Kendinden nefret etme sanatı..

Cumartesi, Şubat 14, 2015

  Koca bir sömestr tatilini göt büyüte büyüte bitirdim ya olacak iş değil. Sözde, uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarımla görüşecek, tiyatroya gidecek her günüm şahane geçecekti. Hepsi fos çıktı ya. Bütün hafta geç uyandım, ilaçlarımın düzenini bile bozmadım, ondan mesaj bekledim, dizi sezonları bitirdim, filmler izlediğim yine de can sıkıntım bir türlü geçmedi tatilde. 
  Lodos çıktığında bizim evin elektrikleri kesildi. Ne doğalgaz var ne su var bildiğin köy hayatı yaşadık o gün. Mum ışığında yemek yedik, ben üşüdüğüm için battaniyelerle yine kanka oldum. Annemle babam kendi aralarında konuşurken yan koltukta uyuyakalmışım. Elektriğimiz olmadığı için jeneratörü olan komşumuza gidelim dedik. Hem ısınmış olduk hem de vakit çabuk geçti bizim için. Bizim komşunun yeğeni yeni taşınmış bizim oraya. Komşumuz ''Yeni gelenler nası sizce?'' diye sorunca ben patavatsızlık yapıp birdenbire ''Valla ben sevemedim. Anneme ilk günden internetiniz var mı diye sormuş. İlk tanıştığın insana böyle şak diye sorulmaz ki'' deyince ortam biraz sessizleşti. Bir süre sonra komşumuz ''İnternet kaç para ya'' diye sorunca bende jeton düştü. İçimden ''Hassiktir bu yeni taşınanlar, bizim bu komşumuzun yiğeniydi. Nası unuturum ya!'' diye söylememe rağmen yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Rezil oldum anlayacağın kadına. Şu çenem rahat durmuyor ki bir türlü, iki insan gördü mü hemen açılmaya başlıyor. Kadının yeğenine ayıp etmiş oldum yani böyle söyleyerek. 
  Annem kaş göz yaparak benim daha fazla bu konu hakkında konuşmamı istemiyordu. Ya bende kıpkırmızı olmuştum o an, öyle dediğime pişman oldum. O sözümden sonra fazla konuşmamaya çalıştım. Yediklerim bile fazla gelmeye başladı bir süre sonra, utancımdan yiyemedim. Demek ki neymiş? Patavatsızlık bazen insanı utandırabiliyormuş. Annem eve dönerken bana neden öyle söylediğimi sorunca '' Amaan boş ver ya ona az bile söyledim'' diyerek cevap verdim. 
  Bu arada elektriksiz hayat berbatmış onu anladım o gün. Babam 17 yıl elektriksiz yaşamış olacak iş değil ya. Ben bir gün zor dayandım. Elektrik olmadan hayat geçmiyor babam o kadar yıl nasıl elektriksiz yaşamış hayret ediyorum doğrusu. Elektriğin kıymetini daha iyi anladım o gün resmen hayat standartlarım değişti ya.
  Şu sıralar kendimden  nefret etmekle meşgulüm canım okuyucum. Kendime karşı öfkeden başka hiçbir şey hissetmiyorum. Sanki birisi beni silahla öldürmüş de içimi pamukla doldurmuş duvara asmış gibi hissediyorum. Çok boş aynı zamanda değersiz hissediyorum kendimi. Geçmişe nazaran daha kötüyüm anlayacağın. Geçen gün bilgisayarımdaki eski fotoğraflara bakayım dedim, ne kadar çok anı biriktirmişim meğer. Lisede çektirdiğim fotoğraflar, 76 kilolayla fotoğraflara gülümseyen o masum Vişneye baktım, ne çok kötü olmuşum geçen bu süre zarfında. Arkadaşlarımın yanında ne kadar mutluymuşum. 
  Her şeyden habersiz teneffüs aralarında ekmek arası patates yiyip ayran içen o şişko inek olmayı çok isterdim. O zamanlar da hayatımdan memnun değildim biliyorsun ama bu kadar boşlukta hissetmiyordum kendimi. Ne bileyim o zamanlar sıra arkadaşlarımla makara yapardık, motor Gizemle didişirdik, hocaların dedikodularını yapardık kısacası hayat bir şekilde akıp giderdi.
  Şimdilerdeyse hayatımda koskocaman bir boşluk var ve ben bunu nasıl dolduracağımı bilmiyorum canım okuyucum. Neden bu boşluğu dolduramıyorum bilmiyorum. Bazen dünyanın benimle birlikte yok olması için dua ediyorum. Katlanmıyorum bu halime artık. Kalbim taşlaşmış gibi hissediyorum. Kendimden nefret etme konusunda bir dünya markasıyım. Eskiden aynaya baktığımda mücadele edecek bir şeyler olduğunu hissederdim gözlerimden. Şimdi sadece bir böcek görüyorum. Ezilmeyi bekleyen zavallı bir böcek göz kırpıyor bana. Elimin kanayacağını bilmesem yumruğumu aynaya geçireceğim ama cesaret edemiyorum.
  Bugün teyzemlerle bir araya geldim. Lodos yüzünden ananemlerin çatısı uçmuş. Babamla dedem kavgalı olduğu için onların yanına gitmemizi istemiyor. Lodos yüzünden çatı uçunca yanlarına gidemedik. Mutfakta makarna salatasını hazırlayan Birgül teyzem, ''İnsan bir arayıp sorar, geçmiş olsun der'' deyip bana laf koydu. Ben de ''Annem aradı diye biliyorum ben ya yoksa arardım'' diyerek geçiştirdim söylediklerini.
  Teyzemin bu sözleri kendimi çok kötü hissetmeme neden oldu. Yazın babamla kavga ettiğimde sığınacağım tek yer anneannemlerin eviydi. Şimdi böyle bir durumda onların yanında olamamak canımı çok sıkıyor. Gerçekten kendimden tiksiniyorum. Dönüş yolunda giderken Türkan teyzem ''Artık sen bir bireysin, annenin gölgesine saklanan bir çocuk olmaktan vazgeç'' dedikten sonra kendimden daha fazla nefret etmeye başladım. Kendime ait bir kredi kartım bile yok. Garanti bankası zırt pırt beni arıyor kart verelim diye. Her seferinde geri çevirmek zorunda kalıyorum. Şimdi kredi kartı alsam kim ödeyecek? Benim kendime ait gelirim yok ki. Ben 2 hafta boyunca evden dışarı adımımı atamadım biliyor musun. Peki neden? Çünkü param yoktu. Düşünsene tiyatroya bile gidemedim ya. İnsanın maddi özgürlüğünün kendi elinde olması meğer ne büyük lüksmüş.
   Kapana sıkışmış gibi hissediyorum. Açık cezaevindekiler gibi 2 haftamı evde geçirdim. Ne gelen vardı ne giden. Sömestr tatilini böyle aptalca geçirdim anlayacağın. Hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorum. Eskiden param vardı ama vaktim yoktu. Şimdi vaktim var ama param yok olacak iş değil. Birilerine muhtaç olmayı oldum olası sevemedim. Zaten yapım gereği gururlu bir insanım. Gerekirse aç kalırım kimseden bir şey istemem. Gözüm karadır biraz kolayca silebilirim her şeyi. Anlayacağın hayatımda denge denen bir şey yok.
  Aferin Vişne kendi ellerinle hayatını mahvediyorsun diyor içimdeki ses. Artık uyuyamıyorum düşünmekten biliyor musun. Dün gece 4,30'da uykuya dalabildim anca. Etrafımdakiler ne hissettiğimi bilmiyor çünkü önemsemiyorlar. Keşke bir fırsatını bulup şu evden kurtulsam. Kendi gerçekliğimin de farkına varırım böylece. İnsanlar arasında iyi değilim çoğu zaman. Akıl hastanesinde sakinleştirici ilaç içip bütün gün tavana bakmak bile bundan daha iyidir. Çünkü hayatımın her alanında stresle karşılaşıyorum. Yok olmam gerekirken tutmuş acı çekiyorum şu dünyada.
  Nisbi'nin arkadaşlığını özlüyorum bazen. İnsanlar neden beni kaybetmekten korkmuyor? Neden hayatlarında yer edinemiyorum? Sevdicek neden beni istemiyor artık? Arkadaşlarım neden bu kadar soğuklar bana karşı? Artık neden ağlayamıyorum? Kendimden daha ne kadar nefret edeceğim? Neden her şey bu kadar anlamsız olmak zorunda? Neden?
Allah kahretsin.
Kahretsin!
Kahretsin!
Şarkı  

You Might Also Like

5 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Lise yıllarından sonra üniversitede düşülen o boşluğu ne güzel anlatmışsın. Biz mi çok büyüdük, hayallerimiz, eğlencelerimiz mi değişti? Yoksa değişen yalnızca hayat mı? Bilemiyorum sahiden. Ve çok özlüyorum lise yıllarımı, lise arkadaşlarımı. İyisiyle kötüsüyle arıyorum o insanları. En azından diyorum, her şey gerçekti orada. Yalan yoktu. Kendi olduğum gibi davranabiliyordum. Şimdi yanlarında rahat olamadığım insanlarla beraber hiç mutlu değilim, çünkü ben değilim.Sana bir kaç güzel söz söylemek için başladım ama içimi dökmüş bulundum galiba. Canını sıktıysam affet. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Şu an merak ettim acaba ikiz miyiz diye inanır mısın aynı şeyleri yaşadım yaşıyorum ve devam ediyor hersey . Bir şeyin düzeleceği yok yani çaba da göstersen de göstermesen de o yuzden kendine sen değer vereceksin en cok sen seveceksin kendini :) gereksiz düşüncelerle yıpratma kendini bu arada seninle tanışıp arkadaş olmayı çok istiyorum o yüzden geri dönüş yapar mısın seninle dertlesmeyi çok isterim .. mailini sitede bulamadım o yüzden buraya yazdım ..

    YanıtlaSil
  3. Vişne...yaşadığımız herşey sürekli başa dönüyor ve o kadar trajikomik hale geliyor ki dönüp tekrar komediye bağlanıyor gerçekten..tüm bu yaşananlar şaka gibi sanki..yada rüya içinde rüya ve biz tüm o kabuslardan bir an önce uyanmak istiyoruz..gözümüzün önünde ve kabul etmediğimiz gerçekleri tüm isyanlardan sonrada kabul ediyoruz,teslim oluyoruz ve en sonunda onlarla mücadele ediyoruz!!Kurtuluş;başkalarında aramakla gelmiyor büyük çaba ve uğraş gerektiriyor,bu yüzden kendi kurtuluşumuz için gayret göstermeliyiz.

    İnsanların neden sana böyle davrandıklarını merak etmeyi ve düşünmeyi dert etme,nasıl bir imajın olduğunu sorgulamayıda! kontrol edemeyeceğin şeyleri kafaya takma,tasalanma..neden böyle yaptıklarını kontrol edemezsin,neden üzülüyorsun o zaman? bırak ne istiyorlarsa hayatlarına dahil etmesinler,nasıl istiyorlarsa öyle davransınlar..senin gibi müthiş bir insanı tanımamak,onun dostu ve arkadaşı olmamak onların kaybı,senin değil..belki bir gün sana denk düşerlerse gerçek "seni" tanırlar.Hayatta herşeyi yapmaya hakkın var ama başkalarının ve kendinin hayatını mahvetmeye hakkın yok.

    Unutma Vişne..biz hiç tanımadığın,hiç karşılaşmadığın bir kimseyiz..ama varlığımızla aramızdaki mesafeye rağmen yüreklerimiz hep bir..her zaman aklımızda ve kalbimizdesin..sen bizim gerçek dostumuzsun ve seni seviyoruz;sevildiğini hiç unutma.

    Kendine iyi bak Vişne,hayallerine inan ve kendine iyice bak..sağlıcakla kal:)

    YanıtlaSil
  4. Merhaba blog keşif etkinlğinden geliyorum sitenizi gfcden izliyorum bana da beklerim :)
    http://kirmiziruganayakkabilarim.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  5. Hayaller gercek olurken aslinda gercek hayalinin bu olmadigini dusundugunde mahvolmus oluyorsun asil. Dolayisi ile her halukarda mutluluk masallarda..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe