Boşlukta süzülüyorum

Perşembe, Kasım 05, 2015

 Günlerim birbirine o kadar çok benziyor ki bazen hangi günde olduğumu şaşırıyorum. Bu durumun sabitliği çoğu zaman canımı sıkıyor. Dışarıdayken tek düşündüğüm şey evim, bilgisayarım, şarkılarım oluyor genelde. Şarkılarım, izleme listemdeki dizi ve filmler hayatla olan bağımı koruyor. Daha doğrusu mutsuzluğumu bunlarla geçiştirmeye çalışıyorum. İşin aslı, kendi gerçekliğimden kaçmak için böyle yapıyorum. Çoğu insan bu durumu atlatmak için günde paket paket sigara bitirir ya da içkinin dibini vurur. Bense bu ruhsuz halimle sadece bu durumun geçmesini bekliyorum. Beklerken de düşüncelerim birbiriyle yarışıyor beynimin içinde. 
  Birkaç hafta sonra vizelerim başlayacak ama ben hala o çalışma ortamını oluşturamadım. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyor. Kitap okumam gerekiyor normalde ama ona bile doğru düzgün vakit ayıramıyorum. Günlük hayatta birileriyle bir şeyler paylaşmayalı çok oluyor. Birkaç arkadaşımla ayaküstü ders hakkında konuşmalar dışında kimseyle doğru düzgün konuşmuyorum. Hindu ile arada sohbet ediyoruz ama o da yeterli gelmiyor bana. Hindu çok iyi bir arkadaş, düşünceli davranıyor bana karşı ama belli başlı konular üzerine konuşuyoruz hep. Hislerimden bahsedemiyorum kimseye. Ben çok üzülüyorum diyemiyorum. Acı çekiyorum ve bunun son bulmasını istiyorum demek istiyorum ama kimse beni duymuyor. Belki de hayat insanları bir süre sonra duyarsızlaştırıyor. 
   Geçenlerde mutfak camının önündeki kedilere dublaj yaptım kendi kendime. Onları seslendirirken nedense eğlendim. Bazen okuldaki kedilerle konuşuyorum, paso yemek yiyorlar. Biliyorum oradan bakınca deli gibi görünüyorum ama bazen bu iyi bir şeymiş geliyor bana. Gerçi onlar beni anlıyor mu bilmiyorum ama deniyorum işte bir şekilde. Oturduğum banka geliyor bir tane kedi mesela, çantamda uzanırken onu seviyorum usulca. Ona ''Keşke senin kadar keyfine düşkün biri olabilsem'' diyorum, gözlerini kısıp rahatına bakıyor her zamanki gibi. 
    Kafka bir romanında ''İnsanların bakışlarına bile dayanamıyorum'' demiş. Ben de onun gibi düşünüyorum şu sıralar. Ne zaman fakülte girişinde yürüsem bakışların üzerimde olduğunu hissediyorum. Kendimi çok tedirgin ve kapana kısılmış gibi hissederek yürüyorum telaşla. Dışarıdaki insanların bana öyle bakmasına tahammül edemiyorum.Sınıftan sevmediğim bir erkek grubu onların yanından geçerken bana baktılar mesela, hızlı adımlarla sınıfa gittim. Şu sıralar nedense böyle hissediyorum. Niye böyle hissediyorum anlamıyorum. Sınıfta ders için sunum yaparken de takıldım bazen. Sırık en iyi sunumu benim yaptığımı söylemişti o gün ama emin olamadım güzel mi değil mi diye.
   Dün Hindu ile bölüm duyurularının olduğu panoya bakarken merdivenlerden Rita ve yakın arkadaşı indi. Dersleri yeni bitmişti. Ayaküstü bana selam verdi sonra gitti. O an çok üzüldüm böyle ayaküstü konuşmasından. Sonuçta birbirimiz bir haftadır görmüyoruz konuşacak çok şeyimiz var ve o bunu geçiştirdi gibi hissettim. Ben hevesli bir şekilde onu gördüğümde konuşacak bir sürü şey var diye seviniyordum içimden. Oysa o sıradan bir insanmışım gibi öylece selam verip geçti yanımdan. Biz galiba giderek birbirimizden uzaklaşıyoruz. Bu durum canımı çok sıkıyor. Önceki hafta bahçede otururken ona bahçedeyim diye mesaj atmıştım hiç önemseyip gelmedi. Eskiden ortak bir yerde buluşup sohbet ederdik. Şimdi çok az sohbet ediyoruz ve bu durum canımı sıkıyor.
   Eski okulumdan gelen o garip kız garipliklerine devam ediyor her zamanki gibi. Gördüğü halde beni görmemezlikten geliyor beni gerizekalı. Ya onunla konuşmaya bayılmıyorum ben de ama çok dengesiz davranıyor. Dengesizliği sevmiyorum ben hayatımda. Geçen gün bi derste önüme oturdu arkadaşıyla. Bana ''Hiç selam vermiyorsun'' gibi bir şey söyledi. Bende ''Gelen sensin senin selam vermen gerekiyor'' dedim. Yani sınıfa yeni gelenin selam vermesi gerekir diye düşünüyorum ben. Bide bir işte çalışmak istediğimi konuştum onunla. Bana ''Eğer sen bu işte çalmak istediğini söylemeseydin ben başvurucaktım'' dedi. Anladım ki herkese planlarından bahsetmeyeceksin. Baksana çalışmak istediğim işte bile gözü var kızın ya olacak iş değil valla.
   Gudubet arkadaş grubum bensiz çok daha iyiler şu sıralar. Yokluğum hiç onları etkilememiş gibi güle oynaya geçinip gidiyorlar. Ama onların da bir son kullanma tarihi var hiç merak etme. Her arkadaşlığın bir son kullanma tarihi var bana göre. Günün birinde bana haksızlık yaptıkları için pişman olacaklar ama o zaman da geç kalmış olacaklar. 
   Şu hayatta her insan kendi değerini kendisi belirliyor. Çevremdeki insanlara kötü davranmayayım dedikçe beni böyle dediğime pişman ettiriyorlar. Ben de bu kadar önem vermeyi bırakmaya karar verdim. O zaman anladım ki çoktan yalnız kalmışım. Yani sen birilerinin peşinden koşmadığın sürece yalnızsın demek istiyor sana hayat. Ne tuhaf. Önceki yazımda Cessie bana içinde bulunduğum ortamdan keyif almadığımı söylemiş çok da güzel söylemiş. Evet, içinde bulunduğum ortamdan keyif alamıyorum. Bana yeterli gelmiyor. Sürekli bir şeyler eksikmiş gibi hissediyorum çoğu zaman ya. Anın tadını çıkaramıyorum çünkü o anın güzelliğini bulamıyorum. Zaman zaman hatırlıyorum o anların güzelliğini ama sonrası bomboş bir sayfa gibi zihnimde. 
   Dün ben bu satırları yazarken annem kıpkırmızı olduğumu söyledi. Hiç de farkına değildim. Ateşim de birdenbire çıkınca kadın iyice telaşlandı. Sonrasında biraz uzandım ve eski halime döndüm. İçtiğim çay hararet yaptı sanırım. Kadın kafasından bir sürü şey üretiyor. Bir cümle söylüyorum kırk tane olasılık söylüyor alakasız. Bugün okula gitmedim. Hem biraz hastaydım hem de ders o kadar önemli değildi. Ağrım olduğu için pek fazla bir şey yapamadım. Kitap okudum, yürüyüş falan yaptım işte. Bi ara bana ''Bıktım bu halinden git kendini köprüden at bari'' gibi bir şey söyledi. Hayatımda en çok önem verdiğim insan bana böyle diyorsa ben daha ne yapayım. Ondan önceki haftada tıraş olmuyorum diye bana ''Senden tiksiniyorum sakallarını kes'' gibi sözler sarf etti. 3 gün konuşmadım onunla. O da daha sonra böyle söylediğine pişman oldu tabii ama ben bu dediklerini unutmadım. 
   İlkokulda resim hocası bi derste ''Kendinizi 10 yıl sonra nerede görüyorsunuz'' gibi bir soru sormuştu herkese. Ben ne cevap vereceğimi bulamamıştım. Aklımdan hiçbir yerde diye geçiyordu ama bunu söylemedim tabii. Bu belirsizlik hali taa o zamandan beri varmış. Bugün okula gitmedim diye kendimi suçlu hissettim. İneklik genlerime işlemiş sanırım, ders olmadığı zaman huzursuz oluyorum. 
   Şu sıralar en çok yapmak istediğim şey Starbucks'ta kahve içmek. En son 2 yıl önce oraya gitmiştim galiba. Bazı şeyleri özlüyorum. O kahvenin verdiği rahatlık hissini mesela. Seneler önce bir gün iş çıkışında oradan kahve almıştım. Yorgunluğuma ilaç gibi gelmişti o kahve. Yolda hem yürüyor hem de o güzel anın tadını çıkarıyordum. Kendi paramla bir kahve almıştım ve yorgunluğumu böyle atlatmaya çalışıyordum. Bu küçük ama güzel anı hala hatırlarım. Bazı şeylere bağımlıyız sanırım. Ben mesela fast fooda bağımlıyım. Aylarca hamburger yemem ama zaman zaman yeme ihtiyacı duyuyorum. Big Mac yerken nasıl mutlu olduğumu biliyorsun. 
   Bu aralar ön sıralar değil de orta sıralara oturuyorum. Sınıftaki arkadaşlık ilişkilerini gözlemliyorum. Önümde oturan kızın bir arkadaş grubu var mesela hepsi birbiriyle ilgileniyor. Ben daha çok figüran gibi kalıyorum yanlarında. Bunlar kendileri dışında başkalarını kabul etmiyor pek. Denedim ama pek oralı olmadılar. Ben dışardan bakıldığında çok soğuk görünüyorum, tanıdıkça sevilenlerdenim diyeyim. Böyle soğuk olmamın sebebi hem insanlar hem de benim yüzümden. Tek tarafa suç yüklemek haksızlık olur. 
   Özgeyle okul hakkında konuşurken bana ''Hala uyum sağlayamadın mı'' dedi geçen gün. Ne diyeceğimi bilemedim. Vaktimi öldürüyormuş gibi hissediyorum. Geçen sene öyle değildi mesela orası, bir sürü dersim vardı ve orada olmak beni mutlu ediyordu. O derslere yetişme hali, sürekli bir şeyler öğrenmek beni oraya bağlıyordu. Şimdilerde hiçbir şey öğretmiyorlar doğru düzgün. Kendim bölüm hakkında kitaplar alıp okuyorum işte öyle. Gün içerisinde sürekli konuştuğum biri olsun istiyordum hep. Bunu Nisbi ile çok sık yapardık. Okuldan sonra mesajlaşırdık hep ya. Rita da gidiyor yavaş yavaş kime tutunacağım ben. Abi baksana çıktım herkesin hayatından. Belki şarkıyla hatırlar beni bir gün. Sanırım tanıdığım herkesin hayatından teker teker çıkıyorum. İşin kötüsü bunu engelleyemiyorum.
Bu da şarkımız olsun

You Might Also Like

3 kişi benim de tuzum olsun dedi

  1. Ya oglum var ya seni parçalamak istiyorum! Ciddi ciddi beni şiddete teşvik ediyorsun. Niye etrafına bu kadar odaklısın? Kendin diyorsun hepsinin bir ömrü var diye.
    Bir daha ki yazında hayallerinden hedeflerinden bahseder misin? Lütfen?
    Bu arada bende mutfaktaki mermerin üstüne konan kuşlarla kavga ediyorum. Çok eglenceli oluyor.
    Biliyorum yalnız olmak zor. Ama zirve yalnızlıktır böyle düşün.
    Aamir Khan'ın bir filmi var orda elini kalbine koyuyor ve diyor ki "kalbiniz çok hassastır ve her söylediginize inanır, ona herşeyin yolunda oldugunu söyleyin. "
    Edison'un annesine yollanan mektubu biliyor musun? Ogluyla ilgili yazılanlar..
    Onlara inansaydı ne olurdu?
    Bazen herşeyin inanmak oldugunu düşünüyorum. Olumlu dusunmeye ihtiyacimiz var.

    YanıtlaSil
  2. :) beni bir iç bakışa götürdün yazınla.. lisans 2'deysen eğer yaşadıkların normal. hayat bir yol ve herkes farklı yol katediyor.. sen biraz farklısın diğerlerinden ve bununda farkındasın.. şuan ilişkilerinin karmaşık olasıda bu yüzden.. dışardan bakılınca soğuk ama tanıdıkça sevilen biri olma hissini çok iyi biliyorum. çok fazla arkadaşım yok. samimi olduklarımda beni buzlar kraliçesi diye tanımlar :) çok tanıdıksın.. şuan dibe tırmanıyomuş gibi bir his var içinde biliyorum.. o his geçmeyecek, ama alışacaksın ve bu seni daha sağlam bir karaktere götürecek.. insanlar konusunda seçiçisin.. doğru yoldasın.. özel birilerinin olmasını istemende çok doğal. klasik olacak cevabım ama; zamanı geldiğinde o insan zaten seni bulacak.. çünkü sen özel ve seçici birisin. emin ol o kişi geldiğinde hayatının önceki bölümleri sanki sana ait değilmiş gibi hissedeceksin. yalnız hissetmene gerçekten üzüldüm.. bende geçtim o yollardan. eziyetti diye bilirim. sürekli içimden bi'şeyler kopuyodu ve engelleyemiyodum.. yaşadığım anlar çok amaçsız geliyodu ve o anlarda mutlu olabilen insanlar bana uzak ve bi o kadarda sahte geliyodu.. delirdiğini düşünmen delilik olur :D çünkü yalnız değilsin. nasıl yardımcı olabilirim bilmiyorum, ama biraz dayanman gerekecek..
    not: yazı sonundaki müzik seçimini beğendim. ben yazını okurken bunu dinledim. https://www.youtube.com/watch?v=6bSsmyG9PJE&index=27&list=RDzqKZ_WIK5ms
    yorum yazarkende senin seçtiğin parçayı..
    üzülme olurmu :) birileri için iyiki varsın...

    YanıtlaSil
  3. Tespitler gözlemler... :):) sevgiler... :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Subscribe

subscibe