Herkes kendi yoluna gidiyor en sonunda

Pazartesi, Ekim 05, 2015

 İnsanın değiştiremediği şeyler vardır şu hayatta. Mesela kişiliğini değiştiremez. İlk aşkını unutmayı ister ama bunu yapamaz. Çünkü o ilktir ve ilkler daima insanın hatrında kalır. Zamanız bir anda, sakin bir gecenin karanlığında ansızın aklına gelir sevdiği. Elinden bir şey gelmez öylece karanlığın sesini dinler usulca. Kişiliği bozuk insandan her şey beklenir. Annem her zaman ''Sen doğru insan olmaya çalış, diğerleri yanlış olursa onlara kanma'' der bana. Zaman zaman bu sözü aklıma gelir ve derin düşüncelere dalıp gitmeme sebep olur. Şu sıralar okulda pek istediğim gibi bir ortam yok. Derslerimiz azaldığı için okula gidesim kalmadı hiç. Bide eskisi gibi o arkadaşlarımda o samimi havayı hissedemiyorum. Sanki aramızdaki her şeyi tüketmişiz de konuşacak bir şey kalmamış gibi hissediyorum. Yemek yerken karşımdaki Arap Faik'e bakıyorum, gözünü telefonundan ayırmıyor. Bir ayırıp gözlerime baksa, gözlerimin içindeki o üzüntüyü görse, bi ''Neyin var olm'' dese aramızdaki o görünmez duvar kalkacakmış gibi hissediyorum. Ama o hiç görmüyor bile. Diğerleri de görmüyor hatta. Herkes kendi hayatıyla o kadar meşgul ki yanındaki acı çekse bile umrunda olmuyor. Başını çevirip yanından geçiveriyorlar öylece. Ne tuhaf dimi?
  Geçen hafta benim için epey yoğun geçti. Sahaf festivaline gidip saatlerce istediğim kitapları aramaya çalıştım. İndirimli kitap bulmak aşırı zor orada ya. Oranın samimi havasını seviyorum. Tüyap gibi değil. Tüyap kitap fuarı bildiğin kapitalizm ürünü. Yani kitap satın almaya odaklı bir fuar. Halbuki bir kitabı satın almaktan çok onu incelemek, sevmek gerek. O yüzden bu fuarı sevmiyorum artık. Hem o kadar indirim de yapmıyorlar. En güzeli sahaf festivali ve internet alışverişi valla bak. Ne diyodum? Hah işte sahaf festivalinde istediğim birkaç kitabı aldım. Bir sürü güzel kitaplar vardı ama alamadım ya. Kitaplar öyle aşırı pahalı değil ya sadece o gün yanımda fazla nakit yoktu. Bi imzalı kitaba denk geldim adam 60 lira dedi. Oha dedim içimden. Koca festivalde bula bula imzalı kitap çıktı karşıma iyi mi. 
   En sevdiğim bir başka özelliği de plak çalınması. Plak çalan sahaf duydum mu anında oraya gidiyor o plağı dinlemeye başlıyorum. Bir yandan da ucuz kitaplardan istediğim var mı onlara bakıyorum. Güzel bir etkinlik bence bu. Her sene yaptığım bir şey ve bana iyi geliyor bir nebze. Normalde ben kitap alamıyorum pek fazla. Yani aldım mı aşırıya kaçıyorum. Çünkü kitap oburluğu var bende. Kitap aldıkça alasım geliyor, durduramıyorum kendimi. 
   Geçen hafta yeni biriyle tanıştım. Eskiden internetten tanıdığım biriydi, okulda karşılaştık ve konuşmaya başladık öyle. Normalde internetten yeni biriyle tanışmamayı tercih ediyorum. İnternetten eskiden beri tanıdığım insanlarla buluşmak bana daha doğru geliyor artık. O yüzden internetten eskiden beri tanıdığım insanlarla görüşüyorum. Böylesi daha iyi oluyor bi nebze. Neyse o gün, birlikte müzeye gidip sanat eserlerini yorumlamaya çalıştık. Kendimi iyi hissettim bi nebze. Bizimkilerin sığ bakışlarından sonra bu kızın bakış açısı iyi geldi valla. Güzel vakit geçirdik diyebilirim. Yeni insanlar tanımam gerektiğini düşündüğüm için böyle bir şey yaptım. Çünkü aynı insanlar, aynı sorunlar bir süre sonra çekilmez oluyor. Biliyorum bazen yazılarım çok boktan olabiliyor ama inan, ne yaşıyorsam onu yazıyorum. Bide benim yerimde olduğunu hisset. İnternette olduğu gibi samimiydi. Benim kan şekeri problemim var. Arada böyle kan şekeri düşüşleri yaşayınca direkt tatlıya sarılıyorum. Aslında yulaflı şeyler yemem gerekiyor ama tatlı yemek daha iyi hissettiriyor. O gün kan şekerimin daha fazla düşmemesini önlemek adına ona yanında tatlı var mı diye sordum. Bana çantasından çikolatası verdi. Bu benim için önemli bir hareket. Arkadaşlık ilişkilerinde ne kadar yardımsever olduğunun da bir göstergesiydi bu yaptığı. Böyle küçük şeylere çok dikkat ediyorum ben. Bu yüzden gözüme girmeyi başardı.
   Perşembe günü gudubet arkadaş grubumlaydım. Onların arasındayken çok bunaldığımı fark etmeye başladım artık. Rita aslında bunu sürekli bana söyleyip duruyordu. ''Vişne, onlar senin frekansında değiller ve olamayacaklar'' demişti bir konuşmamızda. O gün bahçede oturup yemek yedik. Ben biraz soğuk davrandım ama hiç umursamadılar bu durumu. Bazen önden hızlı hızlı yürüdüm bazen grubun gerisinde kalarak onları beklettim. Ve sonra fark ettim ki bu insanların benimle paylaşacağı bir şey kalmamış artık. Bariz belli ya. Yemek yiyoruz mesela hep dört kişi kendi aralarında konuşuyorlar. Sohbete dahil olmak için araya giriyorum ama söylediklerim hiç etkili olmuyor onlar için. Ben de bıraktım. En sevdiğin alışkanlığı birdenbire bırakmış gibi oluyorsun ama zamanla alışıyorsun işte.
   Cuma günü film festivali için program yapmaya çalışıyoruz Faik ile. Ben festival filmlerine gitmeyi sevdiğim için onlara teklif ettim ama etmez olaydım. Ne filmden anladıkları var ne oyuncudan anladıkları var. Ben taa kurban bayramından önce programımı hazırladım mis gibi ama gel gör ki Faik bey internette ne gördüyse ona gitmek istedi. Ben normalde biletlerimi önceden alacaktım ama onu bekledim salak gibi. O filmlere de yer kalmadığı için benim gitmek istediğim filmlere yoğunlaştık ama pek oralı olmadılar. Hele Cindy'i görmen lazım. Kız katalogdaki bir filmin fotoğrafı görüp ''Aaa bunda kadının götü var bu sapık bir şey. Buna gitmeyelim'' dedi. Ben o an ne tepki vereceğimi şaşırdım. Daha konuyu, oyuncuyu, yönetmeni öğrenmeden şak diye yorum yapıyor. Hal böyle olunca iyice deliye döndüm.Sarışın desen hiç oralı değil. Arap Faik biraz ilgili ama istekli değildi. 
   Cuma günü dersten sonra yemek yemeye gittik. Yemekte börek vardı. Börek aşırı büyük olduğu için bıçakla zor kesiliyordu. Ben de peçeteyle böreği elime alıp yedim. Cindy bi ara ''Midemi bulandırdı yemesi'' gibi bir şey söyledi Sarışın'a. Benim peçeteyle börek yememe takıldı sanırım. Çok sinirlerim bozuldu. Çünkü karşı karşıya oturuyorduk. Herhangi bir tepki vermedim o an. Daha sonra bahçede bankta otururken yanımızdaki kırık bankı gördük. Bu kırık bankta geçen dönem, bir çift gözümüzün önünde öpüştü saatlerce. Bizimkiler de o zamanlar şaşkınlıkla öpüşen çifte bakıyordu. O yüzden yanından geçerken Cindy ''Iyy burayı hatırlıyor musunuz çirkin bi çift öpüşmüştü burada hani. Cünüp olmuş kırılmış bakın'' gibi bir şey söyledi. He deyip geçtim ben yanından ve kırık bankın yanındaki banka oturduk. İlk başta dört kişi banka sığmayınca beni kırık banka oturtmaya çalıştı Sarışın. ''Vişne sen yandaki banka oturur musun sıkıştık burda'' gibi şeyler söyledi. Kırık bankta öylece tek başıma oturdum. Faik, Cindy ve Sarışın konuşmaya devam etti kendi aralarında. Bende sinir küpü olmuş vaziyette gideceğim filmleri gözden geçiriyordum. Aşırı aptalca bir harekette bulundular bana ya. Bildiğin dışladılar ya. Bu sabrımı taşıran son damlaydı.
   Faik'e bilet almaya gidelim dedim ama hiç oralı olmadı. Çok yorgun olduğunu ve hiç hali kalmadığını söyledi. Sohbete gelince 200 at gücünde konuşuyor ama. Cindy onlara da bilet almamı istedi ama ben hepsini kafamda tutamam dedim. Daha sonra Faik'e tekrar sordum geliyor musun diye, mırın kırın etti ve gelmedi. Ben de iyi sen bilirsin, görüşürüz diyerek yanlarından ayrıldım. Elimde su şişesi vardı. Yolda giderken elimdeki su şişesini sinirden sıka sıka mahvettim. O kadar çok ayıp ettiler ki bana hala unutabilmiş değilim. Onlara göre ben suçluyum tabii. Hiç alakası yok, bu zamana kadar bana neler yapıldı görüyorsun. Yanlarından giderek az bile yapmışım.
   Gidip istediğim filmlere bilet aldım ve onları düşünmekten vazgeçtim. Kulaklarım çınlamaya devam etti ama umursamamaya çalıştım. Başka türlü yola devam edemezdim çünkü. Babam sinema için para verdiği için mutluydum o an. Yoksa filmlere bilet alamayacaktım. Hafta sonu kimse mesaj atmadı. Mesaj atmalarını, en azından sorunu çözmek için çaba göstermelerini isterdim ama yapmadılar. Öylece film ve dizi izleyerek geçirdim. Babam memleketten geldi onunla vakit geçirdik. Kitap alışveriş yaptım onun sayesinde. Bir sürü kitap sipariş ettim yine görüyor musun. Diziler beni deli ediyor. O kadar çok takip ettiğim dizi var ki bazen kaçırıyorum nerede ne oldu diye. Şu sıralar Sense8, Heroes Reborn ve Mr. Robot izliyorum. Üçü de epey iyi diziler. Dün Sense8'nin üçüncü bölümde aşırı keyif aldım. Koreli Sun, Afrikalı adamları bir dövdü görmen lazım. Sense8 dizisi biraz garip bir dizi. Değeri sonradan anlaşılacak gibi duruyor. Çok sağlam bir hikayesi var bence.
   Bugün gudubet grubumdan kimseyle konuşmadım. Daha doğrusu okulda kimseyle konuşmadım. Sınıfta birkaç arkadaşla ayaküstü konuştuk öyle. Hindu yanımdan geçerken bana selam vermedi. Zaza da kitap okuyordu ben de ama ona selam verip bana selam vermemesi çok garip geldi bana. Belki de konuşmak istemiyor benimle bilemiyorum. Gözünün önündeydim yani beni görmemesi imkansız. Belki de konuşmak istemedi. Ya bak görüyorsun insanlar nasıl da uzaklaşıyorlar birbirlerinden. Hiçbir şey kalıcı değilmiş. Geçen sene daha iyi bi ortam vardı. Şimdiki halimden memnun değilim, bu duruma alışmaya çalışıyorum. Yarın Rita'yı göreceğim. Belki onunla konuşmak iyi gelir bana. Gudubet arkadaşlarımla artık konuşmadığımı söyledim ona bugün. Benim adıma bu duruma sevindi ''Böylesi daha mantıklı Vişne boş ver'' dedi.
    Ayrıca önümde oturan bir kızın kokusuna takıldım bugün. Sonradan sınıfa gelip önümdeki boş sıraya oturdu ve parfümü öyle güzel kokuyordu ki bir süre kendime gelemedim. Sevgilim böyle koksa onu sevmekten vazgeçmezdim herhalde. Bana dersin adını sordu, utanarak adını söyledim. Birkaç kez konuşmaya çalıştım geçen sene ama pek oralı olmadı. Hatta görmezden geldiği de oldu. Belli ki tipimi falan beğenmedi. Ne kaybettiysem şu tipimden kaybettim zaten ya. Ama o koku nedense bende güzel izlenimle uyandırdı. Bugünkü izlediğim filmer güzeldi. Hele son izlediğim daha da güzeldi. Emanet diye bi kore yapımı film. Beklediğimden iyi çıktı valla. Bütün gün simit yiye yiye bir hal oldum. Bir ara hıçkırık tuttu, zor geçti. Film bittikten sonra kendimi Mc'e attım ve en sevdiğim hamburgeri yerken bir kez daha Allaha şükrettim. İnsanın sevdiği hamburgeri yemesi ne kadar güzel. Big Mac'e aşığım sanırım. Nirvanaya ulaşmış gibi hissettim o an. Çünkü 4 saattir simit yiyordum. Yanımda su da yoktu. Açlık kötü bir şeymiş. Öğrenciliğin gözü kör olsun ya. Etrafımdaki insanlarla aramdaki duvarları kalınlaştırdım. En iyisi böylesi baksana. Sürekli yara almaktan kendimi toparlayamaz oldum. Karşımdaki insan beni anlamak istemiyorsa kendimi yırtmamın bir manası yok dimi canım benim. Hadi ben kaçtım.
Bu da şarkımız olsun
Kendine iyi davran.

You Might Also Like

5 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Son birkaç gündür yaşadıklarımın seninkilerden farkı yok diyebilirim. Resmen en yakın arkadaşımla artık konuşamıyorum. Ama umrumda da değil açıkçası. Böylesi kesinlikle daha iyi. Kendimi derslerime ve sadece kendi mutluluguma vermeyi düşünüyorum. Yazdıklarını okumak çok.rahatlattı beni.Umarım hayatımız böyle daha iyi olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de konuşmuyorum şu anda. Ya iyi mi kötü mü oldu bilmiyorum ama kendimi daha derin boşluğa sürüklemiş gibi hissediyorum. Umarım sen daha iyi şeylerle karşılaşırsın. İçini ferah tut.

      Sil
  2. Canım vişnem, umarım arkadaşlarınla aranda olan o görünmez duvarlar kalkar bi an önce. Söylediğin gibi kendi hayatlarımızla o kadar meşgulüz ki yanımızda ki insanların üzüntülerine ortak olamıyoruz bazen. Umarım değişir, değişmezse de umarım bir gün gerçekten, gerçekten kendin gibi iyi niyetli ve düşünceli dostlarla tanışırsın.

    Kitap konusuna girdin canımı yaktın bu arada, kitaplar neden bu kadar pahalı olmak zorunda ki? Bazen kütüphaneden alıp okuyasım geliyor, ama evlendiğimde evimde kocaman bir kütüphane oluşturmak istediğim aklıma gelince vazgeçiyorum.:)

    Öpüyorum çok seni.

    Ps: Ben eski dost sayılırım dimi? Yeni biriyle tanışmam kuralı geçerli olmasın bana.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Melo, arkadaşlarımla aramdaki bağ bir daha bağlanamayacak şekilde koptu. Yazının başlığında da dediğim gibi herkes kendi yoluna gitti. Öyle insanlarla gerçek hayatta tanışmayı çok istiyorum ama belli ki bunu henüz hak etmiyorum. Bu da benim sınavım sanırım. Kitaplar epey pahalı oluyor hakikaten ya. Ben internetten ara ara alışveriş yapıyorum. Normal şartlarda ben de yakınıyorum bu durumdan. Evlendiğinde güzel bir arşiv yaparsın sen :D Sen benim en eski dostumsun. Tabii ki geçerli değil o kural senin için canım arkadaşım. :)

      Sil
  3. Yemin ediyorum son dahil olduğum arkadaş gurubunda yaşadıklarımın aynısı, neden öyle oluyor sence? Onlarla 2 ay geçirdim nerdeyse onlara hiç birşeyimi anlatmadım aslında o kadar çok konuşcak şey varken, artık oturduğumuz yerde konuşacak hiç bir şeyimiz yokmuş gibi ya etrafa bakınıyoruz yada telefonlara gömülüyoruz neden? Gruptan uzaklaştım 1 buçuk haftadır kimseyi görmüyorum belki herkes için iyi gelir...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe