Mütemadiyen kafam karışık..

Cumartesi, Mayıs 09, 2015

 Birkaç gündür çok keyifsizim. Şu sıralar moralim çok çabuk bozuluyor ve bunu zar zor düzeltebiliyorum. Kendimle baş başa kalmayı oldum olası sevemedim. Bazı insanlar mutluluğu yalnızlıkla buluyor. Ben nedense bulamıyorum. Gudubet arkadaş grubumun bana olan davranışları onlardan daha çok soğumama sebep oluyor. Rita ile bu durum hakkında konuştuk epey. Bana burada Anka ne söylediyse o da aynı şeyleri söyledi. Haklı olduğu çok nokta vardı. ''Onlar senin kaleminde değil Entel. İnanışın yüzünden bile yargılıyorlar seni. Sana saygısı olmayan insanlarla vakit geçirme'' dedi okuldayken. 
  Zaten sağlıklı bir şekilde konuştuğum insan sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Anwar, Rita, Hindu ile güzel sohbetlerimiz oluyor. Sırıkla eskisi gibi pek konuşmuyoruz. Bana söylediklerini hala unutmuş değilim. Ne zaman ona baksam bana söylediklerini hatırlayacağım. Özgeyle de aynı şeyi yaşıyorum. Ne zaman ona baksam bana söylediği o hakaretler aklıma geliyor. Bunu bir türlü engelleyemiyorum.
  Rita benimle vakit geçirmekten keyif alan birisi. Güleryüzlü, konuşkan ve pozitif birisi. Ayrıca düşünceli, olgun ve dürüst bir insan. Üstüne üstlük beni olduğum gibi seviyor. Tam aradığım gibi birisi yani. Onu kaybetmemek için elimden geleni yapıyorum. Dün beni arayıp nasıl olduğumu sordu. Okulda yarım kalan konuşmalarımızdan bahsettik. 
  Geçen gün ders çıkışı bizimkilerle öğle yemeğine gitmeyip Rita ile konuştuk. Rita kendi arkadaşlarıyla tanıştırdı beni. Beni onlara takdim ederken çok iyi şeyler söyledi. Bunları söylerken utandım haliyle. Grubun içinde Arap Faik'in hoşlandığı bir kız var. Çocuk senenin başından beri kızla konuşmaya çalışıyor ama bir türlü cesaret edemiyor. 
  Aynı şekilde Minik de bir çocuktan hoşlanıyor ama bir türlü konuşamıyor. Çocuk buna çıkma teklifi etti ama Minik reddetti. Şimdi reddettiği için çok pişman oldu. Şimdi çocukla tekrar konuşmak için çabalıyor Minik. Faik desen, aşk acısı çekiyor. Kıza arkadaşlık isteği gönderdi ama kabul etmemiş kız. Kızın lakabı Hacer olsun. Hacer ile Arap Faik'in aşkı asldkfn. 
  Hacer ile Rita sayesinde tanıştık. Öyle kalabalık bir grubun içine dahil oldum anlayacağın. Rita ''Bakın bu arkadaş grubundan güzel paylaşımlar olacaktır. Ben buna inanıyorum arkadaşlar'' dedi biz onu dinlerken. İlk defa benim gudubet arkadaşlarımdan farklı bir gruba dahil olmak tuhaf hissettirdi. Hem mutluydum hem de aklım bizimkilerdeydi. Beni önemsemelerini beklerdim. Yeni şeylere alışamıyorum öyle hemen. 
   Aslında bakarsan onlar için pek değerim yok. Çünkü son yaşanan olaydan sonra soğumaya başladım arkadaşlıklarından. Onlarla yemeğe niye gitmedim diye Minik soru sormuştu derste. Yemeğe gitmeden önce Sarışın davet etti ''Yemeğe gelmiyor musun?'' diye. Bende ''Yok, Ritayla ders hakkında konuşacağız'' dedim. Ne Sırık ne de Arap Faik bir şey dedi.
   Haa bu arada Sırık benden o günkü söylemleri hakkında özür dilemeye çalıştı ama dilemedi yani. Neden öyle söylediğini anlattı sadece. O gün ben sınıfa girdikten sonra beni yanlarına çağırmaya başladılar. Ben bilerek ön sırada oturdum. Bütün sınıfın önünde öküz gibi adımı söyleyince herkes beni tanımış oldu. Sınıfa girmeden önce bahçede de benimle konuşmaya çalıştı Sırık ama oralı olmadım pek. 
   Sırık'ın yanına gittim. Bana ''Sen Sarışın mısın olm ne diye trip atıyorsun bana. Konuşmaktan da kaçıyorsun artık'' dedi. Bak açıklama yaparken bile yine cinsiyetçilik yapıyor. Ben de '' Yoo. Konuşmaktan kaçmıyorum sadece tepkimi gösteriyorum'' dedim. ''Ya o gün ben sana onu kötü anlamda söylemedim. Benim mizacımı biliyorsun, seni sevdiğimi de biliyorsun. Şaka yapmıştım ama belli ki ciddiye almışsın. Mesaj atıyorum cevap vermiyorsun. İyice tribe bağladın amk'' dedi. Bende ''O tripleri sana ne kadar kızgın olduğumu anlaman için attım. Belli ki anlamışsın'' dedim.
   Bu çocuğun ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum yemin ediyorum. Arap Faik dışında yakın olduğu biri yok zaten. Benimle öylesine arkadaş olduğunu düşünüyorum zaman zaman. Sarışın bana son zamanlarda iyi davranmaya başladı. Sanırım benim arkadaşlığımı sevmeye başladı. Çünkü gruptaki diğer erkekler gibi onunla dalga geçmiyorum. Bilmiyorum ya arkadaşlarımla dalga geçmek bana aptalca geliyor. Birine arkadaş olarak değer veriyorsam onu önemsediğimdendir. Önemsemediğim birine arkadaş demiyorum. Rita mesela, Hindu mesela.. Bunlar inanılmaz insanlar. Tabii Matmazel'in asil duruşunu da unutmamak lazım. Matmazelle geçen gün tiyatro oyunlarından bahsettik. O keyifli sohbeti hiçbir yerde bulamam. Kadın adeta bir kültür aşığı. Benimle konuşurken hep pozitif bir şekilde bakıyor bana. 
   Cindy ile arkadaşlığımız iyi sayılır. Tabii Cindy'in gözü beni pek görmüyor. Onun için varsa yoksa Faik. Faik aşağı Faik yukarı. Yok canım kıskanmıyorum bu durumu ama neblim bazen görünmezmişim gibi hissediyorum kendimi. Rita ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeye çalışacağım bir süre. Bizimkiler zaten beni kaybetmekten pek korkmuyor. O gün ders çıkışı Sırık hepimize çikolata aldı. Bende insanca teşekkür ettim. ''Erkek gibi teşekkür et. Eyvallah de'' dedi moron. Yine aynı hatayı yapıyor anlayacağın. Ben de inadına iki üç kez teşekkür ederim ifadesini kullandım. Bazıları hayvanlıktan hoşlanıyor anladım. Doğum günümü kutladıklarında bana ''Pasta aldığımız için teşekkür etmedin Entel'' diyen adam bana bunu söylüyor.  Eve gittikten sonra ona mesaj attım: ''Ben bu erkek gibi söylemlerden rahatsız oluyorum. Geçmişte kötü şeyler yaşadım ve hatırlatıyorsun bana böyle yaparak'' dedim. O da '' Böyle söyle canımı ye. Daha dikkatli olurum'' dedi.
   Niye insanlara düzgün davranmak bu kadar göze batıyor anlamıyorum. Normal şartlar altında çok zor geçinilen bir insanım aslında. Annem ve babam zaman zaman benden bıkarlar. Çekilmez oluyorum zaman zaman anlayacağın. Çünkü tek başınalığın getirdiği içsel sıkıntıları onlara yansıtıyorum. Moralim genelde bozuk dolaşırım etrafta. Artık eskisi kadar sık gülemiyorum biliyor musun. Bir şey oldu sanki bana, artık gülemediğimi fark ettim.
   Eski arkadaşlarımı özlediğim zamanlar oluyor. Nisbi ile sohbet etmeyi, onun sarılışını, film anlatırken heyecanla bana bakmasını hatta beni taklit etmesini özlüyorum. Veya Sevdicekle uzun uzun sohbet ettiğim geceleri özlüyorum. Onunla geceleri konuşurken heyecandan iç organlarım yer değiştirirdi. Öyle güzeldi ki o günler keşke diyorum keşke ondan hoşlandığımı söylemeseydim. Kendimi belli etmeseydim. Belki o zaman onunla daha çok konuşurdum. 5 aydır konuşmuyoruz neredeyse. Oysa ben onunla çimlerde oturup aynı şarkıyı dinlemek istemiştim. Basit şeylerle mutlu olabiliyorum. Bir simit yiyerek bir sahil kenarındaki banka oturup sohbet edebilirim. Yeter ki yanımda sevdiğim bir arkadaşım olsun. 
   Keşke özlemek diye bir şey olmasaydı. Keşke özlemekten ölmek diye bir şey olsaydı. Düşünsene ölüm raporunda Ölüm sebebi: Aşırı özlem. yazıyor. Tek başıma hiçbir şeyin üstesinden gelemiyorum. Aklıma hep Akmerkez'in duvarlarının önünde çaresizce iş görüşmesini beklediğim gün geliyor. Biliyorsun o gün Ankara'da kazandığım üniversitenin kayıt günüydü ama gidememiştim. Anneme çaresizce ''Ben okumak istiyorum, çalışmak istemiyorum'' deyişim aklıma geliyor. Annem '' Çalışmayıp napıcaksın evde. Parayı kim getirecek eve baban kızar'' demişti. İlk iş görüşmem çok yaralamıştı beni anlayacağın.
   Diyorum ya geçmiş insanın sırtına yüklenen kocaman bir yükten başka bir şey değil. Nereye gidersen git onu da beraberinde götürüyorsun. Bir uçurumun kenarına atıp kaçamıyorsun. Bir gölgeye dönüşüp peşinden ayrılmıyor. Geçmişimle yaşamayı öğrenemiyorum sanırım. 
   İnsanlığa olan inancımın kalmadığını düşünüyorum bazen. Okulda görüştüğüm insanlarla okuldan sonra göremiyorum. Kendi yalnızlığımla baş başa kalıyorum. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Tonlarca iş birikti ama yapamıyorum. Amaçsız olduğumu hissediyorum. Etrafımdaki çoğu insanın işi gücü parası var. Bense hala vasatlığımla yerimde sayıyorum. Film değerlendirmesi, film izlemek, kitap okumak, üzülmek dışında hiçbir şey yapmıyorum. ''Ne önemi var ki'' deyip geçip gidiyorum sadece. 
   Bu manik depresif havamdan bir türlü sıyrılamıyorum. Eve geldiğimde bütün düşünceler üstüme üstüme geliyor. Ailemle iletişimimiz sıfır. Kendi boktan dünyamda takılıyorum işte öylece. Bi burası var içimi döktüğüm işte. Küçücük şeylerle mutlu olabiliyorum ama beni üzmek için tek bir sebep yetebiliyor. Ne saçma. Bazen çok mutlu olduğum günleri özlüyorum. Nisbi ile parasız ama mutlu olduğum zamanları mesela. Ya da denizde güneşlenirken dalga seslerini dinlediğim zamanları.
   Bu işin sonu nereye varır bilmiyorum. Benim için ağır bir sınav bu hayat. Manevi anlamda paramparçayım diyebilirim. Komşumuzun bahçesinde hapsolmuş bir köpek var. Ona bakıp üzülüyorum bazen. İnsanlar ne kadar acımasız varlıklar. Masum bir köpeği daracık alana sokup ondan yaşamasını istiyoruz. O köpeğin bana çaresizce bakışını unutamıyorum. Diyorum ya sana çok fazla acı var, katlanamıyorum. Keşke ağlayabilsem. Ama olmuyor. Kalbim taş bağladı sanki.
Bu da şarkımız olsun

You Might Also Like

1 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. O aglayamama durumunu anlayabiliyorum. Bak şu trip atma olayını boşver. Çünkü millet bundan bi halt anlamıyor arkadaşım. Önemsemedigini göster ve gerçekten önemseme. Güçlü ol, geçmişi boşver. Onlar seni her kırdıklarında geçmişini öne sürüp kırıldığını söyleme acılarını gösterme. Sen onlara bu tür açıklamalar yaptığında seni anlamıyorlar sadece acıyorlar. Yaşadım, biliyorum.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe