Vizeler, düşüncesizlikler ve anlamsız bir hayat

Pazartesi, Nisan 06, 2015

  Şu sıralar hayatı bomboş gözlerle izliyorum sadece. Sabahları uyandığımda dakikalarca etrafıma bakıp gerçekliğe adapte olmaya çalışıyorum. O sırada hazırladığı kahvaltının başına bana seslenen annemi duymazlıktan geliyorum. ''İşte yine boktan bir gün'' diyerek önceki gün hazırladığım kıyafetleri giyiyorum. Kahvaltıdan sonra ilaçlarımı içiyorum. Otobüse yetişmek için deli danalar gibi koşuyorum.
  Bu hafta benim için epey zorlu geçti. Yani nereden anlatsam bilemedim. Pazartesi sabahında ilk sınavımı oldum. Sınavım pek beklediğim gibi geçmedi. Sınav sonrası yaşadığım hayal kırıklığını üzerimden atamadım. Sınavdan sonra cevapları kontrol etme hastalığımı yine yakamı bırakmadı. Birkaç tane yanlışım çıkınca keyfim kaçtı. Sabah metroda okuduğum sayfalardan soru çıkıyor sınavda ama ben yapamıyorum olacak iş değil. Arap Faik, Minik, Sırık ve ben sınavda yardımlaştık ama yine de yanlışlarımız çıktı. Çok kötü bir not almaktan korkuyorum. Umarım korktuğum başıma gelmez.
   İkinci sınavım biraz daha rahat geçti. Önceden verdiği ödevi anlatmamızı istemiş hoca. Büyük bir özenle sorduğu soruları cevapladım. Adamın dersten alakası yok bence ya. Doğru düzgün ders notu bile tutmamışım düşün. Ders keyifli geçiyor aslında bilmediğim şeyleri öğreniyorum. 
  Salı günü benim için tam anlamıyla işkence gibi bir gündü. Metroda yolculuk ederken birdenbire elektrikler kesildi. ''Hah işte şimdi sıçtın Vişne'' diyen iç sesime kulak asmayarak anonsları dinlemeye çalıştım. Elektrik olmadığı için seferler iptal olunca ben yağmurlu havada ortada kalan bir sıçan kadar çaresizdim. Abi şansıma da o gün yağmur yağıyor. Sınavın başlamasına 45 dakika var ve epey uzak bir yerde kalıyor bana. Naparım, nasıl giderim derken yolları tek tek aştım Özlem Tekin misali. Bu sırada Arap Faik ve Sırıkla mesajlaşıyorum işte. Bilmediğim yerlerden geçtim hep. Sora sora sonunda doğru yolu buldum tabii. Benim için aksiyon, macera, gerilim bir aradaydı yolculuk yaparken. Çok tuhaf bir gündü anlayacağın. 
  Koşa koşa yetişmek için gittiğim sınav iptal olmuş elektrik kesintisi yüzünden. O kadar yorulmuştum ki nefes alışlarımı zor düzelttim. İkinci sınava çalışmaya hazırlanıyordum ki bizim grup gitmeye karar verdi. Ben o kadar yol gelmişim, bilmediğim yollardan geçmişim hiç öyle sınava girmeden eve gider miyim? Tabii ki gitmem. Oturdum hocanın üzerinde durduğu konulara çalıştım. O günkü sınavım iyi geçti. Anwar ile birlikte çay içip sohbet ettik. Ne fark ettim biliyor musun? Anwar ben konuşurken beni dikkatli dinliyor. Bu senin için bir şey ifade etmeyebilir ama benim için çok şey ifade ediyor. Bide arkadaşlarla içilen çaylar çok daha güzel oluyor. Üniversitede en sevdiğim olay bu.
   
   Diğer günler sınavlara girip çıktım. Akşamları karın ağrısı yaşadım her zamanki gibi. Annem bu durumumdan nefret ediyor. Sanırım bu dünyada bana tahammül edebilen tek insan o. O olmasaydı nasıl dayanırdım bunca acıya bilmiyorum. Bazen her şey çok fazla geldiğinde yanına gidip sarılıyorum, nedense iyi geliyor.
   Geçen gün saçımı taramak için onun odasından tarak aldığım sırada çocukluk fotoğraflarım gözüme ilişti. Bu çocuk hakkaten ben miyim diye soramadan edemedim fotoğrafa bakarken. Teyzem de bir tane göstermişti çocukluk fotoğraflarımdan birini. 5. yaşımı kutladığım doğum günümde çocukluk aşkımla fotoğrafımızı çekmişler. Fotoğraflara bakıp bazen üzüldüğüm oluyor. Anne ve babasız büyümek gerçekten sevgisizliğe sebep oluyormuş. Bunun en bariz örneği benimdir herhalde. Düşünsene ilk yaşlarını annenle babanla kutlayamıyorsun, baban seni hiç kucağına almamış. Şimdilerde bebeklik fotoğrafları olan insanlara çok imreniyorum. Benim de bebeklik fotoğraflarım olsun isterdim ama olmadı. Neblim tuhaf ya böyle kötü hissetmek. Sanki hiç bebekliğini yaşamamışım gibi hissediyorum. Benim çok az çocukluk fotoğrafım vardır ve bebeklik fotoğrafım neredeyse hiç yok. Al sana acı.
   Bu haftayı yine kendimi üzerek geçirdim. Üzülmemeye çalışıyorum aslında ama bir şeyler benim üzülmeme sebep oluyor. Hayatın kendisi, arkadaşlık ilişkileri, aile ilişkileri bir şekilde yolunu bulup beni üzmeye çalışıyor. Bütün bunları görmezden gelmek çok kolay aslında ama o zaman da anlamı kalmıyor yaşamanın. Zaza benimle barışmak için birkaç sefer özür diledi. Daha fazla kızgın olmanın bir manası yok diye düşündüm. Sonuçta her gün birbirimizin yüzüne bakıyoruz, arkadaşlarımız ortak. Dolayısıyla yaptığı hatayı görmezden gelmeye çalışacağım şimdilik. Gönlümü almak için çabalıyor aslında. Bana çok güzel yazı yazdığımı söyledi. Bi derste yazı yazma ödevi vermişti hoca onu okumuştum sınıfta. Ne hikmetse çok beğenmiş yazdıklarımı. Valla etrafımda ilk kez bana iltifat etmesine çok şaşırdım. Hiç beklemiyordum böyle bir şeyi.
   
    Film festivali için yine istediğim biletleri alamadım. Allahın cezası biletler erkenden tükeniyor ne hikmetse çıldıraciiim! Lan mis gibi filmleri kaçırdım resmen ya. Bir şekilde internette izlerim artık düşerse ne yapayım. Birkaç filme bilet alabildim sadece. Babam memlekete gittiği için annemin parasını idareli kullanmaya çalışıyoruz. Her sene olduğu gibi babam yine memleketine gitti. Memleket sevdalısı birini burada tutmak saçma olduğuna göre hiç kal diye üstelemedim. Annemle olan sevgi bağı çoktan kopmuş zaten. Birbirlerini gram sevmiyorlar. Ee böyle bir aile ortamında sen mutsuz olmaz mıydın? Aşka olan inancım, evliliğe olan saygım kalmadı pek. Büyük ihtimalle de evlenmem zaten. Çünkü her aşkın bir son kullanma tarihi vardır. Çünkü sevgiler eskiyormuş. 
   Bugün sırıkla metroda vedalaşmak için elimi uzattığımda elimi sıkmadı. Sıkmayacağım diyerek yanımdan ayrıldı. Sadece görüşürüz dedi kısaca ve gitti. Kendi yönüne doğru gitmeye çalıştığı sırada neden böyle yaptığını düşünmeye çalıştım bende. Bak benim için bir söz, bir hareket bile günlerce düşünmeme sebep oluyor. Biliyorum bu çok aptalca ama bu saçma alışkanlığımdan kurtulamıyorum.
   Akşam ona bunu niye yaptığını sordum mesaj atarak. ''Öyle denk gelmiştir. Karı gibi trip atmayacaksın herhalde'' diye savundu kendini. Bu gruptaki erkeklerin cinsiyetçi bir tarafı var. Her hareketi kadınlığa ya da erkekliğe bağlıyorlar. Benim pek haz etmediğim bir durum. Cinsiyetçilikten ölesiye nefret eden bir insanım. Neyse bende '' Bunun karı gibi trip atmayla alakası yok. Benim bildiğim uzatılan el ne olursa olsun geri çevrilmez'' diyerek cevap verdim. Ya sonuçta karşımdaki yakın arkadaşım, öyle birdenbire elimi uzattığım sırada sıkmayacağım deyince kendimi ister istemez suçlu hissettim. ''Böyle küçük şeylere takılma. Kötü niyet yoktu'' dedi daha sonra. İşte beni bu küçük şeyler mahvetti. Arkadaşlık ilişkilerimi hep bu küçücük sorunlar bozdu. Sırık bugün cinsel sorular sorarak beni köşeye sıkıştırmaya çalıştı ama pek oralı olmadım.Yüzüme baka baka '' Seni mastürbasyon yaparken düşünemiyorum'' dedi mesela. ''Düşünme öyleyse'' diyerek sohbeti kısa kestim. Her şeyin sınırı olması gerektiğini bir türlü öğrenemedi şu insanoğlu. 
   Bugün Minik ders çalışırken ''Sen üst mevkilere yakışan birisin. Bizim aramızda dura dura dejenere olacaksın'' dedi. Bende ''Mutluyum ya böyle'' dedim ama söylediğimin pek önemi yoktu sanki. Ya tek başıma olmayı sevmiyorum, denedim olmadı. Üniversiteden daha fazla nefret etmeye başladım yalnız kalınca. Etrafımda birileri olunca daha güzel görünüyor gözüm her şey. 
  Babamın ''Sen ne cins bi çocuksun'' deyişi geliyor aklıma. Türümün tek örneğiyim belki de. Allah da benim belamı versin o zaman. Kendimi çok suçluyorum. Bi gün iç sesimle yaşasan var ya çıldırırsın. O derece sinir bozucu bir yapıya sahip bu mendebur iç sesim. Aynaya baktığımda karşımda sanki kocaman siyah bi böcek duruyor. Ezilmesi gereken siyah bir böcek sanki boş gözlerle beni seyrediyor. Belki de Kafka'nın bahsettiği Gregor Samsa benimdir. Yumruğumu aynaya geçirip onu paramparça etmek istiyorum ama bir şey beni engelliyor. Her şeyin çözümü kendini sevmekten geçiyor aslında ama ben onu yapamıyorum. Arkadaşlarımın böyle şakayla karışık laf sokmalarına anlam veremiyorum. Beni doğru düzgün dinlemiyorlar bile. En sevdiğim arkadaşım Sırık bile elini uzatmadı bugün baksana. Biliyorum çok ufak önemsenmeyecek bir şey bu ama o an kendimi kötü hissettim. Böyle önemsiz şeylerle kafamı bulandırmak hobi haline geldi sanırım bende. 
   Şu sıralar zor günler geçiriyorum aslında. Bazı ataklar geliyor zaman zaman. Düşüncelerim birbirine karışıyor. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Annemin ''Yaşamak istemiyorsan git kendini denizden at sen de kurtul ben de kurtulayım'' deyişi aklıma geliyor şimdi. Atlasam bu sözleri söylediği için pişman olur muydu acaba çok merak ediyorum. Etrafımdaki insanlar azıcık anlayış gösterseler azıcık gülümseyerek konuşsalar bütün bu sıkıntılar geçecek aslında. Ama nedense bunlar olmuyor. Yerlere göklere sığdıramadığım Nisbi nerede şimdi? Pooof! Uçtu gitti hayatımdan. Hayat böyledir işte azizim. En sevdiğin insan gün gelir birdenbire yabancı olur senin için. Sana güzel şeylerden bahsetmeyi inan çok istiyorum ama inan güzel şeyler yaşamıyorum şu sıralar. Hayatımın her alanında stres, üzüntü, bekleyiş var. Şu an ders çalışmam gerekiyor aslında ama bu yazıyı yazmak istedim nedense. Artık üzülmekten ne yapacağımı şaşırdım. Sanki hayatımın bir anlamı kalmadı artık. Eskiden bir şeyler için mücadele ederdim. Şimdilerde ise hiçbir şeyi önemsemiyorum. Hasta olduğumda aklıma gelecek doğru düzgün mutlu anım bile yok ya inanabiliyor musun. Birkaç hafta sonra doğum günümü hatırlayacaklar mı merak ediyorum. Eskiden doğum günümde dünyalar benim olurdu sevinçten. Şimdi ise kutlamasam bir şey kaybetmeyecekmiş gibiyim. Ameliyatla duygularımı aldırmış gibi hissediyorum. Her şeye karşı bu kadar ilgisiz ve tepkisiz olmam belki de bundan kaynaklanıyordur, kimbilir.
Bu da şarkımız olsun  

You Might Also Like

4 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Kucuk seyleri buyutmussun geldi bana da.sirik elini sikmayinca aksam mesaj atman biraz tuhaf.ben de sirigin yerinde olsam garipserdim.bu kadar alingan olman karsindakileri sıkıyor ve kendilerini kasmalarina sebep oluyor olabilir.bu duyguyu bastiramayabilir s in anlarim ama en azindan disavurumunu engellemeye calisabilirsin:)
    Bir film repligiyle yorumumu sonlanF iriyorum "tanri mutlulugu herkese esit dagitmaz bazen payimizi ondan almamiz gerekir":))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu aralar küçük şeyleri büyütme konusunda kendimi aştım sanırım. Alıngan da olabilirim aslında bilmiyorum ama o an kendimi kötü hissettim ve ona niye böyle yaptığını sormak istedim işte. Dışa belli etmemek iyi bi yöntem sanki. Deneyeceğim. Bu film repliği için de teşekkür ederim :)

      Sil
  2. ..kendi sesini en çok duyduğun,çelişkilerden kurtulamadığın,boğuştuğun bu zamanlarda ortaya döktüğün sözler yüreğime yerleşti,inan bana..her şey üstüne geliyor ve seni içinden çıkılmaz bir hale sokuyor,anlıyorum seni,bu konuda yalnız değilsin...

    Sınav sonrası cevapları kontrol etmemeye çalış,zaten yeterince stres,sıkıntı var bir de bunlara tuz-biber ekleyip çıkılmaz hale getirme..ve endişelenme.Her şeyi kontrol edemezsin Vişne..bu yüzden korkma..nasıl ki bir saniye sonra olacakları bilmediğimiz gibi,içinde bulunduğumuz şu hayatta her şeyi bilmemiz ve olacakları tahmin etmemiz mümkün değil..ve istemediğimiz şeylerle de karşılaşmak bizim elimizde değil.Beklentilerin altında bir sonuçla karşılaşsanda-ki bu her zaman önümüze çıkıyor-her şeyin mükemmel olacağına dair bir kaide yok.Bunun için sıkma canını;düzelteceğini,yapacağını,en iyisinden de iyisini yapabileceğini ve en önemlisi de bu kapasitede olduğunu biliyorsun,bunu unutma.

    Sevgiye,aşka,sadakate..vs.inancının kalmadığını söylüyorsun,buna rağmen ısrarla soruyorum: NEDEN?..Vişne..çevremizde bir sürü sallantıda,parçaları birbirine zor tutan dağılmış,bitmiş ilişkiler var.Ama bunları görüp de aynısının bizim de başımıza geleceğini düşünmek mantık hatası olur.Karşımızda ki yemeği yapamamış,eline yüzüne bulaştırmışsa bunu bizim de yapacağımızı söylemek yanlış olur.Ne yani o güzel yapamadı diye bizde mi aynısını yapacağız? Nereden biliyorsun o yemeğin senin elinde dünyanın en lezzetli tadı haline gelmeyeceğini!! bir de bu taraftan bak..Sırık'ı da söylemeden geçemeyeceğim.Arkadaşımızın ciddi bir özgüven eksikliği var.Onun dünyasından olmadığın için yadırgıyor seni.Anlattıklarına bakılırsa çok olmaya başladı ve haddini çoktan aştı.Göründüğü kadarla sen farkında olmasanda sana karşı bir çekememezlik,kıskançlık seziyorum.Kıskanmak ise özgüven eksikliğinden gelir.Bunu da eylemleriyle yapıyor.Seviyesizliği çoktan geçmiş Vişne,biri seni olduğu gibi kabullenemiyorsa çıkar onu aradan.Kötü söz,insanın içine giren değil oradan çıkandır.Bir insanın inancı,dini,özeli,vs..kendine,bize aittir ve bu alana bizden başka kimse giremez,biz açmadıkça.Bunlar çok özel şeyler ve sadece bize ait olan şeyler,kimseyi de ilgilendirmez.

    Kurallara,kurulu ve kabullenmiş bir düzene uymamak,aynı sistemde yer almamak bir böceğe dönüşmekse eğer evet ben de bir böceğim Vişne.O ezilmişliği her zaman hissediyoruz,umutsuzluğu,kabullenmediğimiz yenilgileri..Tüm bunlara rağmen eğer bir şeyler bir şeylere dönüşüyorsa,iyi yada kötü olarak kalmaktan daha iyidir.Dönüşmek değişmek,böcek olmak hiç olmak,hiç olmak değer olmak,değer olmak insan olmaktır.Samsa da bir insandı..İnsanların istediği dilden konuşmamak,onlar gibi olmamak,bu düzene boyun eğmemek bir böceğe dönüşmekse,böylesi daha iyi çünkü;biz de bir böceğiz ve herkesten daha çok insanız o zaman.

    Bir şeyleri bilmenin neden olduğunu bilmeye gerek yok,ne neye sebep olmuş,ne neyi yok eder....hayal kırıklıkları ve umutsuzluklar Tanrı'nın bize yol gösterme aracıdır.Anlaşılamamaktan gurur duy,hayatta ki tüm önemli,sıradaşı kişiler bu bedeli ödemiştir..

    ..ebediyen aynı trendeyiz Vişne..taa ki; Tanrı sırf kendi bildiği bir sebepten ötürü treni durduruncaya kadar...her şey güzel olacak ,inan buna..kimbilir diyorsun ya..belki bugün değil ama elbet bir gün..bir gün..

    ..kendine iyi bak..çok iyi bak..sağlıcakla kal..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Anka
      Bu konuda yalnız olmadığımı bilmek yüreğimi ferahlatsa da işin gerçeğini görmeme engel olmuyor maalesef. Sınavdan sonra cevapları kontrol etmek huy olmuş artık bende ama bunu aşmaya çalışıyorum yavaş yavaş. Bi anda olmuyor bu şey. Aslında cevapları kontrol etmek üzülmenin ilk adımı oluşturuyor. Öyle mi şartlandırmışım kendimi napmışım anlamadım valla. Beklediğim sonucu alamayınca tamamen hevesim kaçıyor ya. Bu durumla baş etmek inan çok zor.
      Sevgiye olan inancım kalmadı çünkü birbirini gerçekten seven insanların varlığına inanmıyorum Anka. Hep bi taraf öteki tarafı daha çok seviyor. Çevremde böyle karşılıksız birbirini seven sevgili çift yok. Evliliklere bakıyorum hepsi yıkık dökük. Hal böyle olunca içimden sevmek gelmiyor. Yemek örneğini vermen olayı farklı algılamamı sağladı. Ya ben de yemeği öyle kötü yaparsam diye düşünmeden edemedim.
      Ben de bu özel şeyleri onlara anlatmaya çalışıyorum ama anlamıyorlar nedense. Din üzerine çok kafa yoruyorlar Anka. Ben bu konuda fazla konuşmuyorum yanlarında. Ya Sırık neden böyle davranıyor anlamıyorum. Bi keresinde bana bakışlarından söylediğin bu yorumunda söylediğin şeyler aklıma geldi. Söylediklerinde doğruluk payı var hakikaten. Ben öyle kıskanılacak biri de değilim inan bana. Kendi halinde yaşayan orta halli insanım neyimi kıskanıyor anlamıyorum doğrusu. Samsa'nın değer görmemesini çok yadırgamıştım. Böceğe dönüştü diye dışlanmak çok saçma geldi bana ya. Umutsuzluklar.. Evet yol gösterici olma konusunda iyi bir rehber bence de. Zaman zaman her şeyin güzel olma ihtimaline olan inancımı yitiriyorum Anka. Hani azıcık umut ışığı olsa belki daha güzel olacak hayat ama artık onu da göremiyorum. Sen de sağlıcakla kal. Mutlulukla kal :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe