Aynı nakarat anlat anlat

Cumartesi, Ekim 17, 2015

  Hayatıma bakıyorum da gün geçtikçe her şey daha da katlanılmaz oluyor. Ne zaman bir şeyleri değiştirmeye çalışsam iç sesim ''Otur oturduğun yerde!'' deyip hevesimi kursağımda bırakıyor. Eskiden yalnızlığı bu kadar derinden hissetmezdim. Şimdilerde ise gözüme çok batıyor. Yani görmezden gelmeye çalıştıkça ben burdayım diye kendini belli ediyor. 
  Gudubet arkadaş grubumla yaşadığım son olaydan sonra bir daha konuşmadık. Tanıdığın halde biriyle konuşamamak çok zor. Çünkü onu tanıyorsun, aylardır birlikte vakit geçirmişsiniz, aynı şeylere gülmüşsünüz, aynı şeylere küfretmişsiniz. Sonuçta ortak bir paylaşımda bulunmuşsun. Şimdi bunları tek başına yapmak inan çok zor. Bazıları yalnızlık özgürlük diyor mesela. Bu kısmen doğru bir şey ama hayatın genelinde geçerli olmuyor. Yani insanoğlu hem yalnızlığı isteyip yalnızlıktan şikayet eden bir varlık. Eskiden onları tanımıyordum, tanımadığım için konuşmamak o kadar canımı sıkmıyordu. Ama şimdi birbirimizi tanıdığımız için konuşmamak çok anlamsız geliyor.
  Sorunu çözmeye çalışmak yerine konuşmamayı tercih ediyorlar. Bu durum bazı şeyleri daha iyi görmemi sağladı tabii ama yalnızlığı daha derinden hissettim. Normal şartlar altında okulda beraber vakit geçiriyorduk biliyorsun. Şimdi o da olmayınca kendimi tekrar başa sarıyormuş gibi hissettim. Hayatım dejavulardan ibaret valla. Yaşadığım şeyleri tekrar yaşıyorum. Bu okula ilk geldiğimde de yalnızdım şimdi de yalnızım. İlk geldiğimde bu gudubet arkadaş grubumu tanımıyordum. Onlar kendi aralarında yine böyle konuşuyor, eğleniyordu. Onları o zaman tanımadığım için bu durum eskisi kadar canımı sıkmıyordu. Tanışıp yollarımızı ayırdıktan sonra bu duruma alışmak zor oluyor haliyle.
  Doğru düzgün konuşabildiğim Hindu kaldı sadece yanımda. Rita ile ders saatlerimiz uyuşmadığı için konuşamıyoruz eskisi gibi. Gerçi o yakın kız arkadaşıyla birşeyler paylaşmayı daha çok seviyor. Film festivaline davet ettim onu geçen hafta. Beni kırmayıp film izlemeye geldi dersten sonra. Daha sonra sohbet ederiz diye cafeye gitme kararı aldık. Yolda sahaf festivalinden bahsettim. Görmeyi çok istediği için gitmek istedi ama eve geç kalacağını bildiği için fazla vakit harcamadı orada. Festivalin ortasındaki cafede oturup bir yandan simit yiyip bir yandan çay içtik. Hayatımızda değişen şeylerden bahsettik. Rita benim için bir rehber gibi adeta. Onu okulda daha sık görmek isterdim. Birkaç gün sonra festivale yakın arkadaşıyla birlikte gitti. Demek ki onunla vakit geçirmekten daha çok keyif alıyor. 
   Bilmiyorum ya bu durumu düşündükçe kötü oluyorum. Benimle az vakit geçirmesine üzüldüm çünkü konuşacak epey konu vardı. Zaman bizi de mi birbirimizden uzaklaştırıyor yoksa diye düşünmeden edemiyorum. Faik, Cindy, Sarışın, Minik kendi hallerinde takılmaya devam ediyor. Onlara göre her şey normal seyrinde ama bana sorarsan öyle değil. Bi Sırık çaba harcıyor işte durumu düzeltmek için. Geçen gün ders sırasında oturduğum boş masasının sırasına oturdu. Eskisi olduğu gibi yine tek oturuyorum. Bu durum eskiden daha çok gözüme batıyordu ama şimdi batmıyor. Sadece buna alışmış olmak canımı sıkıyor. O grubun içinde olsam yine mutsuz olacağımı biliyorum. Aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık anlayacağın. Bunu hak edecek bir şey de yapmıyorum ama her seferinde üzülen, vazgeçen, aldırış etmemeye çalışan taraf ben oluyorum. Rita yaptığım şeyin doğru bir hareket olduğunu söyledi geçen gün. 
   
   Bölümümü seviyorum ama okulu sevmiyorum artık. Oraya dair hiçbir şey hatırlamak istemiyorum. Bana vaktimi boşu harcıyormuş gibi geliyor. Çünkü o kadar yetersiz bir ortam ki yeteneğini geliştirebileceğin hiçbir alan yok. Kitap kaynakları yetersiz, akademik anlamda zayıf bir yer bence. Geçen gün okulda yeni tanıştığım kıza kendimle ilgili bir gerçeği söyledim. Bunu söylemenin ne kadar gereksiz olduğunu anladım. Kimse bunun yüzünden ''Sen olduğun gibi değerlisin'' demedi. Hatta bu gerçeği söylediğime pişman oldum. Bundan sonra da kimseye söylemeyi düşünmüyorum. Bazı şeyler saklı kalmalı, bazı şeyler mezara götürülmeli. Çünkü söylemenin bir anlamı yoksa susmak en mantıklısı. 
   Yaşama dair çok güzel umutlarım vardı. Sanki elimden almışlar gibi hissediyorum. Hiçbir şeye karşı umut besleyemiyorum artık. Bu hafta ölmeyi ne kadar çok istediğimi düşündüm. Beni bu dünyada ailem dışında bağlayan hiçbir şey kalmadı. Uzaktaki arkadaşlarımın sevgisi yetmiyor çünkü hissedemiyorum. Hisler her zaman zihnimde daha kalıcı oluyor her zaman. Bana sıkıca sarılan bir arkadaşımın değeri hiç eksilmiyor gözümde misal. Üzülme diyor bazıları. Üzülme demesi kolay, zor olan bu hisle yaşamak. Hayatıma yeni insanlar alayım diyorum onlar bile bir süre sonra görüşmüyor benimle. Ne ara bu kadar istenmeyen biri oldum böyle? Bir okuyucum bu devirde öyle samimi arkadaşlıklar kalmadı artık demişti yazdığım bir yazının yorumunda. Sahiden de kalmadı öyle arkadaşlıklar.
   Bu arada çıkarcı Lucy ile konuşmuyoruz. Bana geçen gün derste ne anlatığını sordu her zamanki gibi. Bende yanıt vermedim mesajına. Mesajına cevap vermediğim için konuşmuyor benimle gerizekalı. Ben mecbur değilim ki sürekli ona şöyle şöyle yaptık demeye. Sürekli böyle sorular sormasından rahatsızlık duyuyorum. Azıcık arkadaşlığın ne demek olduğunu bilse, sohbet etse benimle o zaman böyle davranmazdım. Durmadan bana aynı şeyleri soruyor. İster istemez sinirleniyorum haliyle. Benimle konuşmaması çıkarcılığın bir başka yönünü gösteriyor. Yani sen benim işime yaramadın seninle artık işim olmaz mesajını vermeye çalışıyor. Lan ben senin ne mal olduğunu gözünden anladım be, kimi kandırmaya çalışıyorsun. Böyle gerizekalı insanlar beni çok sinirlendiriyor o yüzden tavrımı net ortaya koyuyorum. İster konuşsun ister konuşmasın umrumda olmuyor. Şu ''Yaa okula gitmeye gerek yok nasılsın Vişne söyler bana'' kafasından çıkmadığı sürece konuşmayı düşünmüyorum onunla. Hem zaten kaybedecek bir şeyim yok yani kendisi kaybeder. 
  Film festivalinde bir sürü film izledim ama çok az keyif aldım. Çünkü tek başına film izlemek ve ardından dışardaki hayata adapte olmak zor benim için. Mesela festivalde böyle entel görünen arkadaş grupları görüyorum, film bittikten sonra konuşmalarına kulak misafiri oluyorum yoldan geçerken ne güzel şeylerden bahsediyorlar. Dün Hinduyla konuştuk yemek yerken. Bana beklenti içinde yaşamanın gereksizliğinden bahsetti. O da benim gibi bir anlam arayışında hayat içinde. Bir güvercinin havada süzülüşünde huzuru bulmaya çalışıyor kendince.
  Bütün bu serzenişlerim kendimle bir türlü geçinememekten kaynaklanıyor. Kendimi sevemiyorum bir türlü. Dışarda başımı öne eğip sürekli soyulan parmaklarımla uğraşıyorum. Bir yandan da hayatımı bu noktaya getirdiğim için içimden kendime sövüyorum. Kendimi yok etme düğmem olsaydı şimdiye çoktan basmıştım o düğmeye ama ne yazık ki yok. Bütün bu olumsuzluklardan yazarak kurtulmaya çalışmak da yetmiyor artık. İnsan, kendisini anlayan birinini karşısına geçip bir bir anlatmak istiyor bazen içindekileri. Neblim ben arkadaşıma acı çekiyorum dediğimde yüzüme bön bön bakmamalı. Başkalarının acılarına bu kadar duyarsız olmayı ne çabuk öğrendi bu insanlar. Evet,acı çekiyorum ama psikolojik bir acı. Bu kadar sevgisiz olmanın acısını, olduğum gibi kabul edilmemenin acısını, hiçbir zaman istediğim gibi bir hayatımın olamayacağının acını taşıyorum içimde. 
   Annem ''Eskisi gibi bana anlatmıyorsun bir şeyler artık'' diyor şu sıralar. Anlattığımda o daha çok üzüldüğü için bir şey anlatmıyorum artık. Kendi üzüntümle kendim baş etmeliyim diye düşündüm. Hem zaten annem de babam da teknoloji bağımlısı olmuş durumda. Evde kimse öyle doğru düzgün konuşmuyor birbiriyle. Daha güçlüyüm, daha sessizim ama içim paramparça olmuş. İşin kötüsü kendimi nasıl toparlayacağımı bilmiyorum. Herkesin bir amacı var bense gökyüzüne bırakılmış içinde helyum gazı bulunan balon gibiyim. Gökyüzünde yukarı yavaş yavaş süzülürken her şey giderek gözümde küçülüyor. Kimisi ehliyet alıyor, kimisi dil kursuna gidiyor, kimisi ikinci üniversite okuyor. Peki ben napıyorum? Film/ Dizi izliyor, halime üzülüyor, elim kolum bağlıymış gibi hissediyorum. Hiçbir şey yapmıyorum, yapamıyorum çünkü bunları yapacak gücü kendimde bulamıyorum. Ama hayat böyle değil işte. Eğer bir şeyler yapmazsan yavaş yavaş silineceksin,bir şeyler yapmak zorundasın diyor. Ölüm vaktin gelene kadar bir şeylerle oyalamalısın kendini, para kazanmak zorundasın diyor sana hayat. Durup düşünmeni istemiyor. Çünkü durup düşünürsen acı çekeceğini biliyor. 
   İnsanlar beni çirkinim diye yanlarında istemiyor belki de. Sınıfta yanımda oturan kızı yakışıklı bir erkeğe bakarken görüyorum ara sıra. Kimse bana o hayranlıkla dolu gözle bakmadı hiç. Sanırım beni sevgisizlik öldürecek. Çünkü bu çok kötü bir şey anlıyor musun. Sevilmediğini bilmek yani. Hayatımı değiştirmeye çalıştıkça daha çok geriye gidiyorum. Bazen gün içerisinde kimseyle konuşmuyorum annem ve babam dışında. Geçen gün Spottye mesaj attım ama hiç ilgi göstermedi konuşmamıza. Çünkü insanları dertlerimle boğuyorum. Şu satırları okurken bile bazılarınız boğuluyordur eminim. Ben onun iki katını yaşıyorum inan bana. Hayat yalnızken hiç çekilmiyor.
   Şu an ne hissediyorsun diye sorsan aynı şeyi söylerim. Üzüntü. Herkes yolunu bulmuş şekilde ilerlerken ben kendi yolumda tıkanıp kaldım. Şey gibi düşün, karlı bir günde ıssız bir yolda arabanın kara saplandığını ve onu çıkaramadığını düşün. Dışarda tek başına soğuktan donmak üzeresin ama tek çaren kara saplanmış aracını çıkarmak. Ama yapamıyorsun çünkü gücün yetmiyor. Bir şeyler değişiyor, bir şeyler değişti ama sen aynı yerde sayıklıyorsun. Şu an hissettiğim şey tam olarak bu. Acım boyumu çok aştı. Elimi tutup boyumu aşan acımdan beni kurtarsın istiyorum biri ama o hiç gelmiyor. Ve ben kendimi bu ıstıraptan kurtaramıyorum..
Bu da şarkımız olsun

You Might Also Like

14 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Okuduğum ilk yazın ama şuan şu yazıyla bir çok duyguma tercüman oldun resmen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin o zaman. :) Sanırım çoğumuzun derdi tasası bu son zamanlarda. Keşke hiç böyle şeyler yaşamasak

      Sil
    2. Keşke ama yaşanması gerekiyorsa demek

      Sil
  2. Spotty'nin adını oraya o şekilde yazarak onu rencide etmen hiç hoş değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimseyi rencide ettiğim yok sadece fikrimi söyledim. Asıl bunda art niyet araman hiç hoş değil. Spotty'i severim sadece o gün öyle yapmasının kendimden kaynaklı olduğunu düşündüm. Hepsi bu

      Sil
    2. Bizim Spotty miydi o??
      Bence de doğru bir şey değil.Eminim kendince sebepleri vardır.

      Sil
    3. Evet bizim spotty :)

      Bak vişne, sorun şu ki empati yapmıyorsun. Gizemlikimlik bile rahatsız olmuş. Kendini spotty nin yerine koy ne düşünürdün? Biz bile rahatsız olduk, o kim bilir nasıl hisseder? Eğer buradan görüştüğün insanlarla ilgili birşey yazacaksan bunu isim vererek yazmamalısın.

      Sil
  3. Keşke bu üzüntünün çözümü olsa.Bence aslında etrafındaki çıkarcı o insanları fark etmen büyük bir artı.Lisenin başlarında çıkarcı olduklarını bildigim halde yalnız kalmak istemediğim için bir süre onlarla takilmistim ama bir süre.Çünkü o zaman daha berbat hissediyorsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çözümü insanın kendisinde aslında ama bu çok zor bir şey ya. Sen de iyi bir şeyi fark etmişsin bence. Erken fark etmek olaylara karşı önlem almanı sağlıyor bi nebze. Şu an berbat hissetme olayını yaşıyorum işte. Üniversitede bu tür arkadaşlıklar daha fazla. O yüzden temkinli olmakta fayda var

      Sil
  4. Bu aralar yazdıklarına o kadar yakın hissediyorum ki, keşke yalnızlığa alışmanın bir yolu olsa.

    YanıtlaSil
  5. Sanırım bir çok öğrencide olan bir şey bu arkadaşlık problemleri.. ama bence üniversitedeki arkadaşlıklar sahtedir dip notunu okumuş ve bu sizi hipnotize etmiş gibi.. böyle bir şey yok.. lisede çıkarcı arkadaşlarımız yok muydu? Hiç mi kimse canımızı yakmadı? İlk okulda çocukluğun verdiği düşüncesizlikle fiziksel bir probleminizle gaddarca kimse alay edip canımızı yakmadı mı? Eğer bunlar olmadıysa biri sizi pamuklara sarmıştır, mutlaka olmuştur..

    hani parmağımızı kesince canımız orda atıyor sanırız ya demem o ki biz de şuanı yaşadığımız şuan acı çektiğimiz için üniversite arkadaşları kötü diyoruz.. ha niye acı çekiyoruz bunu da söyleyeyim.. çünkü bilgisayar, telefon, araba, mp4 player vs alırken gösterdiğimiz özeni arkadaşlığa göstermiyoruz.. telefon alırken saatlerce hatta günlerce katalog inceleyip kendimize uygun özelliklere bakıyoruz değil mi? Ama arkadaşlıklarda yalnız kalmamak için değil mi, sırada yalnız oturmamak, tenefüste herkes birbiriyle konuşurken sen sıranda tek başına mal mal oturmamak için ilk size gülümseyen kişi en yakın arkadaşınız, dostunuz ilan ediyorsunuz.. olur mu olmaz güzel kardeşim.. çünkü sen hız seviyorsundur o 90 a çıkınca motoru boğuluyordur.. kötü örnek oldu değil mi :) öyle ama belki üç gün sizden iyisi yoktur ama sonrasında çok canınız yanar.. arkadaşlıklarınızda duran bir araçken 4 vitesle kalkıyorsunuz bu yüzden duvara toslamanız.. karşınızdaki insanları tanıyın zaten zamanla birilerini sevdiğinizi farkedeceksiniz.. belki ilk gördüğünüzde size uyuz gelen kişi en yakın arkadaşınız olacak.. :)

    Problem sadece bu mu tabiiki değil.. bu arkadaşlıklar zaten sağlam değilken bir de nazımızı çekmesini bekliyoruz.. arasın, yanımda olsun, vaktini bana ayırsın.. whatsupp da mavi ışık var ama cevap yazmadı diyen görüyorum vay anasını.. evlenin bu tribi kocanıza atın arkadaşım.. insanın hayatının merkezinde oturmuyorsunuz ki her an sizi düşünsün, sizinle ilgilensin.. insanlık halidir yazamaz sonra yazıcam der unutur veya o an sizinle uğraşamayacak kadar büyük bir dert vardır başında bir tek siz yoksunuzdur.. insanlık olarak çok severiz değil mi empati kelimesini hepimiz sık sık kurarız empati.. ya da kurduğumuzu söyleriz.. sahi hangisi?
    Biri yazmadığında mesela kaç kişi bir şey vardır halledince döner diyebilir? Aman bir de yazmıyor başına bir şey mi geldi diye evham yapıp daha çok zırıl zırıl aramayın o daha çok sinir bozuyor.. :)

    Diyeceklerim şimdilik bunlar bu kadar uzattığım için özür diliyorum.. yazdığım şeyler genelleme içeriyor hepsini üzerine alınıp bozulma vişne ;) bu kadar uzun yazmak gibi bir amacım yoktu yazdıkça yazdım engel olamadım kendime.. ukalalık ya da bilmişlik gibi algılandıysa affola.. sadece bu aşamalardan geçmiş biri olarak yardımcı olmak istedim..

    Yorumlarda kendi sayfalarının reklamını yapanlara ben de uyuz olurum, amacım bunu yapmak değil ama eğer yazmak istersen mail atabilirsin yabancı birine yazmak rahatlatır bazen.. dinler ve müsait olduğum müddetçe uzun uzun cevap yazarım. Şimdi..

    Sevgiyle kal..

    YanıtlaSil
  6. Canım Vişnem…

    Kayboluşlar insana kendini buldururmuş...hayatta neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.Durup birilerinin bizi kurtarmasını beklemek yerine,kendi yolumuzu kendimiz bulmamız en mantıklısı belkide.

    Hiç kimse göründüğü gibi değil,hiç kimse…Kendini iğne deliğinde sıkışıp kalmış gibi hissettiğini biliyorum,anlayabiliyorum.Zor olduğunu,tek başına olduğunuda..ama kurtuluş kendimizde çünkü;hayatta kimseden kimseye fayda yok,düşünce kaldırabilecek bir el yok,her şey bizde başlayıp bizde bitiyor.

    Çok rica ediyorum,daha öncede söylemiştim; şu güzellik,çirkinlik göreceliklerine takılıp kalma! Acımasızlık yapıyorsun kendine hakikatten.Kimse dört dörtlük değil,bu sıfatlara sahip olan ama içi bomboş olan o kadar insan var ki..her insanın kendine göre bir albenisi,bir aurası vardır.Ve lütfen şu ölmek vs. düşünceleriylede içimize kurt düşürme.:)

    Kendini sev Vişne,sevmeye çalış.
    Hayatının bir amacı olduğunu,ideallerin olduğunu biliyorsun.Kimsenin bunu yıkmasına ve bozmasına izin verme,yalnız kalmak pahasına olsa bile.Yanlış insanlara denk gelmemiz bizim suçumuz değil,beklide zamanıdır bazı şeylerin zamanında sona ermesi.

    Sen; yolda durup gelip geçenleri seyreden insanlardan değilsin! Sen,öylece bakamazsın onlara,yoldan geçen herhangi biri değilsin!!!

    Kendine inan,içini ve kalbini ferah tut,tut ki her şey sana gelsin. Ne kadar kötü olursa olsun her zaman yapıp başarabilecek şeyler vardır hayatta.Girdiğin karanlıkta bir ışık göremesen bile er yada geç bir ışığın var olduğuna inatla inanmak gerekir.

    Kim ne düşürse düşünsün,ne derse desin seni seviyoruz Vişne. Bizde en az senin gibiyiz ve en çok da sen gibi.. Ben kendi adıma seni dinlemekten hiç bıkmadım,inan bıkmıyorumda. Sevgime ve samimiyetime inan.Gerçek sevginin arasına mesafe girmezmiş,belki yüz yüze bunları söyleyemiyorum ama ne zaman istersen yanında olmak istediğimi biliyorsun.

    Bize de dediğin gibi; KENDİNE İYİ DAVRAN olur mu?

    Huzurla ve sağlıcakla kal...

    Kocaman sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  7. Yanlizlik boktandir ben hic sevmem hatta nefret ederim. Yalniz insan gormeye dayanamam cunku eger ac bir insan acsa benim yuzumdendir yalniz bir insan yalnizsa yine benim yuzumdendir. Sen fazla icsel yasiyorsun. Herkes birbirinin aynisi drgil. Bazi insanlar daha yuzeysel bazilari daha kapali. Yalniz oldugu icin hoslanmasamda gorustugum insanlar var. Ki bu davranisim iki yuzluce. Kotu davranmam dinlerim ama ne bilim iste bu yalnizlik takintim olmasa gorusmek icin israrci olmam mesela.
    ama bak aklima ne geldi hani diyorsun ya konusuyirlar duyuyorum git yanlarina sende konus. Daha once cok yaptim kimse a bu nerden ciktin demiyor. Yada yuzume diyen olmadi. Biraz gulumseme herseyi cozuyor. Hayir konuyuda anliyor ve o entellektuel seviyedesin neden dinlemesinler seni bos versinler ki. Sahte arkadaslik her yerde var ama sokrat bir insanin bir dostu var diyirsa vardir iki diyorsa yine vardir ama uc dostum vardir diyorsa bilinki onun hic dostu yoktur diyor. Bence illaki uzakta bile olsa vardir bir tane.
    Derdimi cok anlatmasamda dinlerim ama biri bana her defasinda ayni dertle gelirse derdi samimiyetini kaybeder. Sebebi ayni derdi suruyorsa biliyorum ki bu onun hic bir sey yapmamasindan kaynaklidir. Tabi bu saglik vs disinda. Merak ettigim soru bunun icin bir sey yaptin mi. Gidip sebepsizce bir insanla konustun mu okulda takildigin yada takilmak istedigin gruplar disinda biriyle konustun mu fikirlerinizin uymayacagini bilsende biriyle konustin mu ?
    Ve sen yalniz degilsin. Bu kutuya dusen her yorum bil ki sana deger verildiginden bil ki birileri seni okuyor zamanini seninle geciriyor. Sevgi jissedilmez bence oyle durduk yere. Ya kaybedersin anlarsin ya oyle bir sey yaparki bu basit bisey bile olsa dersin bu beni seviyor. Doktor hergun bir greyfurt yememi soylemisti gecen yil. Sevmem. Erkek kardesim her aksam portkalla birlikte bir tane sikti getirdi. Belki basit birsey ama beni svmese yspmazdi. Seni sevmesem okumazdim :D
    Spotty ye gelirsek severim o deliyi. Ortaliktan cok kaybolur nerde bu kiz diye cok soylenirim. Eger burdan tanidigin biri olmasa derdim ki yaz icini dok. Ama burdan taniyorsan o zaten senin icinden gecen seyleri yazdigin disarda arkadaslarina anlatamadigin seyleri burda okuyor. Ifsadan cok gidip ona mail yazip gerekirse buyuk harflerle bagirmani yeglerdim. Bazen mailleri okuyunca cevap aklimdan geciyor gecince yazdim saniyorum. Bazende o an cevap yazmak istemiyorum bu sebeple spotty yerinde olsam alinirdim. Haha sanirim spotty yuzunden ustune cullandik :))

    YanıtlaSil
  8. Vişne, bütün yazılarını okuyorm, önceden her birine yorum yapmaya çaışırdım, sana yardımcı olmaya çalışırdım çünkü ben de psikolojik çok problem yaşadım. Ama bir keresinde bir yazında, benim sana yardımcı olmak için yazdığım bir yorumuma sinirli bir şekilde yer verdin. Ben samimiyetine güvenerek yazmıştım halbuki... O gün o kadar kırıldım ki sonrasında yazılarını okudğum halde hiç yorum yapmadım. Ama şuna da dikkat ettim, hep insanları kırmaya devam ediyorsun, çok sayıda takipçin var ama yorumların devamlı azalıyor, bana yaptığını bu yazıda Spotty'e yapmışsın, bence biraz daha kibar olmalısın. Uzun süre sonra yaptığım ilk ve son yorum olsun. Eminim yine dikkate almak yerine sinirleneceksin ama olsun. Kendine çok iyi bak.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe