Tam yüzüm güldü derken duvara çarptım

Cuma, Ağustos 14, 2015

  İnsanın dönüp dolaşacağı yer en sonunda eviymiş meğer. O kadar çok ihmal ettim ki burayı anlatmaya nereden başlasam bilmiyorum. Çok şey yaşadım buraya yazı yazmadığım süre zarfı boyunca. İyi şeylere de tanık oldum kötü şeylere de. Vaktimin çoğunu sabrederek geçirdim. Sürekli bir şeylere karşı Allahtan sabır diledim. Çünkü biliyordum, sabırlı olmasaydım daha kötü şeyler yaşayacaktım. O yüzden kenara çekilip sabretmek en mantıklısıydı benim için.
  Temmuz ayı benim kabusum oldu diyebilirim. Yaklaşık bir ay boyunca evimde yoktum. Anneannemlerde bazen keyifli bazen çileli tam bir ay geçirdim. Orada bilgisayar olmadığı için ne yazı yazabildim ne de film izleyebildim. Doğru düzgün de kitap okuamadım zaten. Koca ayda sadece 2 tane kitap okuyabilmişim.Halbuki ben öyle hesaplamamıştım. Annem ve babam bir süredir yanımda yoktular. Babaannem memlekette ani bir kaza geçirdi. Merdivenlerden düşüp ayağını kırınca bizimkiler bavulunu kaptığı gibi yanına gittiler. Ben gitmedim çünkü uzun yolculuk sevmiyorum eskisi gibi. Bide babamın memleketine aşina değilim. Sudan çıkmış balık misali oluyorum. En son gittiğimde iki kolumda kocaman kocaman böcek ısırıkları vardı. 
  Her günü annemi özleyerek geçirdim. Semt pazarlarında poşet taşırken bile annemi özledim. İnsanın tek varlığı ailesiymiş. Babamın yokluğuna kısmen alıştım ama annemin yokluğu çok başkaymış. İnsanın en iyi arkadaşı annesiymiş. Annem yanımda olmayınca kendimi kolu kanatı kırık gibi hissetmiştim. Çok sevdiğim dostum Bukionka'nın annesi vefat etti aylar önce. Haberi Haziran ayında aldığımdan beri kendime gelemedim. O da benim gibi hassas birisi. Birbirimizi en iyi biz anlıyoruz. Onu nasıl teselli edeceğimi bilemedim çoğu zaman. Çünkü bu kadar önemli bir yakınımı kaybetmemiştim bu zamana kadar. Kendimi onun yerine koymaya çalıştım nefesim kesilirmiş gibi oldu. Katlanılmaz bir acı anlayacağın. Buketle yıllar önce telefonda konuşmuştuk. Bir olay yüzünden ağlamıştı. O telefondaki ağlama sesini hala unutamıyorum. O kadar çok üzülmüştüm ki içim acımıştı. Hayatımın her döneminde bu ağlama sesini hatırlayacağım sanırım. Çünkü etkisi hiç geçmiyor. 
  
     Sen şimdi benden komikli eğlenceli yazı bekliyorsun ama inan hiç eğlenceli bir şeyler yaşayamadım. Sezen Aksu'nun Bırak Beni şarkısını dinleyerek balkondan ne kadar aciz olduğum geldi aklıma. Hep bir terk edilme, hep bir geride kalan insan olma bir süre sonra insanın içindeki boşluğu da mahvediyor. Tam bir ay boyunca ne yaptın diye sorsan çok az şey yaptım derim. Biliyorum bu benim tembelliğimden kaynaklanıyor. Burada psikolog olan okuyucumun tavsiyesine uyup bahsettiği kitabı aldım ama bana hiç yararı olmadı. Ben daha pratik bilgiler içeren bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Verdiği tavsiye için de tekrar teşekkür ederim. Kitapta gerçekten iyi bilgiler var ama benim hayatımda uygulayabileceğim şeyler değildi. Yine de kütüphanemde olması iyi oldu. Çok zor dönemlerimde kendimi sakinleştirmek adına okurum. Gizmo'nun sohbetleriyle moral buldum. Youtube'da bir sürü kitap vlogger tanıdım. Çoğu aynı kitabı okuyor nedense. Çok güzel bir şey yapıyorlar aslında. Kamera karşısına geçip bir şeyler anlatmak çok zor. Denedim olmuyor. Bide ben sesimi falan sevmiyorum. Kamera önünde konuşmaya dayanamam gibime geliyor.
    Aslında yazacağım çok şey vardı ama Ritayla telefonla konuştuktan sonra bütün yazma hevesim kaçtı. Bana birtakım öğütlerde bulundu. Çok hassas biriymişim. ''Sürekli birilerinin seni anlamamasından yakınıyorsun. Herkes seni senden çok sevemez Vişne. Daha az düşün. Sana sürekli aynı şeyleri söylemekten sıkılıyorum. Böyle olursan çok zarar görürsün. Beklentilerin çok yüksekte biraz düşürmelisin'' gibi sözler sarf etti. Oysa ben telefonu açarken çok mutlu olmuştum. Söyledikleri elbette doğru şeyler bunu inkar etmiyorum ama birden bunları duyunca moralim bozuldu. İnsanın kendi gerçekliğinin farkına varması işte böyle bir şey. 
    Rita her zaman benim iyiliğimi isteyen şahane birisi. Böyle aniden bunları söyleyince kendime olan öfkem daha çok arttı. Baksana onu bile bıktırmışım kendimden. Bugün Birgül teyzem kahvaltı sırasında çok zor bir insan olduğumu söyledi bana. Daha gözlerimi yarım yamalak açmış sofrada oturuyorum duyduğum şeye bak. Eskisi gibi çok kitap okuyamıyorum blog ya. Sıcaklardan mıdır bilmiyorum bir türlü elime aldığım kitabı bitiremiyorum. Yeni kitaplar almayı çok istiyorum aslında ama yapabileceğim bir şey yok şimdilik. Teyzemlerin kütüphanesinden 20 küsür ödünç kitap aldım. Vaktimi onları okuyup film izleyerek değerlendirmeyi düşünüyorum. 
   
   Okulla ilgili ayrı bir yazı yazacağım zaten. Epey şey oldu yazmayalı. Eskisi gibi çok umursamıyorum artık onları. Kendi vaktimi daha değerli şeylere harcamak istiyorum artık. Daha dolu ve daha huzurlu yaşamak istiyorum. Bu neye mal olacaksa olsun. Çünkü sürekli aynı sorunlarla baş etmekten çok sıkıldım. Evet hassas biriyim, evet sürekli düşünüyorum, evet sürekli kazık yiyorum. Ben bu duruma alışalı çok oldu. Gerçek değiller. Arkadaşlıkları çıkara dayalı ve geçici. Boş yaşıyorlar, merak duyguları sadece dedikodu endeksli. Bir filozof ya da bir kitap hakkında konuştuklarını görmedim. Benden gizli whatsapp grubu kurmalarını da hala unutmadım, unutmayacağım da. Hayatımda yediğim en büyük ayıplarından biri ya. Ulan her gün 8 saat birlikte olduğun 5 insan senden gizli nasıl güle oynaya konuşur bir grupta ya. Mesaj gayet açık arkadaşım: İstenmiyorsun. Bu kadar ya. Ne diye düşünüp düşünüp kendine işkence ediyorsun. Bak kaç hafta oldu kimse mesaj bile atmadı. Diyeceksin ki ee sen mesaj at o zaman. Canım, ilişkilerimin çoğunda adım atan taraf hep ben oluyorum. Bu durumdan çok sıkılmaya başladım. Sürekli çabalayan taraf, iletişim kurmak isteyen olmaktan yoruldum. Niye insanlar benim için çabalamıyor? Bi kere de yastığa başımı koyduğumda sevildiğimi bilerek uyumak istiyorum. 
   Eğer annen yanındaysa onu ne kadar çok sevdiğini söyle ona. Bu ikinize de iyi gelecektir. Ben bir buçuk aydır annesizliğin ne kadar acı verici olduğunu anladım. Bu da bi nevi imtihandı işte benim için. Buket ''Annem benim en iyi arkadaşımdı'' dediğinde ne demek istediğini anlamamıştım ilk başta. Sonradan bu cümleyi düşününce ne kadar vurucu bir cümle olduğunu anladım. Keşke yanında olup onu teselli edebilseydim. Sarılmak bile iyi gelirdi ona. Şu an evimdeyim. Annem yanımda ama aklım bukette. Bazen onu düşünüyorum. Ağlayışı geliyor kulağıma üzülüyorum. Hayat neden bu kadar acımasız olmak zorunda anlamıyorum. Niye sevdiklerimiz sürekli mutsuz olmak zorunda anlamıyorum. 
    Çok çabuk kaçıyor hevesim. Ritayla bu konuşmayı yapmasaydım belki de daha neşeli bir yazı yazacaktım. Bu arada Marilyn Monreo fotoğraflarıyla yazı yazmak iyi bir enerji veriyor bana. Öyle aşırı hayranlığım yok. Güzel kadın kendisi, seviyorum gülüşünü falan işte. Keşke öyle erken ölmeseymiş. Bugün blogumun 5. yaş günü. Ulan ne ara 5 sene geçti be. 5 yıl boyunca ağlaya sızlaya neler yazmışım. Ya burası benim terapi evim gibi bir şey. Ben hislerimi buraya yazarak rahatlıyorum. Yazmayı böyle alışkanlık haline getirdim. Yanımda olup bana varlığıyla anlam katanlara çok teşekkür ediyorum. Depresiflikle ünlü olmak istemezdim ama mizacım böyleymiş anacım napıcaksın. Bu arada bana Vişne diyebilirsiniz. Göbek adım Vişne olsun hadi. Baktım, yorumlarda çoğu insan Vişne yazıyor. Ee hadi göbek adım o olsun dedim. Maksat gönüller bir olsun. Şimdi bu yazdıklarımı okuduktan sonra sakın benim yerime üzülmeye kalkma. Beni biliyorsun bazen üzülüyorum bazen seviniyorum. Güzel şeyler de anlatırım elbette. Daha anlatacak çok şey var ya. Bu anlattıklarımı özet olarak düşün tamam mı. Bi 5 sene kafanı ütüledim ütülemeye de devam edeceğim. Gerçek hayatta bulamadığım huzuru yazarak buluyorum. Bu da benim terapi yöntemim. Dünyaya ancak böyle tahammül ediyorum. Sabrederek, yazarak, dinleyerek..
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran

You Might Also Like

20 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Vişnem, çok geçmiş olsun önce. Ne desem pek fayda etmez sanırım ama ben kendi adıma söyleyeyim, senin yanındayım, yaşlarımız da öyle çok uzak değil. Twitterdan falan mesaj atarsan konuşuruz, dertleşiriz ama sen üzülme ya :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Uska. Bunu söylemen bile güzel bir şey benim için. Yaşlarımız birbirine çok yakın diye biliyorum bende. Twitter'da görüyorum tweetlerini. Sen de benim kadar dertlisin. Güzel bir dertleşme ortamı olur işte bizim için fena mı.

      Sil
  2. O kadar uzun zamandır grip bir blog yazısı okumuyorum ki öncelikle tanıyamadım. Sonra tanıdım ve anahtar kelime de 'Vişne' oldu sanırım. Okuduğum her kelimen de biraz kendi içselliğimi buluyorum. Sadece dışa vurumlarımız farklı diye düşündüm. İnsanlara güvenmenin sonucu nedense hep aynı klasik sonuçla son buluyor. Bu yüzden benim kendime öğrettiğim en iyi yol gülümsemek. Her ne olursa olsun. Dışarıda ve içimde ne yaşarsam yaşayayım gülerim. Gülerek sorunlarını çözemezsin tabiki ama insanlara biraz daha tahammün etme süren uzayabilir.

    Fazlasıyla ince düşünmenin seni yıpratabilir ama esas sorun şu ki bu kadar düşünen insanlar o kadar az bir durumda ki haliyle çevrendeki herkes bu durumu büyük ihtimalle yadırgıyor. Ben tüm bu durumlarla baş etmek için insanlara aldırmayı bıraktım. Artık onlara alınmıyorum. Çünkü umursamıyorum. Gülüp geçebiliyorum. Biraz zor oldu ama deneyebilirsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İsim değişikliği olduğu için garipsedi çoğu insan ya ben de bi nebze olsun kendimi hatırlamamak adına öyle dedim. Ya aslında güzel bir yöntem benimsemişsin ama bu çoğu zaman işe yaramıyor. Herkes mutlusun sanıyor ama halbuki öyle değil içten içe üzülüyorsun. Bu iyi bir kamufle aslında ama yeterli bence. Sen iyi bir şekilde yapabiliyorsan sorun yok :)
      Bi ara gülüp geçmeyi denedim ama bir şey oldu ve birdenbire ötelediğim düşünceler üstüme yıkıldı. Dediğin gibi gülüp geçmek en doğrusu ama düşünceler insanın peşini bırakmıyor çoğu zaman.

      Sil
    2. Her biri omzunda ağırlaşıyor ve evet bir anda kendini bir yıkıntının içinde buluyorsun. Ama artık bu yıkıntılarımı kimseye göstermeden yaşayabiliyorum. Mutlu zannedip kendi dertleriyle uğraşsınlar ve benim için ne sahte hüzün yaşasınlar ne de açık açık mutlu olsunlar istemiyorum. Yapmacık samimiyetlerinden uzak duruyorum bu da en güzel tarafı sanırım..

      Sil
    3. Ben de aynı şekilde yapay samimiyetin olduğu gruplardan uzak durmaya çalışıyorum. Doğru bir yöntem belirlemişsin bence kendine. Böylesi daha iyi sanki. Ben de denemeye çalışıyorum umarım işe yarar

      Sil
  3. Sanırım sizin yaşlardayken olmalı.. ben de çok fazla düşündüğümü farketmiştim.. :) genelde yaz aylarına denk geliyordu, yalnız olduğum özellikle de karanlık gecelere.. bence yapacak bir şeyler bulmalı insan yorulmadığında uyuyamıyor ve çok derinlere saplanıyor, bu hem iyi hem de kötü bir şey ;)
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Yaz aylarında düşüncelere fazlasıyla kapılmak, hele ki geceleyin bunları yapmak insana çok büyük keder veriyor. Yorularak yatağa yatmak ve uykuya dalmak en iyisi aslında. Anında uyuyor insan öyle olunca. Zamanla bunun etkisi de gider diye düşünüyorum. :)

      Sil
  4. Sonunda! Sürekli bloga girip yazmadığını görmek tuhaftı. Hoşgeldin Vişne! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de buraları çok özlemişim valla H. Yazmak iyi geldi bi nebze. Teşekkür ederim :)

      Sil
  5. Hoşgeldin vişnee!! Ne kadar özlemişim kelimelerini okumayı, duygularını paylaşmayı. Yalnız değilsin hayatta bunu bil önce. Ne kadar mükemmeli arıyorsak insanlar bizden o kadar çabuk soğuyor, çünkü vasatla yetinmeye alışmışlar ve insanlar samimiyetsiz, bu yüzden yalnız başıma olmayı çok seviyorum. :) Anne candır, en iyi arkadaşımın annesinin vefat ettiğini öğrendiğim gün anneme öyle bi sarıldım ki unutamam o günü. Neyse içini karartmayayım. Yazılarına devam et yalnız olmadığını bil. Biz burdayııız!! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbuldum Sophie. Ya sanal dünyada yalnız olmadığımın farkına varıyorum biliyor musun. Gerçek hayatta da bunun farkına varabilsem belki de her şey daha farklı olurdu, bilemiyorum. Yalnızlık bi bakıma iyi aslında ama devamlı olunca can sıkıntısı yaratıyor bende. Desteğin için çok teşekkür ederim ^_^

      Sil
  6. Tesadufen bularak okudugum ilk blog yazin. Hissettiklerin içinse üzüldüm.. şu sıralar aynı şeyleri bende yaşıyorum.. ama galiba "az insan çok huzur "cümlesinin yavaş yavaş ozumsemeye başladım.insanlara her istediklerini vermek zorunda değilsin. detaylı düşünmen seni mutsuz karşındakini mutlu edecektir ama hiçbir zaman altında yatan inceliği anlamayacaklardir.anne konusuna gelince Anne bu hayattaki en iyi dosttur. Dostlarımla yapamadigim çoğu şeyi annemle yapmışım, yasamisimdir.çok geç kalmadan annenle vakit geçir çünkü boş, tek derdi dedikodu olan, yıl olmuş 2015 ve hala bir şeylerden bi haber yaşayan insanlarla zaman harcaman aleyhine olacaktır.sana gül geç, fazla düşünme demiyorum fakat bunun değerini bilen insanlara göster bu halini.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin bloguma :) Ya hisler hep aynı aslında. Kah üzgün kah mutlu hissediyorum ama hissetme eyleminin kendisinden kaçamıyorum çünkü yaşayan bir insanım. Son söylediklerinle gerçekten iyi bir noktayı vurguladın. Önemli olan bu derin düşünceleri anlayabilen insanlar vakit geçirmek. Detaylı düşünüp bunu belli etmemeye karar verdiğim de oldu hiç umursamadığım da. Çok garip ruh halleri var bende ya. Ama kendimi mutsuz göstermemeyi öğrendim diyebilirim.

      Sil
  7. bende tesadüfen dolaşırken yazılarını okudum. Çok içten, çok hüzünlü geldi. İnsanın hayatında ki en karmaşık dönem okul gerçekten sanırım bizim okulda da hani dizilerde fakir-zengin ayrımı yapan tipler var ya aynı ondandı. Sürekli kavga, gürültü olurdu. Ben kendimi populer kesime uydurmak için çabalardım ama asla ait olmazdım. Şimdi bakıyorum ne kadar salakmışım. Gerçekten senin istediğin onların seni araması, ilgilenmesi. Seni aramıyorlarsa, seninle dalga geçiyorlarsa s.e. en güzeli zor kalp kırıcı biraz ama sen onları arasan mutlu olmıycaksın en iyisi görmezden gelmek ve yeni insanlarla tanışmak. Umarım hallolur herşey. Okul hayatı bir gün biticek. Şimdi aşılmaz olan olaylar zamanla unutulup yerine yeni ulaşılmaz olaylara bırakacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesadüfen de olsa gelmen iyi olmuş, hoşgeldin :) Ben hiç o grup ayrımında yer almadım yer almayı da düşünmüyorum ama kafamın uyuştuğu bir arkadaş grubu bir türlü bulamadım. Olmuyor yani bir türlü. Kendine öyle söyleme o zaman öyle olmasını istiyordun belki de. İlgi değil de değer meselesinden dertliyim daha çok. Keşke bir an önce bitse şu okul hayatı. Yemin ediyorum ömrümden ömür gitti ya.

      Sil
  8. Belki bu mesajımı dikkate alıp cevaplamayacaksın birşeyler söylemeyeceksin. Bunu farkına vara vara birşeyler yazdığım tek blog seninki. Çünkü gerçekten üzülüyorum, üzüntünü kalbimde hissediyorum vişne. Umarım dikkate alırsın. Yoksa korkuyorum, bunun sonu iyi degil. İntihar edebilme ihtimalin geliyor ve yazılarına baktığımda bunun pekte imkansız olmadığını görüyorum.

    Kitaplar tek başına işe yaramaz. Yıllarca denemiş biri olarak söylüyorum. Uzman birinin yardımı olmadan ayakta durmak çok zor olmaya başlıyor. Neden bir psikolog veya psikiyatriyle terapi denemiyorsun? Belki o zaman birşeyler düzelecek. Daha iyi daha çekilir olacak hayatın. Psikiyatriye gittim, ilaçlarla birşeyler başarmak istedim. Olmadı. Psikologla deneyeceğim bir de. Hani sana diyorum ama benimde kendim için düşündüğüm bir yol bu.

    Şimdi çoğu kişi deli doktoru cart curt diye bok atmaya kalkıyorlar ama ruhsal rahatsızlıklar fiziksel rahatsızlıklardan daha dayanılmaz. İki acıyı da tatmış biri olarak söylüyorum.

    Acı ama gerçek. İnsanlar başkalarının dertleriyle çok uğraşmak istemezler, ilk başlarda ne kadar ilgili olurlarsa olsunlar sonradan sıkılırlar. Bunun nedeni kendi dertlerinin varlığını olabilir. Aynı anda birden fazla yük ağır olabiliyor.

    Uska yazmış ama benim de yazmam da sakınca yoktur umarım. Bana da yazabilirsin. Büyük ihtimalle yazmazsın gibime geliyor ama yalnız olmadığını bil. Tamam sanal bir dünya ama sonuçta biz etten kemikten oluşan insanlarız degil mi? :)

    Tüm gülümsemeler senin olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ben genelde üzüntümü yazarak geçiriyorum Lily. Düşünceli tavrın için teşekkür ederim. İntihar düşüncem var evet ama şu anlık için değil. Hala kendimi çok değersiz hissediyorum ama intihar edecek kadar büyümedi içimdeki öfke. Tabii ki de dediklerini dikkate alıyorum çünkü düşünceli davranarak yazmışsın. Ya ben bi kere denemiştim ama kavga ederek ayrıldığım için bir daha psikoloğa gitmedim Lily. Gitmeyi de düşünmüyorum çünkü yardım edeceklerini düşünmüyorum. Teşekkür ederim tekrar destek verdiğin için. Sen de kocaman gülümsediğin günler yaşarsın umarım :)

      Sil
  9. Heyooo Vişne'm ben geldim. Sevgili ikizin.

    Sana benzemeyi seviyorum. Senin gibi düşünmeyi seviyorum. İnsanlar bizi kaybediyor Vişne. Biz onları değil. Lily'nin yorumuna dayanarak söylüyorum ben sende pek intihar edecek birini görmüyorum. Çünkü sen bu yazında anne sevginden bahsetmişsin. Eğer bir kişiyi bile şu hayatta seviyorsan intihar etmezsin. Yoksa ben çoktan ederdim. Ailemle ayakta duruyorum. Annemden başka konuşacak kimsem yok. Onlar için yaşıyorum. Biz birini seviyorsak onu terk etmeyiz. Çünkü çok terk edildik. Bu yüzden ben önce arkamda bırakacağım ailemi düşünüyorum. Bu yüzden intihar bana uzak kelime. Sana da uzak olmasını diliyorum.

    Ve psikologun da işe yaramayacağını düşünüyorum. Çünkü psikologa giden bir arkadaşım vardı. İlaçları da kullandı ilk baş. Bana en son dedi ki "İnsanın içinde olmalı Spotty. Yoksa bunların hiçbiri işe yaramıyor." Sonra bıraktı ilaçları, doktoru. Kendisine odaklandı. Ailesine odaklandı. Şimdi evli, işi var ve mutlu. Hamile de. İnanır mısın hiçbirimiz onun böyle olacağını düşünmüyorduk ama o azmetti başardı. Kesinlikle önce bu işi kafamızda bitirmeliyiz.

    Tatilde benim de hiçbir arkadaşım mesaj atmadı. Ben de atmadım. Çünkü hep ben atardım artık bana da gına geldi. Takıyor muyum? Çooook fazla takıyorum. Herkesin yorumunu umursuyorum. Ki aynı sana yapılan yorumları bende aldım. Yani ikiziz derken boşa demiyorum.

    Seni seviyorum Vişne. Bence en azından beni yalnız bırakmamak için buralarda olursun. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hey Spotty hoşgeldin. :)
      Ya biz gerçekten birbirimize çok benziyoruz. Ben de bundan memnunum aslında çünkü dertleşirken benden sıkılmayan nadir insanlardansın. İntihar düşüncesi kafamda gidip geliyor ama o kadar cesarete sahip değilim henüz. Benim için de şu an uzakta ya. Ben de düşünmüyorum açıkçası. Her şey kafada bitiyor dediğin gibi. Önemli olan düşüncede bitirebilmek mutsuzluğu. Ben de artık atmıyorum mesaj falan. İyice soyutladım kendimi her şeyden. Böylesi daha iyi ya boşver. Ben de senin arkadaşlığını çok seviyorum Spotty ^_^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe