Karmaşık bir hayat benimkisi

Salı, Nisan 21, 2015

Doğum günü rezaletinden sonra kendime yavaş yavaş gelmeye çalışıyorum. Böyle olacağını tahmin ediyordum zaten. Çevremdeki insanların bana karşı bu kadar duyarsız olması artık şaşırtmıyor beni. Vizelerden sonra büyük bir rahatlık yaşadım. Ee bir sürü ders almak bir süre sonra insanı deliye çeviriyor haliyle. O kadar ders stresi arasında bide kendi üzüntülerim de eklenince hayatım iyice yaşanılmaz bir hal alıyor. Neyse ki bu durumu aştığımı düşünüyorum. Eskisi kadar çok üzülmüyorum artık. Üzüntülerimin kullanma tarihi geçiyor. 
  Son birkaç haftada epey ilginç şeylere tanık oldum. Her zaman olduğu gibi bu seneki film festivaline tek başıma gittim. Reha Erdem'in Kosmos filmini izleme fırsatı yakaladım. O gün o söyleşiye bilet bulabilmek için nasıl koştum anlatamam. O günün sabahında iki sınavım var. İkisi de birbirinden zor. O günün öncesinde aşırı kötü bir olay yaşadık ailecek. Anneannemlerde birtakım olaylar yaşandı. Ben sınavlara neredeyse hiç çalışamadım. Arap Faik sayesinde biraz yardım aldım ve öyle cevapladım soruları. Arap Faik bu tarz konularda çok yardımsever oluyor. Onun arkadaşlığını zamanla sevmeye başladım. Sınıfta anlaştığım ender insanlardan birisi. Ben biriyle çok zor arkadaşlık ilişkisi kuruyorum biliyorsun. Çünkü ilk başta karşımdaki insanı derinlemesine inceliyorum onun hakkında bir fikir edinebilmek için.
  Ben Kosmos filmi için bilet almak için sabahın köründe kalkıp Taksim'e gittim bir güzel. Bilet kuyruğunda o günkü sınavlara çalıştım sakin sakin. Nedense o ortamda sınava çalışmak hoşuma gitti. Bileti aldıktan sonra Lilya 4-ever filmindeki Lilya gibi koşmaya başladım. Arka fonda Rammstein çalıyor. Bildiğin filmin o sahnesini yaşıyorum yani. Çok iyi bir filmdir, tavsiye ederim izle bi ara. Çok farklı bir deneyimdi benim için. Sınavlardan çıktıktan sonra sinemaya koştum ve filmi keyifle izledim. Filmi genel anlamda beğendiğimi söyleyebilirim. Reha Erdem'i görmek zaten başlı başına bir mutluluk sebebiydi benim için. İyi ki gitmişim diyorum şimdilerde.
  Sınav haftasında arkadaşlarımla iyi bir ilişki içinde olduğumu fark ettim. Her ne kadar zaman zaman geri planda kalsam da benim için iyi bir grup oldular. Geçen hafta pek ders olmadı zaten. Ben boşu boşuna gitmiş oldum anlayacağın. Bazı öğrencileri anlamıyorum. Okula gelmemek için türlü bahaneler bulmaktan başka bir şey bilmiyorlar. Vizelerden sonra okul resmi tatil yapsın o zaman kardeşim. O kadar yol çekmeme değmez hiç olmazsa.
   Film festivalinde komik bir ana tanık oldum. Bir belgesel gösterimine gitmiştim. Belgesel de epey kaliteli bir şeymiş ama aşırı uzundu ya. Neyse ben belgeseli izlediğim sırada yanımdaki yaşlı kadından horlama sesi geldiğini fark ettim. Horlama sesi duyunca ''Alla alla belgeselden mi geliyor acaba'' diye düşündüm. Sonra o sesin yanımdaki kadından geldiğini fark ettim. Kafasını geriye yaslamış horul horul horluyordu kadın. Beni bir gülme aldı ki sorma gitsin. Yerimde sallanıyorum sesli gülmemek için zor tutuyorum kendimi. Belgeselin son dakikalarında böyle olaya şahit olmak aşırı komikti ya. O gün Orhan Pamuk'u gördüm. Onu ikinci kez görmek beni şaşırttı doğrusu. Demek ki izlemek için doğru belgeseli seçmişim.
   Taksimdeki sahafları gezmeyi çok severim. Geçen hafta salı günü bir kitabı sahaflara tek tek sordum. Aslında kitapçılarda satılıyor ama işte sahaflarda daha uygun olur diye bir oraya sorayım dedim sormaz olaydım. Sahafçılık yavaş yavaş ölüyor bence. Orada gezerken bunu hissettim. Bi sahaf dükkanına girip aradığım kitabı sordum. Diyalogu aynen şöyleydi;
    + Merhaba, ben medya denetimi kitabını arıyorum da sizde var mı acaba?
    - Olması lazım öyle hatırlıyorum
    + Koca sahaf binasında bi sizde bulabildim ya. Fiyatı ne kadar?
    - 80-70 lira olur sana (Yavşaklaşıyor)
    + Nası ya? Ben daha uygun olur sanıyordum
    - O zaman 40 ver hadi. ( Şaşkınlığımı fark edip mal mal gülüyor.) Sen galiba hiç sahaflara uğramıyorsun. Uğrasaydın fiyatların ilk sayfada yazdığını bilirdin. ( Orospu çocukluğu yapıyor)
    + Uğruyorum. Sadece kitabın fiyatını göremedim sayfada. ( Sinirle söylüyorum son sözlerimi. Kitabı rafına koyuyorum)
    - Noldu almıyor musun? ( Pişkin pişkin gülmeye devam ediyor puşt)
    + Almıyorum. Siz ilk önce bir müşteriye nasıl davranılır onu öğrenin ondan sonra kitap satın. ( Mağazadan çıkıyorum sinirli sinirli yürüyerek. Tabii ki çıktıktan sonra orospu çocuğu diye söyleniyorum içimden)
     

   Şimdi böyle bir diyalogla karşılaşan bendeniz Entel, haliyle sinirleniyorum tabii. Ya adama normal bir soru soruyorum karşılaştığım duruma bak. Azıcık işini düzgün yapsaydı belki de o kitabı o gün alacaktım ama almadım. İyi ki de almamışım. 3 lira kazık atacaktı bana orospu çocuğu. Yumruğumu sıka sıka istiklal caddesinde yürümeye devam ettim. Adam gibi iş yapmayacaklarsa hiç yapmasın böyle insanlar abi. Ben çok çabuk sinirlenen birisiyim. Ufak bir sinir bile günümü zehir etmeye yetiyor. Neyse bu da böyle boktan bir anımdı. Böyle boktan insanlarla karşılaşmaktan ölesiye nefret ediyorum.
  Okulda konuşmaktan en çok keyif aldığım insan Rita. Hem olgun hem bilgili bir bayan olması arkadaşlığını daha çok sevmemi sağlıyor. Gruptaki arkadaşlarımdan daha iyi davranıyor bana. İkimiz de birbirimizi anlıyoruz bence önemli bir nokta bu. Sanat, edebiyat, dersler vs. çoğu konu hakkında konuşabiliyoruz. Bide benim geveze tarafım tutuyor arada sohbet koyulaşıyor. Rita çok yardımsever, arkadaş canlısı, anlayışlı, güzel gülümsüyor, karşısındaki insanı önemsiyor. Yani tam aradığım insan o. 
   Bir süredir etrafımdaki insanları gözlemliyorum. Dün Özge ve Emreyle çiğköfte yedik. Zaten çiğköfte olmasa bir araya geleceğimiz yok. Özge bizimle bir yere gitmeyi pek sevmiyor. Ben öyle hissediyorum açıkçası. Neyse onlara oturmaya gittik işte Emreyle. Her zaman olduğu gibi bizimle ilgilenmedi. Dersin başına oturmuş notlarını temize çekiyor. Ayıp üstüne ayıp yapıyor. Çiğköfte için param yok diyor ama ailesinden çok rahat para alabilirdi. Emreyle beni bi bakıma salak yerine koymaya çalıştı. Benim de param yok ona bakarsan, annemden aldım. Kendi gelirim olsa hiç sormam bile ailemdekilere para konusunu.  
  Ya ben salak yerine konulduğum için çok kızdım. Oraya gittik ne sohbet ediyor ne bizimle ilgileniyor, hiçbir şey yapmıyor. Ben sohbet açmaya çalışıyorum. Ben oraya sohbet etmek için gidiyorum. Kendi evimde de çiğköfte yerim anam ne var onda. Dün '' Bak o kadar yanına geldik yine bizimle ilgilenmiyorsun. Yalı kazığı gibi oturuyoruz burda'' diye vurdum lafı suratına. Benim evime gelen arkadaşıma hiç böyle davranmıyorum. İşimi gücümü bırakıp onunla sohbet ediyorum. Sırf çiğköfte için bizi kullanmasını hoş karşılamadım. Ben işin parasında değilim ya ama insan azıcık duyarlı olur. Mesela ''Dur bende 2 lira vardı onu da ben vereyim'' dese önemli değil der geçerim ama hiç oralı olmadı ya.
  Kolay kolay bi daha çiğköfte yiyeceğimi düşünmüyorum onunla. Ben çıkara dayanan ilişkileri sevmiyorum. Bir şey yapıyorsam onu gerçekten sevdiğim için yapıyorumdur. Tabletini almış arkadaşlarına not atıyor. Ailede sohbet eden kimse yoktu dün. Herkes tabletinin, telefonunun, bilgisayarının başındaydı. Ben öyle mal gibi halı desenlerini inceledim dakikalarca. Teknolojinin insanları getirdiği hale bak, şaka gibi. Ne sohbet ediyorlar ne birşey. Youtube'da komik videolar açıp gülüyorlar. Bu sahne karşısında ne tepki vereceğimi şaşırdım doğrusu.
   Film izlemeye karar vermiştik fakat babası izin vermedi. Bende daha fazla dayanamayıp eve gitmeye karar verdim. Eve giderken içimdeki ses ''Seni nasıl da kullandılar gördün mü? Bunlar doğru insanlar değil'' dedi. Ona kulak asmayıp karanlık yolda yürüyüp ıssız sokağın tadını çıkardım. Etrafımdaki çoğu insanın doğru insan olduğunu düşünmüyorum. Ritayı ayrı tutuyorum. Peki ben doğru insan mıyım? Kimine göre öyleyim kimine göre değilimdir belki bilemiyorum. Arkadaşlık ilişkilerimde sağduyulu olmaya çalışıyorum sadece.
   Ya yine destan yazmışım. Son olarak ismimi neden değiştirdiğimden bahsedeyim. Sürekli kız sanılmaktan artık rahatsız olmaya başladım. Eminim hala bazıları ''Oha sen erkek miydin?'' diye şaşırıyordur. Önceki yazımda bir okuyucum beni kız sandı, ona kızmadım çünkü dikkatinden kaçmış olabilir insanlık hali. Fakat sürekli bu durumla karşılaşmaktan çok sıkıldım artık. Bir süre sonra kaldıramıyor artık insan bu tür durumları. Bu yüzden ismimi, profil resmimi değiştirme kararı aldım. Profil resmimde erkek fotoğrafı var, artık kız sanılmam herhalde. Bu ismi zaten çok seviyordum. Eski adımı özleyeceğim sanırım ama benim için en doğrusu bu. Umarım alışırsın yeni adıma. Ben şimdiden alışmaya başladım. Neyse şarkımı bırakıp gideyim. Bir sonraki yazımda Zazayla yaşadığım olayları anlatacağım. 
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

4 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Eski blog adresine girdim ve ulaşamayınca şok oldum. Silip gittin sanmıştım neyse ki durum öyle değilmiş...Tanışmasak da üzülüyor insan yahu...Yazılarını takip ediyorum devamlı, umarım Rita gibi seni anlayacak ve önem verecek insanlarla karşılaşırsın hep. Hoşçakal..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ilgiyle takip ettiğin için teşekkür ederim Zeynep. Yazmayı kolay kolay bırakmam ya. Sonuçta bundan emek parası çıkaracağım bi yerde. Rita ile olan arkadaşlığımızın kıymetini daha iyi anladım. Umarım sen de iyi insanlarla karşılaşırsın hayatında :)

      Sil
  2. Ehe entel karıncada iyiymiş . Düşünüyorum '' Allah Allah ben bu isimli birini takip ediyor muydum'' diye :D yeni ismin hayırlı uğurlu olsun :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahaha :D O şaşkınlığı gözümde canlandırdım da çok samimi geldi gözüme. Bu ismi daha çok sevdim o yüzden kullanmaya karar verdim :D Teşekkür ederim :>

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe