Hiç anlatamadım, hiç anlamadılar

Pazartesi, Eylül 07, 2015

  Yaşadığım sürece birçok şey öğretiyor bana hayat ve öğretmeye devam ediyor. Yeri geliyor diş ağrısından kıvranıyorum yeri geliyor en sevdiğim tatlıyı yerken mutluluğun tadına doyamıyorum. Her şey bir dengede devam ederken benim sinirlerim yine ve yine yıpranmaya devam ediyor. Karşılaştığım sorunlara karşı sakince yaklaşmak ve sinirin etkisinin geçmesini beklemek bir süre sonra işe yaramıyor inan bana. Sinirin bitince keşkeler başlıyor bu sefer. ''Keşke şöyle yapsaydım'' ya da ''Keşke öyle söylemeseydim'' diye cümleler art arda sıralanıyor zihninde. Sonra bir daha kızıyorsun kendine. 
  Buraya uğramadığım süre zarfı boyunca pek fazla bir şey yapmadım. Diş ağrısı çektiğim için kanal tedavisi gördüm. Hayatımda gördüğüm en katlanılmaz tedavilerden birisi. Diş çürüğü öyle bir derine inmiş ki artık ne yesem ağrıya sebep oluyordu. Bir ara yemek yemeği yarada kesiyor koşa koşa dişlerimi fırçalamaya gidiyordum. Temmuz ayında evde en fazla diş fırçalayan insan bendim herhalde. Çünkü ağrıdıkça fırçalıyordum dişimi. Daha fazla acıya dayanamadım ve doktora gittim. Dişimi uyuşturup tedavi etti. İlk başta yaptığı iğne bildiğin canımı okudu yani. Neyse ki onun da üstesinden geldim. Dişimle uğraşan doktor da pek suratsızdı. Gerçi işini iyi yapıyor ama gram güleryüz yok yani kadında. Ağzından zorla cümle kurduruyoruz resmen ya. Ben tedavi boyunca o koltukta yatarken gözlerimi kapattım hep. İyi şeyler düşünmeye çalıştım ama hiç aklıma gelmedi. Bir ara kalbim felaket derece atmaya başladı. Panik atak krizimi engellemek için düşüncelerimi düzene sokmaya çalışıyordum. İçerde beni bekleyen annemi çağırıp elimi tutmasını istedim bir an. Çağıracaktım aslında biliyor musun ama çağırmadım. ''Olm her zaman yanında olmayacak. Acına göğüs germeyi tek başına öğrenmelisin'' dedim içimden ve gözlerimi kapatıp masada uzanmaya devam ettim.
  Doktorun aletlerle çıkardığı sesler hala kulağımda yankılanıyor ya. Benim için kolay olmadı bu tedavi ama dişçi korkumu yendim en sonunda. Normal şartlarda dişçi koltuğundan ve diş tedavisinden korkuyordum. Korkulacak kadar bir şey değilmiş canım.Zaten dişini uyuşturuyorlar o yüzden hiçbir şeyi hissetmiyorsun. Dönüş yolunda Aşk-ı Memnu'daki Firdevs hanım gibi yamuk ağzımla yürüdüm annemle. Bir yandan da yere tükürüp narkozun etkisini geçirmeye çalışıyorum.Yere tükürmeyi de hiç ama hiç sevmem. Çok çağ dışı bulurum ama mecbur kaldığım için tükürmek zorunda kaldım. Betona değil de çalılıklara tükürdüm. Ağzımı hissetmiyordum narkoz yüzünden ya. Benim için zor anlardı. İnsanların kötü bakışlarına denk gelmemek için hızlı hızlı eve gitmeye çalıştım. Eğer böyle diş problemin varsa ne yap et hallet. Sonra çok ağrıyor valla benden söylemesi. Diş ağrısı aşk acısından beter yemin ediyorum. Hem moralini bozup keyfini kaçırıyor hem de doğru düzgün yemek yiyemiyorsun olacak iş değil valla.
  
  Şu aralar iyice soyutladım kendimi her şeyden. Film izliyorum vakit buldukça. Eskisi gibi kitap okuyamıyorum. Çünkü kitap okurken aklıma sürekli bir şeyler ya da birileri geliyor. Mesela okuduğum kitapta iş hayatıyla ilgili bir bölüm vardı. Aklıma iş hayatımdaki kötü anılar geldi. Dakikalarca o anıların verdiği hüznün ağırlığından kurtulamadım. Şimdilerde yeni bir işe girmek beni biraz ürkütüyor biliyor musun. Çünkü yine aynı şeyleri yaşamaktan korkuyorum. En sevdiğim işi yapıyordum o senelerde halbuki ama insanlar o kadar kötüydü ki en sevdiğim işten soğumama neden oldular. Aylardır yeni kitap alamadığım için teyzemlerin kütüphanesinden kafama uyan kitapları aldım. Onları okumayı düşünüyorum şimdilik. Elimde Orhan Pamuk'un yeni kitabı sürünmekten bir hal oldu yemin ediyorum. Kitap bitmiyor arkadaşım ya bir türlü. Adam mesir macunu gibi uzattıkça uzatmış konuyu, okurken içim şişti valla. 100 sayfası kaldı bitmesi için. Ya Orhan Pamuk'un kitaplarını severim aslında ama böyle gereksiz yere konuyu uzatması bana çok saçma geliyor.
  Gudubet arkadaş grubumda olaylar durulmuyor bir türlü. Tatile kimse kimseyi arayıp sormadığı için haliyle kimse kimseyle görüşmedi. Ya onların arkadaşlığı sabun köpüğü gibi bir şey galiba. Arap Faik'in arkadaşlığını seviyorum çünkü çıkarsız seviyor arkadaşlığımı. Benimle sohbet etmeyi, bana takılıp gülmeyi, bana bir şeyler anlatmayı seviyor herhalde. Zaten ne zaman bir araya gelsek en fazla o konuşuyor. O arkadaş grubunda beni en çok önemseyen insan o. O yüzden bendeki yeri ayrı olacak hep. Arap Faik dışında konuştuğum pek olmadı. Hinduyla konuştum zaman zaman. Hindu'nun felsefi bakış açışını seviyorum. Çocuk bildiğin bilgi deposu gibi bir şey. Etrafındaki insanlar hep onu dinliyor çünkü hep mantıklı konuşuyor ve insanlara tepeden bakmıyor. Sarışın bana karşı biraz daha anlayışlı ama yine de bir mesafesi var. Faik ve Sırık'ı daha çok seviyor çünkü onlar Sarışınla çok dalga geçiyorlar.
   Cindy desen ayrı bir dünya. Geçen gün beni arkadaşlıktan çıkardığını gördüm. Nasıl sinirlendim anlatamam. Ya annemden babamdan fazla vakit geçiriyorum ben o arkadaş grubuyla neredeyse her gün yüz yüzeyiz. Böyle ergence davranması hiç hoşuma gitmedi. Hem kendisi okul zamanında bana ''Beni ekle'' diyor hem de böyle davranıyor. Tutarsızlığın daniskası ya. Ben de face'de ağzıma geleni yazdım durumuma. Ben insan gibi davrandıkça başkaları hayvanlaşıyor. Nerede hata yapıyorum bilmiyorum. Büyük ihtimalle Cindy ile bu dönem konuşmam. Eskisi gibi aynı ortamda bulunmayı düşünmüyorum çünkü çok ahmakça bir davranış sergiledi bana göre. Ortada hiçbir sebep yokken böyle yapması hiç hoş değildi. Benim dışımda kimseyi silmemiş. O dışladıkları çocuk bile ekli onda. Sen şimdi ''Aman Vişne boşver ya'' diyorsun canım haklısın tabii ama böyle aniden bir şeyi öğrenince insan ister istemez sinirleniyor ya. Bu insan senin her gün konuştuğun, bir yerlere gidip beraber vakit geçirdiğin bir insan olunca ister istemez kızıyorsun niye böyle yaptı diye. 
   Bu yaz tatilinde kimin ne mal olduğunu daha iyi anladım. Rita ile daha iyi vakit geçirdiğimi fark ettim. Birlikte film gösterimine, söyleşilere gittik. Ona biraz geçmişimden bahsettim. Dertlerimi anlatıp salak gibi üzdüm onu. Kız çok olgun ve bilgili birisi olunca konuşulan şeyler de çok kaliteli oluyor. Son konuşmamızdan sonra benimle eskisi gibi konuşmuyor. Bu beni çok üzüyor çünkü benim tek dayanak noktam oydu okulda. Yani Rita var en azından, o beni anlar diyordum kendime. Bir derdim olduğunda ona anlatıyordum. Beni dinliyordu. Birçok insanın yapmadığı şeyi yapıyordu yani. Gerçek hayatta doğru düzgün beni dinlemedikleri için bu kadar mutsuzum aslında. Beni dinleyip anlasalar belki de her şey daha farklı olurdu. Rita ''İnsanların seni sevmediğini düşünüyorsun. Böyle olması için nefret edilen biri olman gerekiyor. Gözlemlediğim kadarıyla sen kötü biri değilsin. Sürekli bu durumu düşünüyorsun.'' dedi. Bunu telefonda dinlerken ben derin bir sessizliğe büründüm. Ya ne bileyim böyle şak diye söylemesini beklemiyordum. Benim iyiliğimi isteyen şahane bir insan o ama eskisi gibi benimle konuşmuyor. Kızı da kendimden bıktırdım baksana. Şimdi eskisi gibi telefonda konuşmuyoruz. Bu beni üzüyor. Okulda da eskisi gibi görüşemeyeceğiz çünkü ders saatlerimiz uyuşmuyor. 
   Zaza'nın yalancı yüzü ortaya çıktı. Herkese en yüksek ortalamanın kendisinde olduğunu söyledi. Ortalamasının düşük olduğunu öğrendik geçen hafta. Bu yandal için başvurmuştu oradan çıktı ortalaması. Faik de görmüş onun ortalamasını. Faik de onu sevmiyor. Ya ben hayatımda böyle yalancı birini görmedim. Bide bana hava atıyordu ortalamasıyla, bana benim seçtiğim bölümü seçme diye laf atıyordu. Gördük havasını balon gibi patladı. Bu sene napıcam hiç bilmiyorum. Kafam o kadar karışık ki anlatamam. Ailem desen paramparça olmuş durumda. Neye el atsam o yok olmaya hazırmış gibi. Bütün bunlarla baş etmek, boş vermek, sabretmek, hiçbir şey olmamış gibi yola devam etmek öyle zor ki bazen nefes almak canımı acıtıyor.
Bu da şarkımız olsun.  

You Might Also Like

5 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Bana da insanlar hep bana zoraki katlanıyormuş gibi gelir sonra Ritanın dediklerine benzer şeyler düşünürüm . bir kaç ayda bir bu ruh haline giriyorum anlamadım neden :) akışına bırakmak biraz işe yarıyor gibi ne dersin ? ya da kendini doyuracak şeyler bulmak farklı alanlara yönelmek falan o zaman kafan dolu oluyor düşünmene gerek kalmıyor . Birde iç sesimi bastırmak için kendi kendine konuşmak da iyi ya da şarkı söylemek böylece iç sesin senin moralini bozamıyor tavsiye ederim :D kendi kendine konuşma işini tek başınayken yap bence :D

    YanıtlaSil
  2. geçmiş olsun ben de henüz bugün kanal tedavisi sonlandırdım iğnedense kanalın en dibine iniş anı anlık olarak çok acı verici geldi bana.

    YanıtlaSil
  3. Kaç yıllık arkadaşlarımla iki gun once yediğim yemekte iki dk lavaboya gittim elimi yikadim ve döndüm. Sonra kalktık akşam whatsapp grubuna bir sürü foto atmışlar. Baktığımda lavaboya gittiğim o vakit çekmişler. Akşam görünce resmen yıkıldım. Bu insanları bir araya getiren de bendim. O insanları o masaya toplayıp hoş vakit geçirmelerini saglayanda. fotograflarda neden yokum dedigimde pardon canım ya farketmemisiz dediler. Bütün herşeyi o iki dakikada bitirdiler.on yili çöpe attilar. Yani demek istediğim istediğin kadar cabala ASLA yaranamayacaksin. Çünkü onlar için olsan da olur olmasan da olur bir insan olarak kalacaksın. O yüzden sadece kendi değerlerin ve düşüncelerin için hareket et. Bu süreçte yoluna çıkan kimseyi umursama. Çünkü haketmiyorlar.

    YanıtlaSil
  4. 'Diş ağrısı aşk acısından beter yemin ediyorum' Korktum. Küçükken dişlerimi kapıya ip takarak çekerdik, sırf doktora gitmemek için. :) Gerçi artık sevmediğim şeyleri daha çok yaptığımdan eskisi gibi değil.
    Burada okuduğum ilk yazın buydu sanırım ve öncesini pek fazla bilmiyorum ama kendini fazla da soyutlama ya. Geçmişi anımsatan şeylerden uzak durman iyi ama karşılaşsan da bir şeylerle meşgul ol veya güzel şeyler düşünmeyi dene. Çünkü soyutladıkça daha çok düşünüyor insann, daha da kötü oluyor.
    Cindy eğer kimseye yapmadığı bir şekilde davranıyorsa gerçekten kırıldığı bir şey olabilir. Çocukça evet ama önemsemese yapmazdı gibi. Kırgınlığını veya hissettiği duygu her neyse dikkat çeksin, anla diye yapmış olabilir mii?
    Ritanın seninle eskisi gibi konuşmadığı kanısına nerden vardın? Anlattıkların bir şey değiştirmez bence, sana öyle geliyordur belki. Onu da bıktırdım kendimden, deyince yazılarını okuyunca falan kendimi gördüm biraz. Kimsenin bıktığı veya senin de kötü olduğun yok ki. Kafanda kendini nasıl gördüğünle ilgili daha çok. Kendine yüklenme bu kadar..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe