Film Önerisi: Kill Bill: Volume 1

Perşembe, Mayıs 21, 2015

Quentin Tarantino’nun yönetmenliğini yaptığı Kill Bill Vol 1 filmi, yirmi birinci yüzyılın en iyi filmlerinden biridir bana göre. Bu filmi defalarca izlerim ve her seferinde aynı lezzeti alıyorum. Bu film başından sonuna kadar kalite kokuyor. Oyunculuklar, hikayenin muhteşemliği, yönetmenin çekim teknikleri, kullanılan görseller, kostümler kısacası her bir ayrıntı tek tek özenilerek oluşturulmuş.
Ben bu filmi büyük bir hayranlıkla izledim. Filmimiz ilk olarak siyah beyaz olarak gelin bir suç örgütü tarafından saldırıya uğramasıyla başlıyor. Siyah beyaz bir görüntü kullanılması geçmişi ifade ediyor. İlk sahnede yerde yaralı halde kesik kesik nefesler veren Gelin ve kurbanına sinsice yaklaşan bir aslan edasıyla gelen Bill var. Gelinimiz Uma Thurman çaresiz bir şekilde yerde yatarken Bill’in sözlerini pürdikkat dinliyor. Bill, soğukkanlılıkla mendiliyle gelinin yüzünü siliyor. Gelin tam gerçeği söyleyecekken kafasına kurşunu yiyor ve dört yıl boyunca komada kalıyor.
Tabii bu sahnede izleyici hiçbir şey anlamıyor. Film ilerledikçe neden gelinin bu hale geldiğini anlıyorsunuz. Ben Uma Thurman’ın oyunculuğunu çok beğendim ya. Olağanüstü bir performans sergilemiş bana göre. Dövüş sahneleri izlerken yerimde duramadım heyecandan. Çok gerçekçi aynı zamanda çok doğal dövüş sahneleri vardı filmde.
Vernita’nın evine gidip ondan bir güzel intikam almasını keyifle izledim. Bu film baştan sona intikam kokuyor. Her sahnede gelinin intikam alma hırsını izliyorsunuz izlerken. Küçük kızı eve gelince Vernita’nın çaresiz bakışları çok anlamlıydı bence. Küçük kızın böyle şeylere tanık olmasını istemediği için yalan söylemek zorunda kalıyor. Vernita’dan kanlı bir intikam alan Uma Thurman, yoluna büyük bir hırsla devam ediyor.
Tek gözü kalmış canavar Elle, hastanede koma halinde yatan Uma Thurman’ı öldürmeye karar verir. Fakat Bill ağamız bu işe sıcak bakmıyor. Bill, gelinin bu kadar kolay ölmesini istemediği için bu suikastten vazgeçiyor. Dört yıl sonra kendine gelen Uma Thurman gözlerini bir hastane odasında açıyor. Uyandıktan sonra bebeğinin karnında olmadığını fark ediyor ve ağlamaya başlıyor.
Hasta bakıcının geline tecavüz etmesi için ayarladığı adamı anında öldürüyor gelin. Sonra bir güzel haşlıyor hasta bakıcıyı. Kapıyı kafasına vura vura intikamını alıyor. Kapıyı her vuruşunda yeni bilgiler alıyor ondan. Kadın dört yıl geçmesine rağmen hala intikamla dolup taşıyor.
Otopark sahnesinde ayak parmaklarını oynatmaya çalışı çok iyiydi bence. Engelli rolünü bile çok gerçekçi yapıyor Uma Thurman. İşte oyunculuk diye buna derim ben. Ayak parmaklarını oynatmaya çalışırken başından geçenleri hatırlamaya çalışıyor bir yandan. En sonunda yaşadıkları kafasına dank ediyor ve O-ren İshii’den intikam için düşüyor yollara.
O-ren İshii’nin geçmişini anime olarak anlatmaya çalışmış Tarantino ve çok da iyi yapmış bence. Bu anime olayı filme renk katmış. O-ren İshii’nin yaşadıkları çok ağır şeylermiş. Tabii o da intikamını en kanlı şekilde aldı.
Gelinimiz Uma Thurman en şahane kılıcı almak için taa Japonya’ya gidiyor. Orada samuray kılıç ustası Hattari Hanzo’dan kendisinde kılıç yapmasını istiyor. Hattari Hanzo bir süre sonra gelinin istediği kılıcı yapıyor ve ona hediye ediyor.
Japonya’nın caddelerinde motoruyla intikam almaya gelen gelinimiz yoldayken Sophie ile karşılaşıyor. Sophie O-ren İshii’nin asistanı gibi bir şey. Bu arada O-ren İshii rolüyle karşımıza çıkan Lucy Liu muhteşem bir oyunculuk sergilemiş. Karizmatik bir lider, usta bir kılıç ustası ancak bu kadar güzel canlandırılabilirdi.
Gelinimiz Uma Thurman, O-ren İshii’den intikam almaya Sophie’den başlıyor. Sonra adamlarını teker teker öldürüyor.  Uma Thurman O-ren İshii’nin yardımcı Gogo ile dövüşürken bir ara neredeyse ölüyordu, son anda kurtuldu. En sonunda O-ren İshii ile birlikte kanlı bir kavgaya girişiyorlar. Bu kavgayı izlerken gözlerimi bir an kırpmadım.
Bu filmde dikkat ettiğim unsurlardan birisi de sesti. Deri montun çıkardığı ses, demirin çıkardığı ses filmin ne kadar doğal olduğunun da bir göstergesiydi bence. Tarantino abimiz bu filmi çekerek harika bir işe imza atmış bence. İyi ki böyle bir film çekmiş. Sayesinde adam akıllı seyredilecek bir film izliyoruz. Bu arada Tarantino, Pulp Fiction filminde Kill Bill filmini hatırlatıyor.
Serinin ikinci filmini izledikten sonra hikaye daha da netleşiyor izleyicinin kafasında. İntikam alma temasını en iyi işleyen bu filmi kaçırmamanızı tavsiye ederim.
Bu da şarkımız olsun
Şimdiden keyifli seyirler.

You Might Also Like

0 kişi benim de tuzum olsun dedi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe