…doğru olmadığına inandığın şeylerin ve yanında sevilmediğin ilişkilerde durma.Ne olursa olsun doğruluğuna inanmıyorsan,güvenmediğin insanların yanında bulunma.Ufacık bir yapmacıklık bile görsen onları katma hayatına.Kendine huzurlu ve kabullenmiş bir alan kurmaya çalış.Samimiyetine gerçekten inandığın şeyleri sev ve barışık olmaya çalış tüm olumsuzluklarla.Olanı olduğu gibi kabul et ve en önemliside kendini sev.Bilmemiz ve yapmamız gereken herşey gözümüzün önünde ve gerçek aslında çok basit."Hayatının güzergahları belli olsun,yol değiştirmeye gerek yok.Sadece yolunun üzerindekilere uğrama hepsi bu"..Hayatın bize sunduğu iniş ve çıkışları kabullenmeliyiz,kabul etmeyi öğrenmeliyiz.Bu yüzden tüm bu gel-gitler’de karamsarlığa kapılma. Mutlu ol,olmalıyız yoksa öbür türlüsü deliririz:)) Ne olmanın önemi yok Vişne,istediği kadar arkadaşları,bomboş çevreleri olsun önemli olan ne olduğundur..Herşey doğru zamanda ve doğru an’larda oluyor.İçinde bulunduğun an’da aynı yerden bakabileceğin birileriyle henüz karşılaşmadıysan kendini üzüp,yıpratmanın manası yok.Seni kendinden çok seven,varlıklarıyla huzur bulduğun insanları düşün.Bazı yaralar sevdiklerimizle iyileşir.İsyan etme Vişne...Ne olursa olsun asla pes etme.Şükret ve unutma her şerrimizden bir hayır çıktığını.

    Her zaman her yerde iyi insanlarla karşılaşman en büyük dileğim..ne istediğini bil ve sadece kendin ol...kendine iyi bak,çok iyi bak ve sağlıcakla kal…

    YanıtlaSil
  2. Vişne ya gerçek mi bunlar üzülüyorum yapmayın lütfen... :(

    çok sevgiler

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe