Sığınak Vol 2 ( Yazdığım tiyatro oyunundan bir kesit)

Pazar, Eylül 27, 2015

(Kadın, pencerenin kenarındaki koltuğa oturmuş dışarıyı seyreder)
- Onca kalabalığın gürültüsü beynime işliyor. İnsanlar nasıl oluyor da bir aradayken bu kadar çok gürültü çıkarabiliyor bir türlü anlamıyorum. Şu kadına bak nasıl da mutlu yürüyor sevgilisiyle. Peki ben neden onun gibi mutlu değilim. Allah kahretsin neden mutlu olamıyorum hala. Onu düşünüyorum. O da şu an bir kalabalığın arasında kendi boktan hayatına devam ediyordur herhalde.
(İç çekip devam eder)
-Bu gece de yalnız ve umutsuz şekilde yaşamaya devam edeceğim demek. Ne acı. Biraz müzik açayım da kafam dağılsın bari.
(Radyodan bir şarkı çalmaya başlar)
- Hmm.Bak bu şarkı iyiymiş. Keyfimi yerine getirir belki. Hem bu şarkılardan başka neyim kaldı ki. Hatıralarım birer birer beni terk ediyor yavaş yavaş. Şu şarkı bana geçmişi hatırlatmaya yetti. Çocukluğum.. Gençliğim.. Hayallerim.. Hepsi bu şarkıların arasında süzülüyor.
(Bir yandan saçını tarayıp bir yandan da müzik dinlemeye devam eder)
- Ay şu saçlarıma bak ne hale gelmiş. O kadar da pahalı şampuanlar alıyorum ama bir türlü güzelleşmiyorlar. Hala keçi tüyü gibi sert ayol. Size kendimi tanıtmadım. Benim adım Kader. İsmimi ben koydum tıpkı her şeyi kendim yaptığım gibi. Adımı da ben koydum, kendi yolumu da çizdim. Başkalarına bıraksaydım çoktan unutulmuştum. 
(Birden saçını taramayı bırakır)
- Bazen bu kabusun hiç bitmeyeceğini düşünüyorum. Bu şarkıyı ne zaman dinlesem aynı şeyi hissediyorum. İnsanların elleriyle paramparça ettiği hayallerimi hatırlatıyor bana. Çaresizliğimi, kırgınlığımı, hayata olan kızgınlığımı hatırlatıyor bana. Öyle mutsuzum ki..
(Etrafına bakmaya devam eder)
- Bu oda benim hücrem. Bu duvarlar yaşamımdaki mezarlar. Burası benim mezarım. Her sabah uyandığımda bir gün daha ölüme yaklaşıyorum. Her akşam işe çıktığımda, o orospu çocuklarının altına yattığımda kendimden ve hayatta biraz daha uzaklaşıyorum. Elimden gelse hepsini gebertip arkama bakmadan yoluma devam ederdim ama bende onlarda olmayan bir şey var: Vicdan
(Salondaki vitrine yönelip içindeki fotoğraflara bakar)
- Anne.. Vicdanlı ol derdin hep bana çocukken hatırlıyor musun. Artık vicdanım bana ağır geliyor anne. 
(Annesinin fotoğrafını eline alır)
- Bak nasıl da yaşlandım görüyor musun. Seni çok özlüyorum anne. Çocukken bana anlattığın masalları hala gece uyumadan önce kendime anlatıyorum. Gece lambasının ışığı altında seni düşünüyorum. Anne ben çürüyorum. Bu ev, bu oda, bu hayat beni yavaş yavaş öldürüyor. Keşke yanımda olsan. Bana hayatımı yaşamamı söylemiştin bir keresinde hatırlıyor musun? Benim istediğim hayat böyle değildi anne. Böyle değildi. Böyle değildi, allah kahretsin.
(Kadın ağlamaya başlar)
- Her zaman güçlü olmamı söylerdin sen. Çocukken yere düştüğümde kaldırıp yanağımı okşardın. Şimdi tokat atıyorlar bana anne. Ağladığımı görenler suratını çeviriyorlar bana. Yolda bile yürüyemez oldum. Herkes bana böcekmişim gibi bakıyor. Kendimden nefret ediyorum anne. Nerdesin anne. Sarılsan ya bana çocukluğumdaki gibi. O sıcaklığını hissetsem ya doya doya. Kokunu doyasıya çeksem içime. 
(Kadının ağlamasını diner ve koltuğa oturur)
- Annem.. Şu hayatta bana sahip çıkan ilk kadın. Babamdan dayak yediğimde gözü yaşlı yanıma gelip ağlaya ağlaya beni teselli ederdi. Bazen geceleri uyku tutmaz ağlardım yatağımda. Arkadaşlarımdan kötü söz işittiğimde uyuyamazdım küçükken. Annem uyumadığımı hisseder yanıma gelirdi usulca. Gözlerimin içine bakar, üzülme yavrum derdi. O zaman üstüme çöreklenen hüzün yok olup giderdi. Şimdi kimse beni teselli etmiyor anne. Ağladığımda gözyaşlarımı silip geçecek diyen biri yok senin gibi..
(Kadın hızla kalkar ve odanın içinde dolaşmaya başlar)
- Aaa bu kadar ağlamak yeter artık. Akşama işe çıkmam gerekiyor. Sümüklü halimle çarka çıkarken laçolara güzel görünmem gerek. Makyaj, saç, kıyafet falan derken akşam anca hazır olurum zaten. Hahahayt hiçbir laço gözünü benden alamayacak. Lubunları çatlatıcam. 
(Kadın dolabından kıyafetler çıkarıp yatağın üstüne atar. Bir yandan giyinmeye devam eder)
- Bu olmadı sanki. Ay bu kıyafeti severek almıştım aslında. O şırfıntı karı mağazada ben kıyafet denerken ikide bir bana hadi hadi demeseydi daha rahat kıyafet seçebilirdim belki. Orospu çekemedi güzelliğimi tabii. 
(Kıyafetini giydikten sonra makyaj yapmaya başlar)
- Bu kıyafet oldu bana evet evet. Laçolar beni görünce gözleri yuvalarından fırlayacak. Allah vergisi anam işte naparsın. Bu makyaj malzemelerini de alana kadar akla karayı seçtim. Şu fondöten mesela. Hepsinin rengi ayrı ayrı. Ben naptım? Hepsini birden satın aldım. Satış elemanı napıcaksınız bu kadar fondöteni diye sorunca kızdım ona bi güzel. Sana mı sorucam be deyip hızlıca geçtim yanında. Şaşırdı tabii böyle dediğim için. Ay hiç umrumda değil valla. Kazulet karı kendi boyuna baksın önce. Kamburu çıkmış genç yaşta.
(Aynaya bakıp konuşmaya devam eder.)
- Aynalar neden bu kadar gerçeği yansıtmakta usta? Kaşım,gözüm, yüzüm bana neden kendi benliğimi, acılarımı hatırlatıyor? Aynaları hiç sevmedim bu zamana kadar. Bir ayna nasıl canımı yakabiliyor böyle? Kendi çaresizliğimi nasıl da yüzüme vuruyor baksanıza. Aynaya baktığımda gördüğüm tek şey acı. Acıdan ibaretim ben. Kocaman büyük bir acı. Her gün hayatta kalmaya çalışan bir acı. Ben küçükken evimizde kırık bir ayna vardı. Ne zaman o aynaya baksam annem kırık cama bakma uğursuzluk getirir derdi. Bu yüzden mi şimdi uğursuz bir hayata sahibim yoksa? 
(Duraksama..)
- Kalbim.. Kalbim bunca acıyı kaldıramayacak kadar yaşlı artık. Her gece ölmemek için dua ediyorum yaradana. Hayatta kalmaya çalışmak öyle yorucu ki bazen ne önemi var bütün bunların bir arabanın önüne atıver kendini gitsin be Kader diyorum. Keşke aynaya bakmasaydım. İçimdeki acılarla yüzleşecek kadar cesur olamadım henüz. Kabuk bağlayan yaramı sökecek kadar büyümedim daha.
(Bir sigara yakıp odanın içinde dolaşmaya başlar)
- Her gece aynı stres. Dışarı çıkarken elim ayağım birbirine dolaşıyor iyice. Gören de 18 yaşında lubunya sanacak beni. 40'ı devirdim ayol ben ne genci. 20 yıldır her gün aynı stres. Ya ölürsem korkusu hala içimin kuytu köşelerinde beni yokluyor. Hayır hayır hiçbir şey olmayacak. Her zamanki gibi birkaç laçonun ayarlayıp işimizi görüp yoluma devam edicem. Aaa kötü düşünme Kader kötü düşünme. Ne diyorduk? Hah 20 yıldır bu işi yapıyorum anam. Her gece hazırlanırken aynı telaşı yaşıyorum içimde. Makyaj yaparken gözlerim aynaya takılıp kalıyor öylece. Dışarı çıksam geri nasıl eve dönücem hiç bilmiyorum. Geceleri İstanbul'un her yeri tehlikeli. Güçlü ol Kader güçlü ol. Hadi bakalım dışarı.
(Odanın ışığı kapanır. Kadın dış kapının önüne gider)
- Bu ayakkabı da bir türlü girmiyor ayağıma. Kart zampara ayakkabıcı kandırdı mı beni yoksa. Şu hayatta adam gibi birine güvenilmiyor valla. Saçlar tamam, kıyafet tamam, çanta tamam. Ben hazırııım.
(Kadın,etrafında dönmeye başlar ve daha sonra aynaya bakmaya devam eder)
- Ah Kader.. Kızım bu kadar güzel olmak zorunda mısın sen ya. Maşallah diyelim o zaman. Kız seni alan yaşadı dertlerini boşadı. Ahahah bak şarkı da söylüyorum heyecandan. Kafa gitti bende iyice. Bu sefer eyelinerı güzel çekememişim. O makyaj videosunu çeken kızın allah belasını versin. Doğru düzgün anlatamamış yine. Neyse neyse bu seferlik böyle idare edelim. Son rütuşları da yaptık mı hazırız Kadercim. 
(Duraksama..)
- Napıyorsun Kader? Bu gerçekten sen misin? Bu aynadaki maske takmış kadın sen misin cevap ver. Bu sen değilsin. Bu maskenin ardına saklanarak daha nereye kadar yaşacaksın? Bırak o elindekileri. Anneni düşün. Seni babana karşı savunurken yediği dayakları düşün. Dışarı çıkma Kader. Öldürülürsün yoksa. Karanlık kuytu sokakta vururlar seni. Dışarı çıkma Kader, bu gece ölmeni istemiyorum. 
(Elindeki çantayı yere bırakıp yere oturur)
- Yapamayacağım. Başaramayacağım. Düşüncelerim kafamın içinde cirit atarken nasıl çarka çıkabilirim bu halde. Kendi mezarlığımda geçireceğim bir geceye nasıl katlanıcam? Kendimi kurtarmam lazım bu hayattan ama nasıl. Kendimi teselli etmekten çok yoruldum artık. Bu gece de hayatta kaldık diye diye yolu yarılamışım zaten. Hiçbir zaman istediğim gibi hayatım olamayacak mı benim? Hiç gülmeyecek mi yüzüm? Hayır bu sefer düşüncelerim beni ele geçiremeyecek. Bu sefer izin vermeyeceğim.
(Kapıyı açar. Karanlık bir sokağa doğru adımı atıp yürümeye başlar)
- Bu sefer hayatta kalacağım. Bu sefer ölen ben olmayacağım. Hayallerimden bir gece daha uzaklaşacağım ama bu gece ölmeyeceğim. Ertesi gün ağlamam biraz daha şiddetlenecek ama olsun hallederim. Kaldır kafanı kızım Kader, hayatla mücadele etmeye gidiyorsun. Çocuk oyuncağına benzemez bu iş. Güçlü ol Kader.Tıpkı annenin dediği gibi.Hayatını yaşa ve güçlü ol. Güçlü..

Hamiş: Bu yazılanların benim hayatımla alakası yoktur. Yazılanlar tamamen hayal ürünüdür.
Vol 1 de buradan okuyabilir bilmeyenler
Laço: Yetişkin aktif erkek
Çarka Çıkmak: Seks işçiliği için sokakta dolaşmak

You Might Also Like

4 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. bir kaç gün önce birinci hikayeyi tekrar okumak için bloguna girdim aradım ama bulamadım :D bak tekrar çıktı karşıma... bir an radyo tiyatrosu dinliyormuşum gibi hissettim sesler kafamda yankılandı :) ellerine sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir an kimse yorum yapmayacak sandım biliyor musun Sıla. Hikaye kısmında var o hikayem bakabilirsin. Teşekkür ederim beğenin için. :)

      Sil
  2. ..bazıları gitmeyi beceremiyor, ya anısı kalıyor yada acısı..belkide Kader'in çaresizliği kalbinin kanatlanıp gittiği yere bedeninin gidememesiydi kimbilir? ama kayboluşlar her zaman insana kendini buldururmuş.

    Bu hikayenin 1.perdesini biliyordum Vişne:) ama sonunu çok merak ediyordum.Ellerine sağlık.

    Kendine iyi bak olur mu?

    Sevgiyle,huzurla ve sağlıcakla kal.

    YanıtlaSil
  3. Kadiri de Kaderi de karşımda gördüm sanki. Kalemin çok güçlü. Yazdıkça daha da güçlenecek kalemin.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe